Darbe Beklentili Türkiye’nin Ateş Çemberi…
Reklamı Geç
Advert
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Darbe Beklentili Türkiye’nin Ateş Çemberi…
14.06.2017 15:14:17

 

Darbe Beklentili Türkiye’nin Ateş Çemberi…

Türkiye’nin ateş çemberinde olduğu doğru da Darbe lafı da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim…

Biraz endişe, biraz korku, biraz da tedirgin ama Ramazan ayının sakinliği ile  sizlere önce Ortadoğu turu yaptırmak istiyorum…

Tura, İsrail ile başlayalım;

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) feshedilmesi gerektiğini söyledi. Bu ne demek derseniz Filistinli vatandaşları artık korumayı bırakın ve İşimizi güçleştirmeyin demektir. ABD Başkanı Trump’ın ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma kararında olduğunu da hepimiz biliyoruz. İsrail’in Mescid-i Aksa üzerinde ki emellerini de.Son aylarda Ezan’ın yasaklanma girişimini uygulamak için fırsat kollanırken, Mescid-i Aksa’nın Şam Kapısı’nda Filistinli 16 yaşındaki genç kız Fatma Atıf’ın sırtından 20 kurşunla öldürülmesin, İsrail Spor ve Kültür Bakanı Miri Regev’in, Cannes Film Festivali’nde giydiği kıyafetle mesaj olarak elbisesinin eteklerine Kubbet-ül Sahra desenlerini eklemesi, Ramazan ayında 30 yaşın altındaki gençlerin Mescid-i Aksa’ya girmelerinin yasaklanmasını sadece zulüm olarak adlandırmak iyimserlik olur.

BOP son sürat devam ediyor!

ABD Başkanı Trump, İsrail ziyaretinde daimi Müttefikimiz dediği İsrail’in tüm talepleri hoşgörü ve kabul gördü. Tek problem ise Filistin-Gazze-Kudüs üçgenine yardım ve ticaret yapan ülkeler ve o ülkeler adına yardım yapan kuruluşlar…

İsrail’in bölgeden elini çekmesini istediği ülkelerin başında da elbette ki Türkiye ve İran geliyor. İran Şİİ Milisleri desteklerken, Türkiye ise bunun karşısında SÜNNİ Hamas’ı destekliyor. Türkiye TİKA Yardım kuruluşu ile bölgeye tek elden yardım yaparken, Birleşmiş Milletlerde gözlemci statüsünde bu yardımları denetliyor. Türkiye’nin bu üçgende en büyük stratejik ortağı ise Katar. İran’ın ise en büyük stratejik ortağı B.A.E.

Türkiye’nin ve İran’ın direk bölgeden elini çektiremeyen üst akıl ise çorba niyetinde bir Arap körfezinde kriz oluşturdu.

İsrail’den sonra Suudi Arabistan’ı ziyaret eden ABD Başkanı Trump, Kılıç dansı ile şov yaptığında neyin dansı olduğunu daha hepimiz anlayamamıştık. Ta ki Katar krizi patlak verene kadar. Hafta sonu ise Trump, Katar’ı terörizme destek vermekle suçladığı gibi Ortadoğu da en büyük askeri üssünün Katar’da olduğunu önemsemedi. Suudi Arabistan’ın başını çektiği ülkeler ise hem Şİİ Milislere hem de SÜNNİ Milislere destek vermekle suçladı. Hatta daha da ileri giderek DEAŞ destekçiliği ile suçladı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta daha önce de Türkiye’nin DEAŞ destekçisi olarak itham edilmiş olması. Türkiye’nin ÖSO’ya verdiği desteği DEAŞ’a destek veriyor algısı çalışılmış ama bu algı tutmamıştı. Hatırlanacağı üzere bu konu üzerinde CHP’de oldukça çalışmıştı! İşin aslı ise 2013 yılında EL-Kaide’den ayrılan bu terörist yapı DEAŞ’ı ilk TERÖRİST GURUP olarak ilan eden Türkiye’dir. Yine hatırlanacağı üzere ABD’nin kurduğu daha sonra başına bela olan DEAŞ, daha sonra ABD ve AB ülkelerince terörist listesine alınmıştı.

Katar’a yapılan onlarca suçlamalardan bir tanesi de Mursi ve Müslüman Kardeşler topluluğuna verdiği destek. Burada da Türkiye ile birlikte hareket eden Katar’ı terörizme destek vermekle suçlanması aslında Türkiye’ye karşı bir atak. Diktatör ve Katil SİSİ, ABD ve AB destekli kanlı darbesi ile Mursi’yi devirmesi sonrası elbette ki kendi rejimini oturtmak için elinden geleni yapacak. Haliyle, Mursi ve Müslüman Kardeşlerden yana tavır alan Türkiye’de, SİSİ’nin diş bilediklerinden ama dişte geçiremediklerinden…

Katar operasyonu ile Suudi Arabistan Krallığını İran’dan gelebilecek bir saldırıya karşı ABD Başkanı Trump’tan koruma garantisi alırken,Diğer yandan da Trump’ın aslında İsrail’in BOP Projesine farkında olarak/olmayarak alet oldu.Şöyle ki Katar boşu boşuna seçilmedi! “Krallığına bir şey olmayacak ama bizim de ortadoğu’da ki politikalarımızı sonuçlandırmamız gerekiyor! Katar’ı izole ederseniz,Türkiye’nin de bölge üzerinde ki ÖZELLİKLE KUDÜS üzerinde ki hakimiyetini düşürmüş oluruz! Büyük İsrail ve Kudüs ile projelerimizi nihayete erdiririz!” Elbette ki bölgenin Petrol ve Doğalgaz konusunda ki zenginliğini de Medeni! AB ve ABD’ye daha rahat aktarılması da bunun üzerine çifte piyango özelliği taşır.

Ve maalesef Suudi Arabistan bu komplo’yu Katar’a “Ben nasıl ABD’ye itaat ediyorsam Katar, sende bana itaat etmelisin” noktasına getirdi.

Ancak,

Türkiye’nin sadece Katar üzerinde dolaylı yoldan sıkıştırılması yetmez!

Türkiye’nin BOP için bir miktar daha izole edilmesi ve bölge de hareketsiz kılınması gerekmektedir. Bu ise Suriye ve Irak ile olacaktır. IKBY’nin referandum kararı Türkiye,Irak ve İran tarafından hoş karşılanmaz ve desteklenmezken ABD tarafından olumlu olarak karşılandı. BOP’ın aslında ikinci ayağı için bölgede yeni kukla bir Kürdistan kurulması gerekiyor ve bunun içinde IKBY’nin bağımsızlık referandumu desteklenmesi gerekiyor.Bu arada ABD yönetiminin Demokrat yada Cumhuriyetçi yönetim olarak adlandırılmasının da ABD’nin ortadoğu politikalarının değişeceği anlamı taşımadığını artık anlamamız gerekiyor.

ABD’nin öncülüğünde ki DEAŞ ile mücadele kuvvetlerinin,Özellikle ABD’nin PYD/PKK’ya bölgede her türlü lojistik desteği verdiğini biliyoruz.Kaldı ki DEAŞ ile mücadele de bunun şart olduğunu ABD yönetimi sürekli olarak deklare ediyor. Aslında bölge de yeni ve büyük Kürdistan’ın yolu açılmaya çalışılıyor. Terör örgütü DEAŞ’la mücadele kapsamında verilen bu askeri malzemelerin şimdi bile PKK/PYD tarafından Türkiye ile çatışmada kullanıldığını görüyoruz. Daha önceleri Türkiye’nin doğusunu da kapsayan Kürdistan haritalarının yerini şimdilerde Türkiye’nin sınırları boyunca uzanan ve PKK/PYD/IKBY birlikteliğini gösteren Kürdistan haritaları görüyoruz…

24  Mart 2016’da Akvaryum balığı Kürdistan makalemde “2016 sonuna kadar Akvaryum kırılır,ABD’nin onca emek verdiği kan ile suladığı akvaryum balığı kansızlıktan ölür…” demiştim ancak bugün bölge çok enteresan gelişmeler ile karşı karşıya. Şöyle ki İran ve Esed rejimi, Terör örgütü PKK/PYD’ye Afrin’den Akdeniz’e inecek bir ‘Terör Koridoru’ açmak üzerine anlaştı. Bir yanda ABD’den lojistik ve askeri destek alan PKK/PYD , diğer yandan da ABD’yi büyük şeytan olarak adlandıran İran ve Esed rejimi terör örgütü PKK/PYD’yi Akdeniz’e iniş yolu açıyor. Ama tabloya baktığımızda ise ABD ile İran-Suriye çatışma halinde!

Diktatör Esed’in komutanlarından General Suheyl Haydar ve İran’ın yurtdışı operasyonlarından sorumlu ‘Kasap’ lakaplı Kasım Süleymani, Afrin güneyindeki Nubbul’da PKK/PYD’nin Akdeniz’e ulaştırılması konusunda anlaştılar. Toplantıya PKK/PYD’lilerle birlikte ‘Acilciler’ olarak bilinen Mukaveme Suri’ isimli terör örgütünün temsilcileri de katıldı. Gizli toplantıda PKK/PYD’nin Afrin’den Akdeniz’e ulaşması için 150 kilometrelik zikzaklı güzergahta nasıl ilerlemesi gerektiği ele alınırken, Kasım Süleymani ve Esed temsilcileri Türkiye’nin güney sınırı boyunca terör örgütüne her türlü desteği verebileceklerini anlattı. Yapılan görüşmelerde Suriye PKK’sı Akdeniz istikametinde ilerlerken, örgüte kara desteği dışında Esed ordusuna bağlı hava birliklerinin de destek vermesi kararlaştırıldı.

Esed ve İranlı yetkililer, Akdeniz’e açılmak için muhaliflerin elindeki İdlib’e saldırmaya hazırlanan PKK/PYD’nin, denize ulaşma planını ‘En geç 9 ay içinde’ gerçekleştirebileceğini düşünüyor. Plana göre Akdeniz koridoru Afrin’den başlayarak şu istikamette ilerleyecek: Dar et Izze, Atme, Sarmada, Bab el Hava, Harim, Salkin, Derkuş, Yakubiye, Cenudi, Hırbit el Cuz, Cisr eş Şugur, Aynel Beyda, Cebel Ekrad, Han el Cuz, Türkmen Dağı ve Kesep. Bu görüşmede Türkiye sınırının tamamının rejim ve PYD kontrolüne geçmesi ve sonrasında işbirliğinin devam etmesi kararlaştırıldı. Yarubiye Sınır Kapısı’ndan Kesep-Akdeniz’e uzanan 911 kilometrelik hatta muhalif unsur kalmaması ve Türkiye’nin Suriye ile tüm bağlarının koparılması gerektiği de kararlar arasında…

Türkiye’nin Ortadoğu ile bağının koparılması ve maksimum gelecek yüzyılda, Mevcut şimdi ortalarda gezinen haritaya Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin katılacağını düşünmemiz çok fazla da kötümser tahmin değil.

Peki neden Kürdistan?

Neden AB,ABD,İsrail,İran, Esed rejimi, PYD/PKK’nin IKBY ile birlikte oluşumu olmasını istedikleri Birleşik Kürdistan haritasını destekliyor?

Sorunun iki cevabı var.

Bunlardan birincisi Esed rejimi ve İran’ın Türkiye’yi zayıflatma politikası. Kaldı ki Türkiye’nin bölge de zayıflaması İran’ın Şİİ politikalarını bölgeye çok daha fazla empoze etmesini sağlayacak.Ki bu tamamen kısa vadeli ve kısır düşünce siyaseti,

İkincisi önemli neden ise AB,ABD,İsrail’in Türkiye ile İsrail arasında yeni bir tampon kontrolü kolay adı ülke olan APARAT oluşturma çabası. Daha sonra ise bu kullanışlı aparat ortadan kaldırılarak yada İsrail’e katılarak Büyük İsrail Projesinin yolu açılması…Tabii ki bu kullanışlı aparat’ın oluşturulmasında ki en büyük engel Türkiye.

Günümüz Ortadoğu analizi yaparken Türkiye’nin iç dinamiklerini de göz önüne almamız gerekiyor. Şöyle ki;

Her şeyden önce 15 Temmuz darbe girişiminin aslında darbe olmadığını, 15 Temmuz’un aslında işgal operasyonu olduğunu bilmemiz gerekiyor. 15 Temmuz sonrası ise günümüzde yaşananlara baktığımız da da 15 Temmuz sanıklarının akla ziyan savunmaları ve hepsinin özgür kalacaklarına olan güvenleri, Mahkemelerle dalga geçen tavır ve davranışları üzerine birde mahkemelerde yaşanan Damat krizleri ki bu krizlerle toplumun adalet duygusuna inancı yok edilmeye çalışılıyor, Buna mukabil olarakta yeni darbe girişiminde halkın direncini kırmak hedefleniyor…

Bu hedefin nihayete erme aşaması ise, Hukukun adalet mekanizmasını sağlamadığı algısı üzerine kurulacak olan yeni darbe girişiminde toplum kaosa sürüklenecek, Halkın kendi adaletini kendisini sağlaması hedeflenerek iç savaş körüklenerek Türkiye’nin NATO’dan asayişi sağlaması talep edilecek…

CHP ise her zaman ki gibi farklı bir yöntem izliyor bu konuyla ilgili olarak,Şöyle ki,

CHP’li vekil Aytuğ Atıcı Türkiye’ye son yıllarda ‘Nereden geldiği belli olmayan’ Döviz’ miktarında artış olduğunu savunarak bu yolla 2015’te 10 milyar, 2016 yılında ise 11 milyar doların ülkeye geldiğini iddia etti. Katar’ın Türkiye’ye yaptığı yatırımların 20 milyar doları bulduğunu ifade ederek Katar sermayesinin kayıt dışı sermaye yaptığını da iddia etti, bir nevi hırsız diye suçladık bulamadık onun yerine şimdilerde Terörü destekleyen ülke Katar algısıyla DEAŞ’ın destekçisi Türkiye’ye sözü getirdi. Zira, CHP tarafından hükümetin uzun bir dönem DEAŞ destekçisi ithamında bulunulduğunu unutmayalım.CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’da, Katar krizi başladığında ilişkilerin gözden gerektiğini ifade etti.

Bu karmaşık gibi görünen aslında üst aklın projesi yönetilmeye çalışılırken, Türkiye ekonomisine ait 2017 yılı birinci çeyrek büyüme rakamları da 12.06.2017’de açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2017 yılının ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde %5 büyüdü. Piyasalarda ise %3,5 civarında bir büyüme bekleniyordu. Beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu büyüme de muhtemelen CHP Kurmayları tarafından Katar ile yapılan işbirliğine yorumlanacak ve ABD ağzıyla Terörist DEAŞ’ı destekleyen Katar ile işbirliği yapıyorsunuz’a laf getirilecek…

İsrail’in terörist ve cüretkar davranışları, Suudi Arabistan başta olmak üzere Katar’ı terörist ilan eden ve yalnızlaştırma politikalarına ek olarak PKK/PYD/IKBY birlikteliğiyle oluşturulacak Büyük Kürdistan Devlet, FETÖ terör örgütü mensuplarının bir şekilde halk isyanı ile linç edilmesiyle başlayan iç savaş senaryosu,CHP’nin umursamaz ve toplumu geren açıklamaları, Türkiye’nin Katar üzerinden Terörist DEAŞ’ı destekliyor iması ile birlikte NATO’nun müdahalesi bazıları için çok uçuk bir senaryo gibi gözükse de masalarda ki en son senaryo bu senaryo…

Bu kadar senaryonun sebebi ise de tabi ki de Büyük İsrail Projesi…

Üst aklın bu kadar ince ince, ilmek ilmek dokuduğu bu senaryo da unuttukları Türkiye’nin elinin armut toplamadığı, Türkiye’nin de ahlat aklının çalıştığı ve Kararların üzerinde karar olduğu….

Orhan SARIKAYA

Ortadoğu İsrail Türkiye Katar
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert