Guta - Ghouta–الغوطة
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Guta - Ghouta–الغوطة
27.02.2018 10:25:26

 

Guta - Ghouta–الغوطة

GutaSuriye’nin başkenti Şam şehrini doğu, batı ve güneyden kuşatan,  Şam kırsalından sonra uzanan geniş bir ovaya verilen ad. Kayıtlara göre dünyanın en güzel zeytin bahçelerine sahiptir. Zaten kelime olarak da  “ Ghouta -su ve ağaçların bol miktarda bir araya geldiği bir yer” ;“ Algouta - الغوطة : Bitki ve su topluluğu ” anlamlarına gelmektedir. Bereketli toprakları  Şam şehrini tam ortadan bölen Barada Nehrinin kolları ile beslenmekte ve her çeşit sebze ve kayısı, şeftali, badem, kiraz, ceviz gibi bir çok meyvenin yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır. Suriye’deki savaş öncesinde de bölge bahar aylarında Şam halkı için bir piknik alanıydı.

Rejim tarafından 5 yıldır kuşatma altında tutulan Doğu Guta 104 Kilometrekarelik alana sahip ve yarısı çocuk 400 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Şam’ın merkezine 10 km uzaklıkta olan Doğu Guta ‘da son günlerde katliam yaşanıyor. Öldürülenlerin çoğu hatta tamamı sivil çocuk ve kadınlardan oluşuyor. Doğu Guta ‘dason 5 yıldır süren kuşatma nedeniyle rejim tarafından yapılan bombalamalar bugün kesilse bile sivilleri bekleyen ikinci tehlike açlık ve hastalık. Guta ’da yaşayanlar bunun farkında ve artık “ ölümü beklediklerini” ifade ediyorlar. Bir anlamda savaş öncesi Yeryüzündeki Cennet olarak anlatılan Guta şimdilerde Cennete giden çocukların ve annelerinin ölümü bekledikleri mekânları ifade ediyor. Prof. Dr. Cengiz TOMAR Anadolu Ajansına verdiği bir mülakatta “ Cehenneme dönüşen Cennet Doğu Guta “ diyerek konunun vahametini anlatıyor.

Kuşatma nedeniyle gıda fiyatları 10 kilometre uzaktaki Şam’dan yaklaşık 7-10 kat yüksek,fakat paranız olsa bile alacak gıda maddesi bulamıyorsunuz. Yaşam alanları yani sığınaklarda m2 başına ortalama 4 ila 5 kişi düşerken yoğun bombalama nedeniyle dış alanla bağlantılar kesilmiş durumda. Sonuç olarak yaşam şartlarının ağırlığı nedeniyle de ciddi hijyen, sağlık ve açlık sorunları yoğun şekilde yaşanmakta.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın hazırladığı 21 Ocak 2018 tarihli raporda Doğu Guta'daki durum şöyle tarif ediliyor:"Kuşatma altındaki Doğu Guta'da çatışmanın artmasıyla birlikte pek çok hanenin gıdaya erişimi azaldı. Bazı mahallelerde sürekli bombardıman nedeniyle insanlar sığındıkları bodrum katlarından çıkamıyorlar. Çoğu hanenin alım gücü azaldı, tarım alanlarına erişim de zorlaştı. Aynı anda gıda ve yakıt fiyatları da arttı.Bölgeden özellikle yoksul haneler ve aile reisi kadın olan hanelerin gıda stoklarının tükendiği bilgisi geliyor. Yaralananların çoğunun erkek olması yüzünden mevcut işlerde çocuklar çalıştırılıyor ve çocuk işçiliği artıyor."

Rapora göre Doğu Guta'da gıdanın fiyatı ülke ortalamasının yedi katından daha fazla.Araştırma kuruluşu Reach Resource Center'ın raporuna göre fiyat farkı ekmekte 165, yakıt ve unda 21 katı aşıyor.BM'ye göre 4-21 Şubat arasındaki çatışmalarda en az 346 sivil öldü, 878 sivil de yaralandı.Doğu Guta'dan Şam'a atılan roketler ise en az 13 kişiyi öldürdü, 50 kişiyi de yaraladı.

Bugün Suriye’de çocukların hayalleri yok. Doğu Guta’da ise yaşama ve yaşatmaya dair bir hayal için umut bile yok. Hakim güçler bu bereketli toprakları mazlumların kanları ile sular iken zannetmesinler ki bu topraklarda yetişen nebatat kendilerine sağlık ve huzur getirecek. Eğer böyle giderse Doğu Guta topraklarında yetişen her türlü üründen şöyle yada böyle faydalanan herkes aslında mazlumlarında kanını içmiş olacak.  Aslında üst üste yığılan cesetler; Doğu Guta’yı seyreden ve hiçbir şey yapmayan, fütursuzca gaz bombaları atan, ölen her çocuk ve kadın için sevinç çığlıkları atanların mezar taşlarını temsil ediyor.

Bizler çocuklardan ödünç aldığımız dünyamızda; emaneti eksiksiz geri vermemiz gerekirken yine gözyaşı ve kan ile sulayarak, geleceği olmayan bir dünyada çocuklarımızın birer fidan gibi toprağa düşüşünü izliyoruz.Çocukların yaşam ve sağlıklı büyüme haklarını ellerinden alarak çocukların;  ellerinde son nefesini veren çocuğunu izleyen annelerin beddualarını alıyoruz. Ünlü Irak’lı Şair Ahmet MATTAR şiirinde ne acı söylüyor:

Sakın büyüme çocuğum,

Mısır, o Mısır değil artık.

Tunus, hatıralardaki Tunus değil

Bir diğeri Bağdat, askerin ihanetini tadıyor.

Şayet Aksa’yı sorarsan, onun yaraları daha ağır.

Siyonistler onları öldürüyor, Mısır ise sınırını kapatıyor.

Hatta o Şam  bile, ey çocuğum, büyük bir hasretle ölüyor.

Halep’e bakarsan oradaki çocuğu hakkı asılmak, genç kızın hakkı ise namusunun çiğnenmesidir.

Ve halkının yarısı sürgündedir.

Küçüğüm, rica ediyorum büyüme,

Ümmetimiz paramparça, Ümmetimiz her dakika yok oluyor.

Bu neslin boğazı darağacında, ciğerlerinde ise hançer

Bir taraftan Sisi, bir taraftan Esed.

Bir taraftan İran ve Amerika, bir taraftan İsrail ve diğerleri,

Bir taraftan bizi rezil eden Araplar, bir taraftan gelip bizi kesen Müslümanlar

Ve

Bizi patlatan terörist, niçin bizi patlatıyor onu da bilmiyoruz.

Şimdi anladın mı çocuğum, neden büyüme dediğimi?

Şimdi anladın mı?

Selam ve dua ile…

Hamza Çakar

Guta Suriye
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert