Vehbi KARA Yeniçağ Ve İnternetin Doğuşu
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yeniçağ Ve İnternetin Doğuşu
Vehbi KARA

Yeniçağ Ve İnternetin Doğuşu

Günümüz dünyasını anlayabilmek için eski kalıplardan kurtulmak ve yeni bir bakış açısı yakalayabilmek gerekiyor. Kısaca buna “ezber bozma” da diyebiliriz. Hala faşist tek partili düzen hayali içinde olanlara ve bundan medet umanlara bu yazının faydalı olacağını düşünüyorum.

Her şey 4 Ekim 1957’de Sputnik’in uzaya fırlatılması ile başlamıştı. Ruslar, teknolojide Amerikalıları geçmeye başlamış ve bu durum gözle görünür bir hal almıştı. Amerikalılar atom bombası sayesinde bilim alanında kendilerini en ileride kabul ediyorlardı. Fakat Sovyetlerin de nükleer silahları yapması ile birlikte şimdi geçilmez olmadıklarını görmüşler, Sovyetler Birliği ile uzay teknolojisinde büyük bir rekabete girişmişlerdi.

Bu rekabetin sonucunda hiç akla gelmedik bir durum meydana gelmiş yeni bir çağ başlamıştı. Bu yeni döneme “İnternet Çağı” da denilebilirdi. Bu hiç akla gelmeyen network ağı  sayesinde dünya küçük bir köy haline dönüşmüştü. Küçücük bir olay anında dünyanın en uç noktasında duyulabiliyordu.

İşte uzay yarışı internet kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sovyetlerin uzaya ilk uyduyu göndermeleri, teknolojide yepyeni gelişmelerin yaşandığı büyük bir savaşın kıvılcımı olmuştu.

Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye adlı eserinde İslâmiyetin terakki etmesi ve güçlenmesinin sebeplerini izah ederken, rekabetin ne derece önemli olduğuna ve hürriyetin önemine vurgu yapmıştır. “Yüksek şeylere müsabaka sûretinde beşere yüksek maksatları ders veren ve o yolda çalıştıran ve istibdadı (baskıcı yönetimleri) parça parça eden ve ulvî hisleri galeyana getiren ve gıpta ve haset ve kıskançlık ve rekabet ve tam uyanmakla ve müsabaka şevkiyle ve teceddüd (yenilik) meyliyle temeddün meyelânı ile teçhiz edilen üçüncü kuvvet, yalnız hürriyet-i şer’iyedir” demiştir.

Gerçekten de internetin ortaya çıkışı bu bahiste geçen rekabet, müsabaka ve yenileşme duyguları sayesindedir.  Sonuçta da baskıcı bir rejime yani komünizme maruz kalan fakat dünyanın diğer bir süper gücü olan Sovyet Rejimi, 1990’lı yıllara ulaşamadan tarihteki karanlık yerini almıştır. Bediüzzaman’ın 100 yıl önce söylemiş olduğu hakikatlerden bir tanesi de bu şekilde anlaşılmıştır.

Uzaya gönderilen ilk uydu olan Sputnik olayı, Amerikan kamuoyunda Sovyetlerin kendilerini her konuda geri bırakacağı korkusunu yaymıştı. Daha sonra uzaya çıkan ilk insanın da Rus olması işin ciddiyetini belgelemişti. Bu sebeple Başkan Eisenhower, Savunma Amaçlı Gelişmiş Araştırma Projeleri Kurumu’nu (Defence Advanced Research Projects Agency- DARPA) meydana getirmişti.

Bu kurum başlangıçta Savunma Bakanlığı yani Pentagon’un küçük bir bürosunu oluşturuyor ve başta üniversiteler olmak üzere bilim ve teknoloji konusunda koordinatörlük görevi yapıyordu. Başkan, bu kuruma ciddî paralar akıtmaya başlamış, bilim adamları bürokrasinin zorluklarına bulaşmadan kolaylıkla çalışmalarına fon aktarma imkânı bulmuşlardı.

Bu durum araştırmacıların sayısını çok büyük ölçüde arttırmıştı. Ülkenin her yerinde irili ufaklı birçok araştırma merkezi kurulmuş ve sağlanan destek sayesinde başta bilgisayar olmak üzere her türlü bilimsel donanım tedarik edilmişti.

Sağlanan destek o kadar büyüktü ki bazen aynı projelere ayrı ayrı fon sağlandığı tespit edilmişti. Bu arada DARPA koordinasyonu sağlarken faks ve telefon ile bu işin çok güç ve yavaş olacağını keşfetmişti. Mükerrer yani tekrar tekrar aynı çalışmaları yapmamak ve edinilen bilgileri birbirlerine daha çabuk ve kolay ulaştırabilmek için bir ağ (network) kurulması kararı alınmıştı.

İşte 1972 yılında bütün bilgisayarları birbirine bağlayan ARPANET adı verilen bir ağ oluşturulmuştu. Başlangıçta bu ağ içinde yazışmak mümkün değildi fakat 1973 yılında ilk e-posta, başarı ile gönderilmişti.

Bilim adamları birbirlerine daha hızlı bir şekilde ulaşarak birbirlerinin birikiminden istifade etmek istiyorlardı. Bu maksatla 1982 yılında ARPANET, TCP/IP protokolü ile bünyesine diğer networkleri de almaya başladı. Artık internet fiilen doğmuştu. Fakat hâlâ ciddî bir sorun vardı ve elektronik posta dışında internet aracılığı ile veri transferi yapılamıyordu.

Bu sorunu bir İngiliz bilim adamı çözdü. Tim Berners Lee, 1989 yılında bilgisayar ağı içinde bilimsel araştırma faaliyetlerini hızlandırmak ve belge indirmeyi mümkün kılan World Wide Web (bildiğimiz www) editör programını (browser) icat etti.

Daha sonra Mark Andreason adlı bir Amerikalı, Mosaic adlı daha gelişmiş bir programı çıkarıyor ve bunu Netscape isimli bir şirket kurulması takip ediyordu. İşte bu Nestcape adlı şirket hisselerinin halka açılması ile birlikte dünyanın geleceğini değiştiren “internet çağı” başlamıştı. Artık dünya daha önce olmayan yeni bir icatla karşı karşıya idi ve bundan sonra her şey müthiş bir süratle değişmeye başladı.

Sonunda bugünlere geldik. “5G” Teknolojisi ile makinalar birbirini tanımaya ve birbirlerine komut vermeye başladılar. Öyle ki bu teknolojinin sonu da görünmüyor. 50 Sene sonra a’dan z’ye hemen hemen her şeyi robotların yaptığı bir dünya ile karşı karşıya kalırsak şaşırmamak gerekecek. Elbette geçmişten çok farklı bir dönemi ifade eden internet çağının ekonomik ,sosyal ve siyasi etkileri de olacaktır.

İşte bu yeni dönemin adını Bediüzzaman koymuş bu yeni çağa “malikiyet ve serbestiyet devri”  adını vermiştir. 2015 yılında bu dönemi incelemeye çalıştığım “Kapitalizm Sonrası Dönem: malikiyet ve Serbestiyet Devri” doktora tezi olarak İstanbul Üniversitesine sunulmuş oybirliği ile kabul görmüştür.

Daha sonra kitap haline getirdiğim bu çalışma araştırmacılara kılavuz olacak niteliktedir. İktisat tarihi derslerinde yardımcı ders kitabı olacak mahiyette tasarlanıp akademisyenlerin ilgisine sunulmuştur.

Geçmişte zulüm ve zorbalıkla elde edilmiş kahramanlık öykülerini dinlemek ve resmi tarihin yalanlarına aldanmamak için bu tür çalışmalara çok ihtiyaç var. Devamlı surette dışarıdan alınan bilgiler yerine kendi içimizden çıkan eser ve düşüncelere daha çok yer vermek hem bilim adamlarının hem de hükümet yetkililerinin üzerine düşen bir borçtur, vesselam…

Vehbi KARA

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER