İstanbul "Yalana" Teslim Oldu!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İstanbul
24.06.2019 15:29:02

 

İstanbul "Yalana" Teslim Oldu!

Ve İstanbul’da düştü… Açıklaması oldukça zor bir "düşüşle" düştü hem de...

Daha iki ay öncesine kadar, "13 bin" olan oy farkı, 2 ay sonra, 800 yüz bine fırladı (yazı ile: sekiz yüz bin... Tamı tamına; 806.171. Sekiz yüz altı bin yüz yetmiş bir...) 

Ne oldu, nasıl oldu da, bu "açıklaması zor" fark ortaya çıktı?

(Bunun cevabını 31 Mart'ta ortaya çıkan, organize usulsüzlük, yolsuzluk, hırsızlık, kaydırma, araklama, hile hurda işlerinden ayrı düşünebilir miyiz?.. Bundan ayrı düşürenek bu soruya bir cevab verebilir miyiz?)

*

27 Mart 1994’den bu yana, 25 yıl sonra İstanbul yeniden CHP’ye geçti…

Bu elbette, “tarihî sonuçları” olacak bir değişim-seçim oldu…

Ankara’dan sonra İstanbul’un da düşmesi, bundan sonraki siyasi ve gündelik hayatımıza, doğrudan yansıyacak sonuçları da beraberinde getirecek!

Birincisi şu:

Ankara ve İstanbul –İzmir’i de ilave edin- Türkiye’de aynı zamanda “siyasi iktidarı” da belirleyen iller; Her anlamda, ekonomik olarak da, siyasi olarak da; Ankara ve İstanbul’u alan; siyasi iktidarı da alır!

Bu da “yeni siyasi sürecin” ne ve nasıl olacağına dair bir işaret olarak dursun burada!

"Açıklaması" zor bu büyük fark neyin nesi?

Benim asıl merak ettiğim şey şu;

31 Mart’ta “organize yolsuzluk-usulsüzlük-hırsızlıklar”ın belgesi ortaya çıkmasına rağmen, aradaki fark 13 bine kadar düşmüşken, -Ki oyların tamamı sayılsa büyük, bu fa2,5 ayda ne oldu da bu kadar “büyük bir fark” ortaya çıktı?

Bu kadar kısa bir sürede ne değişti?

800 bine yakın insanın “kanaatini” değiştiren ne gibi büyük bir hadise oldu?

Bu büyük fark şaşırtıcı mı?

Evet, şaşırtıcı! Şok edici mi? Evet şok edici!

Tahmin edilen, beklenen bir sonuç muydu?

Hayır! Hiçbir şekilde, ne beklenilen, ne de tahmin edilebilen bir sonuçtu bu!

Şöyle bakarsan seçimlerin iptalinden 23 Haziran'a kadar geçen sürede değişen hiçbir şey; İmamoğlu’nun yalanlarıVali’ye hakareti, gizil otel buluşmaları dışında hiçbir şey yoktu "yeni" olan...

E bunlar da normalde İmamoğlu’na “kazandırması” gereken değil, “kaybettirmesi” gereken rezaletlerdi…

*

Dediğim gibi, kafamda “deli” sorular;

İki ayda ne değişti?

Bu 800 yüz bin (yazıyla; sekiz yüz bin) fark nedir? Ne oldu, nasıl oldu da böyle bir "sonuç" ortaya çıktı?

Normal bir “seçmenin” davranışı, bu kadar kısa sürede, -üstelik olağanüstü hiçbir şey de yokken- değişir mi?

(“Kararsızlar” meselesi de bu büyük farkı açıklamaya yetmez…)

Çünkü “kararsızların” kararını değiştirecek, yeni hiç bir şey olmadı, yapılmadı…

Elbette –misâl diyelim- bir 50-100 bin insanın –kararsızın- kararı değiştirilmiş, dönüştürülmüş olabilir, ama bu durum 800 yüz bin farkı açıklamaz…

*

Yalan kazandı…

Bir ata sözümüz var malûm;

Doğru yerinden kalkana kadar yalan dünyayı dolaşır” diye, öyle oldu!

Yalan, dünyayı dolaştı, geldi İstanbul’a kondu...

Şimdi

İnsanlar bu “yalana” nasıl iknâ oldu?.. Anlayabilmiş değilim şahsen…

Üstad’ın Çile şiirinde bir kıta var;

“Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor; 

Mekânı bir satıh, zamanı vehim. 

Bütün bir kâinat muşamba dekor,

Bütün bir insanlık yalana teslim.

Diye…

İstanbul, “yalana” teslim oldu malesef

*

"Derin bir operasyon mu?.."

Bir insan “hırsızlık” yaparken suçüstü yakalandığı halde nasıl “mağdur” rolü oynayabilir?

Bir insan “yalanı” belgeyle yüzüne vurulduğu halde nasıl hala “doğru” söyleyebilir ve “inkâr”yoluna gidebilir?

Bir insan “otelde basıldığı” halde, nasıl böyle tarafsız(!) kalıp bir yandan da “kim sızdırdı bu görüntüleri” diye üste çıkmaya davranabilir? Bir insan, nasıl olur da aynı konuda "üç farklı yalan" söylediği ortaya çıktığı halde "kazanabilir?"...

Yalanı böylesine "sıradanlaştıran" bir proje, nasıl bu kadar büyük bir "fark" doğurabilir?

İnsanları "yalana iknâ etmek" bu kadar kolay mı gerçekten?

Yoksa, açıklaması daha derinlerde olan, "derin bir operasyon"a mı maruz kaldı İstanbul?

Derin operasyon?

Bölgemizde yaşanan "kıyamet sahnelerini" göz önüne almadan, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin bölgemizdeki hesaplarını görmeden, İstanbul ile ilgili "niyetlerini", Türkiye ile ilgili "planlarını"bilmeden açıklananabilecek bir durum değil tabii ki bu "derin bir operasyon mu?" sorusu da...

Diyeceğim o ki;

2 ayda ne değişti de bu inanılması güç "büyük fark" ortaya çıktı?

Bu sorunun cevabı, eften püften, Öcalan açıklaması, TRT bilmem neyi ile açıklanabilecek bir durum değil!

O yüzden de; kafamda "deli" sorular?.. Sizin de öyledir muhtemelen...

O yüzden Türkiye olarak, Müslümanlar olarak; "Yine uzun vadeli bir operasyona mı maruz kalıyoruz?" sorusu?

*

Hadi diyelim ki; "seçmenlerin davranışını-kanaatlerini" iktidarın yapmış olduğun dev hizmetler, dev Hava limanları, Marmarayla, Hızlı trenler, yollar, köprüler, hastaneler etkilemiyor! (Öyle diyorlar...) E peki, bu adamların, PKK ve FETÖ'ye olan -onlara göz kırpan- tavrı da mı "etkilemedi" bu seçmenlerin kanaatlerini... "Darbeye aleni destek çıkan" tavırları da mı etkili olmadı bu insanların üzerinde?

Darbeye, FETÖ'ye ve PKK'ya aleni göz kırpan bu adamlar şimdi diyorlar ki;

“Demokrasi” kazandı…

"Demokrasi" mi kazandı, yalan dolan mı?

Göreceğiz…

Demokrasi mi kazandı, "toplum mühendisliği projesi" mi?

Göreceğiz…

"Demokrasi" mi kazandı, "Erdoğan"ı düşürmeye çalışan küresel çete mi?

Göreceğiz...

Ama biz kaybettik... "İstanbul" kaybetti...

(O dağdaki "Karayılan" sapığını bile sevindirdiniz ya, daha iflah olmaz bu durum...)

Bizim için herşey güzel olmadı; "berbat" oldu!

(İhale kovaldığımızdan, rant peşinde koştuğumuzdan, rahatımızın bozulduğundan filân değil...)

Son olarak diyeceğimiz Üstad Necip Fazıl'ın dediğidir:

Tohum saç, bitmezse toprak utansın! 
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen! 
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı; 
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!

Ey binbir tanede solmayan tek renk; 
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

Necip Fazıl Kısakürek

Şükrü Sak / Nabızhaber

İstanbul Seçim 23 Haziran Şükrü Sak
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER