Advert
Süleyman GÜLEK İslâm’ın Kadına Verdiği Değer
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İslâm’ın Kadına Verdiği Değer
Süleyman GÜLEK

İslâm’ın Kadına Verdiği Değer

İslâm dinî, gerek İslâm öncesi Arap toplumundaki dinî anlayış gerekse yerleşmiş örf ve âdetlere nisbetle kadının sosyal, ekonomik ve hukukî konumunda önemli değişiklikler yapmıştır. Kur’ân, insan olması bakımından kadını erkekle eşit bir varlık olarak kabul eder. Allah insanları daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürmeleri için çift yaratmıştır. (Nisâ 4/1; Rûm 30/21)

Kur’ân-ı Kerîm’de gerek yaratılış gerekse hak ve sorumluluklar yönünden erkeklerle eşit konumda olan bir kadın portresi çizilmektedir. Kadın Allah’ın kulu olması bakımından erkekle eşit seviyededir; dinî hak ve sorumlulukları da aynı düzeydedir. (Âl-i İmrân 3/195;Tevbe 9/719)

Hz. Peygamber’in kadınlara yönelik sözleri ve uygulamaları Kur’ân’ın çizdiği bu çerçeveye uygundur. Onun şahsında kadınlar her zaman meseleleriyle ilgilenen, eşleriyle olan anlaşmazlıklarında ara buluculuk yapan, haklarını koruyan, erkeklere eşlerine iyi davranmalarını öğütleyen ve kendi yaşayışıyla da buna örnek olan bir dost ve hâmi bulmuşlardır. Kur’ân-ı Kerim’de insanlığın tek bir nefisten yaratıldığı (Nisâ, 4/1)  bildirilmiş, bütün insanların Allah’a kulluk için yaratıldığı (Zâriyât, 51/56)  genel hükmü ile hemen her konuda kadın-erkek aynı emir ve yasaklarla muhâtap tutulmuş, aynı günah ve sevâba erişecekleri bildirilmiştir.

Kur’ân’daki hükümler, kadın-erkek bütün müslümanlara ortaktır. Kur’an, kadın ve erkek cinsi için “en-nâs/insanlar” kelimesi kullanır. Kadın-erkek mü’minler için “ellezîne âmenû/iman edenler” ifâdesi dillendirilir. “Ey iman edenler!” veya “Ey nâs -insanlar-!” diye kadın ve erkeklere ortak hitap edilir. Peygamberimiz, kadını ve erkeğiyle bütün insanlığın peygamberidir. (A’râf, 7/158; Sebe, 34/ 28) O’nun getirdiği hidâyet yoluna, sırât-ı müstakîme uyan kadın ve erkeklere cennet vardır: “...İster erkek, ister kadın olsun, mü’min olarak kim sâlih amel/hayırlı iş yapmışsa onlar cennete girecektir...” (Mü’min, 40/4)

İslâm’da kız çocukların hor görülmesi kesinlikle yasaklanmış; (En'âm 6/151; İsrâ 17/31) kız evlat ile erkek evlat arasında hiçbir değer farkının bulunmadığı ifade edilmiştir. (Nahl 16/56 59) Kadının fizyolojik bakımdan erkeğe göre zayıf olduğu gerçeği kabul edilmekle birlikte, (Nisâ 4/34)  bu onun için horlanma sebebi sayılmayıp, aksine, bu vesileyle erkeğe, kadını himaye etme, sevgi ve şefkat gösterme, ihtiyaçlarını karşılama gibi görevler yüklenmiş. (Nisâ 4/2425) Bütün bunların ötesinde, kadına anne olması itibariyle hiçbir medeniyette benzeri görülmeyen bir yücelik ve değer verilmiş; (İsrâ, 17/2325) "Cennet anne lerin ayakları altında" gösterilmiştir. (Münavi, Feyzü'lkadir, c. 3, s. 361) İslâm dinî kadına ve haklarına büyük önem verir. Kur’ân-ı Kerim’in sunduğu evrensel değerler sayesinde kadının medeni, hukuki, sosyal ve iktisadi birçok alanda hakları garanti altına alınmıştır. İslâm dinî kadını önce “insan” olarak değerlendirir, sonrasında “cinsiyet” yönünü ele alır. Kadın yaratılış itibariyle erkekle aynı derecededir. Kur’ân-ı Kerim bu gerçeği şöyle açıklar: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık…” (Hücurât, 49/13) İslâm’a göre Allah’a kulluk bakımından kadın ile erkek arasında hiçbir fark yoktur. Kadın ve erkek yaratılış itibariyle aynı derecededir.

İslâm dinî kadın ile erkeği birbirinin tamamlayıcısı olarak kabul eder. Erkek kadınla, kadın da erkekle eksiğini tamamlar. Kur’ân-ı Kerim bu gerçeği şöyle zikreder: “…Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz…” (Bakara, 2/187)

Şüphesiz, Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokca zikreden erkekler ve (Allah'ı çokca) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzâb, 33/35)

İslâm döneminin başlamasıyla, kadının değeri layık olduğu dereceye yükselmiş ve eğitimde, sağlıkta, sosyal-siyasi-ticari birçok alanda yeri netleşmiştir. İslâm’a göre kadın; anne, eş ve evlattır. Bu itibarla kadın her türlü hürmete ve saygıya layıktır.  Kadın, insanlık âleminin ana unsurudur. İnsan neslinin devamı onun varlığına bağlanmıştır. Bu sebeple kadın, olmazsa olmaz varlıktır...

Allah’ın eşsiz kudretiyle anasız ve babasız olarak yarattığı ilk insan Âdem’i (Sâd, 71-72) İstisna edersek, erkeksiz insan yaratmış (İsa;) ama kadınsız yaratmamıştır. Kadın; insan neslini karnında taşıyan, onu sütüyle besleyen, büyüten, eğiten ve yetiştiren insanlık âleminin saygın varlığıdır. Kadın; annedir, eşdir, kadın, ailenin ve toplumun vazgeçilmez üyesi ve temel yapı taşıdır. Erkek çocuğunu da kız çocuğunu da kadın dünyaya getirir...

Kur’ân’da “en-Nisa" (kadınlar) sûresi vardır, ama “er-Rical" (erkekler) diye bir sûre yoktur. Bu, kadınlar için bir onurlandırma ve kadınlarla ilgili devrimin bir sembolü ve işaretidir. Çünkü Kur’ân’ın inmeye başladığı zaman diliminde kadınlar ikinci sınıf görülmüş, horlanmış, itilmiş, ezilmiş ve hakları gasp edilmişti! (Nahl, 16/58)

Hak dinin temel amacı olan dinî, aklı, nesli, canı ve mali koruma konularında, kadın ve erkek arasında bir ayırım yoktur. Erkeğin aklı, malı, dini, nesli ve namusu nasıl mukaddes ise, kadınınki de öyle mukaddestir. Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesinde insanlık tarihinin temel sorunlarından biri olan, kadın haklarının korunması ve gözetilmesi konusunda şöyle buyurmaktadır:“Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onları, Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır… Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız: namusunuzu korumaları, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır… Kadınların sizin üzerinizdeki hakları: Her ülkenin kendi geleneğine uygun şekilde onların rızıklarını ve giyimlerini temin etmenizdir.” (Tirmizî, Rada 12 (1163)

Kur’ân-ı Kerim, kadın ile erkek arasında bir ayrım yapmamaktadır. Kadın ve erkek, her ikisi de Allah'ın emir ve yasaklarına muhatap olmada eşit tutulmaktadır.  Peygamber Efendimiz, bütün insanların insan olmaları itibariyle bir tarağın dişleri gibi eşit olduklarını vurgulamış, (Keşfü'l-Hafa,  c. 2, s. 451) kadın ile erkeği bir bütünün iki yarısı şeklinde tanımlamıştır. (Tirmizi, Tahret 82) Bunun için, İslâm’a göre üstünlük, ancak takva ile yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyledir. (Hucurât 49/13)

Kur’ân-ı Kerim’de erkek ve kadın, herkesin yaptığı ibadet ve tüm hayırlı işlerin, Allah katında değerlendirildiği, boşa gitmeyeceği haber verilmekte (Ahzâb, 35/35) ve şöyle buyrulmaktadır: "... Erkek olsun, kadın olsun ki hepiniz birbirinizdensiniz içinizden hiçbir çalışanın çalışmasını boşa çıkarmayacağım..." (Âl-i İmrân, 3/195) "Erkek olsun kadın olsun her kim Mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar Cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar." (Nisâ, 4/124) Kadın ve erkek birbirleriyle kaynaşmaları için yaratılmış, aralarına özel bir sevgi ve ünsiyet konmuştur. (Rûm, 30/21) Anne olarak İslâm'ın kadına verdiği değer ise her türlü takdirin üzerindedir. Sahabeden birinin, "En çok iyilik etmem gereken kimdir?" sorusuna Sevgili Peygamberimiz, "Annendir" diye cevap vermiş, üç kez tekrar edilen bu soruya hep aynı cevabı vermiştir. (Buhârî, Edeb 2)

Dünyanın her yerinde olduğu gibi İslâm dünyasında da maalesef kadınlara yönelik Kur’ân ve Sünnet çizgisine ters düşebilecek bir takım olumsuz yaklaşımlar ve davranışlar gözlenebilmektedir. Büyük ölçüde gelenek, görenek, örf, adet ve kültürden kaynaklanan bu tür hatalı yaklaşımlar ve uygulamalar asla İslâm’a mal edilmemeli, bu yolla Yüce Dinimize bühtanda bulunulmamalıdır. 

Müslümanlar da gerek düşüncede gerekse pratikte kadınlara hak ettikleri önemi vermeli, bu konuda Müslüman’a yakışmayacak davranışlar sergilememelidir. Erkek, hanımına karşı sert olmamalı, asla şiddet uygulamamalı yumuşak, nazik davranmalı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kadınlarla iyi geçinin.” (Nisâ, 4/19) “Peygamberimiz (s.a.s.) de şöyle bildirmektedir: “Mü’minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlâken en iyi olanıdır ve sizin en hayırlınız da kadınlara karşı en iyi davrananızdır.” (İbn Mâce, Nikâh 50) “Bir kimse, karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” (Müslim, Rada 61)

Erkekler, kadınların  erkeklere Allah’ın bir emaneti olduğu unutulmamalıdır, erkek eşine değer verdiğini davranışlarıyla göstermelidir. Erkek, eşiyle iyi geçinmeli, onu dövmemeli ve  ona karşı sinirli, hırçın, kaba ve kırıcı olmamalıdır.  Bu konuda mü’minler için en güzel örnek  Peygamberimizdir. O, hanımlara karşı daima sevgi, saygı, hoşgörü ve anlayış göstermiş, bırakın dövmeyi; hanımlara karşı hiçbir zaman kaba davranmamış; hep güler yüzlü olmuştur. Dolayısıyla Peygamberimizin hanımlara karşı gösterdiği bu tavır, hepimiz için örnek olmalıdır.  İşte O zaman dünya  ve ahiret   mutluluğu elde edilir!

Süleyman Gülek

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert