Devri Alem Ve Sonuçları
Reklamı Geç
Advert
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Devri Alem Ve Sonuçları
09.05.2017 08:39:25

 

Devri Alem Ve Sonuçları

Dünyayı şöyle bir tam gezip geçtiğinizde ne olur hiç düşündünüz mü? İki defa bu pek az kişinin yaşayabildiği olaya şahitlik ettim. İkisinde de batıya doğru gittiğim için 2 gün eksik yaşamış oldum.

Ne var bunda? Demeyin. Zira Müslümanlar için çok önemli olan namazımı 2 gün kılmamış oldum. Eğer ramazan ayında olmuş olsaydık nasıl olurdu diye hala düşünüp çözmeye çalışırım. İsterseniz bu ilginç vakıayı biraz detayları ile anlatayım.

Ticaret gemileri ile sefere çıktığımın ikinci yılıydı. 2. Kaptan olarak atandığım bir gemiye, İstanbul Boğazı geçişinde katılmıştım. Gemimiz, Panama Kanalını geçerek sırası ile Kosta Rika, El Salvador ve Guatemala’ya gidecekti. İstanbul’dan “Vira Bismillah” diyerek sefere çıktık.

Akdeniz ve Atlas Okyanusunu 15 günde geçerek Panama’ya geldik. Burada meşhur Panama Kanalı’na girip 3 doktan (havuzdan) geçerek deniz seviyesinden yaklaşık 100 metre yükseklikte suni bir göl olan Gatun Gölüne çıktık. Yarım günlük bir kanal geçişinden sonra yine 3 adet havuza girerek bu sefer Pasifik sularına indik.

Yükümüzü planlanan limanlara tahliye ettikten sonra, boş olarak Kanada’nın Vancouver limanına hareket ettik. Buradan yüklediğimiz sülfür yükünü Malezya’ya götürecektik. İşte anlatacağım ilginç yolculuk da böylece başlamış oldu.

Denizde zaman karadakinden farklıdır. Eğer batıya doğru gidiyorsanız günler uzamaya, doğuya doğru gidiyorsanız kısalmaya başlar. Her 15 derecede bir (900 mil mesafede), saatlerinizi 1 saat ileriye veya geriye almak zorundasınızdır. Aksi takdirde yerel saat adını verdiğimiz bölgenin kullandığı saatten farklı bir saati kullanmak zorunda kalırsınız ki, bu durum işlerinizi bir hayli güçleştirecektir.

Bu nedenle batıya giderken iki günde bir defa saatlerimizi geri alıyorduk. Yolculuğumuz süresince bir günümüz ortalama 24,5 saat sürüyordu.

Bütün insanlar bir günü 24 saat olarak yaşıyorken bizim yarım saat fazla geçirmemiz tuhaf bir durum meydana getiriyordu. Fazladan yaşadığımız bu saatlerin bir telafisi olmalıydı ve Kanada’dan ayrıldıktan bir hafta sonra bunun bedelini almış olduk.

179 Derece Batı Boylamının sonuna gelmiştik. Haritalarda “Gün Değiştirme Çizgisi” adı verilen 180 Derece Boylamı yazıyordu ki, bu boylamı geçerken gemi jurnaline bir gün ilave etmek zorunda kalmıştık.

Seyir defterinde günlerden “Salı” yazmasına ve ertesi gün “Çarşamba” olmasına rağmen bir gün sonrasını yani “Perşembe” gününü yazmıştık. Anlaşılan her gün fazladan yaşadığımız yarım saatlerin bir bedelini bu noktada almış oluyorduk. Sonunda Çarşamba gününü hiç yaşamadan yolumuza devam ettik.

Malezya’da gemiden ayrılarak İstanbul’a döndüm. Jules Verne’in “80 Günde Devri Âlem” romanına nazire yaparcasına 77 gün sonra evime geri gelmiştim. Gerçi Verne’nin roman kahramanları hep doğuya doğru ilerlemiş ve bir gün daha fazla yaşamışlardı. Biz ise tam tersine bir gün az yaşamıştık.

Lakin dünyayı turladığınız takdirde günlerde değişiklik oluyordu. Evime döndüğümde takvime göre 78 gün geçtiğini görüyordum. Jules Verne’in romanında yolculuk 81 gün sürmüştü fakat takvimlere göre 80 gün geçmişti. Biz ise Macellan’ın rotasında gitmiş yani dünyayı batıya doğru kat etmiştik. 

Macellan ve denizci arkadaşları gibi bir gün az yaşamış güneşin doğuş ve batışını bir gün daha az görmüştüm. Hâlbuki roman kahramanları ise bir gün fazla yaşamışlardı. Eğer dünyayı bir defa enlemesine turlayıp kat ederseniz siz de bu durumu yaşarsınız. Üstelik gemide çalıştığım için maaşımı da 78 gün olarak almıştım. Kısaca söylemek gerekirse bir gün daha az yaşamış ve çalışmadığım halde fazladan 1 gün ilave edilmişti.

İşte bu yolculuğumun diğer seferlerden farklı olmasına bu “Gün Değiştirme Çizgisi” neden olmuştu. Haritalarda “International Date Line” adı verilen bu çizgiden geçen her yolcu, takvimini 1 gün öncesine veya sonrasına almak zorunda kalır.

Ben “böyle bir şey yapmayacağım” diyemezsiniz, zira bulunduğunuz ülkenin tarih ve zamanına uymak zorundasınızdır. Aksi takdirde her şey karışacaktır.

Evet, dünyanın yuvarlak olduğunu böylece test etmiş oldum. Gerçekten de yuvarlakmış! 

Eğer İstanbul’a döndüğümde yaşadığım gün sayısı İstanbul’dakiler ile aynı olsaydı “dünya yuvarlaktır” denilemezdi. Zira dünyayı enine doğru bir defa dolaşan bir insanın 1 gün daha az yaşaması gereklidir. “Formula 1” yarışlarına benzetecek olursak, dünya bize bir tur bindirmiş oldu. Bu sayede bir gün daha az yaşamış, güneşin doğuş ve batışını bir gün eksik görmüştük.

Macellan, bizden farklı olarak Güney Amerika’nın güneyine inmiş, kendi adı verilen boğazdan geçerek Endonezya sahillerine kadar gelmişti. Bu meşhur Portekizli kaptanın burada talihi yaver gitmemiş, yerliler ile girmiş olduğu çatışmada hayatını kaybetmişti. Fakat denizci arkadaşları seferlerini tamamladılar ve batıya doğru yelken açmışken doğudan ülkelerine dönmüşlerdi.

Bugün hâlâ Macellan’ın gittiği yoldan batıya doğru ilerleyen gemiler var. Zira Panama Kanalı belirli bir büyüklükten sonraki gemilere hizmet veremiyor. Panamax adı verilen gemiler de, işte bu kanaldan geçebilecek tonaja sahip gemilere verilen isimdir.

Bu ilginç olayı iki defa yaşadım yani dünya bana iki tur bindirdi. Bu defa gemi kaptanı olarak bir daha dünyayı batıdan doğuya doğru kat ettim. Hatta bu seferi ise hem bir yazı dizisi hem de kitap olarak yayınlama şansı buldum. “Altı Ayda Altı Kıta” isimli bu kitabı okuyup benimle birlikte bu seyahate iştirak edebilirsiniz. Eğer bir zaman gelir bu sefer doğuya doğru 2 defa dünyayı kat edersem, ben de Dünya’ya iki tur bindireceğim ve böylece eşitlenmiş olacağız.

Bu ilginç yolculuktan bir tefekkür dersi çıkarılabilir. İşte saniyede 30 km. hızla hareket eden ve top mermisinden en az 60 kat daha hızlı hareket eden bir dünyada yaşıyoruz.

Dünyamızın kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı ise ekvatorda yaklaşık 20 km. civarındadır. Ses hızının saniyede yaklaşık 0.2 km. olduğunu düşünecek olursak, muazzam bir sürattir bu. Keza bir top mermisinden de 55 kez daha hızlı hareket ediyoruz. Fakat gelin görün ki, dünya üzerinde yaşayan insanların ne başı dönüyor, ne de okyanuslar, denizler uzaya savruluyor. Çok hassa bir denge ve muntazam bir gemi üzerinde hareket ediyoruz.

Bu geminin kazan dairesi yok, lakin çekirdek ve manto adı verilen cehennem gibi erimiş metallerden oluşan bir yapısı var. Bazen insanları uyandırmak için lavların dehşet saçarak yeryüzüne çıktığını görüyoruz. Dünyanın büyüklüğüne göre incecik bir tabaka olan yeryüzü kabuğunun insanların yaşayabileceği şekilde korunması, hiç de tesadüfi değildir.

Cenab-ı Allah’ın kudret ve tasarrufunda bulunan zeminimiz gemilerin hareket ettiği deniz üstünde değil ama binlerce derece sıcaklıktaki erimiş sıvı metal denizlerinin üzerinde yüzmektedir.

Yukarıda ilginç gelebilecek bir yolculuğu anlatarak bu yolculuktan binlerce kat daha fazla ilginç ve mucizevi olaylara sahne olan dünyanın seyahatine dikkatinizi çekmek isterim. Dünyanın kendisine çizilmiş olan rotasında nasıl bir seyahat ettiğini Kuran ayetlerine bakarak düşünelim.

Yasin Suresi 38-43. Ayet mealleri: “Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir. Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür. Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler. Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır. Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır. Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır”.

İşte sadece kısacık meali verilen bu ayetler dünyanın halini Yaratıcımız olan Allah’ın sözlerinden nasıl anlatıyor? Elbette düşünüp ibret alanlar için çok şey ifade eden bu ayetlerin hazinelerini tefsir kitaplarından okuyup öğrenebiliriz.

İşte size bir define haritasına benzeyen ve Kuran’ın harika hazinelerini keşfetmeye yarayan bir eser; Risale-i Nur Külliyatı. Bunu okumayıp ilgisiz kalmak gerçekten üzücüdür. Rabbim hepimize Allah’a inanarak ibadet etmeyi ve sonsuzluk ülkesi olan ahirette saadetler getirmesini nasip etsin…

Vehbi KARA

Jules Verne Panama Kanalı Atlas Okyanusu İstanbul Boğazı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert