Süleyman GÜLEK Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn ahlâkî özellikleri
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn ahlâkî özellikleri
Süleyman GÜLEK

Hz. Peygamber (s.a.s.)’İn ahlâkî özellikleri

Advert

Berâ  (r.a.) şöyle diyor: “Rasûlüllah (s.a.s.), simâca insanların en güzeli, ahlâk yönünden de insanların en üstünüydü.” Rasûlullah (s.a.s.), bedenen olduğu kadar ahlak ve şahsiyeti itibariyle de insanların en mükemmelidir. Çünkü Rasûlullah (s.a.s.) şöyle duâ ederdi: “Allah’ım! Kötü ahlâklı olmaktan, çirkin işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan Sana sığınırım.” “Ya Rabbî! Suretimi güzelleştirdiğin gibi ahlâkımı da güzelleştir."

Hz. Hatice’nin Peygamberimizi teselli için söylediği şu sözler, onun peygamberlikten önceki ahlâkî durumunu ve toplumdaki mevkiini açıkça gösterir: “Seni müjdelerim ya Muhammed!  Hayır, Allah’a yemin ederim ki, O seni hiçbir vakit utandırmaz. Çünkü sen akrabanı koruyup gözetirsin. Borçluların borcunu verirsin. Doğruluktan ayrılmazsın. Fakirlere yardım eder, misafirleri ağırlarsın. Muhtaçların ihtiyaçlarını karşılarsın.”

Rasûlullah (s.a.s.),  Peygamberliğinden önce  doğru sözlülüğü, dürüstlüğü, ahde vefası, yardım severliği ve her türlü güzel ahlakı ile takdirler kazanmış ve KureyşIiler tarafından “el-Emin (güvenilir kişi)” ünvanına layık görülmüştü. Herkes ona güvenir ve onun doğruluğunu kabul ederdi. Hz. Peygamber, doğru, dürüst ve güvenilir kişiydi. Asla yalan söylemezdi  O, asla doğruluktan ayrılmamıştır. Doğru ne ise onu yapmıştır. Rasûlullah (s.a.s.) hakında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sen elbette güzel bir ahlâk üzeresin” (Kalem, 68/4) Allah Teâlâ, en sevgili kulu, Hz. Peygamber’i ahlâkî üstünlüğü ile övmüştür.

Rasûlullah (s.a.s.)’in güvenilirliği, hoşgörülü oluşu, vefakârlığı, alçak gönüllülüğü insana değer vermesi ve hakkı gözetmesi herkes tarafından kabul gören ve övgü ile bahsedilen özellikleri idi. Doğup büyüdüğü toplumda her türlü kötülük yaygın olmasına rağmen Rasûlullah (s.a.s.), bu kötülüklerin hepsinden uzak durmuştur. Peygamberliğinden önceki kırk yıllık hayatı boyunca da erdemli bir hayat yaşamıştır.

Hz. Muhammed (s.a.s.), peygamberliğinden sonra da Rabbinin Kur'an'la mü'minlere ve bütün insanlara emrettiği tüm ahlakî değerlere sımsıkı sarılmış ve bunları büyük bir titizlikle harfiyyen yerine getirmiştir. Hz. Peygamber, insanların en ahlâklı olanı idi. Nitekim Ra­sû­lullah (s.a.v.)’in nasıl bir ahlâka sahip olduğunu soran Hz. Urve b. Hişam’a, Hz. Âişe (r. anhâ)  vâlidemiz şöyle cevap vermiştir: “Ra­sû­lullah (s.a.s.)’in ahlâkı Kur'ân idi."  Görüldüğü gibi, Hz. Peygamber’in ahlâkı Kur’an idi.

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ahlak anlayışı Kur’an’ın ortaya koyduğu ahlak anlayışı idi. Peygamberimiz Kur’an’ın “yapın” dediklerini yapar, “sakının” dediklerinden de uzak dururdu. Hz. Peygamber: "Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur.  Hz. Peygamber  (s.a.s.)  güzel ahlâka sahipti ve her türlü kötü davranışlardan uzaktı. Ahlakı her yönden bütün insanlar için en güzel örnek olabilecek bir hususa sahip idi. İslam, onun daveti ve güzel ahlakı sayesinde hızla yayılmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.s.) hem manevi hem de maddi anlamda insanların en temizi idi. “Temizlik imanın yarısıdır.” buyurarak inanan bir insanın, temizliğine dikkat etmesi gerektiğini vurgulardı. Temizlik, aklın, kalbin, bedenin, yiyeceklerin, içeceklerin, giyeceklerin ve çevrenin maddî pisliklerden arındırılması, manevî kirlerden uzak tutulmasıdır. Bu nedenle  Hz Peygamber, temizliğe son derece dikkat ederdi ve güzel koku sürünürdü. “Resûlullah (s.a.s.)'in konuşması her dinleyenin rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıktı.” “İyice anlaşılmasını istediği kelime ve cümleleri, üç kere tekrar ederdi.” Hasan b. Ali (r.a.)’dan: “Rasûlullah (s.a.s.) lüzumsuz ve gereksiz konuşmazdı. Sükûtu uzun olurdu. Söze başlarken de bitirirken de dudakları ile konuşurdu. Efradını cami ağyarını mâni kelimelerle (az sözle çok mana ifade edecek şekilde) gayet güzel ve veciz konuşurdu. Sözlerinde ne fazlalık olurdu ve ne de eksiklik. Hz Peygamber  (s.a.s.) Haşin değildi, hiç kimseyi küçümsemezdi. Az dahi olsa nimete önem verirdi. Dünya ve dünyalık bir şey onu öfkelendirmezdi. Ancak haksızlık yapıldığında öfkelenir ve haksızlık giderilinceye kadar hiç bir şey öfkesini durdurmazdı. Kendi nefsi için kızmaz ve onun için intikam almaya kalkışmazdı.”

Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan: “Hz. Peygamber (s.a.s.) evine müsaade ile (haber vererek) girerdi. Evine girdiğinde zamanını üç kısma ayırırdı; bir kısmım Allah'a ibadete, bir kısmını ailesine, bir kısmını da kendisine. Sonra da insanlara ayırırdı. İleri gelen kimselerle de sade vatandaşlarla da eşit şekilde konuşurdu. Onlardan hiçbir şeyi saklamazdı.” 

Hüseyin b. Ali (r.a.)’dan:  “Rasûlullah (s.a.s.): Hak ve hakikatten ayrılmaz, diğer insanların hakkı çiğnemelerine de müsaade etmezdi. Katındakilerin en üstün ve en iyileri, ihlas ve samimiyet bakımından en ileri olanlarıydı. Katında mertebe bakımından en büyükler, insanlarla iyi geçinen ve yardımlaşmayı başaran kimseler olurdu.  Allah Rasûlü (s.a.s.) daima güler yüzlü, yumuşak huylu idi, sert ve kaba değildi. Gürültücü ve hayâsız değildi. Kusur arayan, gereksiz yere insanları öven değildi. Arzulamadığı şeylere kulak aşmazdı. Kimseyi umutsuz yapmazdı. Herkese ümitvar davranırdı.

Üç şeyden uzak dururdu: Lüzumsuz tartışmak, fazla konuşmak ve kendisini ilgilendirmeyen şeylere ilgi duymak. İnsanlarla ilgili şu üç şeyden de uzak dururdu: Kimseyi kötülemez, kimsenin kusurunu, mahremiyet ve ayıbını araştırmazdı. Ancak fayda umduğu şeyleri söylerdi.” Hz. Peygamber, örnek bir aile reisi idi. O, hanımına karşı çok nazik bir eş, çocuklarına karşı da çok şefkatli bir baba idi. Enes b. Malik şöyle demiştir: “Aile fertlerine Hz. Peygamber’den daha fazla merhametli bir kimse görmedim.”  “Sizin en hayırlınız, hanımlarına en iyi davrananızdır. Aile halkına iyi davranma konusunda sizin, en hayırlınızım.”  buyurarak hanım ve çocukları ile iyi geçinenleri ve onlara güzel davrananları övmüş ve bu konuda kendini model olarak göstermiştir.

Hz. Peygamber, devamlı güler yüzlü ve güzel sözlü idi. Herkesle iyi geçinirdi. İnsanlara çok iyi davranırdı.  Hz. Peygamber, hayatı boyunca çevresine, arkadaşlarına ve insanlara karşı hep yumuşak davranmış ve onları kırmamaya özen göstermiştir. Enes (r.a.)’dan. “Peygamber (s.a.s.)’e dokuz yıl hizmet ettim; yaptığım bir iş için: ‘neden böyle yaptın?’; Yapmadığım bir iş için de: ‘Şöyle şöyle yapsaydın ya!’ demedi.” Hz. Peygamber (s.a.s.) sabırlı bir insandı. O, hayatı boyunca pek çok sıkıntılarla karşılaşmıştır. Hz. Muhammed de, “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve iyi bir özellik verilmemiştir.” diyerek sabrın insan için gerekli ve önemli bir özellik olduğuna dikkat çekmiştir.

Hz. Ali (r.a.) Hz. Peygamber hakkında şöyle der: “Dünya ve dünyalık hiçbir şey O’nu öfkelendiremezdi (şahsı için, dünyevî şeyler için kızmazdı).”  Hz peygamber güzel ahlaklı biri olduğu için  insanalarla çok iyi geçinirdi. Hz. Ömer (r.a.) minberde, Allah Rasûlü (s.a.s.)’den şunu duyduğunu söylemiştir: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” 

Hz. Peygamber, herkese karşı mütevazı bir kişiydi. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de: “Sana tabi olan mü’minlere tevazu kanadını ger.” (Şuara, 26/215) buyruluyordu. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Tevâzû göstereni Allah yüceltir, kibirleneni ise alçaltır.”  “Çünkü Allah, her kibirleneni (gururlananı) ve kendini beğenip övüneni sevmez.” (Lokman, 31/18) Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Lüks yaşamaktan sakın.  Çünkü Allah’ın gerçek kulları lüks yaşamazlar.”  Hz. Peygamber,  lüks ve israftan sakınırdı. İslam Devleti’nin başkanı olduğu halde, O’nun yemesi, içmesi, giymesi ve bütün yaşayışı sade idi. O’nun hayatına lüks ve israf hiçbir zaman girememişti. Daima sade bir hayatı tercih ederdi;  ev düzeni sadeydi, sade giyinir, sade yer içer, sade yaşardı.

Hz. Peygamber (s.a.s.); Önüne getirilen yemekte kusur aramaz, bundan dolayı eşlerine kızmazdı. Yemeklerden dolayı hanımlarını hiç incitmezdi, üzmezdi. Rasulullah (s.a.s.); Küçüklere sevgi, büyüklere saygı gösterirdi. Onun mesajının temelinde sevgi vardı. Bir Hadis-i Şeriflerinde; “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygıgöstermeyen bizden değildir.” buyurarak, Müslümanlarda sevgi temelli bir yaklaşımın gelişmesini sağlamıştır.

İnsan ilişkilerinde her zaman dürüst ve güvenilir olan Hz. Muhammed, inananların da güvenilir ve dürüst olmasını istemiştir. “Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının güvende olduğu kimsedir.” demek suretiyle dürüstlük ve güvenirliğin önemine vurgu yapmıştır. Bir gün Peygamberimiz Medine çarşısında dolaşırken buğday dükkânının birinde, buğday yığınına elini daldırmış ve altının nemli, üstünün ise kuru olduğunu görmüştür. Sebebini sorduğunda, buğday sahibi; bu durumun yağmurdan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bunun üzerine Hz. Peygamber “Bizi aldatan bizden değildir.” buyurarak onu ikaz etmiştir.

İnsan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenilirliğin çok önemli bir yeri vardır. Arkadaşlıklar, dostluklar, ticari ortaklıklar, evlilikler daima güven üzerine kurulur. İslam’ın en önemli buyruklarından biri, güvenilir olmaktır. Dolayısıyla güvenilir olmak, iyi bir Müslüman olmanın gereğidir. Allah Resulü, İslam hakkında nasihat almak isteyen bir şahsa, “Allah’a inandım, de. Sonra da dosdoğru ol…” diyerek dürüstlüğün imandan sonra en önemli değer olduğunu belirtmiştir.

Hz. Peygamber çok cömertti. İnsanlara iyilik yapardı. Hz. Peygamber çok cömertlik yaparak ümmetine en güzel şekilde örnek olmuştur.  Hz. Muhammed (s.a.s.) şefkatli, merhametli ve affedici olduğu gibi aynı zamanda çok hoşgörülüydü. İnsanlara da hoşgörülü olmayı tavsiye ederek şöyle buyurmuştur: “Hoşgörülü ol ki hoş görülesin.”  Hz. Peygamber (s.a.v.), esnek, anlayışlı ve hoşgörülü idi. Hz. Aişe şöyle buyurmuştur: “Hz peygamber, iki şey arasında serbest bırakıldığı zaman, günah olmadığı müddetçe kolay olanı tercih ederdi. Günah olan işlerden son derece kaçınırdı.”

Hz Peygamber, insanlara adaletli davranırdı, kimseye haksızlık yapmazdı. Adalet, ölçülü olmak, haddi aşmamak, demektir. “Allah insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa, 4/58) Hz. Peygamber (s.a.v.): “Kızım Fâtıma hırsızlık yapsa (hüküm ne ise uygularım), kesinlikle elini keserdim”  buyurarak adâletli olmanın önemini belirtmiştir.

Sonuç olarak şunu diyebiliriz, Hz. Muhammed (s.a.s.) güzel ahlaklı biriydi. İslâm’ı en iyi  bir şekilde yaşamış iman, ibadet, güzel ahlâk ve hayatın her alanında bizlere en güzel örnek olmuştur.  Bizler de dünya ve ahirette mutlu ve huzurlu olmak istiyorsak, Peygamberimizi hayatımızın her alanında örnek almak durumundayız. Ne mutlu Hz Peygamber (s.a.s.)’i örnek alnlara…

Süleyman Gülek

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER