Hülya Bulut “İki ana dünya sistemi üzerine diyaloglar” (1632)
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
 “İki ana dünya sistemi üzerine diyaloglar”  (1632)
Hülya Bulut

“İki ana dünya sistemi üzerine diyaloglar” (1632)

Uzan Geliyorum…

-Şimdi ben seni bi uzatırım iki seksen… Ne demek kız o öyle? Sil o başlığı hemen, dellendirme beni.

He canım he hemen dellenin, içiniz kötü sizin. Gerin insanları tedirgin edin emi! Oysa üst başlıktı “Uyanış Cümlesi” İkincisi şaibeli! Şimdi oku bakalım gerisini senin anladığınla var mı uzaktan yakından ilgisi!

-Sil dedim kız! Ben öyle kardeşi abuk subuk yazılar yazıyor dedirtmem mahalleliye! Bizim de kendimize göre şeyimiz var, dimi ya!

 Aman abi, bi dur. Baskıcılıkla korku hegemonyası kuramazsın üzerimde. Hem uydurma, oyma hemen kelimelerin altını.

Tamam, sen uzanma ama önce kelimelerin, kavramsal ve düşünsel temelini oluşturan olaylar zincirini oku…

-Antikor! bana felsefik burjuva ağzıyla tuhaf açıklamalar yapma, anlamayız biz neooligarşik söylemlerin, alengirli dilinden. Halk diliyle konuş bana, halk!

Hah şunu bileydiniz antikorum ben! Haklısın söylenmeli, evet direk söylenmeli. O konu da bizim aydınlarımızın çıkmazı işte. Halk kimlikleri ile entelektüel yazan kimlikleri arasında oluşan mesafelerin girdabında kayboluyorlar çoğu zaman. Teorik olarak ispatlanmış nice fikirleri pratikte içi boşaltılmış birer önermeden öte değer görmüyor! Bir cesaret korku imparatorluğuna direnebilenlerde Giordano Bruno gibi kafayı Engizisyonun giyotinine kaptırıyor!

Belki de en akılcı davranan, Galileo’ydu. Mahkemede dünya dönmüyor” dedi, kafayı kurtardı. Çıkışta “dünya dönüyor, hep dönecek” diye fısıldadı, boyun eğmiş gibi göründü ama doğrularından asla vazgeçmedi!

Ey ahaliiii! Dünya dönüyor, hep dönecek…

Uzannın geliyorlar!

-Kim geliyor, uzaylılar mı tabana kuvvet verelim mi? Hem biz niye uzanıyoruz kuzum?

Sen de mi bey amca?

-Durun durağın yok mu kız senin, sorunlu musun, düzen düşmanı mısın sen? Büyük sözü dinle az, papaz olunmaz abilerle?

Evet düzen düşmanıyım!

-Papaz?

Kafa zaten bi dünya bey amca bir de sen karıştırma ortalığı, sorunlu, papaz falan ayıp oluyor ama! Hemen bir reflesk hemen bir atar topunuzda!

Sen uzan bey amca, herkesin akıl endazesi yüreği kadar. Benim ki sana uymaz senin ki bana çok da düşünme! Ne kadar endişeli ademoğulları olduk böyle!

Oysa sloganları hep aynı değil miydi?  Maksat vatandaşa hizmet olsun!

Gel vatandaş gellll…

-Senin sözüne de güven olmuyor be kızım, bir satır önce uzan diyordun, şimdi kalk gel!

-Uzanayım mı geleyim mi?

-Seçim hilesi bey amca birinciyi duy, ikinciye atla… Aşırı hayal gücü travmaları yaşamadan iyisi mi sen kalk gel!

-Bu ne cüret Yarabbi?

-Laflara bak laflara, kızım sen hiç akıllanmıyacan mı?

-Neden? Hem ol akıllı kişidir ki gerektiğinde, zillete düşmemek için istişare yapar, ondan şey ediyorum. Hatırlıyorum, hatırlatıyorum geçmiş günlerin behrini! Sahi, karşıdan ne gibi görünüyorum? Aklımın kara deliklerinde dolanan kelimelerimi bir duysanız hepten vuracaksınız damgayı. Oysa bunlar hafızamın yalansız tutanakları! Balık hafızalılar unuttu, balıklar unutmadı bunları! Asrın vicdanıyım ben lanetliyorum, ömrümüzü emen “Amok Koşucularını”!

Ateş yanığı bir ses avuçlarımda. İmkansızlıkların koşullarını anlamaya çalışırken deni dünya yordu bizi. Biz, bu filozof kafaların, patolojik grafiğini çıkarmaya çalışırken yorulduk en çok! Halk olmanın olanaksızlıklarına karşı dayatılan zorunluluklar arasında ne seçimler yaptırıldı bize! Kafalarımıza kakıla kakıla yapılan sapkın fikirlerin boşluğunda ne çok toplumsal travmalar yaşadık. Tam ehven-i şer halleri!

-Bırak şimdi istişareyi, balığı, hafızayı az kilit vur ağzına da beni dinle, Şimdi benim vatandaş olarak en büyük bir sorunum var! Çözüm gerek, çok mağduruz kahve ahalince!

-En büyük bir sorun?

-Okeye dördüncü eleman bulamıyoruz be kızım!

Kolay, Uzan bir el atsın, maksat halk mağdur olmasın.

-Olmasın tabi!

-El atsın!

-Bak tıkıycam ağzına isot biberini…

Bilmezler efenim bilmezler. Kıymet bilmez nankörler. Hizmetse hizmet işte. Adam çıkmış, Marco Polo’nun cennet bahçelerini vaat ediyor, sen seni taşlayacak dördüncü peşindesin. Sen de az değilsin hani! Lakin; “Ardında köpek kovalarken tavşan uykusu büyük hatadır.” benden söylemesi. Kör değiliz görüyoruz olan biteni!

-Öle deme, suçlar gibi. Kolay mı bu zamanda dördüncüyü okeye eklemek, köyümün cahili!

-El hareketi mi yaptın sen yine haylaz çocuklar gibi?

Yok, efenim ne münasebet, yalandan Allah’a sığınırım! Şempanzeyi gösteriyordum.

Şempanzeye takla atmayı mı öğretmişler? Tek ayaküstünde, saydırdım tam kırk atla attı! Afaki hareketler bunlar.

-Bunun neresi garip be kızım, biz ne şempanzeler gördük, şapkasından tavşan çıkardı!

- Alice’sdir o! Tavşan da muhakkak kati surette firardır harikalar diyarından!

-İspiyoncu seni, Adam’ı deşifre ettin ya sana da helal!

-Adam Smiht! Alice’nin gizli sevgilisi!

-He ya, ettim ne olcak şimdi?

-Vereydiniz ya Adam’a oyunuzu geleydi başa.

Gel vatandaş gel… Uzan karşıma!

Alice Harikalar Diyarında, gez dolaş mazot 1 Lira!

-Mazotun 1 TL olması çok da matahtı sanki, almazsın vergiyi, bindir gerisini borca, ekle zammı, on kaleme ekstra kullanım vergisi, al sana mazot 1TL!

Ne sanıyonuz siz bu vatandaşı biz ilkokulda dört işlemde zehir gibiydik! Öyle dolambaçlı laflarınan, hesap cambazlıklarınan kimseler kandıramaz bizi!

-Değil mi ya bey amca? Bunlar Oxford’dan mezun olacaklarmış da üst akılları unutmuş memlekette şube açmayı!

Yalnız, essahtan bak bu söyledikleri yeminsiz doğru;

-Vardı da Oxford memleketlerinde onlar mı okuyamadı?

Hacı amca, yanlış olmasın, okeye dördüncü mü dediydin sen? Nerden geldik Oxford’da?

Bilememişsiniz zamanında, uzanaydınız ya yanına, bir eliniz okey taşında bir ayağınız Oxford’da! Yazık oldu, uçtu bir gecede herifçi, Paris semalarından bir de el salladı ya!

-Ha di ya onu da mı yaptı bu vatanın insanına?

-Yanarım yanarım da yiyemedik fındığı 8 Liraya! Gözlerim yaşardı bak şimdi,

-Oy da veremedik, ayıp ettik bunca iyi niyete değil mi ya?

-Sen de geç kaldın geç hanımmmm… Adam hamileliği bile 3 aya indirmişti, hatırladı hafızam ehl_i küfrün planlarını bir anda…

Yapma yaaa nasıl kaçırdım ben onu bunca vaadin arasında? Geçti mi yani borun pazarı şimdi, ikna edemez miyiz, üç beş indiriversin benim hatrıma?

-Zübük zübük konuşma, boru falan…

Ne dedim ki ağabey?

-Daha ne diyeceksin?

Al birini vur ötekine, seri üretim gibiler!.. Zamane düzen partileri ve makaryanustan sosyalistler!

Göçtü kervan, biz yine kaldık kendi başımıza. İlerde masal niyetine anlatır gülersiniz torunlarınızla! Sen dertlenme bey amca dördüncü eleman ben olurum sana da yalınkılıç, dalkılıç, serdengeçti ekibini toplar, bertaraf ederiz Atalarımızdan yadigar meydan savaşı taktik sanatımızla. Olmadı basarız Osmanlı tokadını, hergeleler bir daha mahallemizin kahvesinin önünden geçmeye bile cesaret edemezler! Sen önden buyur meclise, benim son iki sözüm var söyleyip yetişirim ahaliye!

İlk başlık mı dediniz? Galileo Galile’nin yazdığı bir kitap ismi. Dünyanın evrendeki adresini değiştiren kitap olarak tanınıyor. Yazılımından tamı tamına 375 yıl sonra Türkçeye çevrilmiş!

Kitapta yazılanlar doğru çıkmazsa adam yandı. Yalancı Filozof damgası yiyecek. Eğer doğru çıkarsa biz yandık; Çünkü dünya hiç de bildiğimiz gibi değilmiş diyerek başka bir dünya aramak zorunda kalacağız!

Nerede şimdi bu kahve? Bu sokağında bir kulağını bükmeli, gençler mesai saatinde her yerde! Peki, Sagredo bensem Simplicio kim, yeri göğe, göğü yere mi nakledeceklermiş? Kitabı bir kez daha okumalı. Her şeyi söylüyorsun ama hala hiçbir şey söylememiş hissi! Tuhaf…

Emin olduğumuz tek şey var: “ Her şeye rağmen dünya dönüyor”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert