Firavunun karşısında olmak yetmez!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Firavunun karşısında olmak yetmez!
14.08.2018 09:35:50

 

Firavunun karşısında olmak yetmez!

Cânım kâri, “Bizler ahir zaman çocuklarıyız” diye söylemiştim sana çok evvelden. Bir sır da vermiş değildim zaten, sadece bilineni tekrar etmiştim. Lakin gittikçe daha bir hissediyorum ben bunu. Hem de çok yakın ve çok fazla hissediyorum. Şaşırmayı, hayret etmeyi terk edeli çok oldu. Zira o kadar fazla ve o kadar hızlı bir halde hayrete düşürecek şeyler yaşıyoruz ki bir diğerine şaşırmaya fırsat bulamadan bir sonraki olup da geçiyor bile. Hem bir şey daha var; hani darb-ı meseldir ve söylenir ya “at izi it izine karışmış” diye artık o izlerin kimlerin olduğunu ve kimin hangi izin peşinde yol bulduğunu görmek için insanın bir gözü olmasına bile gerek yok.

 “Aynı gemide değiliz” diye bas bas bağıranlar var bir yanda. Bir yanda karıncanın taşıdığı su misali az da olsa gayret gösteren ama o az her şeyi olanlar var. Safını belli etmekte aslında herkes. Kimi vatanını, devletini, bayrağını, toprağını ve kendini sattığını bütün herkesin gözü önünde bağıra çağıra ilan ederken diğeri kim olduğunu, kimden geldiğini, nasıl geldiğini ve aslında kim olduğunu haykırıyor bütün bir âleme. Evet evet gerçekten ve tam olarak parayla satılanlar var. Ve bunu görmek için göz dahi gerekmiyor.

Aslında bütün her şeye rağmen iyi ve hatta çok iyi bir tarafı da var bu durumun. Aramıza sızmış olanları, satılmış ya da satılmaya hazır olanları ya da vatanı, milleti, devleti satmak için can atanları ışık görmüş tavşan gibi ortaya çıkardı ve çıkarmaya da devam ediyor. Hatırlayın Amerikan bayrağına sarılıp da yatanları, tasmasını elinde tutan bilmem hangi ülkeye vatanını şikâyet edip medet umanları, “ülke batıyor” diye yaygara çıkarıp bir tarafına teneke takıp da ortalıkta dolaşanları.

Bizler Hazar Denizi’nde aldığı abdestin namazını Tuna Nehri kıyısında kılan adamların torunlarıyız. Laf olsun diye söylemiyorum; dünyayı hizaya getirmiş, merhameti öğretmiş, haysiyeti öğretmiş, insanlığı öğretmiş ve adamlığı öğretmiş insanların torunlarıyız. (Ha şu da var bu cümleyi yazıyorum diye oradan buradan çıkıp, o ecdadın canını vererek fethettiği toprağın üzerinde yaşayan ama onlara söven “bırakın bu işleri, yobaz herifler, o ecdat dediklerin” diye başlayan cümleler kuran ve kuracak olan, hiçbir halt bilmeyen, kimseye faydası olmayanlara da “hadi lan oradan” demek geliyor içimden ama buradan diyemiyorum maalesef.)  Kim olduğumuzu hatırlamaya başladık diye “köpek” gibi kıvranıyorlar. Zira korkuyorlar. Hem de öyle çok korkuyorlar ki. Bütün mesele bizi uyuttukları uykudan uyanmayalım diye. Uyanmaya çalışıyoruz ya da uyanıyoruz diye.

Bunlar, karşımıza yeni dünya diye çıkardıkları, adı hep değişen ama elleri hep kanlı ve hep iki yüzlü olanlar, modern zamanın firavunları, insanların gözleri hakikati görecek diye, yüzlerine taktıkları maske düşecek ve ağızlarından, gözlerinden akan irinler, pislikler görünecek diye korkuyorlar. Ama “her firavunun bir Musa’sı var” denmiştir ya madem şimdi de var. Ve bize düşeni de söylemiş eskiler tam da şöyle: “Firavunun karşısında olmak yetmez, Musa’nın yanında olmak gerekir…”

Allah’ım, ümmetin son kalesini, mazlumların son kalesini, masumların kalesini, insafın, vicdanın, merhametin ve insanlığın son kalesini sahipsiz bırakma!

Zira düşmanda onur, düşmanda mertlik, düşmanda haysiyet ve düşmanda şeref yok.

Fatih Duman / Diriliş Postası

ümmet Firavun Musa
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert