Fehmi DEMİRBAĞ Mavi dünyam benim, ömre bedeldir!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Mavi dünyam benim, ömre bedeldir!
Fehmi DEMİRBAĞ

Mavi dünyam benim, ömre bedeldir!

Bütün Dünya Yahudi merkezli İngiliz Püriten Mezhebi'nin etkisi ve kontrolü altındadır. 
Püritenler, kendilerini Eski Ahit'e öylesine kaptırmışlardı ki, Amerika'ya New England (Yeni İngiltere) yerine New Israel (Yeni Israil) adını vereceklerdi.

Puritanizm Amerika'nın kuruluşunda böylesine önemli rol oynayıp, "Amerikan ruhunu şekillendirirken", bu ülkeye "yahudici / Yahudi sempatizanı" (judaizer) misyonunu da yükledi elbet. Püritenlik, daha sonra gelişen tüm Amerikan protestanlığını da etkisi altına almıştır.

Püritenler, Yeni Dünya'ya Muharref Tevrat'in içerdiği vahset boyutunu da getirmişlerdir. DeğiştirilmişTevrat, yahudilerin, Filistin'i sözde haksız olarak gasp etmiş Kenan halkına karşı girişecekleri savaşta uygulamaları gereken bazı vahşet emirleri içerir. Bu vahşet emirleri, geçmiş yıllarda Israil ordusu tarafından Filistinlilere karşı uygulanmıştır. Kendilerine rehber olarak Tevrat'ı kabul etmiş olan Püritenler de Amerika topraklarından uyguladıkları vahşetler için Tevrat emirlerini referans kabul etmişlerdir. Noam Chomsky, (Yıl 501: İşgal Sürüyor) adlı kitabında Amerikan yerlilerinin Kristof Kolomb'la başlayan baskı ve "etnik temizlik" dolu tarihine el atıyor. Püritenlerin, Amerika’yı "Vaadedilmis Toprak" olarak gördüklerini, üzerindeki Kızılderilileri de "Kenan Halkı" saydıklarını bildirdikten sonra, Püriten vahşetini söyle anlatıyor:
"New England'daki ilk büyük soykırım hareketlerinden biri, 1637'de Pequot Kızılderililerinin yok edilmesiydi. Sömürgeci Püritenlerin, uyguladıkları bu vahşeti göklere çıkaran resmi açıklamaları ise şöyleydi: 'Yeryüzü cennetinde Tanrı’nın istemediği bu Pequot yerlileri temizlendi. Öyle ki, sükürler olsun, artık Pequot ismi taşıyan kimse kalmadı.'

Bugün, 'Tanrı’nın izni altında' yurduna bağlılık yemini eden her Amerikan çocuğu, aslında, bu katliamı uygulayan Püritenlerin taşıdığı retoriği ve Eski Ahit'ten (Tevrat) kaynaklanan düşünceyi ödünç almaktadır. Püritenlerin Eski Ahit'ten aldıkları düşünce ise şudur: 'Bilinçli bir biçimde, Tanrı'nın seçilmiş halkına ait olan Vaadedilmiş Topraklardaki Kenan halkın yok etmek'.
Buraya kadar bir giriş yapmış olalım. Olayı nereye bağlayacağımı birazdan anlayacaksınız.

Tüm Evrenin dört element ve bu elementlerin birleşimiyle yaratıldığı söylenir. Bu dört element dört temel enerjiyi sembolize eder ve evrenden Dünya’mıza kadar her şey bu dört elementin farklı şekilleriyle meydana gelmiştir. Bu dört temel enerji; ateş, hava, su ve toprak olarak geçmektedir.

Ateş elementi hem bir yönü hem de bir baş meleği temsil eder; Güney yönü ve Mikail'i.
Hava elementi Doğu yönünü ve İsrafil peygamberi.
Su elementi Batı'yı...Meleklerden Cebrail'i.
Toprak elementi ise Kuzey'i işaret ederken meleklerden de Uriel'i. Yani Azrail'i.

Bu dört elementi kontrol eden ve tamamlayan beşinci bir element olarakta ruh veya eter-esir geçmektedir. Evrensel düzende bunu incelersek evrendeki “ki” enerjisi ruh, yıldızlar ateş, gezegenler toprak ve kara delik ve diğer cisimler havayı sembolize eder. Bu sadece evren için geçerli değildir.

Ağaç örneğini vermek gerekirse, ağaçlar topraktan aldıkları mineralleri, yine topraktan aldıkları su ile bütünleştirir ve güneş ışığı ve karbondioksit ile besin sağlarlar. Mineraller toprak, kullandıkları su su elementi, güneş ışığı ateş ve karbondioksit havadır. Lakin bir ağacın “yaşıyor” olması o ağaçta bulunan beşinci elemen olan “ruh” sayesindedir. Aynı şekilde insan vücudu içinde dört element şu şekilde sembolize edilir; Kan ateştir, beden topraktır, duygular sudur, nefesimiz havadır ve beşinci öz ise ruhumuzdur, dört elementin enerji devinimine olanak veren asıl kaynak.
Buradan gelelim tekrardan Yahudi inancının hayata olan yansımasına. 
Dört Kutsal Şehir, Yahudi geleneğinde Kudüs, El Halil, Tiberya ve Safed'in dördüne birden verilen genel isimdir. 16. Yüzyıl’dan beri Filistin'in kutsallığı, başta gömü olmak üzere, bu dört şehre yayılmıştır.

MÖ 10. yüzyılda, Davud tarafından Kudüs, Kutsal Tapınağın yeri olarak belirlendiği zaman ruhani merkez olan bu şehir Yahudiliğin en kutsal şehri oldu. Kutsal Tapınak'ta kurban için sürekli ateş yandığından bu şehir ateş elementiyle bağdaştırılır.

El Halil, ilk Yahudiler olarak kabul edilen İbrahim, Sare, İshak, Rebeka, Yakup ve Lea'nın mezarlıkları burada bulunduğu için ikinci en kutsal şehirdir. Ayrıca bu topraklar, Yahudi halkı için satın alınan iki topraktan biridir (El Halil, İbrahim tarafından Hititlerden, Kudüs de Davud tarafından Yebusilerden satın alınmıştı). Tarihsel olarak Hebron, Davud'un ilk başkentidir. Yahudi atalarının bu şehirde gömülü olması sebebiyle El Halil toprak elementiyle bağdaştırılır.
Safed, özellikle 1492'de İspanya'dan kovulan Yahudilerin akınına uğramasıyla Kabala'nın merkezi haline geldi. Yahudiliğin ruhani ve mistik branşından dolayı hava elementiyle bağdaştırılır.
Tiberya, hem Kudüs Talmudu'nun derlendiği yer olduğundan hem de Masoretlere ev sahipliği yaptığından önem taşır. Fakat, bu şehrin kutsal sayılmasının ana sebeplerinden biri, hahamların 18. ve 19. yüzyılda Tiberya'yı eğitim merkezi haline getirmesidir. Yahudi geleneğine göre kurtuluş Tiberya'dan başlayacak ve Sanhedrin burada tekrar kurulacaktır. Mesih'in Tiberya Gölü'nden yükseleceğine inanıldığı için bu şehir su elementiyle bağdaştırılır.
Yani Yahudi inancını her şeye sirayet ettirmiştir. Şehirlere de.
Misal Fas'ın Mavi Şehir olarak bilinen meşhur yerine bir göz gezdirelim. 
İncil'de Yahudilere hitaben "Söyleyin İsrailoğullarına, giysilerinin kenarlarına içinden mavi iplik geçen püsküller taksınlar!" ibaresi gereği Yahudiler kendilerine Tanrıyı ve Cenneti hatırlatan mavi püskülleri kıyafetlerine takmaya başlamışlardır. 1930 lu yıllarda İspanya'dan göçüp Fas'ın Şafşavan (Chefchauen) şehrine yerleşen Yahudiler aynı zamanda oturdukları evleri de Mavi'ye boyamaya başlamışlardır. Şimdilerde Yahudi nüfus kalmamasına rağmen şehir bu davranışı geleneğe dönüştürmüş, şehir turistler ve fotoğrafçılar için bir cazibe merkezi olmuştur.

Fehmi Demirbağ

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert