Süleyman GÜLEK Ergenlik Döneminin Özellikleri
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ergenlik Döneminin Özellikleri
Süleyman GÜLEK

Ergenlik Döneminin Özellikleri

İinsan yaşamı boyunca fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan gelişir. Gelişim sürecinde en çalkantılı dönemi de ergenlik çağında yaşanmaktadır. Gerek ergenlik, gerekse gençlik dönemleri insan hayatının en güzel en mutlu ve en güçlü dönemleri olurken, aynı zamanda birer kriz ya da bunalım dönemleridir. Bu dönemde gençle büyükleri arasında yaşanılan sorunların en önemli nedeni, büyüklerin, çocuğu ne tam yetişkin ve de çocuk olarak algılamamalarından kaynaklanmaktadır. Fakat ergen çocuk değildir ve çocuk gibi davranılmasını da istemez. Aile çocuğunu ne kadar iyi tanır ve ergenlik dönem özelliklerine vâkıf olabilirse, ebeveyn-ergen çatışmaları o denli az olur. Ergenler, bu dönemi en yakını olan ailelerinden aldıkları destekle,  kolay bir şekilde aşabilmektedir. Bu destek mutlu bireyler olarak hayata adım atmalarına da katkı sağlamaktadır.

Gençlik çağını birkaç evreye, ya da alt döneme ayırabiliriz. Hızlı büyüme ve cinsel uyanışın olduğu 11–15 yaşlar arası ergenlik ya da ilk gençlik olarak bilinir. Olumsuz davranış ve tepkilerin yoğun olduğu evredir. 15–17 yaşları arası çekingenliğin ve kendine güvensizliğin belirgin olduğu delikanlılık evresidir. 17–21 yaşlar arası kendine güven ve gösterişin ağır bastığı delikanlılık evresi, 21 yaş ile 25 yaş arası da uzamış gençlik çağı olarak değerlendirilir. İnsan gelişimi fiziksel, cinsel, hormonal, duygusal, sosyal zihinsel, kişisel ve ahlâkî olmak üzere sekiz boyutta incelenebilir.

Bedensel Gelişm

Ergenlik döneminin göze çarpan ilk gelişmesi, boy ve ağırlıkta yaşanır. Kızların bedenlerinde görülen bazı değişikliklerle ergenliğe girilir. Vucudları şekil değiştirir, özellikle göğüsleri büyür, âdet görmeye başlar. Erkekler kızlardan ortalama iki yıl sonra ergenliğe girerler. Ergenlik döneminde boşalma (ihtilam)  olur ve yüzde sivilceler görülür. Sakal ve bıyık tüyleri belirir. Bazı bölgeelrde (koltuk altı ve cinsel organ çevresinde) kıllanma ortaya çıakar. Ses kalınlaşır, erkeğe özgü vaziyet alır. 

Cinsel Gelişm

Bedensel gelişimle beraber, cinsel fonksiyonlar devreye girer. Cinsel kimliği oluşmaya başlar. Ergenlik bedensel değişmeleri, kızlarda genç kız, erkek çocukara da erkek görünümü sağlar.

Çocuğa Buluğ Çağı Eğitimin Verilmesi: Bu eğitimin amacı biyolojik ve cinsel gelişimleri konusunda bilgi sahibi yapmak ve onların bilgi eksikliği sebebiyle yaşayacağı kaygılarının, gerginliklerinin azalmasını sağlamaktır. Cinsel gelişim ile ilgili bilgiler çocuğa, çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ergenliğin sonuna kadar yaşıyla orantılı bir gelişim çizgisi içinde verilmelidir. Kız çocuğun annesi tarafından erkek çocuğun da babası tarafından daha cinsel belirtileri başlamadan bu devreye hazırlanmaları şarttır. Öncelikle kız çocukalrın karşılaştıkları özel halleriyle ilgili durumlar hakında annesi tarafından aydınlatılması, gerekli sağlık ve temizlik kuralları öğretilmesi gerekir. Gençlere cinsel bilgilerin, büyükleri tarafından ve yeterli miktarda verilmemesi halinde çocukların sağlıklı olmayan kanallardan bu bilgileri almalrına yol açar. Bu kaynakların sağlıklı ve yeterli olmamasından ötürü, eksik ve yanlış bilgilerle yetişeceklerdir. Bu durumun en tehlikeli tarafı, bu bilgilenme sürecinin, gözlenemez ve denetlenemez bir şekilde gelişmesi olacaktır.

Büluğa erme, dinde sorumluluğun başlangıç işareti olarak kabul edilmştir.  Bu durum, bu dönemin önemini artırmaktadır. Ergen, din nazarında yetişkin kişi statüsünde yer alır; o artık dinin emir, yasak, görev ve kuralları çerçevesinde davranışlarının sorumluluğunu yüklenmiş birisidir. Bu bakımdan, bu dönemin gelişim özelliklerinin çok iyi bilinmesi, gençlerin din eğitim-öğretiminden sorumlu kişiler açısından büyük önem taşımaktadır.

Cinsel olgunlaşma ve cinsel dürtüleri denetim altına alma, cinselliğe karşı sağlıklı tutum geliştirme, karşıt cinsle olan ilişkilerinde ölçülü olabilmeyi sağlar. İslam dini evlilik dışı ilişkileri kesinlikle yasaklamış ve haram kılmıştır, insanı zinaya götürecek söz ve davranışlardan uzak durulması istenmekte ve şöyle buyurulmaktadır: “Zinaya yaklaşmayın, çünkü zina son derece çirkin bir iş ve çok kötü bir yoldur. (İsra 17/32)  Allah’ı ve Peygamberini seven, dinî duyarlılığı bulunan gençler, Allah’ın bu yasağına uyarlar. İnanç, ibadet ve ahlakî görevlerini yerine getirirler.  Böylece dünya ve ahiret hayatında mutlu, huzurlu yaşarlar.

Duygusal Gelişim

Ergen sevmek ve sevilmek arzusu içindedir. Ergenin duygusal dünyasında bazı çelişkiler dikkatimizi çeker. Yalnızlıktan duyulan hazzın yanı sıra, bir gruba katılma özlemi, yetişkini hor görme ama ona dayanma, endişe ve umutsuzluğa karşın geleceğe coşkuyla yöneliş, bu evrenin belirgin çelişkili duyguları arasında sayılabilir. Ergenin duygusal tepkilerini etkileyen başlıca faktörler sağlık durumu, zekâ düzeyi, cinsiyet, okul başarısı ve sosyal kabul düzeyidir. Özellikle sağlık koşuluyla duygusal tepkiler arasında önemli bir ilişki vardır. Kötü sağlık koşulları bünyeyi aşırı duygusal kılabilir.

Bir gün önce çok neşeli görünen genç, diğer bir gün üzüntülü ve karamsar, içine kapanık mutsuz olabilir. Bu dönemde duygular ergenin tüm yaşamında etkili olurlar. Küçük bir kırıklık ergenin yakın çevresindeki ilişkilerini doğrudan etkiler. Duyguların şiddetlenmesi sonucu, gerginliğin doğurduğu belirli alışkanlıklar görülür. Bu alışkanlıklardan en yaygın olanı, iyi uyum sağlayamayanlarda görülen tırnak yeme alışkanlığıdır. Gerginlik azaldıkça ve genç dış görünüşüne önem vermeye başladıkça, tırnak yemede de belirgin bir azalma görülür.   Ergenlik dönemin en belirgin özelliği,  duyguların çok hızlı değişmesidir. Neşeli ve mutlu bir durumda iken bir anda karamsar ve mutsuz bir havaya bürünebilir.

Sosyal Gelişim

Sosyal gelişme, kişinin içinde yaşadığı toplum tarafından kabul edilebilir biçimde davranmayı öğrenme sürecidir. Çocuğun diğer insanlarla olan sosyal ilişkilerinin nasıl olacağı hayatın ilk yıllarındaki öğrenmelerine bağlıdır. İnsanlarla sıcak ilişkiler kurmaktan hoşlanan çocuklar bu davranışı öğrenme ile kazanırlar. Bu bakımdan anne-baba ve diğer yetişkinlerin sosyal davranışları çok önemlidir. Çocuğun tek çocuk, ortanca veya büyük çocuk olup olmadığı, kardeş sayısı, cinsiyeti, ailenin büyüklüğü, ailenin katıldığı sosyal deneyimlerin kalitesi, eve misafir gelişi, misafir ağırlama biçimi, ebeveynin evdeki misafire takınması gereken tavır, ailenin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyesi hep topluma uymasını, sosyalleşmesini etkileyen belli başlı faktörlerdir. Aralarında çok yaş farkı olan kardeşi olma, sosyalleştirmeyi güçleştirebilir. Kardeşlerin ve ev halkının hep aynı cinsiyetten olması karşı cinsle ilişki kurmayı güç hale getirebilir. Genç, tutum ve davranışlarını örnek alacağı, kendisi ile özdeşleşeceği model kişilere ihtiyaç duyar. Ergen için en etkili örnekler kendi anne ve babasıdır. Anne-babası ile iyi ilişkiler içinde bulunmaması halinde gencin bu modelleri, uygun olmayan kişilerden seçmesine yol açar, bu da ergenin gelişmesinde problemlre neden olabilir. Dolayısıyla anne ve babanın ergene güven vermesi ve aralarındaki diyalogu en iyi biçimde sürdürmesi gerekir.

Zihinsel Gelişim

Ergen kendi görüşlerini haklı gösterebilecek düşünce kurallarını ve mantık yollarını bulmaya başlar.  Düşüncelerinin dikkate alınmalarını ister. Alınmayınca da kızar. Kendisi ve seçeceği meslek hakkında hayaller kurar ve gelecek kaygısı yaşar. Gözlemler yaparak bundan ilkeler çikarmak, varsayımlar ileri surerek onlari denemek ergen düşüncesinin temel özellikleridendir. Ergen bu devrede kendini tanıma ve anlamaya çalışır.

Kişilik Gelişimi ve kimlik

Bir kişiyi diğerinden farklı kılan bütün ayrıcı özellikleri onun kişiliğidir. Başka bir tanımla, kişilik, bireyin sosyal, ahlâkî, zihinsl ve fizksel özelliklerinin dinamik bir bütünleşmesidir. Kişilik yukardaki tanımlardan da anlaşıldığı gibi, insanın tüm özelliklerini içeren geniş kapsamlı bir kavramdır. Ergenin kimliği, çocukluktan itibaren yapılan değişik özdşimlerle yavş yavaş gelişir. Ergenliğin başlarındaki çoçukların kendi kimlikleri hakında belirgin olmayan bazı imgeieri vardır. Ergenlik kimlik geliştirmede önemli bir dönemdir ve ergen “ben kimim?” ,” hangi hareket doğru?”, “nasıl davranmalıyım?” sorularına cevap arar. Ergenlerin değer yargıları ve ahlâkî standartları anne babanın, akranların ve etrafındaki yetişkinliklerin değer yargıları ve ahlâkî standartlarından etkilenir. Kişilik gelişiminde psikolojik etkenler: Psikolojık temelli ihtiyaç ve istekler çogu ergende yaygındır ancak bu ihtiyaç ve isteklerin dışa vurumu ergenden ergene degişebilir.

Ergenin kişiliği şeklendiren belli başlı istekleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

1- Büyümek, gelişmek ve kuvvetlenmek ister.

2- İlerlemek, olgunlaşmak ve değişmek ister.

3- Bireysel bağımsızlığını elde etmek ister.

4- Başarmak ve güven kazanmak ister.

5- Beğenilmek ve takdir edilmek ister.

6- Etrafındaki insanlarla olumlu sosyal ilişkiler kurmayı arzular.

7- Mutlu olmak ister.           

Anne babanın aşırı korumacı olması ve sadece kendi istekleri doğrultusunda ergene davranmaları kişiliğin oluşmasını engellemektedir. Ergenin kendi hayatın düzenlemesi ve yön vermesi konusunda çevresinde olumlu örnek yoksa ergen medyanın ya da kendi hayal ve fantezilerinin yörüngesinde başarılı olmaya çalışacaktır. Ergene bu konuda anne baba olarak en iyi model siz olacaksınız. Ergeni devamlı olarak başkalarıyla kıyaslanmak ya da sürekli birileri gibi olmaya zorlamak kişiliğinin gelişimini engelliyecektir.

 Ergenlik çağının en önemli sorunu kimlik arayışıdır. Bu dönemde genç, kimlik bunalımı ve kimlik karmaşası ile karşılaşır. Kimlik karmaşası içersinde bocalayan gençler, din’de kimlik kazandırıcı bir imkân bulmaktadırlar. Böylece değişme ile denge veya bütünleşme ihtiyacı arasındaki gerilimlerden aykırı kimlikler arasındaki çatışmalardan uzaklaşarak, tutarlı ve dengeli bir benliğe kavuşabilmektedirler.  Bu durum hayata ve insanlara olumlu bakmayı beraberinde getirir. Dinî inanç ve ibadetlerin gençlerin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri vardır. İnanç, ibadet ve ahlâkî göevlerini yerine getirmeye gayret eden genç, kendine ve çevreye zarar verici davranışlardan da sakınır.

Ahlâkî Gelişim

Ahlâk,  bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür. Ahlâk iyi ve doğru davranışlar bütünüdür ve insanların uymakla sorumlu oldukları davranışlar ve kurallardır. Ergenlerdeki ahlâkî değerlerin istenilen yönde gelişebilmesi için ilk önce yetişkinlerden doğru davranış modelleri görmeleri gerekir. Buna karşılık anne-babaların ve diğer yetişkinlerin otoriter bir tutum ile ahlâkî değerleri yerleştirmeye çalıştıkları gözlenir. Bu noktada baskı unsurunun kalktığı yerde bireyler kural çiğneyebilir hale gelebilirler. Oysa tutarlı davranışlarla ahlâkî gelişim sağlanmaya çalışıldığında vicdanının sesini dinleyen, oto kontrole sahip bireyler yetişecektir. Oto kontrol geliştiren bireyler ahlâkî değerlerin ve kuralların nedenlerini bilir ve uygular

Eğitimcilerce kabul edilir ki, “kişiliğin çekirdekelri hayatın ilk yıllarında atılır, altıncı yaşta ana çizgileriyle belirir; gençlik çağının sonuna doğru ise son biçimini alır.”(14) İnsan hayatının geleceğini belirleyen en önemli dönem, 0-6 yaş arası ilk çocukluk dönemidir. İnsanların karakter ve ahlâkının oluşması çocukluk yaşlarında başlar, gençlik döneminde kökleşir. Gençlik dönemini sıkıntısız ve problemsiz geçirebilmek için çocukluk döneminde gerekli dinî eğitimin verilmesi ve gençlere ibadet ve güzel ahlâk alışkanlığı kazandırılmalıdır. Dünya ve ahiret mutluluğu için bu dönemin iyi değerlendirilmesi gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Sizin hayırlınız ahlâkça en güzel olanınızdır”  “İnsanlara, güzel ahlâkla muamele et.  Din güzel ahlâktır. Dinimiz her zaman güzel ahlâklı olmamızı ister.  Çünkü güzel ahlâk, mutlu olmayı sağlar. Dünya ve âhirette mutlu, huzurlu olmak istiyorsak İslâm’ın emir ve yasaklarına, koymuş olduğu ahlâk kurallarına uymak zorundayız.

Süleyman GÜLEK                                     

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert