Ahmet Kubilay Bireysel Kaderi Kırmak
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bireysel Kaderi Kırmak
Ahmet Kubilay

Bireysel Kaderi Kırmak

Tek tek insanların kaderi olduğu gibi toplumların da "ortak kaderi" vardır. Nasıl ki irsî hastalıkların, yaşanılan coğrafyadan kaynaklanan sağlık problemlerinin varlığını bir yerde "tabiî" sayar, olayların olağan akışına ters bulmayız; öyle de şunu bilmeliyiz ki: insanların kaderleri de genetik mirastır. Dikkat edin, gibidir demiyorum, aynen öyledir diyorum... Mesela bir insan kendi kaydı hayatıyla olsun sürecek bir zenginlik sahibi olmak mı istiyor, yakın akrabalarına ve en az üç nesil atalarına baksın.

Eğer akraba çevresi ve ataları arasında zengin olmayı, bir iş, müessese kurup, süreğen bir başarı göstermeyi başaran veya bir bilim dalında büyük başarı gösteren, bir spor dalında zirveye çıkan birileri yoksa o ailenin kader bağlarında bol miktarda kırık çıkık var demektir. İnsan "başarmayı" düşünüyorsa bunun muhakkak içinde yaşadığı kültür ve yakın akrabalık bağlarıyla yakın ve mutlak ilgisi olduğunu kabul edip, gerekli tedbirleri almayı düşünmelidir. Kaderin sırrını elbette kimse bilemez, ama bu "büyük sır"rın bazı cilveleri aslında okunabiliyor.

Kader de aynen irsiyet gibi çalışan bir mekanizmalar ağıdır. Uzun boylu veya kısa boylu oluşumuz, saçımızın biçimi, daha pek çok morfolojik özelliğimiz nasıl ki büyük oranda genetik yapımız üzerinden belirlenir, bazı insanlara inanması güç gelecek ama kaderimiz de büyük oranda ailemizden gelir. Bu ne demektir? Bu durumda bizden önceki atalarımız, yakın akrabalarımız, ana, baba, dede, büyük dedemiz hangi konuda hatalar yaptı, onlara ne nasip oldu veya olmadıysa bize de mi öyle olacak demektir? En doğrusunu Allah bilir ki öyle... E bu adil olur muydu? Evet.

Hayatımızı etkileyen olumlu veya olumsuz genetik özelliklerin varlığı ne kadar adilse bu da öyle. Ama insana bu konuda bir "değişme/değiştirme imkanı" veriliyor. "Bir kavim kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez" hakikati bu kaderle ilgili hakikatin üst hakikatidir.

Kısaca neticeyi ifade edeyim: içinde bulunduğu kaderî genetiğin gideceği yöne tesir etmek isteyen dua etmeli. Bu dua da kesinlikle büyük oranda fiili dua ve zihinsel bir duruştur. Yani eylem ve nazardır. Ve bu eylem / nazar duruşunu besleyecek bir zihniyet değişimidir.

Sizden öncekilerin başına gelen sizin başınıza gelsin istemiyorsanız, ait olduğunuz alt kültürden kesinlikle kurtulmalısınız. Bu alt kültürü kırmadan, onunla çatışmadan, ona ait unsurları tartışmasız içselleştirmeyi bırakıp, hor görmeye başlamadan yeni bir kaderi hak edemezsiniz. Unutmayın, ayetle sabit: "(Kaderinizi) yaptıklarınıza bağladık." Mealen böyle. Allah aslına vasıl olmayı nasip etsin.

Ahmet Kubilay

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER