Ahmet Kubilay Bakanlar Çok Ama Şahit Yoğ İdi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bakanlar Çok Ama Şahit Yoğ İdi
Ahmet Kubilay

Bakanlar Çok Ama Şahit Yoğ İdi

Bu yazı için tasarladığım ilk cümle "kahramanımız bir trafik kazası geçirdi ve üstü başı kirlendi" olacaktı. Kahramanımızın bir kahramanlığı olmadığından ona ne diyebiliriz diye bir karara varamadığımdan o ilk cümleden vazgeçtim. Ne diyebilirdim? Adamımız? Öznemiz? Onu sadece adıyla mı yazsaydım? Ama onun adını yazmadan bir ilk cümle kurmak istiyordum. Ne diyebilirdim? Fark ediyorum ki güzel Türkçemizde öyle bir kelime yok. Varsa da ben bilmiyorum. Bilmediğime göre o kelimeyi veya kelimeleri yok farz ederek soruyorum: O kelime veya kelimeler neden yok?

Diller onları kullanan insanların kaliteli mecralarda kullanmalarıyla gelişirler. Yeryüzünde bu konuda en şanslı dil İngilizce olsa gerek. Anadili İngilizce olanlar dışında da milyonlarca insan bu dili kullanıyor. Bu dilde bilim yapıyor, edebiyat üretiyor, yazıyor, konuşuyor.

Kahraman kelimesi yerine ne kullanabilirdim sorusuna tekrar dönerek akıl yürütelim. Belki de kahraman kelimesini "özne", "adamımız" gibi kelimelerin yerine sayarak kullanıp yine kahramanımız diyebiliriz. Galiba bu doğru olurdu. Kahramanımız dememiz için belki de kahramanımızın illa ki kahramanlık yapması gerekmiyordur. Biz kavimce zaten buna da alışkınız. Uzmanlarımızın çoğu uzman değilken, doktorlar doktor, analizciler analizci, peynirlerimiz peynir, zeytinlerimiz gerçekte zeytin değilken, ekmek artık ekmek değil bir nevi posayken, varsın kahramanlarımız da aslında kahraman olmadan kahraman sayılsınlar. "Bir varmış, bir yokmuş" bir coğrafyada develer tellal, pireler berber iken kahramanların da kahramanlık etmemesi neden anormal olsun ki? Anormal diyoruz. Bu kelime norm kelimesinden geliyor. Normal de oradan geliyor. Norm, standart bir ortalamaya deniyor. Bir toplumun normu en yaygın standart ortalamasıdır. Yani her toplum ortalaması neyse ona zaten tabi olarak uyduğu için her toplum normal bir toplumdur. Peki, ben geçen "hasta toplumlar" diye bir kitap gördüm; her toplum normal ise hasta toplum nasıl olunur? Üzerinde düşünmek lazım. Sanırım ekstra bir gayret gerek. Bunun için çok çalışmak gerekiyor.

Aslında yazının ilk cümlesi aslında başka bir konuyla alakalıydı. Bir kahraman trafik kazası geçiriyordu. Ne oldu ona? O trafik kazası geçirdi. Böyle bir trafikte kazasız belasız seyrü sefer anormaldir. Bu coğrafyada normal olan kahramanların yolda kazaya uğramalarıdır.

Yani aslında o kadar da şey etmemek lazım. Allah ehlini kazadan beladan esirgesin. Metnin içine iliştirilmiş dipnot olarak da şunu ifade edeyim: Bu yazımızdaki bakmak ve şahitlik kelimeleri üzerinde çok düşünmek lazımdır. Müslümanlık adlı dinin giriş şifresi olan cümlede bir şahitlikten bahsediliyor. İnsan bakan değil, baktığını bilip, şahit olandır. Şahitlik farkındalık gerektirir. Akıl burada bakmakla şahit olmak arasındaki anlamlı bağı kuran şeye deniyor. Yunus 100’de Allah’ın aklını kullanmayanlar üzerine pislik yağdıracağından bahis var. Günlük hayatta aklını ne kadar kullanmıyorsan üzerine o kadar pislik yağacak. Elbiselerin o kadar kirlenecek. Muhterem şahitlik edenlerim, aslolan temizliktir. Temizlik imandandır. “Bakın şurada lavabo var.” Yıkayın elinizi, yüzünüzü.

Ahmet KUBİLAY

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER