Kanserde “alternatif tıp” sakıncalı mı?
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kanserde “alternatif tıp” sakıncalı mı?
30.08.2017 10:25:42

 

Kanserde “alternatif tıp” sakıncalı mı?

Tedavi yöntemlerinin ve tıbbi teknolojinin her geçen gün gelişmesiyle birlikte, kanserle ilgili olumlu gelişmelerin yanında birçok doğru bilinen yanlış bilgi de ortaya çıkıyor… Bu yanlış bilgilerin kanser tedavisi gören hastaların ölüm sürecini hızlandırdığı ifade ediliyor. Konuyla ilgili Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar ve Prof. Dr. İlker Sücüllü’nün görüşlerini aldık.

Dünyadaki ve ülkemizdeki ölüm nedenlerinin başında gelen kanser hastalığının tedavisiyle ilgili araştırmalar ve bilimsel çalışmalar devam ederken diğer yandan da alternatif tıp tedavileri uygulanıyor. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün bülteninde yayımlanan verilerde, Yale Üniversitesi’nden araştırmacıların, 2004-2013 yıllarındaki ABD Kanser Veritabanı kayıtlarını incelediği araştırmalarda, sadece alternatif tıp yöntemlerini seçen kanser hastalarının, beş yıl içinde ölüm risklerinin iki kattan fazla olduğunu ortaya koydu. Ülkemizde de birçok kez tartışılan “Alternatif tıp sakıncalı mı?” sorusu tekrar gündeme geldi.

Bu konunun yanı sıra “Neden kanser oluyoruz?”, “Erken tespit için neler yapılmalı?”, “Türkiye kanser tedavisinde geri mi kaldı?”, “Bölgesel olarak kanser türlerinin farklılık göstermesinin sebepleri ve kanserin gelecek yıllarda ufak bir tedaviyle atlatılabilecek mi?” sorularını İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Onkoloji Uzmanı Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Sücüllü ile konuştuk.

Sadece alternatif tıp uygulayan hasta çok az

Alternatif tıp yöntemlerini seçen kanser hastalarının ölüm risklerinin iki kattan fazla olduğunu araştırmanın kolay olmadığını vurgulayan Dizdar, “Bazı şeyleri insanlar kolay araştırılabilir bir şey zannedip ‘Bak şöyle bir araştırma olmuş’ diyorlar ama böyle bir şey teorik olarak araştırılamaz. Çünkü tanımı çok geniş tutmuşlar dolayısıyla buna katılmam pek mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Dizdar, “Bilimsel makaleyi daha detaylı incelersek farklı bir durum olabilir. Ama hastaların çok büyük kısmı bütün tedavileri alıyor. Yani ben Amerika’nın koşullarını bilemem ama ‘Ben hiç tedavi istemiyorum sadece alternatif tıp yapacağım’ diyen hasta sayısı benim etrafımda bile çok az.” dedi.

Sorun tedavinin sıradanlaşması

Dizdar, Türkiye’deki kanser tedavisinin dünyadaki herhangi taraftan hiçbir farkı olmadığını belirtti.

Esas sorununda her yerde standartlaşmış olmasında olduğuna dikkat çeken Dizdar, “Aslında hastalığın kendisi standart, hastanın durumunu dikkate almayan bir yaklaşım var bu bile sadece sorun oluşturuyor. Bütün hastalara aynı ilaçları vermeye çalışıyorlar; kimi kaldırıyor kimi kaldıramıyor.

Kaldıramamasına rağmen ısrarla aynı ilacı verince arıza çıkıyor; ama ülkeler arasında tedavi açısından büyük bir fark yok.” Şeklinde konuştu.

Kanserin sebebi yediklerimiz

Kanserin sebebinin büyük olasılıkla yediklerimizden olduğunu ve gıdaların içine çok fazla kimyasal madde koyulduğunu ifade eden Dizdar, “Ben durumun bu boyutta olduğunu bilmiyordum yani aklınıza gelen ne varsa ki bunların içinde yumurta gibi piliç gibi beyaz et gibi ürünlerde mevcut” dedi.

İsrail’in uluslararası ticarete sürdüğü ürünler farklı

İngiltere, İtalya, İsrail de durumun farklı olduğunu ifade eden Yard. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, konuyla ilgili araştırma yapanların orada satılan ürünlerin bütününün çok iyi denetlendiğini ve İsrail’in uluslararası ticarete sürdüğü ürünlerle kendi ülkesinde tükettiği ürünlerin tamamen farklı ürünler olduğunu söyledi.

Mesele erken tespit değil korunmak

“Erken tespit bence çok mantıklı bir yaklaşım değil” diyen Dizdar,meselenin erken tespit edilmesi değil korunmak olduğunu ifade ederek, “Algı hatasına düşmeyelim erken tespit etmek çoğu zaman hastalığın seyrini değiştirmiyor yani bir şeyi erken tanıdığınız zaman tedavi edileceği anlamına gelmiyor onu çok kötü bir laf olarak yerleştirdiler. Erken tanınanların bir çoğunun da ben lüzumsuz tanınıp tedavi edildiğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Dizdar, kanser hastalığının gelecek yıllarda kolayca tedavi edilip edilmeyeceği konusuna ilişkin ise öyle bir beklenti olmadığını hatta öyle bir arayış da olmadığını söyledi.

Sadece alternatif tıpla ölüm riski artar

Sadece ABD’de değil tüm dünyada kanser hastaları, uzman hekime ulaşmakta güçlük çekiyor bunun yanında yetersiz tıbbi hizmet alımı ve içerisinde bulundukları durumdan kaynaklanan çaresizlik hissi gibi nedenlerle alternatif tıp yöntemlerini ana tedavi yöntemi olarak kullanabildiğini ifade eden Prof. Dr. İlker Sücüllü sözlerini şöyle sürdürdü:

“Günümüzde kanser hastaları özellikle erken tanı yöntemleriyle tespit edilerek etkin olarak tedavi edilebilmektedir. Tüm kanser tipleri için, kanserin ortaya çıktığı organa spesifik güncel tedavi yöntemleri her gün biraz daha gelişmektedir.

Kanser hastalığının tedavisi, içerisinde birçok branşı içeren bir ekip çalışmasını gerektirir. Konusunda uzman hekimlerden oluşan bir ekiple tedavi edilmesi gereken bir hastalığın sadece alternatif tıp yöntemleri ile tedavi edilmesi ile doğal olarak ölüm riski de artacaktır.”
Kanserojen ajanlar

Kanser hastalığının birçok nedeni olduğunu dile getiren Sücüllü, genetik yatkınlık ve kanserojen ajanlara maruziyetin bunların başında geldiğini dile getirdi.

Prof. Dr. Sücüllü “Ayrıca kanserin geliştiği her organ için, organa spesifik kanserojen etkisi ispatlanmış nedenler vardır.” dedi.

Tarama programları ile erken teşhis mümkün

Prof. Dr. İlker Sücüllü, Ülkemizde de başarıyla uygulandığı üzere, gelişmiş ülkelerde kanser hastalığını erken tespit edebilmek amacıyla o ülkede sık görülen kanser tiplerine yönelik tarama programları uygulandığını belirterek, “Tarama programlarıyla sadece kanser hastalığının teşhisi değil, aynı zamanda “prekanseröz” olarak da ifade edebileceğimiz (uygun tedavisi yapıldığında kanser gelişiminin önleneceği) lezyonların da tespiti mümkün olabilmektedir.” İfadelerini kullandı.

Sücüllü, “Tarama programlarının dışında özellikle elli yaş üstü bireylerin, vücutlarında ortaya çıkacak olan (Memede ani beliren ağrısız şişlik, kanlı dışkılama-idrar, hızlı kilo kaybı, halsizlik vs gibi) değişiklikler konusunda uyanık olması ve hemen hekime müracaat etmeleri de erken teşhise neden olacaktır.” dedi.

Türkiye’de kanser tedavisi çağın şartlarına uygun

Ülkemizde her türlü kanserin tedavisi gerek Avrupa, gerekse Amerika’daki örneklerinden geri olmadığını ifade eden Sücüllü, Hastalarımıza çağın şartlarına uygun tedavi olanaklarını sağlayacak olan altyapı ve yetişmiş insan gücüne sahip olunduğuna dikkat çekerek bu özelliğimiz nedeniyle yurt dışından hastaların ülkemize gelerek tedavi olduğunu söyledi.

Farklı bölgelerde farklı kanserojen ajanlar

Sücüllü, Farklı bölgelerde görülen farklı kanser türlerinin yöresel olarak maruz kalınan kanserojen ajanın değişkenliği nedeniyle ortaya çıkmakta olduğunu belirtti.

Sücüllü, “Bu durum sadece bölgesel olarak değil, dünya üzerinde de ağırlıklı kanser tipleri ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Örneğin Japonya’da mide kanseri tüm dünya ülkelerinden daha fazla görülmekte ve bu nedenle de Japonya’da mide kanseri tarama programı içerisinde yer almaktadır.” dedi.

Etkin tedavi yöntemleri gelişecek

“Kanser hastalarının tedavisinde güncel uygulanan tedavi yöntemleri ile bundan 20-25 yıl öncesinde uygulanan tedavi yöntemlerini karşılaştırıldığında günümüzde özellikle de son yıllarda gerek erken tanı, gerek cerrahi/tıbbi tedavi yöntemlerinde büyük gelişmeler olduğu görülmektedir.” ifadelerini kullanan Sücüllü, “Hastalığın özellikle moleküler düzeyde daha iyi anlaşılmasıyla birlikte daha etkin tedavi yöntemleri de gelişebilecektir…” şeklinde konuştu.

Tayfun Daştan / Diriliş Postası

 

kanser hastalığı alternatif tıp
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert