Ebru Açıkgöz: Sanat Allah Vergisidir Allah İle Kul Arasındaki Köprüdür!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ebru Açıkgöz: Sanat Allah Vergisidir Allah İle Kul Arasındaki Köprüdür!
21.08.2019 14:50:13

 

Ebru Açıkgöz: Sanat Allah Vergisidir Allah İle Kul Arasındaki Köprüdür!

Dünya üzerinde sanat önemli bir yere sahiptir. Biz Müslümanlar, “Sanatın Allah için olduğuna” inanıyoruz. Bizler sanata bu bakış açısıyla eğilmek durumundayız. Bu minvalde gayretli çalışmalar içerisinde yer alan El Sanatları Sanatçısı, Ebru Açıkgöz ile sanat üzerine konuştuk. Ebru Açıkgöz, ‘Hat, hocadan meşk yoluyla öğrenilir’ dedi.

Hüsnü Hat sanatına ne zaman ve niçin başladınız?

Çok küçük yaşlarda sanata ilgim, merakım oldu; şöyle ki altı yaşında annemi daha sonra babamı kaybettim. Annesizliğin verdiği sessizliği, suskunluğu resme dökerek hatta ilkokulda öğretmenimiz ders anlatırken resim çizerdim, öğretmenimiz fark ederdi derslerimde başarılı olduğumu bildiği için ve derslerimi aksatmadığım için hiçbir şey fark ettirmez, derse devam ederdi. Sanırım en büyük şansım da ilkokulda iyi bir öğretmene sahip olmamdı. Yüreğimden gelen bir sesti hep sanatla ilgilenmek, uğraşmak. Sanırım bu şekilde başladım.

Tabii ki çocukluktan itibaren, gerek özel, gerek devletimizden uzun yıllar süren bir çok dalda aldığım el sanatları eğitimleri...

Uzun yıllar önce çeşitli el sanatları eğitimleriyle ilgilenirken hattat arkadaşımızın çalışmaları dikkatimi çekti, bağlanmamak mümkün değildi. Huşu, meşk içinde çalışması beni çok etkiledi, ve eğitimini almaya karar verip, eğitimimi tamamladım. Bana sabretmeyi, azmi öğreten Allah aşkını kalben hissettiren tek sanat Hüsnü Hat olmuştur.

Bu şekilde başlayıp, devam ettiğim beni içine çeken bu sanatta tablo çalışmalarım ve sergilerim oldu. Yıllardır yaptığım ve yıllarca devam etmesini dilediğim sanattır.

Hüsnü Hat sanatının diğer sanatlardan ne gibi farklılıkları vardır ve el sanatlarına başlayacak kişi nereden ve nasıl başlamalıdır?

Hat, hocadan meşk yoluyla öğrenilir. Meşk usulünde dersler haftada bir olmak üzere yapılır ve işe ''Rabbi yessir ve la tüasir Rabbi temmim bil'-hayr'' (Rabbim kolaylaştır zorlaştırma işimi hayırla tamamla) duasının yazımıyla başlanır. Mürekkep ve kamışın aşkı; Hat Sanatı

İyi bir hattat olmak için meşk ve talim görülmeli. Azimli, sabırlı, istikrarlı ve doğru anlayışlı olunmalı, iyi ve bol malzeme kullanılabilmeli, yazı bakımından estetik ve Tekamül bakımından çok yazı mütaala edilmeli müze, sergi, cami ve kitabe yazıları ziyaret edilmeli ve çokça yazılmalıdır.

  Hz. Ali efendimize isnad edilen şu söz hat talebesinin şiarı olmalıdır:

''Hat, hocanın öğretmesinde gizlidir. Kıvamı çokça meşk etmekte, devamı ise İslam dini üzere yaşamaktır.''

El sanatları hakkında ne düşünüyorsunuz?

İletişim olarak el sanatları Türk halkının üstün zevk, zeka, incelik ve becerisini yansıtan, duygularını, iç dünyasını, yaşadığı hayatın izlerini kolaylıkla aktarmasını sağlayan en önemli araçlardan birisidir.

İnsan güzel olana hep ilgi duymuştur. Bu onun fıtratında, yaratılışında tabii olarak mevcuttur. O; yaşadığı toplumun kabulleri, inançları, şartları içinde kendini ifade etmeye çalışır. Bu ifade biçimi estetik tarzda ortaya konulursa biz buna ''sanat eseri'' deriz.

 Osmanlıya kadar İslam dünyasında güzel örnekler verilmiştir. Ancak Osmanlı'yla beraber Hat (yazı), Hüsn-i Hat ''güzel yazı'' olma vasfını kazanmaya başlamıştır. Ve günümüze kadar devam edecek güzelleşme ve sanat zirvelerine ulaşma yolculuğuna çıkmıştır.

 Aziz milletimiz bu sanatta başka milletlere nasip olmayacak seviyeye ulaşmıştır, bu durum '' Kur’an-ı Kerim Mekke'de indi, Mısır'da okundu İstanbul'da yazıldı.'' vecibesiyle ifade edile gelmiştir.

Sanat Allah vergisidir, Allah ile kul arasındaki köprüdür, öz varlığı ilahi varlığa bırakmaktır. İnsanın elinin, kafasının, yüreğinin birlikte çalıştığı anlardır. Tabiatı kopya değil ifade edebilmektir.

 Bir sanat eserini incelerken ya da yaparken gözle bakmak kesinlikle yeterli değildir. Sadece bakmak  değil, yürek gözüyle görmek gerekmektedir. “Gönül gözü görmeyen can gözü neylesin”

Türkiye'de el sanatlarına ilgi ve ne durumda ve devletten destek var mı?

Gözlemlediğim kadarıyla el sanatlarına son zamanlarda ülkemizde oldukça fazla ilgi var. Özellikle kadınlarımız el sanatlarına büyük ilgi duymakta. Devletimizin de Halk Eğitim Merkezleri'nde verdiği öğrenimlerle ve gösterdiği özenle birlikte ülkemizde el sanatlarına olan ilgi epey artmış durumda.

El sanatları tarihte önemli yer tutar yaşatılmaya çalışılan el sanatları, kurulan kurslarda varlığını korumaktadır. El sanatları kökleri çok eskilere dayanmakta, kültürel açıdan önem taşımaktadır. El sanatları bir ülkenin kültürel kişiliğinin en canlı ve anlamlı belgeleridir. Şöyle ki; geçmişte yaşanmış bir olay beni çok etkilemiştir

Cumhuriyet Dönemi başlarında Paris'e giden Türk ressamlarımız zaman zaman ünlü ressam Picasso'yu ziyaret ederler bu ziyaretlerin birinde Picasso bizim Türk ressamlarımıza ''Niçin batının sanatını taklit ediyorsunuz, sizin hat sanatınız bizim ulaşmaya çalıştığımız modern sanata bin yıl önce ulaşılmış.'' diyerek, onlara ülkelerine dönmeyi tavsiye eder. Picasso'nun Paris'teki atölyesine giderek izin verilirse çalışmak, öğrenmek isterler. Bunun üzerine Picasso ''Sen Türk'sün değil mi?'' der. Sonra oldukça ibretli bir şekilde ''Biz bugün sanatta sizin eski hattatlarınızın yaptıklarını yapmaya çalışıyoruz, sen hemen memleketine dön ve kendi el sanatlarınızı incele'' der.

El sanatlarının zorlukları nelerdir?

Güzel olan her şey vakit, azim, sabır ve sevgi ister. Sanatla ilgilenenler kreatif bir ruha sahiptir. Kimsede olmayanları görebilir, hissedebilir, hayal gücü oldukça geniştir. Çoğu zaman anlaşılamazlar, bu da onları gizemli kılar. Her şeye farklı bir gözle bakar sanat yapmak dünyaya farklı gözle bakmaktır, sanat yapan kişi gözlemler, kimsenin fark edemediğini görür, hisseder, İç güdüsel bir yetenek şarttır.

Sanatla ilgilenen kişilerin anlaşılma gibi bir kaygısı yoktur. Sanki anlaşılmak istiyorlarmış da bunu başaramıyorlarmış gibi düşünülmemelidir. Aksine ortaya koydukları bu gizemden çok hoşnutturlar. Konuşmaktan, soru sorulmasından hoşlanmazlar. Empati ve her durumda genel resmi görebilme yeteneklerinin kaynağına sahip oldukları yadsınmaz bir gerçektir. Ve her şeyi fark edebilirler

Velhasıl, sanatçı ruhu insan farklıdır, anlaşılmaz, ancak ve ancak sanatını ortaya koyar.

Ebru hanım, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler.

Bende size teşekkür ediyorum.

Röportaj: Ziya Gündüz

Ebru Açıkgöz Hüsnü Hat sanatı Ziya Gündüz
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert