Cahit KURBANOĞLU Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 4
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 4
Cahit KURBANOĞLU

Asrın Derdi İle Dertlenen Adam Vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle Bediüzzaman Said Nursi 4

Çok Kararan Gecelerin Sabahları Pek Yakın Olur.

Bir sabah uyanmışsınız ki bin yıllık kültürü ve tarihi gelecek nesillere intikal ettiren alfabemiz çöpe atılmış. Herkes cahil, okuryazar yok ve bu durumdan çıkmak için çaresiz bekleyen bir millet var. Bir ışık görse onun altında toplanacak, milletin bu  hidayetine vesile olacak. İşte böyle durumda kurtuluş için gayret gösterenlerin başında Bediüzzaman Hazretleri vardır.

Merhum Ali Ulvi Kurucu bu konuyu şöyle dile getirmektedir:
“Ahlâksızlık çirkefinin bir tufan halinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde, onun yâni Bedîüzzaman’ın feyzini bir sır gibi kalpten kalbe, mukavemeti imkânsız bir hamle halinde intikal eder görmekle teselli buluyoruz. Gecelerimiz çok karardı ve çok kararan gecelerin sabahları pek yakın olur.” (1/6)

İşte Bedîüzzaman, yarım asırdan fazla o mukaddes cihadı ile bütün ömrü boyunca bu çetin yolda yürüyen ve karşısına çıkan binlerle engeli bir yıldırım sürati ile aşan ve peygamberlerin vârisi olan bir âlim olduğunu amelî bir surette ispat eden bir zattır. (1/8)

O zaman istibdadın zirveye ulaştığı, doğruyu söyleyenlerin bedelini hayatlarıyla ödediği bir zamandır. Hak ve hakikati söyleyen herkes susturulduğu İçin, hakkı ve düşüncesini kimse konuşmaya cesaret edemiyor. O zaman hak ve hakikati cesaretle haykıran, canı pahasına olsun doğruları söylemekten çekinmeyen, feragat ve fedakarlık konusunda zirvede olan birisi vardır. Merhum Ali Ulvi Kurucu bu konuyu şöyle dile getirmektedir:

“Rabb’im, o ne muazzam iman! O ne bitmez ve tükenmez sabır! O ne çelikten irade! Hayal ve hatıralara ürpermeler veren bunca tazyik, tehdit, tazip ve işkencelere rağmen; o ne eğilmez baş ne boğulmaz ses ve nasıl kısılmaz nefestir! (1/8)

Hz. Ebu Bekir (ra): "Cehennemde vücudum büyüsün tâ ehli imana yer kalmasın."
Hz. Ebu Bekir (ra) şefkat ve fedakarlık örneği ortaya koyuyor. Yani Müslümanlar için kendini feda ediyor ve kendinden başka hiçbir müminin Cehennem‘e girmesini istemiyor. Bu ondaki yakini imanın derecesini gösteriyor. Bundan dolayı hiçbir zaman sahabeye kavuşmak mümkün değildir ve olamayacaktır.

Bediüzzaman Hazretleri : "Milletimin imanını selamette görürsem cehennem alevlerinde yanmaya razıyım.”
Bu ifade davasının insanlık davası olduğunu, şefkati bir başka müminin azap çekmesine razı olmadığını göstermektedir.

Allâme Şeyhülislâm Merhum Mustafa Sabri Efendi, hayatını İslâm’a adayacak insanların varlığı ve feragati sayesinde inkişaf edeceğini veciz bir şekilde şöyle ifade etmektedir:

“İslâm, bugün öyle mücahidler ister ki dünyasını değil, âhiretini dahi feda etmeye hazır olacak.” (1/11)

Bediüzzaman şahsını ve nefsini hiç düşünmemiştir. Kendisi için değil, başkası için ve insanlık için yaşamıştır. Hayatında dinsizlik karşısında sarsıntılara uğrayan her bir müminin meselesini kendine dert edinmiştir. Özellikle de Türk Milletini ve onların gençlerini programının ilk sırasına almışlardır.

Bununu İçin de dünyanın meşru lezzetlerine fırsat bulamamıştır. Merhum Ali Ulvi  Kurucu  bu durumları şu şekilde dile getirmektedir:

“İşte Bedîüzzaman, bu müstesna tecellinin en parlak misalidir. Bütün ömrü boyunca mücerred yaşadı. Dünyanın bütün meşru lezzetlerinden tamamen mahrum kaldı. Bir yuva kurmak ve orada mesud bir aile hayatı geçirmek sevdasına düşmeye vakit ve fırsat bulamadı.
Fakat Cenab-ı Hak, kendisine öyle şeyler ihsan etti ki fâni kalemlerle tarif olunamayacak kadar muazzam ve muhteşemdir.” (1/12)

İstanbul ulemasının en büyüğü ve en müdakkiki ve çok zaman Müfti-yül Enam olan eski fetva emini, meşhur Ali Rıza Efendi;

“Bedîüzzaman, şu zamanda din-i İslâm’a en büyük bir hizmet eylediğini ve eserlerinin tam doğru olduğunu; ve böyle bir zamanda ve mahrumiyet içinde tam bir feragat-ı nefs ettiğini (kendi rahatını ve haklarını terk ettiği) ve onun Risale-i Nur’u müceddid-i din (Allah’ın CC tasarrufu ile İslâm dinini izah ve ispatla, şüpheleri gidermek ve imanı kuvvetlendirmek için hizmet eden büyük âlim) olduğunu kat’iyyen tasdik ederim. Cenab-ı Hak onu muvaffak eylesin, âmîn!" demiş. (1/307)

Hem fetva emini Merhum Ali Riza Efendi; bazıların sakal bırakmamaklığına itirazları münasebetiyle; Mevlana Celaleddin-i Rumî'nin pederleri olan Sultanü'l-ulema'nın bir kıssası ile onu müdafaa edip:

"Bu misillü, Bedîüzzaman'ın dahi elbette bir içtihadı vardır. İtiraz edenler haksızdır."

demiş ve Hoca Mustafa'ya emretmiş "Söylediğimi yaz!":

“Bedîüzzaman'a kemal-i hürmetle selâm ederim. Te'lifatınızın ikmaline hırz-ı can (Allah’ın CC muhafazasını dileyerek) ile dua etmekteyim. Bazı ülema-yı sû'un (dünyayı dine tercih eden âlimler) tenkidine uğradığına müteessir olma. Zira yemişli ağaç taşlanır, kaziyesi meşhurdur. Mücahedatınıza (din için çalışmalar) devam buyurun. Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak âcilen murad ve matlubunuza muvaffak-ı bilhayr eylesin! Âmîn. Bâki Hakk'ın birliğine emanet olunuz.”(1/308) 

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert