Nurettin VEREN FETÖ 1979’da Darbeyi Planladığını, İzmir’de Açıklamıştı
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
FETÖ 1979’da Darbeyi Planladığını, İzmir’de Açıklamıştı
Nurettin VEREN

FETÖ 1979’da Darbeyi Planladığını, İzmir’de Açıklamıştı

Kestane Pazarı vaazlarından sonra Gülen, Şadırvanaltı, Hisar Camisi, Bornova'daki Cami, Manisa, Edremit gibi vaazlarıyla devam ederek, çekirdek kadro ile birlikte Ege Bölgesi'nden Anadolu’nun içlerine doğru, örgüt adım adım hızla gelişmiştir.

İslam’ı ve Kur’an’ı hiç anlamadan hatta yüzünden Fatiha’yı dahi okuyamayan Cami cemaatine, Hamasi Sahabe hikâyelerini ve kahramanlıklarını, kendi üslubuyla Din olarak kendi mitolojisini oluşturacak şekilde eğip bükerek, ileride kendisine adanacak olan örgüt mensuplarının sadakat ve bağımlılıklarını, Din olarak anlatmış ve alt yapıyı bu şekliyle Gassal’ın elindeki Meyyitler olarak, itaat anlayışında körü körüne bir bağımlılık oluşturmuştur. Gassal ( ÖLÜ YIKAYICISI )

FETO’nun, önce Sahabe kahramanlıkları ile uyutup Kur'an'dan hiç bahsetmemesi, boş beyinleri ele geçirmek ve kendi kafasında oluşturduğu sapkın İslam anlayışını gerçek İslam diye peşinden gidenlere Altın Nesil olarak kendisine bağlamış ve umutla beklentide tutup onlara sunmuş, yeni ve kendisine ait içtihatlarla ortaya Altın Nesil yerine, Ülkesine ve Milletine ihanet eden teneke nesilleri üretebilmiştir.
1 Şubat 1979 yılında Şah Rıza Pehlevi devrilip, Humeyni’nin İran'a Fransa'dan geri dönmesi, büyük İran İslam devrimi olarak anlatılsa da, halkın şeriata olan arzu ve istekleri değil, halkın nefret duyduğu Amerika ve İngiltere'nin kuklası olarak Şah’a duyulan nefretten kaynaklanmıştır.

ABD’nin ve İngiltere’nin bir kukla olarak Rıza Pehlevi’yi elinde tutmaları, Humeyni'nin popülerliğinin güçlenmesinde büyük bir rol oynamıştır. Yani Humeyni sevgisi değil, Şah’a olan kin ve nefretten hâsıl olan, bir popülerlik ile Humeyni (RUHULLAH) olarak başa geçmiştir.

Aynı tarihte Hisar Camindeki vaazından sonra, Bozyaka’daki 5. kattaki ikametine geldiğimiz zaman, bütün dünyada özellikle Türkiye'de ve İran’da bu devrimin etkileri konuşulmakta ve bütün medyada bu hadiseler tartışılmakta ve değerlendirilmekteydi.

Kendisine de bu husustaki görüşü sorulduğunda şöyle cevap vermişti: Elini havada sağa sola sallayarak, Humeyni hareketi 3.sınıf bir harekettir, Bizimki 1.sınıf bir hareket olacaktır diyerek, sessiz sedasız ve uzun sürede bütün devlet kurumlarının en ince kılcal damarlarına girip, ülkenin bütün yönetimi, kanser hücreleri gibi hissedilmeden ele geçirileceğini anlatmıştı. Yani 17/25 ve 15 Temmuz 2016 Darbelerinin nasıl gerçekleşeceğini açık açık söylemişti. 1979’da FETÖ darbenin ilk fişeklerini o tarihte atmıştı.

FETO’nun açıkça söylediği bu yapılanmayı ve ihaneti görmezden gelip önemsemeyenlerin, bu Milletten ve Allah’tan özür dilemeye hakkı yoktur. Çünkü hırsız içerde olduktan sonra, kapı kilit tutmaz. Bugün gelinen noktada FETÖ rahatlıkla elini kolunu sallayarak, kamu kurumları içerisine daha önce yetiştirmiş olduğu ve kitaplarında ve yazılarında anlatmış olduğu Adanmış Ruhlar, anlayışındaki troller bugün hala iş başındadır.

Adanma Allah’a, İslam’a ve Hak namına yapılırsa kutsaldır. Birilerinin içtihadına ve fetvasına göre yapılan adanma şirk ve gizli mafya yapılanması gibi, Masonik bir söylemdir.

FETÖ’nün kilit adamları ve trolleri Beyaz Saray’ın içerisinde Obama’ya, Clinton’a, Trump’a ve eşine dahi günü birlik ulaşabildiği medyadan gördük.

Dünyanın diğer ülkelerinde de, maalesef durum bundan farklı değildir. Son olarak geçen hafta Trump’ın eşinin FETÖ OKULLARINI ZİYARET EDİP ÖVGÜLER YAĞDIRMASI, FETÖ’nün ABD ile ne kadar samimi olduğunun göstergesidir. Zaten Gülen 2007 yılında ABD vatandaşı olmuş ve pek çok Kiliselere yapmış olduğu yardımlar karşılığında kendisine Kiliselerde Gülen Kürsüsü adı altında Kürsüler tahsis edilmiş ve ödüller verilmiştir.

Ülkemizde FETÖ ile gelinen mücadelede yapılan operasyonlarla, örgüt elemanlarının Etkin Pişmanlık yasasından faydalanmak isteyenlerin sayısı %5 civarında olması düşündürücüdür. Örgütün ne kadar sıkı bir denetim içerisinde ve sıkı bağlarla bir birlerine bağlı olduğunun göstergesidir.

FETÖ ile mücadele Akademik seviye de, İlmî, Fikrî ve İslamî olarak tek merkezden yapılmalıdır. Bu hususta geç kalınmış olduğunu düşünüyorum.

Nurettin VEREN

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Osman Buçukoğlu     2019-03-13 Gülen'in 1 Şubat 1979'daki ruh haline dair 27 Ocak 2019'da kişisel facebook hesabımdan yayınladığım analizi Nurettin Bey'in dikkatine sunuyorum. (https://www.facebook.com/osmanbucukoglu/posts/10156929802093431)
GALERİLER