Vehbi KARA Bahriye Mektebinde Ramazan
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Bahriye Mektebinde Ramazan
Vehbi KARA

Bahriye Mektebinde Ramazan

1986 yılında Bahriye mektebini bitirmiş savaş gemilerinde görevime başlamıştım. Fakat o yıl çok üzüldüğüm bir olayla karşılaştım. Bahriye mektebi son sınıfında okuyan yedi arkadaşım dindar oldukları için okuldan ayrılmak zorunda kalmışlardı. Bu arkadaşlarımın en belirgin özelliği gizlemeye gerek duymadan namazlarını kılıyor olmaları idi.

Ayrıca bu öğrenciler benim gibi vasat bir öğrenci değil okulun en başarılı öğrencileriydi. Her yıl “Komutan Onur Listesi” adı verilen disiplinli ve başarılı öğrencilere verilen ödülleri alırlardı. Mezun olduğum 1986 yılında İhtilalci Cumhurbaşkanı Evren, diline irticayı dolamış gittiği her yerde dindar insanlara verip veriştirirdi.

Bu arada askeri öğrencilerden de bahsediyor dindar öğrencilerin ne derece tehlikeli olduğunu utanıp sıkılmadan söyleyip duruyordu. Tabii durumdan vazife çıkarmasını bilen bazı komutanlarda gereğini yapıyorlar irticacı adını verdikleri öğrencileri gözlerinin yaşına bakmadan okuldan atıyorlardı.

Feto, işte böyle bir fırsatı kaçırmayıp gizli bir örgüt kurdu. Nasılsa namaz kılmak oruç tutmak yasak ediliyor, dini kitapları okuyan öğrenciler okuldan atılıyor bunu fırsata çevirmişti. Derhal askeri okullara el atmış namaz ve oruç gibi ibadetler konusunda yasaklara destek olmaya başlamıştı.

Hiçbir yerden destek göremeyip Feto’nun ağına düşen zavallı askeri okul öğrencileri namaz kılıyorsa bile terk etmişti. Yasak olduğu zamanlarda oruç tutan bazı öğrenciler ise Feto’nun tuzağına düştüğünde bu sefer oruç tutmak serbest iken dahi bunu terk etmişlerdi.

Feto’nun tuzağına düşen öğrenciler okullarından 15 Temmuz 2016 tarihine kadar okuldan atılmadılar lakin sefahat ve günah bataklığına düşmekten de kurtulamadılar. Namazsız oruçsuz hatta içki içip haram yollarla eğlenen insanın halini düşünmek dahi istemezsiniz…

Zavallı halkımız kuzu kuzu darbeci Evren’i dinliyor bazen de alkışlama gafletinde bulunuyordu. O yılları benimle yaşayanlar bilir, askeri okullarda irtica fırtınası estiğinde kimse sesini çıkarmıyordu. Marksist öğretmenlerin ve dinsiz komutanların da katkısı ile dindar olduğu belirlenen binlerce öğrenci, bu darbe yıllarında askeri okullardan atıldı.

Sıra Bahriye mektebine de gelmişti 1987 yılında, Deniz Lisesinde sıkı bir soruşturma yapılmış sonra Deniz Harp Okulunda da namaz kılan öğrenciler tespit edilmiş okuldaki disiplin ve başarı düzeylerine bakılmaksızın sırf darbecilere riyakârlık yapmak için öğrencileri okuldan atmaya başlamışlardı.

Bir Ramazan günü savaş gemisinde görevli olduğum halde beni de Bahriye Mektebine çağırdılar. Öğrenci Alay Komutanı odasında dindar öğrencilere hakaret ettiği için zaten yapılan haksızlığa duyduğum öfkeden dolayı kendisine bağırmaya başladım. Güya irtica nedeniyle beni sorgulamaya çalışıyordu. Lakin hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşmıştı.

Ramazan gününün verdiği manevi atmosferinde katkısı ile tuhaf bir durum meydana gelmiş birdenbire sorgulayan ben, sorgulanan ise Alay komutanı olmuştu. Kendisine “Marksist öğrencilerle niye uğraşmıyorsunuz?” Diye ters bir cevap verince kızarıp bozardı ve beni odasında bırakarak Okul Komutanının yanına çıktı.

Bir müddet sonra döndüğünde “herhalde beni hapse atacaklar diye beklerken” nedense bana karşı gayet iyi davranmaya başladı.

Sonradan işin rengi belli oldu tabii ki; İki öğrenci odaya gelerek “benim kendilerine namaz kılmaları için baskı yaptığımı ve Said Nursi’nin kitaplarını okumalarını tavsiye ettiğimi” söylediler. Ben de herhangi bir baskı yapmadığımı fakat dini kitapları okumanın iyi bir şey olduğunu çünkü askerlerin dindar olması gerektiğini söyledim. Bütün bunlar yüz yüze yapılan konuşmalardı ve bir astsubay her şeyi daktilo ile kayıt altına alıyordu.

Yalana hiçbir zaman tevessül etmediğim gibi burada da asla müracaat etmedim. Zaten bana göre iftihar edeceğim; Bahriye mektebi yöneticilerine göre suç olarak görülen hususlardan dolayı soruşturuluyordum. Niçin yalan söyleyecektim ki?

Saatlerce süren soruşturmalardan sonra Alay komutanı, oruçlu olup olmadığımı sordu. Bende “oruçluyum” deyince, önüme asker karavanasından yemek geldi. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen bu yemek hala aklımdadır. Barbunya pilaki ile pilav vardı.

İftarımı yapıp yemeğimi yedikten sonra ayrılabileceğim söylendi. Ben de gidip doğruca birliğime katıldım. Bu olay sonucunda askeriyeden ayrılacağımı beklediğim halde tam 11 yıl görevime devam ettim. Bir kimse çıkıp bana dindarlığımla ilgili hesap sormadı. Ta ki; 28 Şubat 1997 dönemindeki başörtüsü yasağı çılgınlığına kadar. Demek ki mübarek Ramazan ayının bereketi olsa gerek insanlar mertlikten ve doğru sözlülükten hoşlanmışlardı.

Evet, en zalim insanlar bile doğruluk karşısında susabiliyor, hatta şaşırmış bir vaziyete düşebiliyorlardı. Bu soruşturmayı hayatım boyunca unutamadım. Demek ki Allah doğruların yardımcısıdır, vesselam…

Vehbi Kara

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert