Hanzala Hâlâ Direnişte
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Hanzala Hâlâ Direnişte
03.09.2017 15:00:00

 

Hanzala Hâlâ Direnişte

Naci El-Ali, Filistinli karikatürist. Hanzala karakterinin çizeri. Hanzala 10 yaşında Filistinli bir çocuk, on binlercesi gibi. Daha doğrusu Naci El-Ali’nin bizzat kendisi… İsrail işgali sonucu vatanından sürgün edilmiş, Sabra ve Şatilla katliamlarının tanığı olmuş, mülteci kamplarında yaşamak zorunda kalmış, hayata hep Hanzala gibi küs, arkası dönük yaşamış bir sanatçıydı.

“Hanzala ben öldükten sonra da yaşayacak” demişti. Öyle de oldu, Hanzala belki yetim kaldı ancak hâlâ yaşıyor. Ali’nin özgürlük mücadelesi ve fikirleri sevenleri tarafından yaşatılmaya çalışılıyor. Bağımsız Sanat Vakfı ile Kelimat Sanat Galerisi, Filistinli karikatürist Naci el Ali’nin vefatının 30. yıl dönümü dolayısıyla bir Naci El-Ali sergisi açtı. İşgal altındaki Filistin’in dramını Hanzala karakteriyle anlatan karikatürist, İstanbul’da eserleriyle anılıyor. Peki, Filistin direnişinin simgesi olan Hanzala karakterinin çizeri Naci el Ali kimdi? Nasıl bir hayat sürdü, neden öldürüldü?

10 yaşında sürgün

Filistinli karikatürist Naci El-Ali, Kuzey Filistin’in Şecere köyünde dünyaya geldi. Babasının bakkal dükkânı vardı. Küçük bir dükkân olmasına rağmen kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürüyorlardı. Ta ki İsrail’in Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan ettiği 1948’e kadar. İsrail güçleri o yıl Filistinlilere ait 675 köy ve kasabayı yok ederek binlerce Filistinliyi öldürdü. Yaklaşık 1 milyona yakın Filistinli vatanından sürüldü. Naci Ali’nin köyü de İsrail güçlerinin yağma ve katliamlarından nasibini alan yerler arasındaydı.

Baba El-Ali, Güney Lübnan’daki Ayn el-Hilve mülteci kampına göç etme kararı aldı. Ayn el-Hilve, Filistinliler için inşa edilen en büyük mülteci kampıydı. Naci Ali vatanından koparıldığında henüz 10 yaşındaydı. Çizimlerinin ilk ilham kaynağı da bu mülteci kampı oldu. Önce duvarlara çizmeye başladı,  sonra çadırların üzerine. İnsanlar, duygular, kırılganlıklar, umutlar… Mülteci kampına dair ne varsa 12 yaşındaki çocuğun çizgileriyle adeta hayat buluyordu. Naci Ali, kampta yaşadığı seneler boyunca çizmeye devam etti.

Gassan Kanafani ile tanışma

Filistinli karikatürist 20 yaşına geldiğinde çalışmak için Suudi Arabistan’ın yolunu tuttu. İki sene boyunca araba tamirciliği yaptı. Beyrut’a döndüğünde takvimler 1959’u gösteriyordu. Şehre ayak bastığında Beyrut’u eskisinden daha canlı ve hareketli gördü. Beyrut, yerinden yurdundan edilmiş Filistinliler, özellikle de gençler için kültürel ve sosyal alanlara sahip bir yer olmuştu artık. Onlarca dergi ve gazetelerin yayımlandığına, yayınevinin kurulduğuna tanık olan Naci, kendisini kültürel direnişin ortasında buldu.

23 yaşına geldiğinde Arap ulusal hareketinden birkaç arkadaşıyla El Şarka dergisini çıkarmaya başladı. O dönemde Filistin edebiyatının en önemli isimlerinde Gassan Kanafani ile tanıştı. Bu tanışma onun için bir dönüm noktası oldu. Karikatürleri dönemin en büyük gazetesi El Hürriyet’te yayınlanmaya başladı. Filistin meselesine vurgu yapan karikatürleriyle kısa süre içinde Lübnan’da en çok tanınan karikatüristlerinden biri oldu.

Yalnızca İsrail değil…

Önce ülkesinin İsrail tarafından işgale uğraması, Lübnan’da henüz 10 yaşındayken yaşadığı mülteci kamplarını görmesi, bir taraftan Ali Naci’nin acısını büyüttü, öte yandan politik bilincini geliştirdi. Naci Ali, Filistin direniş hareketinin önde gelen birçok ismi gibi önce siyaset yolunu denedi, Lübnan ve Kuveyt’te çeşitli hareketlerin içinde yer aldı. Aktif bir politik hayata sahip olan Naci, yasadışı iddia edilen siyasi faaliyetleri neticesinde birçok kez hapse girdi.

1967’de patlayan Arap-İsrail Savaşı, Naci Ali’nin karikatürlerinde daha sert bir hal almaya başladı. Ancak kaleme aldığı çizimler nedeniyle başta İsrail olmak üzere Filistin halkını yalnızlığa terk eden Arap ülkeleri Naci’nin hedefindeydi.

Hanzala doğuyor

O dönemlerde yine politik faaliyetler nedeniyle hapishaneye giren Naci Ali, tahliye olduktan sonra bu kez Kuveyt’in yolunu tuttu. Arabistan’da olduğu gibi orada da bir süre tamir işleriyle uğraştı. Ardından Kuveyt’in El-Tali’a gazetesinde çizerlik ve editörlük. Naci Ali, 1969’da en çok bilinen “Hanzala” karakterini burada çizdi.

Naci Ali, Hanzala’yı takdim ederken çizdiği karakteri dünyaya şöyle tanıtıyordu:

“Babasının adı: Önemli değil.

Annesinin adı: Nakba (Filistin topraklarında İsrail’in kurulduğu gün olan 15 Mayıs 1948’i temsil ediyor)

Kız kardeşinin adı: Fatıma.

Ayakkabı numarası: Bilinmiyor çünkü hep yalınayak dolaşır”

Hanzala, önceki karikatürlerden farklıydı. Çizimlerinde hep sırtı dönük, Filistinli mülteci kamplarında yaşayan çocuklar gibi üstü başı dökük, yalın ayak gezen bir çocuktu. Hanzala, 10 yaşında bir çocuk; hep 10 yaşında kaldı, hiç büyümedi. Çünkü Naci Ali, vatanını terk etmek zorunda kaldığında henüz 10 yaşındaydı.

‘Filistin özgür olduğunda’

Bu karikatürün birçok anlamı vardı. Hanzala, arkasında bağladığı elleri ile ülkesinin işgal altında oluşuna ve Arap ülkelerinin buna sessiz oluşuna, İsrail devletinin savaş suçlarına ve dünyanın olup bitenlere seyirci kalışına sırtını dönmüştü. Hanzala, yoksul ve çaresiz kalan ama umudunu yitirmeyen Filistin halkını temsil ediyordu.

Hanzala, bazen İsrail’in bombardımanlarında yıkılan evleri izliyor, bazen evladı şehit olan bir anne-babanın gözyaşlarını seyrediyordu. Bazen de Batı’nın ikiyüzlülüğünü, Arap dünyasının sessizliğini görüyordu. Hanzala, Filistin özgürlük sembolü sınırlarını aşarak tüm Müslüman çocuklarının direnişinin sembolü haline geldi. Ama hiç kimse Hanzala’nın yüzünü görmedi.

Bir muhabirin “Hanzala’nın yüzünü ne zaman göreceğiz?” sorusuna Naci Ali şöyle karşılık vermişti: “Arapların saygınlığı tamir edildiğinde, Filistin özgür olduğunda.” Hanzala’nın ellerini sürekli arkada kavuşturması da Naci Ali’ye göre “Filistin’e Amerikan usulü çözümler sunulduğu bir zamanda, Hanzala’nın ellerini arkada kavuşturması bir itirazdır”

Beyrut’a dönüş

Naci Ali’nin Hanzala’nın dışında başka çizimleri de vardı. “İyi kadın”ı temsil eden Fatıma bu çizimlerinden biriydi. Fatıma, bir eş, bir anne ve bir özgürlük savaşçısıydı. Eşini, evladını, kardeşini şehit vermiş mahzun bir kadının acısını temsil eden bir karakter. Diğer bir karakter ise “iyi adam”ı temsil eden Zalama’ydı. Zalama, zayıf, yamalı elbisesiyle fakir ve vatansız kalmış mültecileri temsil ediyordu. Naci Ali’nin çizimlerinde bu iki karakter kimi zaman beraber kötülüğe karşı mücadele eden Filistinlileri tasvir ediyordu. Zalama’nın yanı sıra bir de “kötü adam” vardı. Naci Ali, bu karakter ile haksızlığı, ihaneti, zulmü, hainleri tasvir ediyordu.

1974 yılında Beyrut’ta Es-Safir isimli bir gazete yayın hayatına başlamıştı. Gazetenin yayın yönetmeni Talâl Salman, onu gazetede çalışması için Beyrut’a davet etti. Salman’ın teklifini kabul eden Naci Ali, Beyrut’a dönme kararı verdi.

Naci Ali, Kuveyt’ten geldikten sonra tıpkı kendisi gibi Filistin mülteci kampında yaşayan Vidad Hanım ile evlendi. Evlendikten sonra da kampta yaşamaya devem etmişlerdi. Filistinli karikatürist bu arada artık sadece Lübnan’da değil, Arap basınında Filistin direnişinin sanatçısı olarak tanınmaya başlamıştı.

Londra’da acı son

Takvimler 1982’yi gösterdiğinde Naci Ali 45 yaşına gelmişti. Dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’un desteğiyle aşırı sağcı Hristiyan falanjist milisler, 16 Eylül’de Beyrut’taki Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kampına baskın yaparak çocuklar dâhil 3 binden fazla insanı vahşice katletmişti. Naci Ali, bu katliamı bizzat gördü. Bu katliamdan sonra Naci Ali’nin çizimleri daha da agresifleşti. Hanzala artık olup bitene seyirci kalmıyor, kimi zaman işgalci askerlere taş atıyor, kimi zaman İsrail bayrağını ateşe veriyordu.

Naci Ali, 1983’te Beyrut’u terk etme kararı aldı. Zira İsrail askerlerinin ve Lübnan güvenlik kuvvetlerinin uyguladığı ağır baskılar katlanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Ailesiyle beraber orada iki sene kaldılar. Naci Ali o dönemde uluslararası Al Qabas Gazetesi’nin Londra şubesinde çalışması için teklif almıştı. Teklifi kabul eden Naci Ali ve ailesinin Londra macerası da böylece başlamış oldu.

MOSSAD şüphesi

Naci Ali ailesinin Londra’da beş çocukları ve sıradan bir hayatları vardı. Ama hayali her zaman bir gün vatanına, Filistin’e geri dönmek ve çocuklarını doğdukları yerde yetiştirmekti. Ancak tüm bu hayaller, 22 Temmuz 1987’de yarım kaldı. Naci Ali, çalıştığı büroya doğru yürürken “kimliği belirsiz” bir saldırgan tarafından yüzünden vurularak ölümcül bir yara aldı. Beş hafta kadar hastanede bilinci kapalı biçimde sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybetti. Naci Ali, 10 yaşında ayrıldığı Filistin’i hayatı boyunca bir daha göremedi.

Suikastı kimin yaptığı ise hiçbir zaman kanıtlanamadı ama Naci Ali’nin yakınları suikasttan İsrail istihbaratı MOSSAD’ı sorumlu tuttu. Naci Ali’nin öldürülmesine hemen hemen hiçbir ülkeden ciddi bir tepki gelmedi.

Naci Ali, 49 yıllık yaşamı boyunca sürekli hapse girdi, sansüre uğradı, tehdit edildi fakat Filistin davasından asla vazgeçmedi. Çizimleri sadece Filistin ile sınırlı kalmayıp tüm Arap coğrafyası hatta Avrupa’yı etkiledi. Arkasında 40 binden fazla karikatür bırakarak ezilen Filistin halkının sesi oldu. Naci Ali, 29 Ağustos 1987’de, dünyadaki yürüyüşünü tamamladı ama daima 10 yaşında kalmış evladı Hanzala, özgürlük yürüyüşüne devam ediyor.

Mehmet Emin Talaş

http://www.gercekhayat.com.tr

 

Naci El-Ali Filistin Hanzala
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert