Bütün Vietnamlıları Öldürmek Mümkün Olamadı Ve Lâkin Türklerin Tümünün Öldürülmesi Mümkündür
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bütün Vietnamlıları Öldürmek Mümkün Olamadı Ve Lâkin Türklerin Tümünün Öldürülmesi Mümkündür
12.11.2017 10:00:00

 

Bütün Vietnamlıları Öldürmek Mümkün Olamadı Ve Lâkin Türklerin Tümünün Öldürülmesi Mümkündür

Tarihin bir yerindeyiz. Neresinde? Bu çatallı sual hesaba sadece çağın bizden istedikleri katıldığında bir türlü, hesabı sadece “biz” yaptığımız takdirde başka türlü cevaplandırılabilir. İçinde bulunduğumuz çağ bizden bir şey, bir şeyler istiyor. Tarih boyunca her çağın bizden talepleri oldu. Verdik veya vermedik. Şu anda da vereceğiz veya vermeyeceğiz. Bir hesap yapmamız lâzım. Verirsek ne olur, vermezsek ne? Yok, canım; çağ dediğiniz şeyin bizden herhangi bir şey istediği yok. Üstelik tarihin herhangi bir yerinde de değiliz. Geçmişe mâzi, yenmişe kuzu derler. Eğer kafamızı meşgul eden meseleyi bizim bir yerden bir yere gitmemiz doğurduysa yol olarak bildiğimiz ayak izlerimizle ortaya çıkan yol olacak.

Zihninizi yukarıdakilerden hangisi istikametinde yoruyorsunuz: Tarihte size mahsus bir yer olduğu hissinin yakınında mı, uzağında mısınız? Kendinize karşı samimiyetiniz ne durumda? İçinizdeki his bizatihi kendi mevcudiyetinizi yerine oturtuyor mu? Eğer Müslüman iseniz Rasulü Ekrem’in ashabına “Beni kendinizden çok seveceksiniz” dediğini hatırlayın. Demek ki kendimize karşı samimiyet dediğimiz şey kendimize bırakılmamış. Ellerinin senin ellerin olduğunda şüphe yok. Hiç kimse ellerini senin elinden alamaz. Sen kimsin? Hep aynı kendin kalamadığına dikkat et. O ellerle sadaka verdiğin zaman bir şeysin. O ellerle hırsızlık yaptığın zaman başka bir şeysin.

Şahsiyeti, dolayısıyla şahısları gerçek ve hükmî olarak ikiye ayırmaksızın anlamamız imkân dâhilinde değil. Can taşıyan herkesi gerçek şahıs kabul ediyoruz. Gerçek şahıslar can taşıdıklarının ispatını münasebet kurdukları hükmî şahsiyette buluyorlar. Hükmî şahsiyeti husule getiren ise kendinin haricinde kalanlarla birlikte yaşamak ve/veya yaşamış olmak, bunun için de usûl-füru irtibatı tesis etmektir. ABD’nin ikinci Vietnam’ının Suriye olduğunu, aynı Suriye’nin de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilân edildiğinden bu güne başına gelen ikinci sınır dışı operasyon sahası –ilk saha Kıbrıs 1974 idi- olduğunu okumakta olduğunuz yazının başından itibaren serdedilen mülâhazalar sadedinde kavramak elzemdir.

ABD bütün Vietnamlıları öldürmedikçe savaştan galip çıkamayacağını anlayınca bölgeden askerlerini geri çekti. Bütün Vietnamlıların öldürülemeyişinde Ho Şi Min’in bizzat kendisinin ve bütün kadrosunun Katolik oluşu ne derecede rol oynamıştır, bunu bilmiyoruz. Bildiğimiz Dünya Sistemi’nin hasmını her vesilede kendi peydahladığıdır. Bu suretle Dünya Sistemi’nin alt edilemeyeceği görüntüsü rahatlıkla verilebiliyor. Hızını Rönesans’tan alan Türk düşmanlığı gerçek şahıslar olarak Türklerin tümden yok olması planını Türkleri hükmen temsil eden unsurların iflâsıyla uyguladı. Kur’an elimizden alındı. Kâbe’miz gasp edildi.

Kıbrıs çıkartmasında devreye sokulan ordu İstiklâl Marşı’nın ithaf edildiği ordu olma özelliğini 27 Mayıs 1960 sabahı NATO’ya CENTO’ya bağlılığını haykıran silahlı kuvvetlere devretmiş olandı. Bu süreç gelip Özgür Suriye Ordusu’na dayandı. Kur’an-ı Kerim’in elimizden alınıp vatanın kalbi bildiğimiz Kâbe’mizin gasp edilişini gerçekçi yaklaşımlarla yorumlama hevesindekiler Türklerin tümden yok oluşu fikrine de “Nerede o günler” hasretiyle bakıyor. Biz Türkler olanca varlığımızı hükmî şahsiyetimize rapt etmiş halimizle bir yerdeyiz. Tarihin orasındayız. Kendimizden çok Resulü Ekrem’i seviyoruz.

İsmet Özel,

http://istiklalmarsidernegi.org.tr

Müslüman ABD Kıbrıs çıkartması Türkler
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert