Advert
Kana boyanmış coğrafyamız!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kana boyanmış coğrafyamız!
08.04.2018 09:00:00

 

Kana boyanmış coğrafyamız!

Günümüz güya medeni(!) dünyası, medeniyetsizliğin dünyası haline gelmiştir. Güçlüler zalim olmuş ve mazlumları katletmektedir. Mazlumlar ise her coğrafyada Müslüman kimselerdir.

Sen ki ey nazlı gül, nice kırgınlıklar yaşadın!

Asırlarca kan çanağına boyandın…

Yandı yüreklerin ta derinden,

Yine insanlığına dayandın…

 

Ey zulümle âbâd olacağını sanan zalimler,

Ey yüreğinde merhamet hissi olmayan kâfirler,

Bir gün vuracak âhı seni mazlumların,

Bekle, belki yarın, belki yarından da yakın!

***

İnsanlığın haysiyetini yitirdiği noktalardan birisini daha yaşıyoruz yine bugünlerde. Küfrün, batılın ve nifakın nasıl da acımasız olduğunu gösteriyor açıkça. Allah’ın Kur’an’da haber verdiği şahsiyet ve karakterleri nasıl da ortaya çıkıyor bir kez daha.

Sadece dünyasını düşünen zalim bir güruhun, neler yapabileceğini bir daha görmekteyiz. Asırlar öncesinde peygamberlere ve Peygamber Efendimize savaş açan Ebu Cehillerin hala ölmediğini gösteriyor bütün bunlar bizlere. Aynı karaktersizlik ve aynı alçaklık…

Çünkü onlarda iman yok. Acıma olmaz imansızlarda. Merhamet beklenemez onlardan. Güya Demokrasi (!) davası güderdi onlar. Ama o da bir aldatmaca. Küfürlerine ve dünyalıklarına hizmet etmiyorsa, o da kaldırılmalı rafa!

ORTALIK KAN GÖLÜ

Olsun, fark etmez onlar için. Zaten kan üzerine kurulmuş medeniyetleri (!). “Gık”ları bile çıkmaz onların! Akif ne kadar da haklıymış; “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!”

Canavarlaşmış bir insanlıkla (!) karşı karşıyayız.

Öldürmekten haz duyan, adeta kan içen vampirler onlar.

Sadece elleri kanlı değil onların, yürekleri kanlı.

Vicdanları küfrün ağıyla kapalı!

Şefkatten yoksundur onlar…

Merhametin yolu hiç düşmemiş onlara…

Nasıl da savaş açıyorlar silahsız insanlara…

Hak ettiklerini almaya çalışan masumlara!

O masumlar ki, kıyamazlar bir yaratığa. Acıma hisleriyle doludur gönülleri. Ama zalime karşı dururlar tıpkı Enes b. Nadr’lar, Mus’ab b. Umeyr’ler misâli. Şehadete susamışlardır adeta. Hakkın yerini bulması için çırpınırlar. Ama ne çare! Güç onlarda, silah onlarda, zalimlik onlarda. Eh, bu dava yerde kalmaz. Zira onun sahibi, göklerin ve yerin Sahibidir. O, mutlaka nurunu tamamlayacaktır:

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (61 Saff 8)

Evet, yine yanıyor yüreklerimiz!

Mü’minler birlik olmak mecburiyetinde. Güçlü ve kuvvetli olmak zorunda. Bu onlara Allah’ın (cc) emri. Yoksa acılar dinmiyor, gözyaşları durmuyor, kanlar kesilmiyor.

Ne acıdır ki günümüz güya medeni (!) dünyası, medeniyetsizliğin dünyası haline gelmiştir. Güçlüler zalim olmuş ve mazlumları katletmektedir. Mazlumlar ise her coğrafyada Müslüman kimselerdir.

YAKARIYORUZ RABBİMİZE!

Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e acı, merhamet buyur.

Onları aziz eyle!

Kâfirlere karşı yardım eyle!

Senin yardımın olmadan asla başarı olamaz!

Zalimlerin cezasını ver ya Rabbi!

Bizler gafletin ve bir şey yapamamanın acısıyla kıvranıyoruz.

Ümmetin diriliş ve kurtuluşunu göster ya Rabbi!

Senin yolunda can veren kardeşlerimizi şehadet mertebesine ulaştır Allah’ım!

Yaralılara acil şifalar ver Allah’ım!

Arkalarında kalan binlerce gözü yaşlı kardeşimize sabr-ı cemil niyaz ediyoruz Senden!

Kana bulanmış coğrafyamızı bir an evvel zulüm ve istibdattan kurtar Allah’ım!

CAN SURİYE

Kimler götürdü seni karanlığa,

Neden oldun böyle bahtı kara,

Açtın ümmet yüreğinde onca yara,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Apaktı bir zamanlar yüzün,

Hicaz yoluydu binlerce gözün,

Kucaklardı hüccacı nadîde sözün,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Böyle mi olacaktı Humus ve Hama’n,

Yatıyordu bağrında binlerce aslan,

Yazmışlardı her biri birer destan,

 Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Şehirlerin incisiydi başkent Şam,

Asırlardır salmıştı dünyaya şan,

Coşkun sular gibiydi ilim deryan,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Bir simge idi Cami-i Emeviye’n,

İnci misâli medfun Hazreti Yahyan,

Binler sahabe, ulema ve sulehan,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Yanıyor ciğerlerimiz âteşinle,

Ne kadar övünsen azdır Bilâl’le,

Bir de Hadisler deryası Ebu Hureyre,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Takva simgesi Ebu’d-Derda’lar,

Allah’ın kılıcı Halid bin Velid’ler,

Kudüs Fatihi Selâhaddin-i Eyyubi’ler,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Sendedir yine Muhyiddin-i Arabiler,

Efendimizin elçisi Dıhyetü’l-Kelbiler,

Silinir mi acaba bu kıymetli izler,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Eserler bıraktı Osmanlı ecdadım,

Yatıyor gölgesinde padişahım,

Kesilmesin hiçbir zaman yâdım,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

Saymakla bitmez hazinelerin,

Acep ne zaman gülecek yüzlerin,

Koşuyor imdadına Mehmetçik’in,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

 

“Arap Baharı” deyip kandırdılar,

Yüzbinler insana vahşice kıydılar,

Acı çekiyor halâ sayısız canlar,

Kalbimin ta içinde can Suriye!

Muzaffer Dereli / Diriliş Postası

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert