Yaşar BAŞ Yeni Toplumsal Sözleşme ve Cemaatler
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yeni Toplumsal Sözleşme ve Cemaatler
Yaşar BAŞ

Yeni Toplumsal Sözleşme ve Cemaatler

Pennsylvanialı şeytanın örgütü bütün kavramları kirletti ama en çok kirlettiği kavram cemaat kavramı oldu.

Milli kültürümüzün esasını oluşturan birçok kavramı kullanılamaz hale getirdiler.

Bugün himmet kavramını, imam kavramını ve daha birçok kavramı kullanırken cümle içine yerleştirilmesine özen göstermek zorunda hissediyoruz kendimizi.

Son dönemde tartışmalar, cemaat kavramı ekseninde büyümeye başladı.

Türkiye’nin cemaat gerçeğini Fetö ve Adnan Oktar gibi suç örgütlerinden ibaret sayanların salladığı parmak üzerinden yürütülen cemaat tartışmasının ne kadar sığ kaldığını ayrıca anlatmaya gerek yok. 

İrfan geleneğimizi büyük bir ihaneti fırsat bilerek, sanık sandalyesine itekleme hevesinde olanların niyetinin iyi olabilmesi mümkün değil

Bugün Anadolu’yu yurt edindiysek, bunu önce Allah’a sonra Horasan Erlerine, Ahmet Yesevi’nin adı sanı bilinmeyen tebliğci dervişlerine yani tarikatlara, cemaatlere borçluyuz.

Tarikat, cemaat yasaklansın diyenler fedakarlık nedir bilmeyen ve mücahede ve mücadele kültürümüzden bihaber zavallılardır. Bunların Türkiye’nin cemaatlerinin geleceği konusundaki sözlerinin hiçbir değeri yok.

Ruhsuz, inançsız azimsiz içi boş devlet bağlılığı olmaz. Devlet ancak Anadolu’nun ruhu ve gururlu geçmişi ile bağlılık tesis etmelidir. 15 Temmuz’da ele geçirilen devleti geri alan bu ruh, bu inançtı.

Non Gouvernemental Organizations

(NGO) olarak tanımlanan cemaat tipi örgütlerin kendi aralarında ya da başkaları üzerinde bir iktidar

oluşturma arayışında bulunmamaları gerekir. Ütopyacı gelecek vaadi, yarı tanrısallaştırılmış tek lider, kuşatıcı bir teşkilat, fiziksel veya psikolojik terör, ekonomik sistemin tek merkezden kontrol edilmesi, asimetrik propagandalar ve algı operasyonları ile şekillenen bazı örgütlenmelerin bizim irfan geleneğimiz olan cemaatlerimiz ile aynı kategoride görülmemesi gerekir. 

Bu topraklardan doğmuş, bu topraklarda beslenmiş bin yıldan daha derin irfan geleneğinin varisi olan cemaatler ile yeni nesil cemaat görünümündeki suç örgütlerini arasındaki farkı ayırd edebilmemiz lazım.

Türkiye’nin cemaatleri zaten Pennsylvania’lı şeytanın örgütünün hedefinde yaşama savaşı veriyordu. Hatta birçoğu da son nefesini vermek üzereydi.

Türkiye’de tehlike cemaatlerin varlığı değil, cemaat çeşitliliğin ortadan kaldırılmasıdır. Şunu da gördük ki, bu kadar zayıflatılmalarına rağmen Türkiye’nin dini grupları istikrarın ve devlet düzeninin teminatı olmuştur.

Dini gruplara yönelik düşmanca söylemler bu bakımdan büyük bir yanlıştır.

Adına ne dersek diyelim yeni toplumsal sözleşme döneminde, her birimiz kalıcı ortak hayatın kurulması konusunda yapılması gereken fedakarlık neyse onu yapmak zorundayız.

Şeytanın örgütünün zaten hedefinde olan ve en ağır bedelleri ödemiş olan cemaat ve sivil toplum kuruluşlarını, bu ihanet nedeniyle tasfiye etme fikri hiçbir şekilde kabul edilemez.

Ancak kabul edelim ki, Türkiye’nin örgüt ve cemaatleri de hiçbir şey olmamış gibi davranamaz. Veya şeytanın örgütünün boşalttığı alanda, yedek bir paralel devlet inşa etme hevesi ile hareket edemez

Örgüt ve cemaatlerin, kamu kurumları ve partiler içinde paralel örgüt yapıları inşa etme amacından vazgeçmeleri gerekir.

Bence meşruiyet sınırı burasıdır…

Yaşar Baş

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER