Atakum’u himaye etme pozisyonu
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Atakum’u himaye etme pozisyonu
19.12.2011 13:31:27

 

Atakum’u himaye etme pozisyonu

Atakum’u himaye etme pozisyonu: Bilinçaltı Kodlarda ‘Sağlam’lık ve Olayları Birbirine Bağlama Yeteneği İnsanlar kendilerine yöneltilen eleştirilere karşılık savunma stratejileri geliştirir ve uygulamaya koyarlar ki, bu gayet normaldir

Atakum’u himaye etme pozisyonu: Bilinçaltı Kodlarda ‘Sağlam’lık ve Olayları Birbirine Bağlama Yeteneği

İnsanlar kendilerine yöneltilen eleştirilere karşılık savunma stratejileri geliştirir ve uygulamaya koyarlar ki, bu gayet normaldir. Öyle ya, her eleştiri cevapsız mı kalacak?

Ancak köşesine ‘kaptan’ sıfatını uygun görüp, ‘duayen’ edasıyla yazma gayreti içerisine girenler, gerek eleştirirken, gerekse eleştirileri savuşturmaya çalışırken çok dikkatli olmalılar, kanaatindeyim (!)

Neden mi yazdık bunları? Son dönemde hem basının hem de kamuoyunun malumu olduğu üzere, Büyükşehir’in savunuculuğuna soyunan yayın organı ‘neyi nasıl savunacağını ve neye nasıl saldıracağını’ şaşırdı!

Son olarak, gazetenin ‘duayen’i öyle bir cümle kurdu ki; nasıl yorumlayacağımızı şaşırdık!

Cümle aynen şöyle:

“… Seçim döneminde Büyükşehir Belediyesi ve özellikle Yusuf Ziya Yılmaz ile gösterdikleri uyum çerçevesinde bölgesindeki yatırımlar için hep işleri kolaylaştıran taraf oldu…”

Metin Burma’dan bahsediyor burada. Yazar, Burma’yı tanıdığını ve gelecek yatırımların önüne engel olma düşüncesinde olmadığını söylemeye çalıştığı bölümde kaleme alıyor yukarıdaki cümleyi.

Herhangi bir yazıdan cımbızla bir bölümü alarak yargıya varmak doğru değildir, biliriz. Ancak bu bölüm yazının tümünden bağımsız olduğu ve başlı başına bir yargı taşıdığı için özel olarak ele alınabilir.

Bir ara bilgi geçelim: Bahse konu köşe yazarının Büyükşehir Belediyesi ve özellikle Yusuf Ziya Yılmaz’a yakınlığını bilmeyen yoktur. Malum epeyce destek de almışlardır kendilerinden. Öyle az buz bir destekten bahsetmiyoruz tabii.. Hele ki manevi destek tarafı bizi hiç bağlamıyor. Buradan hareketle ve genel olarak, söz konusu yazarın düşüncelerini sadece kendi fikirleri olarak değerlendir(e)miyor, ‘Basın milletin müşterek sesidir’ genel şiarının, ‘Büyükşehir’in Payı’ olarak yorumlamak durumunda kalıyoruz kendilerini ve seslenişlerini.

Hal böyleyken ilgili köşe yazarının ‘bak ben vatandaşın yanındayım’ sosuna bulanmış, ‘falanca kişilerin kazancı çok zoruma gidiyor’ cümleleri ne kadar ‘sağlam’ zemine oturmaktadır, bilen söylesin. Sanki bütün imkanlarını sadece ve sadece kendilerine sunan zihniyetin, adaletli davrandığı iddia edilebilirmiş gibi.. Sanki belirli bir kesime angaje olanların ‘vatandaşın sesi’ olabilme hakkı varmış gibi.. Sanki sair ilişkilerle gönüllü boyunduruk altına yatanların ‘özgür basın’ sloganı atmalarının bir kıymet-i harbiyesi olabilirmiş gibi.. Ve sanki bu devasa paradoksu kimse fark etmeyecekmiş gibi, hareket etmek de neyin nesi?

Tüm bunlar apaçık ortada iken, bilumum ‘kamu zevatı’na sıcak yapma gayreti de güdük kalmıyor mu fazlasıyla?

Her neyse.. Dönelim asıl mevzuya..

Ne demişti köşesinde yazar: ‘Seçim döneminde Büyükşehir Belediyesi ve özellikle Yusuf Ziya Yılmaz ile gösterdikleri uyum çerçevesinde bölgesindeki yatırımlar için hep işleri kolaylaştıran taraf oldu.’

İlk bakışta fark edilemeyebilecek bir ayrıntı belki de. Ama Hazret, ‘seçim dönemi’ diyor, farkında iseniz.. Seçim döneminde uyum içerisinde olanlardan biri A partisinin adayı, diğeri B partisinin. Her ne kadar A partisinden aday olan büyük kardeşle, yine A partisinden aday olan küçük kardeşin ‘kangrene dönmüş’ problemleri vardı ise de, bu durum A partisinin büyük adayıyla, B partisinin küçük adayı arasında uyum sağlamalı mı? Bu durum, ‘siyaset ahlakı’na sığar mı? Sığarsa nasıl sığar, açıklayınız..

Sizin bu iddialarınıza o dönemin A partisinin büyük adayı, şimdinin Başkanı ne demektedir? Bu düşünceyi desteklemekte ve ‘Evet, öyle oldu’ mu demektedir, yoksa -özellikle bu yazı yayınlandıktan sonra- yazıyı redakte etmeyen görevlilerine fırça mı atacaktır? Ez cümle, bu yazı bir ‘Adem Bektaş’ı nasıl yedik ama’ yazısı mıdır?

Ötesinde, B partisinde durum ne alemdedir? Oranın da bu tür ‘siyasi ahlaka mugayir uyum’lara tepkisi olacak mıdır? Yoksa ‘bu şarkı eski bir şarkı, olan oldu’ mu demektedir?

***

Bu camiada ‘ötüşken kuş’lar hiç bitmez..  Bu vesile ile basın camiasında son dönem ‘ötüşken kuş’  vazifesini yüklenenlere selam olsun..
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER