İnsan bu; yok ama var gibi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İnsan bu; yok ama var gibi
02.09.2018 15:00:00

 

İnsan bu; yok ama var gibi

İnsan bazen kaçmalı, kendine kaçmalı, bir tenha bulup dinlemeli sükûtu, kitapları olmalı, şiirleri olmalı ve kendine bir yer bulmalı…

İnsan bazen her şeyden kaçmak istiyor kari. Ya da şöyle söylersem daha insaflı olurum; her şeyden değil ama pek çok şeyden. Yaşamak değil ama “bu dünyada” yaşamak boğuyor insanı zira. “Bu dünya” derken aslında öyle çok şeyi söylemeye gayret ediyorum ki, söyleyemiyorum ama gayret ediyorum.

Yaşadığımız şehirler boğuyor bizi. Bunca kalabalık zannederim ki fıtratımıza bile uymuyor. Her yanda bir başka izdiham. Sesler ses üstünde, gözler göz üstünde, nefesin rüzgâra karışamadan bir başkasının sinesine doluveriyor. Şöyle tam bir nefes bile alamıyorsun ve duyamıyorsun sesleri dahi. Kuşlar ötmüyor sanıyorsun, yıldızlar görünmüyor ve çok soruyorum kendi kendime neredeyse her gün; “Bunca insan böyle nereye gidiyor?”

Ben çok insanın çok dert olduğuna inananlardanım. Belki bu cümle yanlış geliyordur sana. İlk duyulduğunda kulağa hoş gelmediğinin ben de farkındayım. Ama ne kadar çok insan varsa o kadar çok dert var… Ya da şöylesi daha güzel ve daha afilli duruyor yazınca; az insan az dert…

Bütün bunları söylerken de derdin kutsiyetini unuttuğumu sanma sakın. O dert başka, bu başka. Dertli insanların özel olduğuna ve derdi olmayanların noksan olduğuna inananlardanım esasen. Dert varsa kuvvet var, dert varsa aksiyon var ve dert varsa var pek çok şey. Derdi olmayanın dünyası da dar. Ve insan derdi ne kadarsa tam da o kadar var. Bu bir bahsi diğer ve daha evvel pek çok kere ve pek çok şekilde söyledim zaten sana bunu. Çok mühim olduğunu biliyorum bu meselenin, geçmek istemiyorum lakin mecburum zira yazdıklarımın da bir hududu var ve bir sayfaya sığdırmak zorundayım. Üzgünüm…

Neyse… Bu bahsettiğim dert başka bir şey. İnziva, iktifa, uzlet, halvet gibi pek çok kelime var misal ki zihnimde. Ve pek çoğu bizim yaşadığımız bu vakitte ve bu dünyada karşılığını hakkıyla bulamıyor. Olamıyor yani, insan ağız tadıyla yalnız bile kalamıyor. Ve kâfi gelmiyor hiçbir şey. İnsan yetemiyor ve yetinemiyor bizim zamanımızda. Hep daha fazlasını istiyor ve fazlası olunca yine daha fazlasını. “Bes” diyemiyor eskilerin dediği gibi…

Mâsivâdan el çekip mahlûkdan ümidi kes

Virdin olsun her nefes Allah bes bâkî heves

Bu bahiste kelam dahi kendini bir başına bulur cümle içinde. Bütün bir kelimât kendini terk eylemiş, yalnız ve sessiz bir kelamdır bu. Bu kelime ki koskoca bir kırtas üzerine tek ü tenha yazılsa ve yanına bir başka kelam gelmese yine de tefekküre düşürür gönlü ile görenleri. Bu kelam sazlıkta yalnız başına boy veren bir kamış ile diğer bütün kelamlardan ayrı ve yalnız yazılır kırtas üzerine.

Kimileri yalnızlık diyor bu halin ismine. Lakin ben bu kelam ile değdirdim düşü gerçeğe. Bildim ki uzlet derya içinde bir katre olmak ve dahi deryaya karışmamak demekmiş. Dünya denizine dalıp da ıslanmamak ve hatta toz ile toprağa bulanmanın ve deryadan kuru çıkmanın adı. Yalnızlığı bilen kişi ki deryada yalnız başına akan bir katre… Var lakin yok gibi… Ya da şöyle insan bu dünya yok ama var gibi…

Hâsılı insan bazen kaçmalı, kendine kaçmalı, bir tenha bulup dinlemeli sükûtu, kitapları olmalı, şiirleri olmalı ve kendine bir yer bulmalı. Ama zor bu vakitte…

İnsan şöyle ağız tadıyla yalnız bile kalamıyor…

Fatih Duman / Diriliş Postası

İnsan şehirler nefes
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert