Yaşar BAŞ Türkiye kaynaklarını ilişkilerinde kaldıraç haline getirebilmeli
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Türkiye kaynaklarını ilişkilerinde kaldıraç haline getirebilmeli
Yaşar BAŞ

Türkiye kaynaklarını ilişkilerinde kaldıraç haline getirebilmeli

Milletler arası ilişkiler, milletlerin çıkarları temelinde ilerler. Milletlerin genel çıkarlarının yanında bazen de karar alıcıların özel çıkarları milletlerarası kararların alınmasında belirleyici etki yapabilir.

FETÖ denilen küresel suç örgütünün bazı ülkelerde korumaya sahip olmasının temel nedeni, bu ülkelerin karar alıcılarının bir kısmı ile aralarında kurulan menfaat ilişkisidir. Suç örgütleri kriminalize ettiği kamu görevlileri aracılığıyla bazı fırsatları ele geçirebilirler.

Ancak hiçbir suç örgütü dünyanın hiçbir yerinde yasal olmayan menfaat çarkını uzun süre devam ettiremez. Özellikle de FETÖ gibi geniş bir örgütün, bu kadar genişleyen yasadışı ilişkilerini uzun süre gizleyebilmesi ve sürdürebilmesi mümkün değildir.

 İster demokratik bir düzen olsun, ister otoriter, isterse de totaliter bir düzen olsun, rejimin adı ne olursa olsun dünyanın her yerinde bir iktidar mücadelesi vardır. Genellikle de bu iktidar mücadelesi çok taraflı ve çok yönlüdür. İktidar mücadelesinin taraflarından birinin kanatlarının altına gizlenebilirler. Ancak altına girdikleri kanatla iktidar mücadelesi veren bir başka kanat mutlaka vardır. Hatta aynı kanat içinde iç iktidar mücadelesi de her zaman olur. Öyle ya da böyle, eninde veya sonunda bu kirli çarkın tarafı haline gelenler bir bedel öderler.

Kısa bir süre sonra, FETÖ ile kirli çıkar ilişkisi içinde olanlar kendi ülkelerinde tartışılmaya ve bu kirli çıkar ilişkileri sorgulanmaya başlayacaktır.

FETÖ kirli ağının ömrünün belirleyecek en önemli faktör Türkiye Cumhuriyeti devletinin performansıdır. Türkiye, uluslararası ilişkilerinde iki noktaya dikkat etmek zorundadır. Devletimiz elbette ülkemizin ve milletimizin onurunu, gururunu ve çıkarlarını korumak zorundadır. Zorunluluk olmadıkça gerginliklerden uzak durmak gerekir. Uluslararası alandaki ortaya çıkan her gerginlik, hainlere sığınacak bir alan açmaktadır. 

Türkiye, milletlerarası ilişkilerde hainlere alan bırakmamalıdır. Hatta ilişkilerimizin yeteri kadar güçlü olmadığı bölgelerle, kaynaklarımızı kaldıraç haline getirerek, ilişkilerimizin güçlendirilmesi gerekir. Kamu görevlilerinin yapabileceklerinin sınırı var. 

İşadamlarımız, hainler tarafından kurulan kirli menfaat çarkının ortaya çıkarılması ve gerekirse devletimizin de desteklediği meşru alanlara taşınması konusunda bir misyon üstlenmeliler.

Türkiye büyük bir ülke. Potansiyeli ve jeopolitik avantajları nedeniyle, Türkiye ile rekabet halinde olan herkes bir bedel öder. İşbirliği halinde olan kazanır. Türkiye hainler dışındaki herkese kapılarını açmalı, hainlere karşı herkes için bir fırsat oluşturmalıdır.

Bazı ülkelerde FETÖ ve diğer hainlere sağlanan desteğin mekanizmaları doğru analiz edilmeli ve gereken her ne ise yapılmalıdır.

Örneğin Hollanda mı bu hainlere perde oluyor veya Belçika mı? Türkiye bu hainlerle işbirliği içinde olanların kimler olduğu öncelikle belirlememiz gerekir. Bu işbirliği bir karalama ve dezenformasyon nedeniyle oluşan yanlış anlamaya dayanıyor ise, ilgililerini bilgilendirmemiz gerekir. Bu işbirliği sistematik bir düşmanlık temeline dayanıyor ise bu takdirde bu kirli işbirliğinin alternatiflerini bulmamız gerekir. Bu işbirliği kişisel bir menfaat hesabına dayanıyor ise, bu kirli ilişkinin taraflarının rakipleri ile iletişime geçmeli ve bir kirli işbirliğini deşifre etmeliyiz.

Aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik potansiyelini de siyasi ilişkilerin kaldıracı haline getirebilmeliyiz. Ülkemizde büyük ticari yatırımları olan yabancıların, kendi ülkelerindeki hükümetler nezdinde yaptıkları çalışmaları ödüllendiren bir yaklaşımla konuları ele almamızda fayda var.

Ülkemizde çok sayıda büyük Alman şirketinin çok büyük yatırımları ve elde ettikleri büyük kârlar var. Volkswagen, Mercedes, BMW ve diğer Alman şirketleri, Alman hükümeti nezdinde ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda bir görev üstlenmeliler. Bu çabayı gösterenler de karşılığını ödüllendirilerek almalılar. Bu çabayı göstermeyenler de işlerinin zorlaşacağını bilmeliler. Aynı şekilde Almanya’da yatırımı olan Türklerin de benzer bir bakış açısı ile konuları ele alması gerekir. Türkiye, uluslararası alanda Türkiye’nin repütasyonunu geliştirmek için yol arayanlar, yol bulanlara ve Dünyanın her yerinden Türkiye ile ticaret yapan büyük şirketler var. Keza dünyanın her yerinde Türk yatırımcılar var. Türkiye’nin kaynakları hem ekonomik ilişkilerde, hem de siyasi ilişkilerde sadece köprü değil, aynı zamanda bir kaldıraç olmalı.

Ekonomik kaynakları bir kaldıraç olarak kullanabildiğimiz anda sorunlar kendiliğinden çözülecektir.

Yaşar BAŞ

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert