Hülya Bulut Tapınakçılar ve suikastçiler Evangelistler!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Tapınakçılar ve suikastçiler Evangelistler!
Hülya Bulut

Tapınakçılar ve suikastçiler Evangelistler!

Dünya düzenini yeniden oluşturmaya çalışan, temel felsefeleri; Kaostan düzen yaratmak olan beyaz Amerikalı Protestanların dünyadaki diğer insanlardan üstün olduğunu iddia eden Hristiyan Siyonistlerin inanç sistemi, Evanjelizm!

Yahudilerin vaat edilmiş topraklara ulaşması sonucunda, İsa Mesih’in dünyaya geri döneceğine inanıyorlar. Bu çerçevede Orta doğudaki olaylara bakıldığında, Büyük Orta Doğu Projesini ve Amerika’nın İsrail’e verdiği desteği anlamlandırmak kolaylaşıyor.

Evangelistler, Yahudilerin “Tanrının seçilmiş halkı” olduğuna ve kutsal toprakların Yahudilerin malı olduğu iddiasındalar. Mesih’in gelişi ile dünyanın hâkimiyetine kavuşulacağı inancına sahipler. “Allah’ın elini zorlamak” olarak adlandırdıkları, kıyameti insan eliyle öne alma senaryosu ve Tevrat’taki efsanelere göre kendilerini bunu gerçekleştirmek için seçilmiş topluluk olarak gören, masum insanların kefenlerine adlarını yazdıran, “ yeryüzünün çürümüş akıllı insanları.”

Peki, nasıl çalışıyorlar, dünyada kimler bu sistemi yönetiyor?

İlk maddesinde, “Bütün, insanların birlikte benimseyecekleri bir dine uymayı telkin eden “Anderson Yasalarıyla” sınırlarını çizen ve bu yasalara uygun ilerleyen, “Duvarcı Ustalarının” kurduğu bir oluşum. Büyük Ağabey’in yönettiği; Trilaterol Komisyon (Bilderberg), Gül Haç, Tapınak şövalyeleri, Kuru Kafa ve Kemikler Örgütü, SBS,.. Dünyanın en önemli fikir merkezleri!

Beyaz Aileler, Yuvarlak Masalar, Harp Tesisleri, CFR! Ve alt oluşumları...

“Kutsal kan, kutsal kâse” diye adlandırılan ve bunlara ulaşmak için yeryüzünü kana boyayan, dünya ülkelerinin masum insanlarını katleden bu oluşuma neden engel olunamıyor? Küresel güç olma hevesleri için çıkardıkları savaşlarda ölen insanların “İnsan Haklarını” koruyacak bir karşı güç neden oluşturulamıyor, barıştan söz eden ve insan haklarını dillerine persenk etmiş dünyanın hümanist ülkeleri neden yapılan vahşetleri seyretmekle yetiniyor? Savaşları çıkaran, bu savaşlara kimlerin katılacağını önceden planlayan ve yenidünya haritalarının sınırlarını çizen bu yeryüzü baykuşlarının kafaları neden koparılamıyor?

Tüm dünya da oluşturdukları, beyin yıkama merkezleriyle, dünyanın en önemli enerji kaynaklarına sahip olma ve ekonomik hareketleri tek elden kontrol etme yoluyla temel iki amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

 _Küresel Amerikan İmparatorluğu ve Büyük İsrail Devleti!

 Bu iki amacı gerçekleştirmek için, dünya ekonomisinde krizler yaşatılıyor, savaşlar başlatılıyor, gerekli gördükleri ülkelerde “İhtilaller” yapılıyor, hükümetler düşürülüyor, kendilerine yakın kimlikler yönetimlere getiriliyor, dünya insanının içine yapay panik depresif oluşumlarla korku salınıyor. Salgın hastalıkların çıkarılması ve yayılması yine bu oluşumun icatlarından. Harp Tesisleri yoluyla gerçekleştirilen; Yapay depremler, fırtınalar, tsunamiler bu amaç için yapılıyor.

İnsanlığı yok etmeye odaklı bir hareket için fazla mı yumuşak hareketler bunlar?

Ondan mı tüm dünya devletleri suskun!

Güçsüzlük bahanesi karşı duruşa engelse, neden güçlü olma çabaları yetersiz kalıyor? Onlarda ki akıl ve yürütme gücü yok mu diğerlerinde?

 Sermaye düzeni dedikleri düzenin iki öğesi; Sömürü ve vurgun!

Dünya bankası eski yöneticilerinden John Adamsın sözlerinde gizli, oluşumun çarpık felsefesi. “Bir Ulusu köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla.”

 NATO, IMF, Dünya Bankası! En büyük korkuları gelişmekte olan ülkeler! Yapılan yardımlar ve sözde destek paketleri adı altında bu ülkelere uzatılan zehirli zakkum dallarıyla gelişimin önünü kesip, borçlandırarak ülkeleri köleleştiriyorlar!

 _Borçlandırılan ülkeler; Dinleyin! Borcu ödeyemiyorsunuz, tek çıkış yolunuz öz kaynaklarınızı satmak! Bizim sözümüzden çıkmamak!

Ekonomisi, siyaseti, gelişimi bağımlı ülkeler, hangi olaya nasıl karşı durabilir ki?

Amaçları; Halkların karar verme yetisini kontrol altında tutmak, dünya liderlerini seçmek, seçilmelerini sağlamak ve onlar sayesinde dünya ekonomisini yönlendirmek. Bunun için yaptıkları “Kilit ve Anahtar” yöntemini kullanmak. Ülkelerin karar mercilerine kendi insanlarını yerleştirerek oluşumun kusursuz ilerlemesini sağlamak. Sonrası işleyen mükemmel plan. Sömürü ve vurgun kuvvetlerinin ülkelere girişi.

Atlantik ötesinden tüm dünyaya hükmetmeye çalışan bir ülkeye boyun eğmek zorunda kalan yeryüzü insanları!

Amaç; 3T yi uygulamaya koyabilmek. Tek Devlet, Tek Dünya parası, Tek Din! Peki, bu 3T’yi kimler ne zaman uygulamaya başladılar neden aynı coğrafyada bu kan akıtılıyor? 587 den beri kayıp “Kutsal Ahit Sandığını” bulma adına , “Duvarcı Ustalarının kurduğu (Skulls and Bones Society)“Kuru Kafa ve Kemikler “örgütünün ipleri oynatma gücü bu gün dünyada yaşanan vahşetin gizli elleri. Ahir zamanda bulunacağına olan inanç, bugün kü akan kanın hızlanmasının sebebi.(Bu arada bu oluşumun İngilizce karşılığının kısaltılmış simgelerinin bizim eğitim sistemimizde bir dönem kullanılan bir sınav adı olması da oldukça manidar bir kesişimdir. SBS !)

 1000 yıl öncesi eski Mısır’da, Fravun sarayı çevresinde başlıyor oluşumun ilk hareketleri. II.Ramses döneminde Hz. Musa’nın asasını Kızıl Denize vurduğu bölgede başlayan ve aynı noktada devam eden, insanlık tarihinin en vahşet görüntülerinin yaşandığı ağrılı topraklar Filistin toprakları ve Gazze! Gece Yolculuğunun son durağı Mescidi Aksa’nın toprakları ve yakın çevresinde!

Elli bin yıllık yolun bir gecede geçildiği, duman bulutları arasından cehennemin “Görmesen daha iyi Ya Rasulallah denildiği topraklar!

Cehennem; 7 kat…4 bölüm… 70 denizlik bir ateş okyanusu.

70 kıyı,70 ateşten şehir. 70 şehir,70 bin hane.

70 bin hane,70 bin ateşten tabut! Cehennem; acılar diyarı! Sonsuza dek sönmeyecek ateş! Dil söyleyemez, akıl tariften aciz! Bu gün aynı topraklarda yaşanan dünyalık cehennem değil de ne?

Yanan ifritin meşalesi! Binlerce insan ateşten tabutlara sokuluyor.70 bin hane alev alev yanıyor.  “Allah Ariş ile Fırat arasını mübarek kılmış ve özellikle Filistin’i mukaddes kılmıştır.”(Bu hadisi Müslim, İman 282,Münavi et_Teysir I 248 de rivayet etmiştir.) Hem Müslümanlar hem de Hristiyan Siyonistler için kutsal sayılan bir toprağa sahip olma mücadelesi yaşanan. Masum insanlar, çocuklar, kadınlar acımasızca öldürülüyor. Bu toprakların içi sızlıyor.

Yazgı gömlekleri kanlı bu insanların. Dünyanın gözü önünde meşrulaştırılıyor günahlı ölümler, alışıyor muyuz?

Büyümeyen çocukların diyarı oralar! Güneş bile küsmüş o topraklara, vazgeçmiş ısıtmıyor. Gözü yaşlı evler, dumansız bacalar.

Aklım almıyor mu aklım ermiyor mu yaşanan vahşete? Ağır geliyor bu merhametsizlik insanlığıma. Ağır insanlık suçu işleniyor sözüm ona dünyanın jandarmalığına, insan hakları koruyuculuğuna soyunanlarca.

Peki, sormazlar mı adama, “İslami terörden bahseden dünyanın baş belası güçlere; Madem dünyanın insan haklarını koruyorsunuz bu topraklarda yaşanan vahşete neden dur demiyorsunuz? Dünya insanının gözü önünde gerçekleşen diğer katliamlarda neredeydiniz?

Bosna da kadınların rahmine köpek menisi yerleştirip tecavüz edilirken, Çeçenistan’da hamile kadınların karnındaki bebeğin cinsiyeti üzerine bahse girilip, canlı canlı dipçiklenen kadınların feryatları yeri göğü inletirken neden duymadınız? Kosova’da soy kırım yapılırken neredeydiniz? Kuveyt’te, Körfezde, Somali’de, Irakta, Afganistan’da, İslami Terör var deyip bu toprakları işgal etmeye bahane üretip haksız yere işgal ettiğinizde sizin yaptığınız terörün adı neydi?

Görüyoruz, izliyoruz uzaktan. İnsanlık bitti ilk Gazze’de. Şaşkın dünya tanıkları olarak geçeceğiz tarihe. Gözlerimize bakan gözler vardı. Ne yapacağını bilmeyen bedenler. Biz ne yapabilirdik bu vahşetleri önlemek adına? Kapadık gözlerimizi bizde. Kirlendi insanlık dünyanın yaralı coğrafyasında. Bir mucize bekledik göklerden! Allah’ım yok etsene Yeryüzü tanrılarını diye! İsrafil’e söylesen de üflese ya suruna!

Çürüdü cesetler, ölü kokusu var havada, soluyoruz! İblisler, bu insanların suçu ne? Yeryüzünün yüreğini kabarttınız yine…

Zalimsiniz! Vurdunuz insanlığı, insan kanıyla beslenen dünyanın kan emici vampirleri.

Ya Rab! Onlar cezalandırıyor mazlumları. Hani Lut kavmini yok ettiğin Tufan sonrası söz vermiştin ya insanoğluna kıyamete kadar başka tufan yaşatmayacağına dair. Hani bir de göğüne yedi renkli gök kuşağını sermiştin bu sözleşmenin nişanı. Kaldırsan artık göğünden yedi renkli barış kuşağını. İndiriversen göğünü yere, kaldırsan yeri göklere ve katlasan ikisini birbirine dümdüz etsen dağları, coştursan ırmaklarını. Firavun soyunu yok etsen, şeytanın uşakları boylasa cehennemin yedi kat dibine bir akşam üstü…

Çünkü:

Daha kötü günleri yok insanlığın en kötüsü bu günler. Hasta ruhlu yaratıklar buyurmuşlar: “Hepsini öldürmeliyiz. Her Filistinli(Ota doğulu) çocuk terörist doğar. Hepsi bizim düşmanımız. Ve onların kanı bizim elimizde olmalı. Bu öldürülen teröristlerin anneleri içinde geçerli. Ölmeliler ve evleri yıkılmalı ki bir daha terörist yetiştiremesinler. Çocuklar büyüyüp ilerde bizi uğraştırmasınlar.”

O nedenle, kadınlar ve çocuklar ilk hedef! Henüz savaşın, savaş sözcüğünün ne anlama geldiğini bile bilmeyen çocukların öldürülmesini seyrediyor dünya. Cennette çocuk sesleri her gün çoğalıyor, gözleri açık ölüyor çocuklar…

Hani girdikleri topraklara demokrasi gelecekti? Kimyasal silah var insanlığa tehdittir diye diye girdikleri topraklarda kendileri kimyasal silah, uranyumlu mermilerle o toprakların halkını yok etmedi mi? Petrol kuyularını ateşe verip insanlığa zehir solutmadılar mı?

Fatih Sultan Mehmet’in söylediği gibi; Düşmanını tanımak, tehlikeyi bertaraf etmekse, Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta, Hiroşima’da, Nagazaki’de, dünya tarihinin ve insanlığın ırzına geçen, insanlığın baş belası oluşumların ve yılanın başı ezilmeli artık. Gücünüzle düzeltemediğinizi ellerinizle, ellerinizle düzeltemediğinizi, dilinizle düzeltin der bir hadis-i Şerif. Bizimde elimizden gelen bu! Ebrehe’nin ordusunu taşlayan Ebabiller gibi kelimelerle taşlamak ve susmak vahşetin karşısında! Füzelere, tanklara sapan taşlarıyla karşılık veren Filistinli çocukların yüreği yok bizde!

Durdum, baktım… Dünyaya, insanlığa… Olabildiğince rezil bir dünya, bir o kadar rezil insanlık!

Peki, sıranın bize gelmeyeceğini kim söyleyebilir? Yakınımızda yakılan ateşlerin bir kıvılcımı, yangını bizim topraklarımıza sıçratmaz mı? O ateş bir kez düşerse toprağımıza sonuçları ne olur? Geç kalınmadan sorgulanmalı…

Savaşı başlatanlar gibi birileri barışı başlatmalı yeryüzünde artık!

Unutmadık biz, unutmasın hiç kimse de: Henüz 5 yaşındaki Suriyeli çocuğun ölmeden önce söylediği son sözleri;

 “Her şeyi söylicem Allah’a”!

İnsan olanı beyninden vuran bir cümle. Ne öldüreni, ne öldür emrini verenleri değil ilk önce ölümünü seyredenleri, bizleri söyle çocuk!

Bu son sözün vebali, Müslüman olan olmayan tüm dünya insanlarının üzerine olsun!

Dünya tarihine mazlumların kanıyla yazılacak bir hazin son daha geliyor, geçmişin acı tarih meselesi olacak, tarihe not düşülecek: Birileri öldü birileri seyretti…

Uhud’da H.z Muhammed’in okçuları yerlerini terk etti, savaş kaybedildi! Sadece Ya Kahhar sıfatıyla Allah’ın insanı kötülerden koruyacağı ve onları helak edeceği inancı yüzünden Müslümanlar kan ağlıyor, önce okçular yerlerine yerleştirilmeli…

Tapınakçılar ve suikastçiler, treni bir kez daha makasa getirdi! Makasın kesişim noktasında kimin kimi biçmeye odaklı olduğu çok iyi sorgulanmalı!

Tutarsız kızıl Simpson’un ölüm kusan sesi yankılanıyor yine sınırlarımızda;

“Ya bizdensiniz ya düşman!” Bu sese 42 yargıcı şaşırtacak cevap artık verilmeli…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert