Abdullah BİR Sefer ve zafer muhakemesi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Sefer ve zafer muhakemesi
Abdullah BİR

Sefer ve zafer muhakemesi

Allah’ın Müslüman-Mümin olmak isteyen akıl sahibi kullarına Kur’an da ki ilk emri, ilk şartı, bir başka ifade ile İslam olmanın olmazsa olmaz ilk kuralı tahkiki (gerçek, makbul ve geçerli olan) “İMAN” sahibi olma emridir.

Yani kişinin dili ve yüreği ile kelime-i şahadeti zikrederek Allah’ın varlığını, tekliğini ve Hz. Muhammed efendimizin de Allah’ın kulu, elçisi olduğunu kabul ve beyan etmesi gerekir.

Sonrasında bu kuralı yerine getiren kullardan Allah’a amel/ibadet etmeleri istenir.

İman ibadetin “olmazsa olmazı” Müslüman olmanın ilk şartıdır. Kısa ve öz olarak söylemek gerekirse,

“İmanı olmayanın ibadeti makbul değildir, yok hükmündedir.”

Bir adım sonrasında ise Allah Tahkiki İman sahibi kullarından “zararın önlenmesi faydanın sağlanmasından önce gelir” hükmüne tabii olmalarını ister.

Allah’ın kullarından bu beklentisi aynı zamanda İslam’ın yaşam/hayat metodolojisinin, fayda-zarar felsefesinin de temelini oluşturur.

Klasık söylemle; kendisini Müslüman olarak kabul eden veya tanımlayan her hangi bir insanın, (hoca, alim, seyh vb) tuttuğu oruçtan dolayı ölme veya hastalanma riski olan bir kişiye “sakın orucunu bozma, oruç bozmak çok büyük günah, kefareti var” vb sözlerle kişinin oruç tutmaktan kazanacağı sevabı, manevi getiriyi düşünerek o kişinin hastalanmasından dolayı zarar görmesine sebep olamaz, aksine o kişinin hastalanması dolayısıyla göreceği zararı önlemek için kişinin orucunu bozmasını sağlaması gerekir.

Yazımızın ve amacımızın daha iyi anlaşılması için yaptığımız bu açılamadan sonra asıl konumuza gelelim.

Son zamanlarda ülkemizde amacı “üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek” ve durgun suyu bulandırarak  “bulanık suda balık avlamak isteyen” birileri bir yerlerden aldıkları talimatlarla “organize ve planlı” bir şekilde hoca kimlikli insanların “kurgulanmış söz ve görüntüleri” ile toplumda seveni çok ve fikir, kanaat tabanı olan hocalara, âlimlere kuduz köpekler gibi havlayarak, saldırarak, onları itibarsızlaştırmaya ve “kadınlar ve aile üzerinden Müslüman Türk milletine vuracakları darbeler” öncesi söz konusu hocaları “İslam da evlilik, ailede ki kadın-erkek hakları ve ailede ki hâkimiyet gerçeği” konularında peşin peşin korkutmaya ve susturmaya çalışmakta.

Sözüm ona iktidarda ki partinin ağzı olan ama basiretsiz idarecileri ve sözcüleri de; cismi bir avuç olduğu halde gök kubbeyi saran şirretlik çığlıklarıyla çıkarttıkları fırtına ve estirdikleri Feminist terör ile insanlar, hocalar ve iktidar üzerinde tahakküm kuran erkek, evlilik ve aile düşmanı FEMİNAZİ  BOZUNTULARI’na direnmiyor, boyun eğiyor, hatta o bir avuç kevaşenin baskısıyla çıkarttığı yasalar ile onlara destek oluyor.

İktidarın ve devletin başında ki CUMHURBAŞKANI’ mız ve REİSİMİZ’ in lideri olduğu AK PARTİ döneminde tavan yapan veya yasalaşan

-- Evliliğin ve boşanmanın zorlaştırılarak zinanın teşvik edilmesi,

-- Kadınlara verilen ömür boyu nafaka,

-- Kadınlara sağlanan/verilen pozitif ayrıcalıklar/haklar

--Kadınların çalışmaya teşvik edilmesi ve çalışan kadınlara verilen teşvikler,

-- 6284 vb yasalarla kadınların beyanının mutlak gerçek-doğru kabul edilmesi,

-- Her türlü toplumsal, psikolojık ve yasal baskı ile erkeklerin kadınlara köle yapılması

Ve bunların akabinde daha çok şirretleşen ve azgınlaşarak  Müslüman Türk toplumunun temelini oluşturan yuvaların, ailelerin dağılmasından, yıkılmasından sorumlu olan düşman zihniyetlerden, yapılardan, kuruluşlardan ve bu düşüncenin değirmenine su taşıyan içimizde ki basiretsizlerden ve hainlerden habersiz olması, yaklaşan felaketi, anlamaması, görememesi pek mümkün görünmüyor.

Ancak, başımızda ki reisimize ve kendisini muhafazakâr ve dindar olarak tanımlayan Ak parti iktidarına rağmen bu şer ve kötü niyetli yapı “içimizde ki basiretsizler, korkaklar ve hainler”den aldıkları destek ile MÜSLÜMAN TÜRK AİLESİNİ YOK ETME amaclarına ulaşmak için tüm gücü ile çalışıyorlar.

Hatta bu iktidar döneminde Ak Partinin ve AB nin kendilerine sağladığı fonlar, teşvikler ve dokunulmazlık zırhı sayesinde “daha rahat, daha özgür, daha hızlı ve daha etkili” bir şekilde hedeflerine doğru ilerliyorlar.

Eğer Allah, geçmişte Allah’ın dinine malı ve canıyla hizmet eden atalarımızın, içimizde ki cesur, basiretli, akıllı ve ilim sahibi insanların dualarının ve uyarılarının yüzü suyu hürmetine  bu millete acımaz ve yardım etmez ise ilk önce Müslüman Türk Ailesi, sonrasında ise Müslüman Türk Devleti’nin engellenemeyecek bir şekilde ve büyük bir çatırdı ile yıkılması ve yok olması kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

Peki, bu kötü sonuç engellenebilir mi?

Evet, engellenebilir.

Hatta bu yolda Ak Parti hükümetinin ve bu milletin Allah tan başkasının karşısında eğilmeyen, makam-mevki ve rızık beklentisi, korkusu olmayan İnsanların, Müslümanların, âlimlerin, hocalarının, yazar-çizer takımının ve kanaat önderlerinin atacağı korkusuz ve cesur adımlar, alınacak kültürel, yasal önlemler bu felaketi engellenmekle kalmaz; Müslüman Türk Milleti ve Devletinin tekrar dünya üzerinde adaleti sağlayacak, mazlumun hamisi olacak, zalimlere dur diyecek ve dünya üzerinde adaleti hakim kılacak güce ulaşmasını, hatta İnsanımızın, devletimizin geçmişte olduğu gibi gelecekte de CİHAN HAKİMİ olmasını sağlar.

Ancak,

-- Günümüz insanının, milletimizin İslami anlayış ve yaşayışına,

-- İktidarın muktedir olmak için Millet ve Ümmet düşmanlarına verdiği tavizlere,

-- Bir avuç olan düşmanlarımızın organize ve planlı saldırılarına

-- Düşmanlarımız karşısında para ve statü ile yemlenmiş, susturulmuş, sessiz, tepkisiz kalmaları sağlanmış, korkutulmuş, makam sahibi olmuş sözde siyasetçi, bürokrat, gazeteci, İslami dernek, vakıf, kanaat önderi ve İslam âlimi kimlikli satılmış ve ödleklerin mevcut durumuna ve çokluğuna,

Baktığımız da Milletimizin ve Devletimizin bu güce ulaşmayı bir tarafa bırakın yaklaşan felakete engel olması bile çok zor, hatta imkânsız görünüyor.

Çünkü Allah Kur’an ( Enfal suresi 53 ayet) da

“Siz kendinizi değiştirmezseniz, biz sizin üzerinizdekini değiştirmeyiz” der.

O zaman ne yapacağız, öylece oturup felaketin bu milleti yok etmesini mi bekleyeceğiz?

Hayır, kesinlikle hayır.

Önce biz, bizi aldatan algılarımızı ve kendimizi değiştireceğiz.

Yaptırım gücümüz, makamımız, sesimiz, etkimiz ne kadar az olursa olsun kendisine İNSAN ve MÜSLÜMAN diyen herkes bu konuda ki zulme dur demek için elinden geleni yapacak, yapmak zorunda.

Çünkü bizler, ağzımızda taşıdığımız bir damla su ile Hz İbrahim’in ateşini söndürmekle değil, Nemrutun karşısında ve Hz. İbrahim’in yanında olduğumuzu, yani rengimizi, tarafımızı açıklamakla, safımızı beyan ve belli etmekle mükellefiz.

Unutmayın ki;

Bize düşen Allah’ın yanında, safında SEFER’e çıkmaktır, ZAFER ALLAH’ın sorumluluğu, işi ve TAKTİRİ dir.

Bu konuya devam edeceğiz inşaAllah

Allah, hayırlı düşünce, karar, iş ve eylemlerin(m)izde yar ve yardımcın(m)ız, cumamız hayırlara vesile olsun. (Amin)

Selam ve dua ile…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Yeter Ula Yeter     0000-00-00 Eminim Aristo mezarında birkaç ters takla atmıştır. Yani şu şu kötü kanunla aile yapımız hedefleniyor deyip de sonra sanki kanunlar kendi kendine cıkmışmış da... iktidar bu konuda da mağdur. Yapılamayan, yanlış olan her şey başkaları yüzünden... Ooh, nerde o yoğurdun bolluğu. Geyik bi yana, o kanunlarla Türk Ailesinin köküne dinamit konduysa koyan da bizzat o kanunları yapanlardır. Sanki tanrısal ni dokunulmazlık var. Hep suçlu başkaları. Allah bu akılsızlıktan bu milleti kurtarsın.
Fatih Murat     2018-04-02 Yazar bu konuda çok yerinde tespitlerde bulunmuş. Şu anda türkiyede ki aile hayatına bakılırsa yazar çok haklı ve doğru şeyler söylüyor. Korkulan olursa akp cephede savaşı kazansa bile göz göre göre ülke içerisindeki savaşı kaybediyor. Allah bu milletin yardımcısı olsun.
GALERİLER
Advert
Advert