Vehbi KARA Kayıtdışılık Ve Ekonomiye Verdiği Zararlar
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Kayıtdışılık Ve Ekonomiye Verdiği Zararlar
Vehbi KARA

Kayıtdışılık Ve Ekonomiye Verdiği Zararlar

Her ne kadar denizde çalışarak rızkımızı Rabbim gönderiyor ise de asıl uzmanlık alanım ekonomidir. İstanbul Üniversitesinde 25 yıllık bir lisansüstü eğitimden sonra nihayet oybirliği doktora tezim kabul edildi. İşte bu yazıda tezin ana fikrini anlatmaya çalışacağım. Zira sadece ülkemiz için değil kalkınma gayreti içinde olan bütün ülkeler için anahtar kavram;  “Kayıtdışılık” ve ekonomiye verdiği zararlardır.

Kayıtdışı ekonomik faaliyetler iki ana bölümde ele alınabilmektedir. Bunlar “Kayıtdışı Ekonomi” ve “Yeraltı Ekonomisi” olarak adlandırılmıştır. Kayıtdışı ekonomi; yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak gerçekleştirilen belgeye bağlanmamış, kanuni defterlere işlenmemiş işlemlere verilen isimdir. Faturasız satışlar, sigortasız işçi çalıştırılması, gecekondu yapımı, işportacılık gibi.

Yeraltı ekonomisi ise kamu düzenini korumak için getirilen yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak gerçekleştirilen, belgeye bağlanması adetten olmayan hem kayıtdışı hem de yasadışı ekonomik faaliyetlerdir. Kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, yolsuzluk, yasadışı kumar gibi işlerdir. Her ikisinin ortak özellikleri; belgeye bağlanmamış olması, nizamsız, kuralsız çalışılması, vergilendirilmemiş ve ölçülemeyen bir yapıda olmasıdır.

Aslında kalkınmış ülkeler ile geri kalmış ülkeler arasındaki en önemli fark; ekonominin kayıt altına alınıp alınmaması problemidir. Karapara aklama yollarının kapatılması ilk başta yapılması gereken işlerin başında gelmektedir.

Kayıtdışılığın en önemli parçası olan taşınmaz mallar için yapılması gereken en önemli işlerin başında devletin kadastro çalışmalarını düzenli bir şekilde yapabilmesi gelmektedir. Dünya üzerinde yapılan araştırmalarda, mülkiyet sistemi ve kadastro gibi devletin ana işlevlerinin yeterince yapılmaması, “kayıtdışı ekonomi” adı verilen ve ülkelerin iliğini kurutan illegal örgütlenmeleri meydana çıkarmaktadır. Kayıtdışı ekonomi öylesine güçlü bir şekilde etkisini göstermektedir ki; ekonominin kayıt altına alınmasını isteyen vatandaşlar dahi bunu kendi başlarına sağlamakta büyük güçlükler çekmektedirler.

Dünyanın birçok fakir ve gelişmekte olan ülkesinde yapılan araştırmalar yasal kalmanın; yasal olmak kadar zor olduğunu göstermektedir. Özellikle şehirlere yerleşmiş olan göçmenler yasal sistemden feragat etmek zorunda kalmaktadır. Zira yasalar vatandaşların haklarını o derece kısıtlamakta ve ellerinden almaktadır ki çoğu zaman göçmenler bu yasaları ihlal etmek zorunda kalmaktadır.

Örneğin Venezüella’da yapılan bir araştırmada, çalışanların üçte ikisi yasal olarak tesis edilmiş işyerlerinde istihdam edilmekteydi. Fakat şehirlere göçlerin başlaması ile birlikte bu durum günümüzde % 50’nin altına düşmüştür. Şehre yeni gelenler sistemi bir defa terk ettikleri vakit “yasadışı” duruma düşmekte adeta bu onlar için geri dönülmez bir son olmaktadır.

Bu insanlar varlıklarını değerlendirmek, mobilize etmek ve korumak için tek yol olarak gördükleri gayrı resmi bağlantıları kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Bu düzenlemeler, resmi hukuki sistemden seçici bir biçimde ödünç alınmış kurallardır. Bazen köylerindeki veya o bölgeye özgü gelenek ve törelerin birleşiminden de meydana gelebilmektedir.

Bu yasadışı sayılan sosyal mukaveleler, genellikle hayat boyu olmakla birlikte zaten sermaye yetersizliği çeken ülkelerde büyük bir sektör meydana getirmiştir. İşte bu kayıtdışı sektör, fakir insanların asıl yaşam alanlarını oluşturmaktadır.

Göçmen insanların karakteristik özellikleri arasında tembelliğe kaçma eğilimi çok azdır. Dünyada fakir olarak görülen veya eski doğu bloku ülkelerinde yaşayan ve kentlere göç etmiş insanlar arı gibi çalışmaktadırlar. Giyim eşyasından başlatıp taklit saat ve cep telefonlara varıncaya kadar her şeyi üreten kulübe fabrikalar bu ülkelerde çoğalmıştır. Eski komünist Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunun AB’ye girmesi ile birlikte bu ülkelerdeki kayıtdışı sektörler azalmaya başlamış olmakla birlikte tamamen sonlandırılamamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde ise taklit ürün ve kayıtdışı işler halen güçlü bir biçimde varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler.

Öyle ki kayıtdışı sektörde makine, otomobil hatta otobüs imal eden işyerleri dahi bulunmaktadır. Şehirlerin yeni sakinleri olan fakir insanlar, kaçak elektrik ve su kullanarak faaliyet gösteren bütün sanayici insanlarla komşuluk ilişkileri kurarak güçlerini korumaya devam etmeye çalışmaktadırlar. Öyle ki yapılan araştırmalarda ilginç sonuçları nedeniyle kayıtdışılığı vurgulamak üzere dolgu yapan diplomasız diş hekimleri örnek gösterilmektedir.

Kayıtdışılığı “yoksulun yoksula hizmet vermesi” olarak görmek doğru değildir. Çoğunluğunu kente göç etmiş göçmenlerin meydana getirdiği yeni müteşebbisler yasal ekonominin boşluklarını doldurmada geri kalmamaktadırlar. Örneğin toplu taşımanın bir kısmı ruhsatsız halk otobüsleri ve plakasız taksilerle yapılmaktadır. Caddelerde gezinen el arabalarından tutun çeşitli binalarda satış yapan işportacılara kadar birçok girişimci halkın gıda ihtiyacının bir bölümünü temin etmektedirler.

Meksika Ticaret Odası yapmış olduğu bir araştırmada Mexico City’de 44 merkezde toplam 443 bin işportacı bulunduğunu tespit etmiştir. Buradaki minik tezgâhların ortalama uzunluğu 1, 5 metre olup peş peşe dizildiklerinde 210 km’den daha uzun bir sıra teşkil ettiği hesaplanmıştır. Binlerce hatta milyonlarca insan gerek sokaklarda gerek evlerinde gerekse şehrin kayıtsız dükkân, ofis ve fabrikalarında yasadışı olarak çalışmaktadırlar. Meksika Ulusal İstatistik Enstitüsü ülkenin bütününde faaliyet gösteren gayrı resmi “mikro işletmeler” sayısını 2. 65 milyon olarak hesaplamıştır.

Bu araştırmalarda ortaya konulan bilgiler gelişmiş Batı ülkelerinin gayet iyi bildikleri gerçeklerdir. Evlerle dolmuş şehir çevrelerini, sokakları dolduran işportacı ordularını, garaj kapısı gerisindeki imalathaneleri ve kirli sokaklarda gidip gelen hurdaya çıkmış halk otobüslerini görmek için çok fazla bir çabaya gerek yoktur.

Batıda yasadışı dünya, karaborsa denilince; polisi ilgilendiren kötü karakterlerin, gangsterlerin dolaştığı sıra dışı yerler akla gelmektedir. Fakat bu kayıt dışılığın kol gezdiği bu ülkelerde zor ve sıra dışı olan; yasallıktır. Yasadışılık uzun bir zamandan beri bir norm haline gelmiş ve gelişmiştir.

Yoksul insanların elinde bulunan gayrimenkullerin ve kontrol ettikleri üretimin miktarı oldukça büyük noktalara yükselmiştir. Bu devasa büyüklükteki ekonomiyi düzenli ve tutarlı bir yasal çerçeve içinde bütünleştirerek; ekonomik anarşi içindeki yaşam önlenmiş olacaktır. Bunun mümkün olabilmesi için Batılı ülkelerin büyük ölçüde başarılı oldukları mali dönüşüm ve mülkiyet sisteminin hukuki altyapısını hazırlamak en önemli unsurdur.

Eğer bu işlem gerektiği gibi yapılamaz, gelir vergisi kanunları halen olduğu gibi kalır ve çok az beyanname veren dolaysız vergi mükellefi olursa; ne kalıcı bir büyüme gerçekleşebilir ne de mali istikrar sürdürülebilir olur.

Yapılması gereken işin oldukça basit olduğunu iddia eden iktisatçılar da vardır. Bu iktisatçılar, 16 Yaş üstü tüm vatandaşlara beyanname verme yani maliye ile kişisel temas kurma mecburiyeti getirmeyi çözüm olarak sunmaktadırlar. Bu sayede belirli bir tarihte kabul edilecek bir eşiğin üzerinde geliri olanlardan yani mali gücü olanlardan tek ya da iki oranlı bir tarife ile vergi almak, tüm boşlukları kapatmanın gerekli olduğu savunulmaktadır. Hatta kayıtdışını adeta sıfırlamanın, mali gücü olmayanlara da negatif gelir vergisi uygulamanın yani para vermek ama mutlaka ve mutlaka tüm vatandaşları beyannameli mükellef yapmanın gerekli olduğu ifade edilmektedir. Şimdilik aşırı görülen bu görüşü bir kenara bırakıp kolay ve basit işlere odaklanmak gereklidir.

Sonuç olarak dünya üzerinde yapılacak kayıtdışılığı önleme çalışmaları ve benzeri uygulamalar sistemli bir şekilde geliştiğinde Malikiyet ve Serbestiyet Devrinin genel özellikleri ortaya çıkacaktır. Bu devrin en belirgin özelliği kayıtdışılığın en aza indirilmesi, mülkiyet sistemi ve çalışma alanlarının yasal çerçevesinin ortaya konulmuş olmasıdır, vesselam…

 Vehbi Kara

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert