Advert
Süleyman GÜLEK Cennet Ve Cehennem
Reklamı Geç
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Cennet Ve Cehennem
Süleyman GÜLEK

Cennet Ve Cehennem

Advert

Cennet, mü’minler için hazırlanmış ebedi mutluluk yurdudur. Cennet, mükemmel bir yerdir. Peygamberlerin davetine uyarak iman edip, kulluk vazifelerini elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan kişiler için hazırlanmış bir huzur ve mutluluk mekânıdır. Yü­ce Allah, ahrette mü’minleri ebedî kalmak üzere Cennet’le mükâfatlandıracaktır. Cennet, Yüce Allah’ın, mü’min kulları için sayısız nimetlerle süslediği huzur ve mutluluk yeridir. Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen mükafatdır. Cennet’e giren, orada istediği her nimeti bulacak ve üzüntü, stres, korku,  sıkıntı görmeyecek ve devamlı mutlu, huzurlu bir hayat yaşayacaktır. Mü’minlerin en büyük arzusu ve amacı da bu mükâfata, mutluluğa kavuşmaktır.

İnsanlar Allah’a kulluk etmek için yaratılmıştır. Bu yapmaları gere­ken kulluk görevlerini yapanlar. Allah’ın em­rettiklerini yapıp yasak ettikleri günahlardan sakınanlar Cennet’e gireceklerdir. “Rablerine karşı gelmekten (günah işlemekten) sakınanlar bölük bölük Cennet’e sevk edilirler. Cennet’e vardıklarında kapılar açılır ve cennet bekçileri onlara şöyle der: Size selam olsun! Tertemiz oldunuz. Haydi, ebedi kalmak üzere Cennet’e giriniz”(Zümer, 39/73) denilecektir.“İman edip yararlı iş yapanlara gelince, onlar da cennetliktir­ler. Onlar orada devamlı kalacaklardır.” ( Bakara, 2/82)

Yüce Allah’ın sevgili kullarına hazırlamış olduğu Cennet nimetlerini dünya ölçüleriyle tarif etmek mümkün değildir. Allah Teala bunu ayetinde şöyle bildirmiştir: ”Yaptıklarına karşılık olarak Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfatların saklandığını hiç kümse bilemez.” (secde, 32/17) Cennet nimetlerinin insanın akıl ve hayalinin almayacağı gü­zellikte olduğunu bir hadis-i kudsîde’dan Ra­sûlullah (s.a.s.) şöyle ifâde eder: “Aziz ve Celil olan Allah: ‘Ben iyi kullarım için Cennette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nimetler hazırladım’ buyurdu.”  (Müslim, Cennet  2-4) Yine Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyur­muştur: “Cennet ehli, Cennete girdiklerinde bir münâdî şöyle der: ‘Şüphe yok ki, siz Cennette ebedî yaşayacak ve hiç ölmeyeceksi­niz. Hastalanmayacak ve daima sıhhatli bulunacak, ihtiyarlamaya­cak, ebedî genç kalacaksınız; sonsuz nimetlere mazhar olacak ve hiçbir zaman hüzün (acı) ve keder görmeyeceksiniz.” (Müslim, Cennet 22)

Dünya hayatında insanların ibadet ve itaatları aynı derecede olmadığı gibi, Cennet’te de makamları aynı olmayacak. Orada farklı makamlar ve dereceler vardır. (Nisa, 4/96). Cennet hayatı ebedidir, sonsuz ve bitimsizdir. (Hicr, 15/47-48) Mü’min ahirette Cennetle müjdelendiği gibi, bu dünyada da Allah'ın lütuf ve ikramıyla nimetlendirilmektedir. Kuran'da, salih amellerde bulunan mü’minlerin bu dünyada da güzel bir hayatla yaşatılacakları şöyle haber verilir: “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 16/97)  İslam’ın emir ve yasaklarına uymaya gayret eden Müslümanlar dünya ve ahrette mutlu, hzurlu bir hayat yaşarlar.

Gerçek mutluluk dünyada değil; ahirette, Cennettedir. “Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. (Asıl hayat, dünya hayatı değil) âhiret hayatı; işte asıl hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebût, 29/64) “Âhirete nazaran dünyanın değeri, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırmasına ben­zer. Parmağı ile denizden aldığı suyu göz önüne getirsin.”( Müslim, Cennet 55). Dünya hayatı­nın âhiret hayatı yanında ne kadar az, ne kadar değersiz olduğunu ayet ve hadis bildiriyor. Bazı kişiler, sanki dünya hayatından başka yaşam yokmuş gibi, dünya yaşamına kendisini kaptırarak zevkler, keyifler içinde yaşa­mına devam ederler. Geçici, fâni dünyanın câzibesine aldanıp Allah’a kulluğu terk ederler, günah işlemeye devam ederler. Dünya hayatının nimetleri gecicidir ve her an bir üzücü olayla karşılaşmak söz konusudur. Ahirette nimetler devamlıdır, orada sorun yok, üzüntü yok,  sadece sevinç ve mutluluk var. Asıl mutlu olunacak yer Cennet olduğuna göre, gecici dünya yaşamına aldanıp ahreti, Ceneti unutup dunya yaşamına dalmak, ibadetleri terk etmek ve günah işlemek akıl karı değildir. Bu gerçeği bilenler ve buna inananlar Ahiret’e yatırım yapmayı ihmal etmezler, Allah’ın emir ve yasakalraına titizlikle uyarlar. İbadetlerini yaparlar, güzel ahlak sahibi olmaya çalışırlar ve günahalrdan sakınırlar. Aksi halde, kişiler kendilerine yazık etmiş olurlar.

Cehennem Azap Yurdudur

Cennetin zıttı, cehennemdir. Cehennem; Derin kuyu, ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap çekecekleri ceza yeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennet vadedildiği gibi (Kehf 18/107) kâfir ve günahkâr kimselere de Cehennem vâdedilmiştir. Kâfir, münâfık ve müşrikler Cehennem'de ebedî kalırlar, orada ölmezler ve azabları hafifletilmez. “Sizden, kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler olanlardır onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır” (Bakara 2/217) Tövbe etmeden günahkâr olarak ölen mü’minler ise, Peygamberimiz'in hadislerinde de bildirildiği gibi,  Günahkâr mü'minler, cehennemde ebedî kalmayacaklar, cezalarını çektikten sonra cennet’e konulacaklardır (Buhâri, Rikak 51, Tevhid 19; Tirmizi, Birr 61)

Ateş, insan cismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfir ve münâfık ve günahkarların cezası ateşle verilecektir  “Doğrusu o (Cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.” (Meâric, 70/15) Ceğennem azap yeridir. “Kim Allah'a ve Rasülü'ne karşı gelirse, bilsin ki ona (kendisi gibilerle birlikte) içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır." (Cin, 72/23) “Âyetlerimize karşı küfre sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azâbı (devamlı) tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten Allah güçlü ve üstün olandır.” (Nisâ, 4/56)  Kâfirlerin, müşriklerin, münâfıkların ve günahkarların âhirette çekecekleri azâbın ne kadar şiddetli ve korkunç olduğu âyetlerden anlaşılmaktadır. Cehennemin çok şiddetli bir azap yeri olduğundan Rabbimiz on­dan korunmamız için bizleri uyarmaktadır: “Ey iman edenler kendinizi ve yakınlarınızı ateşten (cehen­nemden) koruyun.”  (Tahrîm, 66/6)

Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Onlar suçlulara sorarlar: Sizi cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik” (Müddessir, 74/40-43). Hz. Peygamber (s.a.s)' de şöyle buyurmuştur: “Bilerek namazı terk eden kimseden Allah ve Rasulunün zimmeti kalkar" (Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 238). Bu izahlardan da namaz kılmanın önemi ve namazı terk etmenin zararı anlaşılmaktadır. 

Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Cennet nefse hoş gel­meyen şeylerle ihâta edilip kuşatılmıştır. Cehennem de nefsin şeh­vetleriyle (nefse hoş gelen şeylerle) kuşatılmıştır.” (Buhârî, Rikak 28; Müslim, Cennet 1) “Ben Cehennem gibi acâyip bir şey görmedim; insanlar ‘ondan kaçarız’ derler, ama kaygısız uyuyorlar (yaşıyorlar) Yine Cen­net gibi acâyip bir şey görmedim; ‘insanlar ‘onu isteriz’ derler, hem de, kulluk görevlerini terk ediyorlar.” (Tirmizî, Cehennem 10)) “Allah cennete giren herkeze daha çok şükretmesi içn günah işleseydi Cehennemde nasıl bir yere gideceğini gösterir. Cehenneme giren kimse de, hasretini artırması için dünyada iyilik yapsaydı, Cennette nasıl bir yere gideceğini gösterir .” (Buhari, Rikak 51) Bu açıdan da mü’min, korku ve ümit içerisinde hayatını sürdürmelidir. “(Cehennem) içinde olanlar (şöyle çığlık atacaklar): ‘Rabbi­miz bizi buradan çıkar. (Dünyada) yaptığımız (küfür, şirk isyan ve kötülükler, yanlışlıklar, haksızlıklar, ahlâksızlıklar, hırsızlıklar)dan başka sâlih bir amelde bulunalım (emirlerine uyup yasaklarından sakınalım).’ ‘Size orada (dünyada) öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Sizi uyarıp korkutan da (peygamber de) gelmişti. Öyleyse (azâbı) tadın’ buyrulacaktır.” Fâtır, 35/37)

 

Allah’ın emrettiklerini yapıp, yasaklarından sakınanların Cen­nete, Allah’ın emirlerine aykırı hareket edenlerin de Cehenneme gideceğini bildirmektedir: “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü (yanlış) hüküm veriyorlar! Her­kes kazancına göre (ne yapıyorsa) karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.” (Câsiye, 45/21-22)) Âyetlerden de anlaşıldığı gibi İslâm’ın emirlerini yerine geti­renlerle getirmeyenler bir değildir. Allah’ın emirlerini yerine geti­renler mukâfât olarak Cennete girecek; yerine getirmeyenler de ceza olarak Cehenneme gireceklerdir; bu kadar açık ve nettir. “Kâ­firler için hazırlanmış ateşten sakının” (Âl-i İmrân, 3/131) buyurarak Yüce Allah bizleri uyarıyor. Âhirette “bizim cehennem ateşinden haberimiz yoktu, yaptığımız kötülüklerden haksızlıklardan, ahlâksızlıklardan, haramlardan ve günahlardan dolayı ceza çekecek miydik?” deme hakkı olmayacak. Çünkü Rabbimiz apaçık bir şekilde Kur’ân-ı Kerim’de, bu gerçekleri bildirilmektedir.“Kim sâlih bir amelle (iyi işlerde) bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük (İslâm’a aykırı hareket) ederse, o da kendi aleyhi­nedir (zararınadır). Senin Rabbin (Allah) kullara zulmedici değil­dir”( Fussilet, 41/46) “Ama kim de, Rabbinin (huzurunda duracağı) makamından korkup (gereğini yapar) nefsini de kötü arzu ve hevesten men ederse işte muhakkak ki, cennet onun varacağı tek yerdir.” buyrulmaktadır.

Âhirette mazeret kabul edilmeyecektir. Çünkü gerçekler apaçık bir şekilde bildirilmiştir. Cehennem kâfirler için hazırlanmıştır, fakat mü’minlerin de bu cehennemden korunması gerektiği bildirilmektedir. “Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın” (Lokman, 31/33) “O halde gücünüz yettiği kadar Allah’tan korkun; (emirlerini) dinleyin, itaat edin.” (Teğâbün, 64/16) Âyet-i Kerime’de açıkça bildirildiği gibi, Allah’ın emrettiklerini yaparak, yasak ettiklerinden kaçınarak cehennem ateşinden ko­runmaya çalışalım. Beş dakika sigara ateşine tahammül edemeyen insanlar, cehennem ateşine nasıl dayanacak? Ona göre iyi düşü­nüp kendimize yazık etmiyelim, İslâm’ın prensiplerine bağlı kalmaya çalışalım. Çünkü Ccennet ucuz değil, Cehennem de lüzumsuz değildir.

Korku ve Ümit

Sadece, ‘ben de müslümanım, kalbim temiz’ diyerek yaptığı kötülüklerin, günahların zararını görmeyecelerini ve cennete gideceklerini düşünenler, kendilerini kandırmaktadırlar. “İnsanlar imtihana tâbi tutulmadan sadece iman ettik (biz de müslümanız) demeleriyle kurtulacaklarını mı sandılar? Andolsun ki Biz onlardan öncekileri de imtihan ettik. Allah elbette (imanda) doğru olanları bilir, yalancıları da bilir. Yoksa kötülükleri yapanlar Bizden kaçabileceklerini (cezadan kurtulacaklarını) mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!” (Ankebût, 29/2-4) buyrulmaktadır. Her türlü günahı, haramı işlediği halde “ben de cennete giderim” demek ahmaklıktır. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Akıllı kimse nefsini kontrol altına alıp (her türlü günahlardan korunmaya çalışarak) ölümden sonraki hayat için hazırlık yapan; Âciz (aklını gereği gibi kullanmayan) insan da, nefsinin hevâsına (istek ve tutkularına, kötü arzularına) uyup da Allah’tan (olmayacak şeyleri ve cenneti) temenni eden kimselerdir.” (İbn Mâce, Zühd 31; Tirmizî, Kıyâmet 25) Korku ile ümit beraber olmalı, sadece korku ve sadece ümit yanlıştır. Yanlışlar da yanlışa götürmektedir.

Bazı kişiler de:  “Biz günah işliyoruz cemnente giremeyiz” diyorlar.  Allah‘dan ümit kesiyorlar ve günah işlemeye deavm ediyorlar. Tabi ki bu da yanlıştır. Günahalra tevbe edenlerin tevbesini Allah kabul edeceğini bildiriyor “Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.” (Bakara, 2/160) “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zira Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser.” (Yusuf, 12/87) “Günahtan tevbe eden kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir. (İbn Mâce, Zühd 30)

Müslüman kişi İnanç, ibadet ve güzel ahlak sahibi olmaya özen göstermelidir. Bütün gayretiyle İslâm’ın prensiplerine uygun hareket etmeye çalışmalıdır. Buna rağmen günah işlediğinde hemen tevbe ederek kendisine çeki düzen vermelidir. Ne için tevbe etmişse bir daha onu yapmamaya çalışmalıdır. Günah işlendiğinde de Allah affetmez diyerek tevbeyi kesinlikle terk etmemeli, çünkü “Allah tevbeleri kabul edicidir.” (Bakara, 2/160) Her türlü günahı işlediği halde  “ben cennete giderim” demek yanlıştır. Aynı şekilde, “ günahkâr olanlar da “ ben cennete gidemem “ demesi de yanlıştır. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Cennet size ayakabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” (Buhârî, Rikak 29) Cennet ve ceğehennem, insanlara uzak değildir. Dikat etmeli, haram olan, günah olan şeyleri değil; doğru olan işleri yapmalı. Müslüman, korku ve ümit içerisinde hayatını sürdürmelidir. Ne mutlu İslam’a uygun yaşamaya gayret edenlere ve cennet’e girenlere!

Süleyman Gülek

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER