Abdullah BİR Süslüman ve Müslüman kızlar birbirinden nasıl ayırt edilir?
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Süslüman ve Müslüman kızlar birbirinden nasıl ayırt edilir?
Abdullah BİR

Süslüman ve Müslüman kızlar birbirinden nasıl ayırt edilir?

Tahkiki iman sahibi ( Kuran’ı ve Resulullahı hayatının hedefine koymuş, samimi bir inançla yaşamaya çabalayan) biz Müslüman Erkeklerin Müslüman’ca bir hayat sürmek için evlenmek istediğimiz kızları seçerken yaptığımız en büyük ve en önemli hata, testosteron ve libidomuzun tavan yaptığı dönemlerde aklımız ve mantığımız yerine hormonlarımızı dinleyerek karar vermemizdir.

Bir ömür geçirilecek kızı seçerken erkeklerin hormonlarının esiri bir KÖR olarak, göründüğü gibi olmayan (inandığı gibi yaşayamayan) “fikri ve zikri farklı, sözde MÜSLÜMAN, özde SÜSLÜMAN, FEMİNİST kızların evliliğe ve kocaya bakış açıları, İslami evlilikten, yaşantıdan ve Müslüman erkekten normal olmayan, sıra dışı beklentileri ile birleşince AİLE denilen bu küçük devletlerde üst üste felaketlerin yaşanması, kısa bir süre sonra da o devletin parçalanması ve yıkılması kaçınılmaz oluyor.

Ülkemizde özellikle son 10-15 yılda yetişen/büyüyen “süslüman kızlar”ın reel/gerçek hayatı TV de seyrettikleri pembe dizilerde ki gibi zannetmeleri parçalanan, yıkılan küçük devlet (aile-yuva) sayısını artırmıştır.

Süslüman kızların erkeğin görevleri, sosyal hayat ve evlilik ile ilgili çıtayı (beklentiler, hayaller, istekler vb) yükseltmeleri, kardeş, akraba, arkadaş, komşu kızlarının söz-nişan elbisesi, gelinlik, düğün salonu, dış foto çekimi, düğün pastası, balayı vb konularda birbirlerine nispet yapmaları; ayrıca kız annelerinin akrabalarına ve çevrelerine “damat adaylarının zenginliği, yakışıklılığı ve mesleği” ile övünme, hava atma arzusu bir araya geldiğinde düğün öncesi ve sonrasında aile içi huzursuzluk, ekonomik sıkıntı kaynaklı tartışmalar, sonrasında yaşanan boşanmalar ve en nihayetinde de sözde Müslüman kadınların çocukları üzerinden kocalarına uyguladıkları psikolojık saldırıları (EYS, çocukları babaya göstermeme ve çocuğun babaya düşman edilmesi) kadınlara ödenen süresiz nafaka, tazminat vb  süreçler erkeklerin cinnet geçirmelerinin en temel sebebi olarak karşımıza çıkıyor.

Evlenecek kızlarımızın ve annelerinin yukarıda özetlediğimiz hata ve beklentilerine Saf Türk erkeğinin evlenmek istediği KIZIN AHLAKINA, yetiştiği aileye, kayınçonun ve kayınpederin aile içerisinde ki pozisyonuna (saygınlığı, otoriterliği, dominantlığı veya resesifliği) dikkat etmeden, sadece ve sadece kızın GÖRÜNTÜSÜNE, AMBALAJINA (elbisesi, makyajı, güzelliği, modern (!!!) tesettürü, vb.) ALDANMA APTALLIĞI da eklenince en başından hatalı olan evlilik işi mahkemeler, cezaevi ve mezarlıklarda sonuçlanıyor.

Bu durumdan (devlet eliyle sömürülen erkekler, sömürülen erkeklerce öldürülen kadınlar) nemalanan yerli ve global hainler, düşmanlarımız da ortaya çıkan bu sonuçlara bakarak “sonunda Müslüman Türk kadınını aslından uzaklaştırmayı, fıtratını bozmayı, kocasına ve Allah’a karşı asileştirmeyi başardık” diyerek ellerini ovuşturuyor.

Bu yazdıklarım görünürde sadece Müslüman erkeklerin, gerçekte ise “Müslüman Türk Milleti/Devleti’nin ailenin korunması konusunda yaptığı hataların ve yapması gerektiği halde yapmadığı doğruların, almadığı tedbirlerin kaçınılmaz sonucu olan büyük problemler.

Ama henüz her şey bitmiş değil. Her problemin mutlaka bir çözümü olduğu gibi bu probleminde bir çözümü vardır.

Peki, çözüm ne?

Bu konuda ilk ve en büyük büyük görev devlete/hükümete, sonra da erkeklere düşüyor.

Mevcut şartlardan ( nefsinin kölesi olmuş ve fıtratı bozulmuş kadınlar, bu kadınları kocalarına karşı gaza getiren, kışkırtan, asileştiren azgın ve şirret kadınların kontrolünde ki Feminist STK’ların varlığı, kadınların ucuz iş gücü olması, boşanma ve sonrasında ki süreçten nemalanan avukatlar, kapitalist sistemin lokomotifi kozmetik, estetik ve tekstil sektörü vb) beslenen, faydalanan kesimler varken hükümetin acilen yapması gerekenleri bir çırpıda yapması zor, ama imkânsız değil.

Bunların neler olduğunu daha sonra bir yazı konusu yaparız inşallah. Ama şimdi asıl konumuz olan SÜSLÜMAN ve MÜSLÜMAN KIZLAR BİRBİRİNDEN NASIL AYIRT EDİLİR? “ konusuna dönelim.

Aslında bu sorunun cevabı da, problemlerin çözümü de çok basit.

Erkek milletinin kız seçimi konusunda bu zaman kadar akıllarına, mantıklarına değil de, hormonlarına güvenerek çok sık ve kolay yaptığı “saflıkları, aptallıkları yapmaması” erkeklerin evliliklerinde yaşayacakları “kadın kaynaklı” problemlerin büyük bir bölümünü ortadan kaldıracaktır.

Nasıl mı?

Anlatalım…

1- Evlenmek için kız bakmaya niyet etmeden en az bir hafta evvel oruç tutarak testosteron oranınızı düşürün ve nefsini zayıflatın, cinsel duygularınızın, arzularınızın tavan yaptığı bir dönemde ASLA ve KESİNLİKLE bir kızla görüşmeyin, yalnız kalmayın ve evlenmeye karar vermeyin.

Hatta bir kızla evlilik görüşmesi yapmadan önce mastürbasyon yaparak boşalın. Bu sizin cinsel içgüdülerinizin etkisiyle değil de aklınızla, mantığınızla karar vermenize yardımcı olur. (Tıpkı bir insanın karnı aç iken markete gitmesi ile karnı tok iken alışveriş için markete gittiğinde yaptığı alışveriş miktarı %45-50 fark eder prensibini, gerçeğini hatırlayın)

2- Evlenmek istediğiniz kızın güzelliğinden, tesettüründen, makyajından, namazından önce “kocasından, evlilikten ve hayattan” ne beklediğine odaklanın. Kızın sözlerine değil inandığını günlük hayatına yansıtmasına, aile ve toplum içinde ki yaşantısına bakın.

3- Kızın erkek kardeşine ve babasına karşı tavırlarını gözlemleyin, aile içerisinde ki erkeklere dair sözlerini ve davranışlarını doğru analiz edin. Çünkü, baba evinde erkek kardeşine ve babasına saygısı olmayanın kocasına saygısı hiç olmaz.

4- Evlenmek istediğiniz kızın ve annesinin “Desinler-Demesinler veya El Alem Ne Der” konusuna ne kadar itibar ettiğini test ve kontrol edin, bu konuda 3. kişilerin söylemlerine, dış etkilere açık olan kız ve annesinden uzak durun.

5- Evlenmek istediğiniz kızın para ile olan ilişkisini, asiliğini, inatçılığını ve sinir seviyesini kontrol ve test etmeyi de unutmayın. Mesela “Şu anda müsait değilim, belki daha sonra” vb bir sebeple çok istediğini söylediği bir şeyi, hediyeyi almayın, hassas olduğunu söylediği bir konuda damarına basın.

6- Hepsinden daha önemlisi kendisini Tahkiki İman sahibi bir Müslüman kız olarak gör(ün)en pazarlayan veya bu sekil de gördüğünüz kız ile söz, nişan yapmadan, hatta evlilikle ilgili son kararınızı vermeden önce ki son görüşmenizde uygun bir ortamda ve üslupta ona “POLİGAMİ” hakkında ne düşündüğünü sorun.

Bu konuda o kızın dilinden ve gözlerinden alacağınız cevap sizin bu kızın görüntüsü ve inandığını söylediği ilkeleri, dini ve yaşantısı arasında ne kadar uygunluk veya tezatlık olduğunu size gösterecek ve bu veriler sizin o kızla ilgili EN DOĞRU KARARI VERME konusunda bir numaralı REFERANSINIZ olacaktır.

Evlenmek istediğiniz Müslüman/Mümin bir kız poligami konusunda size;

“Poligami, Allah’ın siz Müslüman/Mümin erkeklere verdiği bir haktır ve benimde Müslüman/Mümin bir kadın olarak senin bu hakkını yok sayma, kabul etmeme, eften püften sebeplerle senin bu hakkına engel olma gibi bir şansım yok. Eğer istersen bu hakkını kullanabilirsin. Ancak bilmeni isterim ki ben Müslüman/Mümin bir kadın olarak Allah bana ömür, sağlık ve akıl verdiği ve de senin karın olarak kaldığım sürece ihtiyaçlarını karşılamak seni mutlu ve memnun etmek için elimden geleni samimiyetle yapmaya çalışacağım.
Evliliğimiz sırasında olur da herhangi haklı bir sebepten dolayı benden ve yaptığım hanımlıktan memnun kalmaz veya Müslüman bir hanım olarak yapmaya mecbur olduğum halde yapmadığım şeylerden dolayı benden rahatsız ve marazı olursan bu hakkını kullanmadan önce memnuniyetsiz olduğun durumları ve eksikliklerimi uygun bir dil ile önce bana bildirmeni ve bunları düzeltmem için bana zaman vermeni istiyorum senden.Çünkü ben seni başka bir kadın ile paylaşmak istemiyorum. Bunun olmaması içinde sen her zaman benim için çok değerli, hayatımın merkezinde ve önceliklerim arasında ilk sırada olacaksın…”

vb sözleri diliyle söyler, gözleri ve kalbi ile de bu sözlerini tasdik ederse ve de ortada başka büyük bir problem yok ise kocası olacak erkeğin nazarında, kalbinde kendisine ve sevgisine sarsılmaz bir güven, saray ve makam inşa etmeye çalışan bu kızı/kadını kaçırmayın sakın.

Çünkü FEMİNİST SÜSLÜMANLAR’ın her söylediğini yapan, çenesiyle, tahrikleriyle tacizleriyle ERKEĞİN BAŞININ BELASI olan değil de, Allah’ın koca haklarıyla ilgili emirlerine gerçekten ve inanarak “kayıtsız şartsız ve ama” sız teslim olmuş, EVİNİN KRALİÇESİ ve KOCASININ GÖNLÜNÜN SULTANI olmaya azimli böyle bir kadından bir tane daha bulmanız çok zor.

Böyle bir kız/kadın çok güzel veya ünv. diplomalı olmasa da sizi dünyanın en huzurlu ve mutlu insanı yapar.

Bu konuda aksini düşünen, kadın erkek eşitliğine, tek eşliliğe ve feminaziye inanan bir kız dünya güzeli, akademik kariyer sahibi de olsa sizi perişan eder, dünyada cehennemi yaşatır, sizi ananızdan doğduğunuza bin pişman eder.

Abdullah Bir

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mahmut usta     2018-11-27 Fatma hanım yazara kızmak da haksızsınız. Çünkü, Alışılmamış doğruların "MUTLAK GERÇEK" olarak kabul edilmesi için geçmesi gereken üç aşama vardır. Yani tüm gerçekler üç aşamadan geçer. 1- Bütün gerçekler önce alaya alınır 2- Sonra şiddetle karşı çıkılır, 3- "Kesinlikle Doğru" oldukları kabul edilir. Yazarın yazdıkları henüz 2. aşamada, ama kadınlarımız bu kafayla giderse yazılanların 3. aşamaya ulaşıp "DOĞRU" olduğunun kabul edilmesine çok az bir zaman var.
fatma Karanfil     2018-11-19 Boyle bir yazi yazmak icin size para veriyorlar mi?. Dogrusu cok yazik..Sizi bu derece kadin dusmani yapan etken her ne ise cok yakin zamanda bir psikologa gorunseniz cok iyi edersiniz. Belki ikinci esiniz size bu konuda yardimci olur.
Abdullah Bir     2018-10-24 Ruh Hastası" dediğin kişi diplomalı "İletişim Sosyolojisi" uzmanı. Dur ben sana bir kıssa anlatayım, belki o zaman her aklına geleni yazmaz ve konuşmazsın. Zamanın birinde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Başhekimi Mazhar Osman'a adamın biri --"sen gerçekten tımarhanelik bir delisin" der. Mashar Osman ise gayet sakin bir şekilde adama --"senin bana deli demenin hiç bir manası ve benim için bir riski yok, ama ben sana "DELİ" dersem işte bu senin için sonun başlangıcı olur" diye cevap verir
tamer     2018-10-23 sen nasıl bir ruh hastasısın?
GALERİLER
Advert
Advert