Vehbi KARA Sevr İle Lozan Mukayesesi Ve İstanbul
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Sevr İle Lozan Mukayesesi Ve İstanbul
Vehbi KARA

Sevr İle Lozan Mukayesesi Ve İstanbul

“Kevser” Peygamberlere verilen nimet, Fetih manalarına da gelmektedir. Bu “Kevser” yani “Fetih” aynı zamanda Peygamber Efendimizin adını da taşıyan Mirasçılarına da verilir. İşte bu “Kevser yani Fetih” Fatih Sultan Muhammed Han’a ve Recep Tayyip Erdoğan’a da verilmiştir.

“Kel Kevser”den sonra gelen “F” harfi bir kelimenin başına gelince, aciliyet gerektirir. Yani “Kevseri sana verdik, hemen (zaman geçirmeden) Namaz kıl, Secde’ye git” mealindedir. İşte bu ayete göre hareket eden Fatih, fetihten sonra ilk icraat olarak İkindi Namazını kılarak hemen Secde’ye gitmişti.

Erdoğan’da İstanbul konusunda acele etmelidir. Belediye başkanı olarak yaptığı hizmetleri taçlandıracak eserleri şimdi Başkan olarak daha güzel bir şekilde yapma fırsatı var.

İslam’ın başkenti İstanbul’dur. Hilafete 500 yıl başkent olmuştur. Ne yazık ki hilafetin kaldırılması ile 100 yıllık bir boşluk olmuş İslam ülkeleri darmadağın edilmiştir. ABD gibi açıkça İslam düşmanlığını dile getiren yöneticileri iş başına getiren ülkeler; fırsattan istifade ile her türlü rezilliği yapabilmektedirler.

Şimdi yeniden intibaha gelmek zamanıdır. Yüz yıllık uyku yeter. Ayasofya’yı yeniden camiye çevirmek ve Kanal İstanbul gibi projeleri bir an önce hayata geçirmek gereklidir.

Öncelikli işlerin başında kesin bir hezimet olan Lozan’daki boyunduruklarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Zira Lozan sayesinde ülkemiz adeta esir alınmış milli ve dini değerlerimiz ayaklar altına alınmıştır.

Lozan’ın mahiyetini anlamak ve gerçek yüzünü görmek kolaydır aslında. Çünkü hilafetin kaldırıldığının ertesi günü İngiliz Meclisi Lozan’ı tanımıştır. Çok açıktır ki onay için hilafetin kaldırılması beklenmiştir.

Kolaylıkla anlayabileceğimiz diğer bir husus da Lozan’daki maddelerin Sevr ile neredeyse aynı olduğunu görmekle mümkündür. Sevrin sadece üçte biri değiştirilmiştir. Hatta bazı maddeler noktası ve virgülüne kadar aynıdır.

Bunu anlamak için İstanbul ve Çanakkale  Boğazları ile ilgili hükümler bize yol gösterecektir. Bakın Sevr Anlaşması’nın Boğazlar ile ilgili hükümleri 37-61. Maddelerde yer alır. Bu maddelerde özetle şunlar vardır:

  1. Çanakkale, ve İstanbul Boğazı Marmara da dahil olmak üzere, Boğazlardan geçiş barışta ve savaşta, hangi devlete ait olursa olsun, her türlü harp ve ticaret gemilerine açık olacaktır,
  2. Bu serbestinin temini için, Osmanlı, Boğazların kontrolünü geniş yetkileri olan bir Boğazlar komisyonu’na bırakacak, komisyonun bağımsız bir bayrağı ve bütçesi olacaktır. Komisyon üyeleri ise: Britanya, Fransa, İtalya ve Japonya’dır. Rusya, Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan da Milletler Cemiyetine üye olurlarsa Komisyona girebileceklerdir,
  3. Komisyon Başkanı, iki yılda bir dört büyük devlet arasında değişecektir.
  4. Fransa, Britanya ve İtalya; Türk Boğazları dolaylarındaki silahtan arınmış bölgede müştereken asker bulundurabileceklerdir.

Sevr’den sadece 3 yıl sonra, imzalanan Lozan Anlaşması’nın 23. Maddesinde çok farklı bir durum yoktur. Bu Sözleşme; Lozan Anlaşması içerisindeymiş gibi kabul edileceği hükme bağlanmıştır. Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ni Lozan Anlaşması’na taraf olmamış olan Rusya ve Bulgaristan da imzalamışlardır. Lozan’ın eki olan Boğazlar Sözleşmesi şu maddelerle özetlenebilir:

  1. Ticaret Gemileri ve uçakları barış zamanında Türk Boğazlarından geçiş serbestisine sahiptirler;
  2. Savaş gemileri ve uçakları barış zamanında Boğazlardan geçiş serbestisine sahiptir; ancak Karadeniz yönüne geçişte savaş gemileri için sınırlama vardır.
  3. Savaş zamanı: Türkiye, Muharip değilse tarafsızlık haklarını geçişi engelleyecek şekilde kullanamaz; Türkiye Muharip ise; tarafsız devletlerin ticaret gemileri düşmana yardım götürmüyorlarsa geçebilirler; savaştığı devletin gemilerine karşı Türkiye, her türlü hakkını kullanabilir.
  4. Boğazlar çevresinde belirli bölgeler askerden arındırılmıştır.

Lozan; İstanbul şehri, Türk Boğazları ve yakın çevresinde Türkiye’nin egemenlik hakkını tamamen sınırlıyordu. Boşuna hezimettir demiyoruz. Boğazlar Bölgesi askerden arındırılmakla bu bölgenin nasıl savunulacağı konusunda elimiz kolumuz bağlanmıştı. Dolayısıyla hem Karadeniz’in güvenliği açısından; hem de Türkiye’nin güvenliği açısından önemli sorunlara yol açmaktaydı.

Bu sorun, kısmen de olsa Sovyetler Birliği’nin kendini emniyet açısından sağlama almak için girişimde bulunduğu Montrö Sözleşmesi ile çözülebilmiştir. Lakin Türkiye’nin Türk Boğazlarındaki egemenlik hakları hala yeterince sağlanamamıştır. İşte bu noktada Kanal İstanbul, önem kazanmakta egemenlik haklarımızın tanınması açısından elimizi son derece güçlendirmektedir.

Kanal İstanbul inşa edildiğinde artık kimse elini kolunu sallayarak boğazlardan geçemeyecek zorunlu olarak kanala yönlendirilecektir. Çünkü İstanbul boğazı gemi trafiği nedeni ile ciddi çevre sorunlarına yol açmaktadır ve bunun önüne geçmek için kanal gibi yapılara ihtiyaç duyulmaktadır, vesselam…

Vehbi Kara

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert