Doğu Türkistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Doğu Türkistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi
21.02.2019 11:29:13

 

Doğu Türkistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi

Doğu Türkistan, Türklerin tarih boyunca yaşayıp geldiği ve büyük devletler kurduğu bir coğrafya olarak dikkati çekiyor.

Yazılı kaynaklara göre bölgede ilk kurulan Saka İmparatorluğu’ndan en son 1944’te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ne kadar çok sayıda devlet ve medeniyete ev sahipliği yapan Doğu Türkistan, bugün Çinlilerle girdikleri bağımsızlık mücadelesine hâlâ devam ediyor.  

Tarihte Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlı, Moğolistan, Yartkent Seidiye Hanlığı gibi büyük Türk devletlerinin kurulduğu Doğu Türkistan’da, 1865’te Kaşgarya Devleti kuruldu. Devletin kurucusu Muhammed Yakup Beg, 1865’te Osmanlı’ya bağlanmak için Sultan Abdülaziz’le irtibat kurdu. Kaşgarya’da Osmanlı adına para bastırıp Osmanlı Halifesi Abdülaziz için hutbe okutuldu. Doğu Türkistan 12 yıllık bir süre için Osmanlı’ya bağlandı. Doğu Türkistan’la Anadolu Türklerinin birleşmesi hem Türkistan’ın batı kesimini işgal eden Rusları hem de o dönem Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’da hâkimiyet alanını kısıtlamaya yönelik politikalarıyla tanınan İngilizleri rahatsız etti.

İngilizler’in Çin Mançu İmparatorluğu’na silah temin etmesi ve Rusların para desteği sayesinde Çin, Çin Mançu İmparatorluğunu yıkarak 1878’de 2’nci defa Doğu Türkistan’ı işgal eder. Bu durumun sonucunda YakupBeg’in zehirlenerek öldürülmesi sonucu devlet yıkıldı. Çarlık Rusya ve Çin Mançu İmparatorluğu,1881’de Moskova’da yaptıkları “İli Anlaşması” ile Türkistan’ın doğusu ve batısı paylaşıldı. Çin’in işgaline maruz kalan Türkistan’a Doğu Türkistan denmeye başladı. 1884’te Çin Mançu İmparatorluğu bölgenin adını “Yeni Hudud” ve “Yeni Toprak” manalarını taşıyan sözde “Xinjiang” olarak değiştirip Çin’in bir eyaleti olarak ilan etti. Lakin bölgenin adı Türklerin gönlünde hâlâ Türkistan olarak kalmaya devam ediyor.

 1884’ten 1933 yılına kadar Doğu Türkistanlılar Çinlilerle irili ufaklı çok sayıda bağımsızlık mücadelelerini sürdürdü.1912’de Doğu Türkistan’ın Kumul ilinde yapılan ayaklanmalar başarılıydı ancak Rusya’da iktidar olan Bolşevikler, Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesini engelledi. Çünkü bu dönemde Batı Türkistan Rusların işgali altında idi. Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı Batı Türkistan’ı da olumlu yönde etkileyeceğinden Rusların işine gelmiyordu. Ancak Rusların her türlü müdahalesine rağmen Doğu Türkistan’daki mücadeleler Çin’i ağır yenilgilere uğratmıştı.

RUSLAR’IN BÖL-PARÇALA-YÖNET STRATEJİSİ

Kasım 1918’de Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesiyle Osmanlı’daki bir grup Turancı Doğu Türkistan’a geliyor. Turancılık fikirlerini benimseyen Türkistanlılar, Çin ve Rus işgalcilerine karşı mücadele başlatıyor. Bu mücadeleler sonucunda 12 Kasım 1933’te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti resmen kuruluyor. Lakin Stalin yönetimindeki Rusya, Çin’e yardım ederek devletin 1934’te yıkılmasına ortaklık ediyor. Çünkü kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra Anadolu’da kurulan devletin ismi Türkiye Cumhuriyeti olarak ilan edilmesi ile Stalin yönetimindeki Rusya işgal ettiği Batı Türkistan’ı Türk adını ortadan kaldırmak için Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan olarak 5’e bölmüştü. Bundan dolayı Ruslar, Çinlilere yardım ederek bu bölgede Doğu Türkistan adında bağımsız bir Türk devletinin kurulmasına engel oluyordu.1934’te Sovyet Rusya’nın yardımıyla Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ortadan kaldırıldıktan sonra Stalin’in yardımıyla iktidar olan Çinli Harp beyi Sheng Shi-cai Doğu Türkistan’daki Türkler’e Bolşevikler’in milletler siyasetini örnek alarak “Uygur” isminin verilmesi hakkında genelge yayınlayıp Rusların böl-parçala-yönet taktiğiyle Türkistan’daki Müslüman Türkler’in bir araya gelmesini engelleyici politika izlemişlerdi.

SİYASİ ÖNCÜLERİN GİZEMLİ KAYBOLUŞU

 1934-1944 arasında Sovyet Rusya ve Çin politikalarıyla bağımsızlık mücadelesi engellenen Müslüman Türkler, 1944’te Ali Han Töre liderliğinde tekrar Doğu Türkistan Cumhuriyetini kuruyor. Devletin tekrar kurulmasının ardından Doğu Türkistan’ın önde gelen siyasilerinden Ali Han Töre Sağuni Haziran 1946’da aniden kayboluyordu. Daha sonra Ağustos 1949’daAhmetcanKasımi, Abdukerim Abbasov, İshakbey Mononovve Delilkan Sugurbayef gibi Doğu Türkistan Cumhuriyeti vekilleri Moskova üzerinden Pekin’e götürülürken bir uçak kazasıyla öldükleri iddia edildi. Bu olayın yaşanmasının ardından Çin’de Komünist Çin ile Milliyetçi Çin arasında yaşanan iç savaşta galip gelen Komünist Çin, 26 Eylül 1949’da Doğu Türkistan’ı işgal etti. Çin’in Doğu Türkistan’ı Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak ilan etmesiyle Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklerin bağımsızlık isteği bir kez daha bastırıldı. 1955’ten günümüze kadar Doğu Türkistan Türkleri Çin’e karşı bağımsızlık mücadelesini sürdürüyor.

ÇİN BASKISIYLA GELEN YOZLAŞMA

1955’ten bugüne kadar Çin’in Doğu Türkistan’a uyguladığı asimilasyon politikasını Diriliş Postası muhabirine anlatan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vâris Çakan, Çin’in Doğu Türkistan’ın beyin takımlarını yok ederek Müslüman Türk aydınların bağımsızlık mücadelesine önderlik etmesini engellediğini söyledi.

 Çin’in “Kültür Devrimi” projesiyle Doğu Türkistan’a aidiyeti olan aydınların sistematik bir şekilde yok edildiğini vurgulayan Çakan, Doğu Türkistanlı Müslüman Türkler’in milli bilince sahip olan aydınlarının ve kanaat önderlerinin çeşitli bahanelerle ya katledildiğini ya da memleketlerini terk etmek zorunda kaldıklarını dile getirdi.

ÇİN’İN BM’DE YER ALMASININ ETKİSİ

Stalin’in ölümüyle Rusya-Çin ilişkilerinin bozulduğunu belirten Çakan, ABD Başkanı Nixon’un Rusya’yı yalnız bırakma politikası izleyerek 1972’de Çin’i ziyaret etmesi ile Sovyetler Birliği’ne karşı Çin’in uluslar arası sisteme entegre edilmesiyle BM’de yer edindiğini ve Çin’in bu süreçten yararlanarak Doğu Türkistan’daki egemenliğini pekiştirdiğini ve bu süreçten en çok Doğu Türkistanlıların zara gördüğünü kaydetti.

 Prof. Dr. Varis Çakan, Mao döneminden sonraki Deng Xiao-ping döneminde yani1978’den itibaren dışa açılma politikası izlediğini ve Çin’in BM’de yer almasıyla ekonomide dünya kapitalist sisteme dahil edildiğini ancak siyasi rejim açısından despot yönetiminin sürdürüldüğünü söyledi. Çakan, Çin’in dışa açılmasıyla 1980’den 1990’a kadar bir yumuşama dönemi yaşadığını, daha önce hakkı elinden alınan aydınların ve hakkının geri verildiğini, bu süreçte Doğu Türkistanlıların dini inanç ve milli kimlikle kısmen de olsa rahat yaşayabildiklerini bunun Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar yani Soğuk Savaş döneminin sona ermesine kadar sürdüğünü kaydederken, bu kısa dönemlik rahatlamanın aslında Sovyetler Birliği’nin Doğu Türkistan’da Çin’e karşı herhangi bir karşılık hareketi olduğunda müdahalede bulunma olasılığını ortadan kaldırmak için olduğunu belirtti.

ÖZAL DÖNEMİ BİRLEŞME

 Hacı Bayram Veli Üniversitesi Asya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi(ASYAM) Müdürü olarak da görevine devam eden Prof. Dr. Vâris Çakan, Türkiye’nin Turgut Özal döneminde Türk Cumhuriyetlerine açılımlar yapmasının Doğu Türkistan’da umutların yeniden yeşermesine neden olduğunu söyledi. Çakan, Türk dünyasıyla öğrenci değişimlerinin yaşanmasının yanı sıra Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası Birliğini kurma gayretini ise şöyle değerlendirdi:

“Özal döneminde Türkiye, Türk Dünyası Birliği’ni kurma konusunda samimiydi ama bu süreçte liderlik yapabilecek alt yapılara sahip değildi. Yetişmiş idari ve akademik kadroları yoktu. Türkistan’ın her bölgesini bilen ve araştıran akademik birimleri yoktu. Yanı anlayacağınız Türkiye bu sürece hazırlıksız yakalandı. Özal’ın Orta Asya’daki 5 Türk Cumhuriyeti’nin liderleriyle birlikte el ele tutuşarak çektirdiği fotoğrafla dünyaya verdiği mesajı hatırlayın. Kanaatimce bu fotoğraf başta Çin ve Rusya olmak üzere Türk Birliği’ne karşı olan batıyı rahatsız etti. Bundan dolayı Özal 1993’teki son Türkistan ziyaretinin ardından operasyonla ortadan kaldırıldı.”

1990’lı yıllarda Özal’ın ölümüyle Türkiye’de siyasi ve ekonomik krizle birlikte iç istikrarsızlık oluşmaya başladığına değinen Çakan, o dönemde Çin’in Şanghay İş Birliği Örgütü’nü kurmasının manidar olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Vâris Çakan, “Türkiye’deki Türk dünyasını birleştirecek siyasi iradeyi yok ettiler. Türkiye içe kapandı. Ekonomik sıkıntı çeken Rusya, Putin’in liderliğinde 2000’li yıllardan itibaren toparlandı. Böylece Orta Asya’da yani Türkistan’da Çin’in girişimiyle kurulacak olan Şanghay İş Birliği Örgütü’nün önü açıldı” dedi.

ÇİN 11 EYLÜL’Ü FIRSAT BİLDİ

 11 Eylül’de İkiz Kulelere yapılan saldırılarla ABD’nin bu saldırıyı bahane ederek adeta İslam dünyasına savaş ilan ettiğini belirten Çakan, Çin’in bu süreci fırsat bilerek Doğu Türkistan’daki Türklerin dini ve kültür değerlerini yok etmeye yönelik politikalarına hız verdiğini, Şanghay Örgütü’ndeki konumundan elde ettiği güç ve imkânlarla Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı insan hakları ihlallerinin günümüzde hat safhaya ulaştığını söyledi.

 Prof. Dr. Vâris Çakan, Xi Jin-ping liderliğimdeki Çin’in 2013’te başlattığı Yeni İpek Yolu Projesinin bugün Türkiye’nin de içinde bulunduğu 65ülkeye kapsadığını, projenin ağırlıklı olarak Çin’in finansıyla sürdürüldüğünü, projeye dahil olan ülkelerin Çin’e borçlandırıldığını, borcunu ödeyemeyen ülkelerin borç karşılığında Çin ile egemenliklerini riske sokacak olan anlaşmalar yapmak zorunda kaldıklarını, buna Sri Lanka, Malaysiya ve Pakistan örneklerini gösterebileceğini belirterek “Son yıllarda Arakan ve Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik yapılan ağır zulüm ve insan hakları ihlallerinin aslında emperyalist bir güç olma yolunda ilerleyen Çin’in Yeni İpek Yolu güzergahındaki güvenlik kaygısı ile alakalı olduğu düşünüyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

İbrahim Seçkin Talaş / Diriliş POstası 

Doğu Türkistan Prof. Dr. Vâris Çakan
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert