Kafkasya'daki Özgürlük Arayışının Temeliydi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kafkasya'daki Özgürlük Arayışının Temeliydi
28.05.2017 11:00:00

 

Kafkasya'daki Özgürlük Arayışının Temeliydi

İmam Şamil, bütün direnişçi ve savaşçı kimliğinden öte, bir siyasi otorite olarak da hayranlık uyandıracak bir beceriye sahip olmuştur…

Onu ve mücadelesini düşündüğümüz zaman aklımıza gelen pek çok kavram, olgu ve değer var. Şeyhlik, imamlık, kumandanlık gibi... Öte yandan saf bir iman, onur, direniş, mücadele, hürriyet aşkı, cesaret, disiplin, ahlak gibi tarih boyunca insanlığın sahip olmaya can attığı erdemleri de eklemek gerekiyor Şeyh-İmam Şamil’e dair düşünce ve yorumlarımıza.

Modern zamanlarda bir başka benzerini, onun Kafkas –İslam versiyonunu gerçekleştirmiş olduğu mücadele adamı kimliğinin Balkan-İslam versiyonunu gerçekleştiren Aliya İzzetbegoviç’te görebileceğimiz bir güzel kumandandır İmam Şamil. Her şeyden önce bir iman sahibi, bir hürriyet âşığıdır o. Bir ilim ve fikir sahibi, bir akıl sahibi, bir değerler bütününe inanmış, edep ve irfan sahibi bir büyük adamdır.

35 yıl savaşmış, direnmiş, koca koca orduları püskürterek sağ kalmayı başarmış ve o güzel hayatı, 4 Şubat 1871 tarihinde haccetmek üzere gittiği Medine’de, Cennet’ül – Baki’de nihayete ermiş. Ne büyük, ne anlamlı bir hayat ve ne hoş, ne latif bir nasiptir bu…

Bugün için Kafkasların bütününde ve özellikle Kuzey Kafkasya’da Allah’ın dini adına bir varlıktan söz edilebiliyorsa eğer, Allah’ın izniyle onun vermiş olduğu değerli mücadeleyi unutmak mümkün değildir. Öyle kıymetli bir mücadeledir ki bu, çok sonradan gelecek nice kuşaklar için bir devletten daha önemli ve daha kavi bir sembol, bir değerler toplamını da beraberinde taşıyıp getirmiştir.

Şimdi ona tarihin tanıdığı ‘en büyük gerilla lideri’ demek yetecek midir?

İmam Şamil, 1797 yılında Dağıstan’ın ‘Genu’ olarak da bilinen Gimri köyünde tam bir mücadelenin orta yerinde doğmuş. Soyu Kumuk boyuna kadar giden bir Türk. Babası  zamanın direnişçilerinden ve âlimlerinden Dengau Muhammed onu erken yaşta hem bir ilim ehli, hem de bir savaşçı olarak yetiştirmiş. 15 yaşında türlü kılıç oyunlarını ve at binmeyi öğrenmiş İmam Şamil. Daha doğuştan güçlü, kuvvetli ve sağlam bir yapıya sahip olduğundan 18 yaşında iki metreyi aşan boyu, çeşitli vücut hareketlerindeki ve sporlardaki başarısı ve bilgisiyle herkesi şaşırtan bir gelişim göstermiş. Tarihî vesikalara ve özellikle maiyetinde bulunarak sekreterliğini yapan dostu Muhammmet Tahir’e göre, ilköğrenimini zamanın âlimlerinden Said Harekani’den almış. Daha sonra ise bir şans olarak damadı olduğu Nakşibendi şeyhlerinden Cemaleddin Gazi Kumuki’den dersler almış.

Gençliği boyunca hem ilimle hem de cihadla iç içe geçen süre içerisinde ise, zamanın imamlarından Gazi Muhammed ve Hamzat Beg’in mücadelelerinde yer alarak, onlara danışmanlık, müşavirlik yapmış. Notlarını tutan Muhammet Tahir’in verdiği diğer bilgilerden, İmam Şamil’in son derece sade bir hayat yaşadığını, her daim örnek bir kanaatkârlık içerisinde olduğunu ve hayranlık uyandıracak kadar sabırlı bir kişiliğe sahip olduğunu öğreniyoruz.

İmamlığı sırasında hep yanında olan ve özel yazışmalarını yapan Muhammet Tahir’in ve ondan sonra aynı vazifeyi sürdüren oğlu Habibullah’ın Arapça harflerle yazmış olduğu vesikalarda, Rus ordu komutanlarına ve Çar’a her biri bir yazınsal değer ifade den mektuplar yazdığını ve böylece İmam Şamil’in, Çar’ın hem korktuğu hem de takdir ettiği bir büyük kahraman olduğunu görürüz.

Kafkas hinterlandındaki özgürlük arayışının temeli

Nakşibendi tarikatına mensup bir ehl-i tarik de olan İmam Şamil’in daha genç sayılacak yaşlardayken, yüzyılların mirası halindeki Rus sömürüsüne karşı Kuzey Kafkasya halkını cihada, gazaya çağıran Nakşibendi tarikatına dâhil oluşunu, hem bir kader hem de kurtuluş ve özgürlük için başka bir yol olmayışına dayanan inancına bağlamak gerekiyor. Onun bu harekete fiilen dâhil olmaktan da öte, hareketin içine bir stratejist, bir geliştirici ve kitleselleştirici olarak katılışı ise hem kendi mücadelesi hem de Kafkas halklarının topyekûn mücadelesinde bir dönüm noktasını teşkil etmektedir.

Bu yüzden de İmam Muhammed’den sonra İmam Hamza-Hamzat'ın bir iç karışıklık sonundaki şehadetiyle, 1834 Ekiminde oybirliği ile imamlığa seçilişini salt bir biyografik değini olmaktan çok, Kafkas hinterlandındaki özgürlük arayışının temeli saymak gerekmektedir. 37 yaşındayken imam oluşundan itibaren 25 Ağustos 1859'da, Gunip kuşatmasında silah bırakıncaya kadar aralıksız Şeyh Şamil mücadeleyi sürdüren İmam Şamil’in, gerek imamlığından sonraki 25 yılı ve gerekse imamlığından önceki yaklaşık 20 yılı da katacak olursak; 45 yılı aşan sürekli bir mücadele oluşu bile onun hayatının nasıl geçtiğini görmemizi sağlayacaktır. Doğduğu 1797’den Medine’de vefatına kadar iki yüzyılı birbirine bağlayan bir serencam içinde fiilen elde silah 50 yıllık mücadele…

İmam Şamil’in imamlığının 3. yılında Çar’ın ordusu, ani bir kararla 1837 yılında çokça asker ve mühimmatla birlikte büyük bir saldırı ve kuşatma harekâtı düzenleyerek, Hunzah, Gimri ve diğer önemli yerleşim birimlerini ele geçirerek bu yerlere muhkem kaleler inşa edip tüm Kafkasya’yı ele geçirme hesapları yapıyordu. Bu işgal ve saldırılar esnasında sürekli olarak gerilla harbi uygulayan İmam Şamil, belirli bir yerde kalmaktan çok, sürekli yer değiştirerek, kendi yurdunda çarpışmayı seçmiş ve oldukça stratejik öneme sahip Ahulgoh mevkiine yerleşerek çarpışmaya devam etti.

Zaptettikleri yerlerin verdiği güvenle Ahulgoh’u da ele geçirmeyi düşünen Ruslar yine büyük bir kuvvetle, sanki organize olmuş bir devletle savaşıyormuşlarcasına, bütün kuvvetleriyle 1838'de Ahulgoh'a saldırıp kuşatırlar. Bu kuşatmayı yaran ve karşısındaki büyük orduya 3000 kayıp verdiren İmam Şamil Çar’ın büyük korkusu haline gelmiş ve başına ödül de konulmuştu.

Kafkas halkları onun imamlığı sırasında gerekli idari ve sosyal düzenlemeye kavuşmuştu

Bir güzel nitelendirme olarak bilinenin aksine İmam Şamil, kelimenin tam anlamıyla bir şeyh değildir. Gerçi bütün hayatı boyunca manevi dünyasını en çok etkileyen Molla Cemaleddin’den ayrılmamış, hep dizinin dibinde ve yanında olmuştur. Ona böylesine bir güzel nitelendirme yapılmasının nedeni olarak şeyhine karşı göstermiş olduğu derin bağlılığı sayabiliriz. Öte yandan İmam Şamil, imam oluşuyla gelen siyasi otoriteye rağmen, hayatı boyunca okumaktan ve yazmaktan kopmamış, sürekli olarak notlar almış, notlar aldırmış, hep ciddi bir disiplin içinde çalışmış, başta Arap edebiyatı olmak üzere genel olarak edebiyatla birlikte yürüyen bir okuma serüveninden hiç kopmamış,  bunun yanında mukayeseli ilim dalları üzerinde çalışmış oluşunu da ekleyecek olursak; gerek hayatında ve gerekse vefatından sonra ona şeyhlik sıfatının yakıştırılışının nedenlerini daha açık biçimde anlayabiliriz.

İmam Şamil, bütün direnişçi ve savaşçı kimliğinden öte, bir siyasi otorite olarak da hayranlık uyandıracak bir beceriye sahip olmuştur. Başında bulunduğu topluluğun onca sıkıntısına ve sıkıştırılmışlığına rağmen, bir cemiyet olarak ayakta kalabilmesi için gerekli toplumsal ve sosyal düzenlemeler de onun imamlığı sırasında gerçekleşmiş, toplum, hem gündelik hayatını sağlıklı biçimde yürütebilmiş hem de düşmana karşı savunma ve savaş durumunda etkili bir şekilde teşkilatlanmıştır. Şeyh Şamil İmam Şamil’in kahramanlığının kökeninde yer alan feraset ve izanını da bu teşkilatlanma başarısında görmek mümkündür. Denilebilir ki, Kafkas halkları onun imamlığı sırasında gerekli idari ve sosyal düzenlemeye kavuşmuş, lüzumlu idari ve askeri teşkilatlar hep bir disiplin içinde, yeni esaslara göre tanzim edilmiş, bir taraftan askeri tedbirler alınıp düşmana karşı savunma savaşları verilirken, diğer taraftan da muntazam adli ve idari sivil bir devlet mekanizması geliştirilmiş.

İmamlığı boyunca cihadı ve gazavatı baş görevler olarak belirleyen İmam Şamil’in bu mayanda medreseler açtırmış oluşu, eğitimi sürekli olarak denetleyip geliştirecek tedbirler alışı ise oldukça düşündürücü bir yönetim yeteneğine sahip olduğunu gösterir. Zamanında başlayan fikir ve sanat alanındaki gelişmeler ise hayranlık uyandıracak kadar derin bir düşüncenin uygulamalarıdır.

O kadar ki, bir yandan barut yapan, top döken, bir yandan da okuyan ve düşünen Kafkas Müslümanlarının bu hali, hem cephede hem de cephe gerisinde onları kavileştiren bir dinamikler toplamının göstergesi gibidir.

İmamlığı döneminde Kafkas toplumunu vilayetler ve naiplikler ihdas ederek düzenleyen İmam Şamil’in, yanında yer alan ve onunla birlikte dünyanın bir daha görmediği bir direniş ve gazavatı sürdüren naipleri arasında Şuayıb Molla, Nur Muhammed, Hitinav Musa, Ahverdil Muhammed, Taşof Hacı, Kabet Muhammed, Danyal Sultan, Sadullah, Duba Hacı,  büyük oğlu Muhammed Gazi gibi her biri kendi mücadelesi ve kendi hikâyesiyle güzelleşen nice gazavat erleri ve naipleri de saymak gerekmektedir.

Şahin Torun yazdı

Aliya İzzetbegoviç İmam Şamil Şeyh Şamil Kafkas Nakşibendi tarikatı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert