Abdullah BİR Dün’ün Mazlumu Bugün’ün Zalimi Olmak…
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Dün’ün Mazlumu Bugün’ün Zalimi Olmak…
Abdullah BİR

Dün’ün Mazlumu Bugün’ün Zalimi Olmak…

“Namaz dinin direğidir evladım, sakın namazını bırakma”

Sözü çocukluktan gençliğe geçiş zamanlarında ve sonrasında rahmetli babam başta olmak üzere aile büyüklerinden duyduğum ilk öğütlerin başında gelir.

Benim gibi geleneksel (taklidi) bir İslam anlayışına sahip bir aileden gelenlerin birçoğun peşinen kabul ettiği bu öğreti farkında olmasak da biz erkek çocukları için İslam dinini

“Namaz kıl, oruç tut, cenneti garantile, rızayı kazan, kurtuluşa er”

Gibi dar bir anlayışın kölesi yaptı. Nesiller boyu sistematik olarak bilinçaltımıza zikredilen bu güdük ve kısır anlayışın insanımız üzerinde ki olumsuz ve yıkıcı etkileri kısa vade de olmasa bile uzun vade de tüm toplumumuzu esir aldı.

Özellikle 90 lı yılların başından itibaren ne yiyip içmemiz, nerelere gitmemiz, yaşantımızı nasıl sürdürmemiz gerektiği vb konular başta olmak üzere kararlarımız ve inançlarımız üzerinde sanıldığından çok daha fazla etkili olan görüntülü ve sosyal medyanın da yönlendirmesiyle Müslüman Türk İnsanı olarak bu gün bile tam anlamıyla farkına varamadığımız; fakat ucu bize dokundukça yavaş yavaş şikâyet etmeye başladığımız

“Arabesk inanışlı”

“Ne yaptığını ve neye inandığını bilmeyen”

“Kafası karışık bir topluma”

“ D ö n ü ş t ü r ü l d ü k ”

Tabi bütün bu süreç programsız bir şekilde ve kendiliğinden oluşmadı. Günümüzde ki adıyla  “toplum mühendisleri” olarak bilinen birileri uzun süredir bu proje için kafa patlattı ve emek harcadı.

Sonuç mu?

Türk insanı olarak içine düş-ür-ül-düğ-üm-üz “ölümü görmüş ve sıtmaya razı olmuş” tepkisiz, teslimiyetçi, “haram helal ver Allah’ım bu kulun yer Allah’ım, gemisini yürüten kaptandır”, zihniyetinin hakim olduğu, gününü gün etmenin peşinde koşan, dünün mağduru bu günün ise zalimi olmuş, düşünsel anlamda Allah’ın lanetlediği

“  Y  a  h  u  d  i  l  e  ş  m  i  ş  ”

Kafa yapısına sahip bir millet haline geldik. İşin daha da vahim tarafı “İnandığımızı yaşayamadığımız için, yaşadığımız gibi inanmaya başladık” Kaçınılmaz olarak da “layık olduğumuz üzere”  kendilerini ve bizleri Allah ile kandıran, İnşallah, maşallah kelimelerini kullanarak Allah’ın rızasını kazanacağını zanneden, bal tutan parmağını yalar zihniyetinde ki insanların gönüllü kölesi olduk.

Statükocu ve dediğim dedik anlayışın da ki bu hastalıklı zihniyet “dinin direği” saydığı beş vakit namazı kılmakla, senede bir ay (o da yarım yamalak) oruç tutmakla, ömrünün son baharında hacca gitmekle, satamadığı malları satış fiyatı üzerinden zekât olarak vermek ve anlamını yüreğinde hissetmeden sadece diliyle tekrar ettiği kelimeyi şahadet ile Mümin ve Müslüman olmanın gereğini yerine getirdiğini düşündüğü için Allah’ın (cc) rızasını kazanmayı ve direkt cennete gitmeyi planlıyor.

Peki, bu düşünce yanlış ise doğrusu ne?

Neyin doğru olduğunu anlamak için ilk önce bilinçaltında ki:

“Namaz dinin direğidir”

Düşüncesinin yüzeysel algı yanlışlığını kabul etmek ve akabinde de

“Namaz dinin direği değil, Müslüman Kul olmanın gereğidir”

İnancına sahip olmak gerekir. Çünkü yola çıkış noktanız yanlış olduğu sürece ulaşacağınız sonucun doğru olması mümkün değildir.

Çoğu zaman restore etmek, yıkıp yeniden yapmaktan, insanın kafasındaki yanlış bir inanışı düzeltmek, hiçbir şeye inanmayan birisini bir şeye inandırmaktan çok daha zor ve meşakkatli bir iştir.

Bu nedenle Müslüman olmanın ilk şartı olan kelimeyi tevhid

“İlla Allah, La ilahe”

(  Allah vardır, İlah yoktur)  değil;

“La İlahe İllallah”

( İlah yoktur, sadece Allah vardır)  şeklindedir.

Kur’an ‘ın bu bakış açısı insanlığın kafasında ki mevcut yanlış inanışı “restorasyon” yöntemiyle iyileştirmek yerine tamamen “yıkarak” sıfırdan inşa edilmesinin gerektiğinin en güzel ispatıdır.

Beyinlerinde namaz dinin direğidir düşüncesi kemikleşmiş olanlara siz ne kadar;

“Hayır, kardeşim sen yanlış biliyorsun “ dinin direği,

Adaletli davranmak,

Emrin altındakilere ve gücünün yettiği zayıf insanlara zulmetmemek,

Hakkın ve senin olmayana (harama) el uzatmamak,

İşçinin hakkını alnının teri kurumadan tastamam vermek,

Zina ve İftira etmemek,

Yalan söylememek,

Haksız yere ve keyfi olarak insanları ve hayvanları öldürmemek,

Yoksula, yetime, yolda kalmışa ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek

Vb….vb… vb… şeylerdir derseniz değin onların bir kulaklarından girer diğer kulaklarından çıkar. Çünkü onlara göre dinin temel direği saydıkları beş vakit namazı kılanın yaptığı hataları veya işlediği haramları nasıl olsa Allah affeder.

Böyle bir zihniyete sahip insanın veya toplumun bir kısmının

“Dün zulme uğrayan mazlum oldukları halde halkı yönetme gücünü ellerine geçirdiklerınde kendileri gibi düşünmeyenlere, inanmayanlara zulüm eden zamanın zalimleri” olmadıklarını/olmayacaklarını kim söyleyebilir veya garanti edebilir?

Sıradan bir Müslüman ve sahabi iken güzel huy ve ahlak sahibi olan vahiy katibi MUAVİYE’nin vali olduktan sonra yaptığı yanlışlar  (emanet olarak verilen hilafeti saltanata dönüştürdüğü için) yüzünden kendisini uyaran Ebu Zer Gıffari’ye ve diğer İnsanlara zulmeden bir zalime dönüştüğünü ve Ebu Zer’i tek başına çöle sürgüne, ölüme gönderdiğini hatırlayın.

Daima doğruyu emretmek ve kötülükten alı koymayı kendi yaşam şekli haline getiren ve bu özelliğinden dolayı Resülullah efendimizin

“Dünya üzerinde yaşamış ve bundan sonra da yaşayacak insanlar içinde Ebu Zer den daha doğru sözlü hiç kimse yoktur”

Şeklinde ki methine mazhar olmuş Ebu Zer belki bu tercihinden dolayı dünyada

“Yalnız yaşadı, Yalnız Öldü ve Yalnız Haşr olundu”

Ama asla doğruluktan ve doğruyu söylemekten vazgeçmedi. Ebu Zer’in yolu yolumuzdur. İnşallah bizde O yolun yolcusu olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Neye mal olursa olsun birilerini sıkıntıya sokan ve vicdani olarak rahatsız eden bu türde ki yazılarımızda olduğu gibi dünün mazlumu, bugünün zalimi olanları uyarmaya devam edeceğiz inşallah.

Selam Allah’a hakkıyla kul ve Resulüne gerçekten ümmet olmuş ve olma niyetinde olanların üzerine olsun.

Selam ve selametle.

Abdullah Bir

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert