Akıl Başından Gidik Sarhoş Hallerimiz
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
 Akıl Başından Gidik Sarhoş Hallerimiz
14.07.2017 11:15:06

 

Akıl Başından Gidik Sarhoş Hallerimiz

Hem öyle büyük ağzımızı en büyüğünden açıp, hem o konuştuğumuzu bir eksiksiz hatta fazlasıyla yapan biz. Bir taraflarına bakınmadan Hasan Dağına oduna giden yine biz. Bu gün eleştirdiğimize yarın alkış tutan biz.

Ah bizim akıl başından gidik sarhoş hallerimiz...

İnsan belki de özellikle bu fıtrat üzere yaratıldı. Büyük konuşmalarının diyeti ona ödetilmeliydi ki, konuştuklarını yaşayıp, yaşattıklarının ne demek olduğunu görmeliydi.

Hayat aslında kısacık bir filmken bizler hep kalacağımız yanılgısı içinde hor görerek, yer yer çoklayarak baktık insana. Aynı fıtrattan olduğumuzu unutuverdik.

Gün gelip tepeden baktığına muhtaç olabilen aciz varlık aslında insan, çark ve dişlileri ters dönebilen bir yaşam üzerinde. Bu yaşamı ya fıtratında olan hoşgörü üzerine öğütüyor ve kendiyle barışık, kodlandığı gibi yoluna devam ediyor, ya da aslında horlayarak en başta kendisiyle çelişiyor, fıtratına ters düşüyor ve ayarlarını bozuyor.

Falancanın oğlu, filancanın kızı derken, boş konuşmalar, gıybet adına harcadığımız zamanı hiç düşündük mü? Biz insan olarak bu gaf içinde yol alıyoruz, peki ne kadar zaman geçiriyoruz bu saçma hal üzerinde. Bir ömrün ne kadarı eder bu?

Eleştirinin altında aslında gizli kibir ve aşağılama vardır. Yani bizlerin yüreğindeki bir takım pis hissiyatlar eleştiriye yönlendirir. Bir insanın olumsuz yanlarının dile getirilmesi özünde ezik kişinin eksik yanını kapatma ihtiyacından doğar.

İnsanlar insanları tabi ki takip eder, tabi ki etkileşim içindedir. Yeri gelince olumlu eleştirir, olumsuz eleştirir. Eleştiri ayrı bir eylem, açık aramak, olmayan şeyleri olmuş gibi dile getirmek, hatta iftira atmak ayrı bir duruştur. Burada ki kastımız, beyin sorgusu değil, yüreğe bulaşmış haset hastalığından kaynaklı yaptığımız büyük konuşmalardır.

Bu paslanmış yürekler en çok yakınları ve özellikle akrabaları içinde söz konusu mikrobu yaşatır. Aynı kandan olunduğu çoğu zaman unutulur. Virüs o derece güçlüdür ki birde atasözü haline gelmiş, akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez denmiştir. Ne acı bir durum bu. Ne zavallı bir hal. Biz toplum olarak aynı bağdan olanlarımızı akrepten daha kötü bir noktada algılıyoruz. Oysa ne inancımız, ne vicdanımız bunu demedi, demez bize.

Neyin gafı o halde bu yaşadığımız?

Bana göre boş insana özgü haldir, boş konuşmak. Psikolojik bir sorun, ezik bir dünyanın dışavurumudur. Yüreği paslanmış, aciz insan tutumudur.

Kötülüğün bir başka boyutu ise arkadan konuşmalar yapan kişinin, yan yana gelince o atıp tuttuğu insana dair sorunsuz, sütliman tavrıdır. Bu olayın içinde ikinci bir psikolojik travma, yani iki yüzlü, yalancı bir tavır anlamına gelir.

Dini, dili, ırkı beni asla ilgilendirmemekle birlikte, insanların aslında en iyisi en doğru ve dürüst olan, gıybeti hayatında sıfıra çekmiş, kendi içinde olgunlaşmış kişidir. Sizi çevreniz, muhatabınız, ya da hırslarınız ve şeytanınız zorlasa da eğer ki bunu yapmamayı düşünüyorsanız, BÜYÜKSÜNÜZ!

Eleştirmek her kişinin, düzeltip, adam etmek er kişinin karıdır. Siz bugün itibariyle gelin, tekrar gözden geçirin, her kişiden mi, er kişiden misiniz?

Ahsız, boşa değil, doluya yaşadığınız günleriniz olsun...

Tuba IŞIK

Eleştiri Hayat İnsan
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert