Bu Gelen Kimin Yâri
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bu Gelen Kimin Yâri
03.01.2018 16:41:42

 

Bu Gelen Kimin Yâri

İnternet çağı başladıktan sonra, millet olarak kendi çapımızda çağa en hızlı, en yoğun ayak uyduran kavimlerden biriyiz. Bu iyi mi kötü mü tartışmayacağım. Bazı tespitlerim olacak.

Yabancı dizileri çok da itiraz edilmeyen bir şekilde "kaçak" olarak yayınlayan internet siteleri var. Elimizde kesin rakamlar olmadığı için net ifade edemiyoruz ama milyonlarca insanımızın yabancı siteler üzerinden filmler ve diziler takip ettiğini biliyoruz. Bu sitelerde yayınlanan ortalama Amerikan dizilerini yaygın yayın yapan televizyon kanallarımız özellikle "prime time" tabir olunan saatlerde yayınlayamıyor. Söz konusu dizilerin takibi halkımıza yorucu geliyor. Laf aramızda bu diziler "ihtiyaçtan fazla zekice" olduğundan rağbet görmüyor. Zaten yayıncı ve yapımcı kuruluşlarımızı yönetenler “ilkokul 2. ve 4. sınıf” seviyesini esas alarak hizmet üretiyorlar. Ama özellikle sosyal medyaları yoğun takip eden, yaşça daha genç kesimde, otuz yaş altını veya bir kavle göre otuz beş yaş altını esas alırsak, milyonlarca insanımızın bu dizileri yakından takip ettiğini biliyoruz.

Sosyal medya farkındalığı ve düzenli kullanıcılığı bakımından da özellikle 25 yaş altı grupta hastalık derecesinde de sayılabilecek yoğunlukta bir yaygınlık var. Bu yeni kuşak ile ana babaları, büyükleri arasında kesinlikle bir kuşaktan daha fazla kültür farkı bulunduğuna inanıyorum. Normal şartlar altında her kuşak arası bir, bilemediniz yer yer iki kuşak fark bulunması makulattan ama internet devrimi sonrası bu kuşak farkı iki, üç, belki bazen daha fazla açılmış durumda. Sosyolojiyle meşgul olanların bunun analiz ve kritiğini yapmaları iyi olur.

Son zamanlarımızın siyasi sloganı olan "Yeni Türkiye" nin cismi şu veya bu şekilde geliyor ama her şeyin iyi veya kötü, bunu zaman gösterecek, çok farklı olduğunu şimdiden kabul etmek lazım. Sıradan bir Orta Anadolu kasabasında imam hatip lisesinin orta kısmında okuyan bir kızcağızın "sosyal medya" hesabında üç - beş bin takipçi olabiliyor. Başörtülü bu kızımız boy boy pozlar vererek kendine has bir kezbanî modellik hayalini yaşarken en çok merak ettiğim buna anne, babası ve çevresinin ne tepki verdiği. Bu örnek, başörtülü veya başörtüsüz, o kadar yaygın ki. Bu çocuklar yarın büyüyüp, evlenip hayata ve çoluk çocuğa karıştıklarında kesinlikle ebeveynlerininkinden farklı bir kültür yapısında yaşayacaklar.

68 kuşağı olgusunun Avrupa ve Amerika merkezli batı atmosferinde yaşattığına belki bir yönüyle benzer bir döneme girdik. Bugüne kadar cari alt kültürümüz yepyeni varyasyonlara gebedir. Yaygın bir merak ve bilgilenme ihtiyacı hissetmeyen bir kavim oluşumuzdan mütevellit akademi dünyası ve devlet bu konularda herhangi bir bilgi üretmiyor. Böyle bir bilgi üretme faaliyeti varsa bile herhalde bu iş dünyanın en iyi korunan sırlı işlerinden biri olsa gerek.

Gözlem yeteneğimize dayanarak, duyduklarımızı, genel tahminlerimizi de hesaba katarak diyebiliriz ki, sosyal düzen eskisinden daha da kötü bir seviyeye inmiş durumda. Hasseten orta öğretimde sınıfta kalmak ve derste kalmak hukuken değilse de fiilen kaldırıldığından bu yeni nesil çalışma disiplini, öğrenme, genel kültür anlamında eskisinden de daha kötü bir yerde. Hayatın her alanına yansıyan bu berbat manzara giderek de kötüleşecektir.

Bu yeni neslin okuma alışkanlığı çok kötü vaziyette. Hali hazırda zaten dünyanın en az okuyan kavimlerindeniz. Asıl eğitimini sosyal medyalar üzerinden ortaya çıkan tuhaf bir sosyal çevrede farkına bile varmadan alan bu yeni nesil, bir eski milli eğitim bakanının da ifade ettiğine göre herhangi bir konuda üç dakikadan (yazıyla 3) daha fazla dikkatini toplayamıyor. Bir metni, bir metnin fikir zincirini takip edemiyor. Ahilerin almazlık dediği sosyal veba daha da kötü bir aşamaya geçmiş durumda. Bu çocuklar günlük hayatın bile en basit sayılması gereken akli, kalbi, ahlaki seviyelerinde yaşıyor. Hayatın devam etmesi için gereken asgari akıl seviyesinin de altına inilmiş durumda. Ve bu bir şeyler yapma güç ve kabiliyetini haiz ilgili mercilerin pek umrunda gibi de görünmüyor. Allah sonumuzu hayretsin.

Kişisel projeler üzerinden yeni bir kavim inşaı şart üstü şart hale gelmiştir. Bu tarihimizin en önemli işlerinden biridir. Buna katiyet derecesinin de ötesinde imanımız tamdır.

Ahmet Kubilay

Ahmet Kubilay 68 kuşağı Sosyal medya
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert