Ali Can AKKAYA İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Ali Can AKKAYA

İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…

Yeni nesli tarif ederken okyanusun ortasında bir gemi düşünün, her türlü imkâna sahip lüks bir gemi; ama dümeni yok, pervanesi yok. Geminin suyun üzerinde durma yasası şöyle dursun hareket etmesi için dümen ve pervane gerekir. Birinden biri olmazsa diğer şeylerin bir manası yoktur. Ancak yeni neslin ne dümene ihtiyacı var ne de pervaneye çünkü gidecek bir rotası yok.

 Şimdilerde doğuyor, iyi ihtimal bir parça sokakta ama genelde telefon, tablet başında büyüyor, bir üniversiteyi bitiriyor sonra KPSS ve işsizler kervanına güzelce bir üye kaydı yaptırıyor, bir zaman sonra iş, eş, çoluk çocuk derken bir ömür geldi geçti geçmiş olsun.

Benim derdim böyle klasik bir şeyler anlatıp da yeni bir şeyler bulmuş havasında olmak değil elbet. Şimdi gelelim meseleye bu gençler neden rotasız? Neden mutsuz? Neden umutsuz? Şu sıralar herkeste çalışmadan kısa yoldan zengin olma hayalleri var. Yani hem çalışmayacaksın hem de hemen anında köşeyi döneceksin. 2’si 1 arada seviyoruz biri eksik olamazdı. Şimdi bu abilere, ablalara bir sürü tavsiye vermek mümkün ama sabah 6 akşam 8 bir işe girdiklerinde hayatın böyle 2’si 1 arada olmadığını zaten görecekler. Şimdi bu arkadaşlar rotasız ve mutsuz olanlar; ama benim asıl seslenmek istediğim umutsuz olanlar.

Sevgili kardeşim biliyorum aklındakiler bir derya, bir dünya, bir sonsuzluk… Bir şeyler yapmak, değiştirmek veya düzeltmek istiyorsun ama nereden başlayacağım? Acaba geç mi kaldım? Nasıl yapacağım? Yapabilir miyim ki? Diyorsun. Tam da bu noktada dur kardeşim, bak sana ne anlatacağım:

600’lü yıllarda bir yanda dünyanın sahibi Roma İmparatorluğu diğer yanda büyük bir Pers Sasani Devleti. Yani şimdilerin ABD’si ve Rusya’sı. Bunlar ne derse o oluyor. Bu iki süper gücün dünyasında kimsenin umurunda olmayan Arap Yarımadasında peygamberimiz ve sahabeler, Mekkeli müşriklere karşı Hendek Savaşı için hazırlık yapıyor. Yani şimdilerin Ruanda’sındaki Tutsiler ile Hutuların savaşı gibi kimsenin bilmediği ve ilgilenmediği bir savaş. Her neyse bu önemsiz gibi gözüken savaşın hazırlığında o kavurucu çöl sıcağı altında peygamberimiz ve bir avuç sahabe hendek kazıyorlar.  Kazarken peygamberimiz sahabeye dönüp “Her kim ki inanır, sabreder ve gereğini yaparsa Roma ve Sasanilerin mirasına sahip olacaktır.” diyor.

Bir avuç insan arasında olan ve adı bile bilinmeyen bir savaşın ganimeti nasıl olur da koskoca Roma’nın ve Sasanilerin mirası olabilir? Hem de hendek kazarak bu ganimet nasıl elde edilebilir? Çok değil 20-25 yıl sonra hendek kazan sahabelerden biri Hz. Ömer Sasani Devletini yıkıyor. Bir diğer hendek kazan sahabe Eyyub el Ensari, hani Hicret zamanı peygamberimizi evinde misafir eden, Roma İmparatorluğunun ve Dünyanın başkenti İstanbul’u fethe gidiyor, İstanbul surları önünde namaz kılıyor.

Değerli kardeşim atı alan Üsküdar’ı geçti mi geçmedi mi bunun bir önemi yok. Hayallerini gerçekleştirmeye giden yol inanmaktan, bir şeyler yapmaktan ve de sabretmekten geçiyor. Bu yolda yaptığın şeyler hayallerinin yanında ufak gözükebilir, zor ve zahmetli gelebilir ve sana köstek olacak birçok kişi de olabilir; ancak o kavurucu çöl sıcağında hendek kazmadan Roma’nın mirasına gidilemez.

İmza hayalleri adına bir şeyler yapmaya bu yazıyı yazarak başlayan yakışıklı bir siyasallı.

Ali Can AKKAYA                                                                                                                                             

Alicanakkaya59@gmail.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert