Mehmet FIRAT “Kötü Alim” Sıfatları Ve Tehlikeleri
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
“Kötü Alim” Sıfatları Ve Tehlikeleri
Mehmet FIRAT

“Kötü Alim” Sıfatları Ve Tehlikeleri

İslam literatüründe “İslam’ı iyi bilen, ilmi ile amel eden, dini ilimleri derinliklerine kadar bilen usul-ül fıkıh, tefsir, siyer, hadis, hadis usulü, kelam, akide benzer ilahi ilim dallarında mahir olan ve hakkı ila Allahtan korkan şahsa alim denir”.

Alim hakkında Kur’an-ı Kerim’de ayetler apaçık bir şekilde nazil olmuştur.

  • O dilediğine hikmeti verir ve kime hikmet verilirse o kimse birçok hayra nail olmuş demektir. Bunu ancak derin kavrayış sahibi olanlar düşünüp anlarlar” (Bakara.269.)

İlgili ayette geçen hikmet kelimesi ilim ve fıkıhtır.

  • Sabr ettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık” (Secde.24.)
  •  “Senden önce de ancak kendilerine vahiy indirdiğimiz kişileri peygamber olarak gönderdik.” Eğer bilmiyorsanız bilgi sahibi olanlara sorunuz.
  • “Allah içinizden (gerçekten)iman etmiş olanları ve ilme kavuşmuş olanları yüksek derecelere çıkarsın yapıp ettiklerinizden Allah tamamen haberdardı.” (Mücadele 11)

 

  •  “Allah’tan asıl korkanlar onun bilgi sahibi kullarıdır.” (Fatır.28)

 

  •  “Kendisinden başka ilah olmadığına Allah melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri Tanıktırlar. O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak üstün olan ve en doğru hüküm verendir.”

(Ali-imran.18.)

Alim hakkında otuzu aşkın sahih hadis rivayeti de vardır, başta Buhari ve Müslim olmak üzere birçok değişik senetle ulemanın fazileti hakkında Allah resulünden rivayetler gelmiştir.

Buna karşın alim iyi sıfatlardan sıyrılıp, kötü sıfatlara bürünürse hem dünya hem de ahiret üzerinde tehlikeli olur. Kötü alimlerin sıfatlarından bazıları şöyledir:

§İlmi ve Hakikati Gizleyen Alim

Allah’ın indirdiği kitabın bir bölümünü gizleyenler ve onu az bir karşılık için satanlar yok mu, onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onları arındırmayacak onlar için elem verici bir azap vardır.       (Bakara 174)

Ebu Hureyre’den şöyle rivayet olunur: Allah resulü buyurdu ki her kim bir ilimden sorulursa o da gizlerse kıyamet gününde Allah onun ağzına ateşten bir gem vurur. (Ebu Davut- Tirmizi)

Başka bir rivayette ise şöyle diyor: “Haktan sükût eden dilsiz şeytandır.”

Yani hakkı gizleyen kişi, fesat ve kötülüğün menbaı şeytana benzetilmiştir. Bir alimin haktan sükût edince ne hale geldiğini ayet hadis ve eserlerden öğrendik, peki alim neden hakkı gizler?

  • Cimrilik; elde ettiği ilmi bilgilerini kimseyle paylaşmayı istememek.
  • Haset. (Çekememezlik) yani kimsenin onun bildiği ilmi bilgileri öğrenip onun makam ve riyasetine yükselmesini istememek.
  • Mevkii ve makamını kayıp etmekten korkmak.
  • Şahsi çıkarları ile ters düşmesi nedeniyle hakkı söylemeyi terk etmek.
  • Dünya malı için kendini kayıp etmek.
  • Taassup ve taklit nedeniyle hakkı göz ardı etmek.

Abdullah ibn-i Mübarek şöyle diyor: Alim ilmini saklarsa ya kalbi katılaşır ya ilmini unutur ya da mevcut düzene tabi olur.

İbn-i Teymiyye ise bu hususta şöyle diyor: Allah ilmi gizleyenleri lanetlemiştir.

§Dünyevileşen Alim

Kötü Alimin niteliklerinden biri de dünya hırsı ve dünya lezzetlerine aşırı dalmasıdır. Buna istinaden bir insanın kalbinde hem dünya sevgisi hem de ahiret olamaz çünkü bu ikisi birbirine zıttır. Nice Alim dünya hevesi ile ahiretini kayıp etmiştir, Belam bin Baura’yı bu hususta örnek verebiliriz. (Bkz.Aaraf.175-176.Fahruddin er-razi, Mefatihu’l-Gayb)

§Hevasına Tabi Olan Alim

“İhtiraslarını ilah edinen kimseyi görüyor musun onu doğru yola iletme sorumluluğunu sen mi üstleneceksin.” (Furkan 43)

Takvayı bırakıp nefis arzu isteklerine tabi olan bir alimin kıyamette ne şekilde olacağını hadis bize şöyle bildiriyor:

“Kıyamet günü bazı kimseler getirilip cehenneme atılır. Orada bağırsakları çıkarılan adam eşeğin değirmenin çevresinde döndüğü gibi bağırsağın etrafında döndürülür. Cehennemlikler onun etrafında toplanıp, ey filan sana ne oldu böyle sen dünyadayken iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırmaz mıydın? Derler. O da evet der. Ben iyilikleri tavsiye ederdim fakat kendim yapmazdım. Kötülüklerden sakındırırdım, fakat kendim uymazdım diye cevap verir. (Ebu davut. Kitab-ul edeb.447/7.Rakam.5129)

Allah ve Resulünü rehber edinmekten vazgeçmiş, dünya hayatını ahirete tercih etmiş bir kişi hakkındaki ayet şöyledir:

Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu köpeğin durumu gibidir: üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp durur. İşte bu ayetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.” (A’raf 176)

 Ayetten anlaşıldığı üzere dünyaya meyil verip takvayı terk eden kim olursa olsun, hevasından dili dışarıda soluyan bir köpek mesabesindedir. Kaldı ki Allah’ın bahşettiği ilmi hak yolda kullanmayıp kendi hevasının ardına düşmüş kişi ayetin tarifine tam anlamıyla uymuştur.

Çağın zorla dayattığı fısku fücur bataklığında, hevasına tabi olmuş alimlerin bir çözüm aramadığı, yitip giden gençlik bu durumun en büyük şahitleridir.

§Saray Alimi

Müslüman dünyanın en kanlı tarihi alimlerin zalim rejimlere yandaşlık yaptıkları dönemlerdir. Seyyid Kutup’un İslam ve Emperyalizm adlı eserinde (Müslüman Mutaassıptır) başlığı altında; Rusya da Bolşevik devriminde Lenine taraftarlık yapmış Kırımlı alimlerin hepsi izledikleri yanlış düşüncelerinden dolay vahşi işkencelerle öldürüldüler diyor…

Maalesef bugün de çok basit çıkarların peşinde olan bazı din adamları aynı tarzda devam etmektedir. Kimi demokrasi kimi de sosyalizm işportacılığı yapmaktadır. Bu sosyal vakıa nasıl durdurulacak? Doğrusu son derece vahim bir tablo ile karşı karşıyayız.

Bu konu da şöyle bir hadis-i şerif vardır: “Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Buhari 6169. Müslüm.2640)

Hz. Enes’den yapılan bir başka rivayet: “Alimler sultana/saltanata karışmadıkları, dünyaya bulaşmadıkları sürece peygamberlerin ilmi verasetlerini üslenmiş emin/güvenilir kimselerdir. Saltanata karışıp dünyaya bulaştıkları zaman peygamberlere hıyanet etmiş olurlar, onlardan sakının.” (Kenzu-l Umma Hadis no:28952)

İşte bu noktada, Said bin Cübeyr gibi yapılan zulümlere kayıtsız kalmayıp kendisine tabi olanlarla beraber Haccac’a baş kaldırmış ümmetin örnek şahsiyetini zikretmek gerekir. Nitekim bu şekilde dünyanın geçici zevk ve sefasını terk eden daha birçok rabbani alim örneğini verebiliriz. Günümüzdeyse ümmetin tam kaotik ortamında emperyalist güçlerin zülüm ve savaş projeleri tek tek harekete geçirilirken ulema nefsi planları ila meşguldür. Halbuki dünyevileşmiş bir alim psiko-sosyolojik etkisini kayıp eder.

Ulemanın asrın ortamına göre değişik sınıflarda yer aldıklarını müşahede etmekteyiz; kimisi dünya karşılığında ilmini satmış, kimisi de dinini dünyaya değiştirmiş nifaka batmıştır, kimileriyse mevlithan olmuş, sanatçısı olmuş cenazelerde elde mikrofon avaz avaz sesi ile sözüyle halkı duygulandırıyor. Bu kişi vakıadan bihaber obez bir kişilikten ibarettir.

 Cemaat başındakilere gelince, onlarda hedef daha büyüyor; çünkü bu sözde alimler kendisine göre çizdiği din taslağını yeni nesile enjekte etmeye çalışıyor dolaysıyla zirveye çıkıp saltanat tahtı kurma hayalı ile hareket ediyor. Nitekim bazıları ülkemiz coğrafyasında bu hedeflere ulaşmış durumdadır, yani cemaat kurumsallaşmış ve artık siyasi bir riski bulunmamaktadır. Bazıları ise merdiven altı, İslami temellerden uzak, ehliyetsiz(sözde) alim biri tarafından yönetiliyor. Bazıları da dış mihraklı desteklerle İslam adı altında Müslüman topluma karanlık ellerin girmesine kılavuzluk yapıyor. Binaenaleyh cemaatlerin arasındaki anlaşmazlıklar da temelde iki sebeptendir:

  • Cemaat liderlerinin mürit kaybetmemek için rakip lideri sürekli eleştirmesi.
  • Cemaatlerin üzerinde kurulu olduğu sözde fikri argümanların farklı olması.

Tabi ki bu her iki nedenin temelde İslam’ın gerçeği ile hiçbir alakası yoktur çünkü İslami olan tek yoldur ve bu yol Kur’ân ve sünnet esasları ila sabittir. Zira Kur’an ve sünnet ışığından bağımsız hareket etmek ahiretin yıkılmasına sebebiyet verir.

§İştahına Göre Fetva Veren Alim

Bu sınıftaki “ulema”nın durumu ise biraz değişmiş ve sözde alimler İslam’ın dünyaya hakim olması hususunda ikna olamamış, beşeri düşünceleri kendisine rehber edinmiş ve bunlara göre bir yol izliyor. Bu duruma binaen “Demoislamist” veya sosyalist alim modelleri bulunmaktadır; Kimi İslam adına demokrasi işportacılığı yapar fetvalarını o minvalde verir. Kimi sosyalizmi İslam kılıfında saklayarak Müslümana kabul ettirmeye çalışıyor. Bir başka kısım ise takipçisi oldukları sufi ritüeller ile toplumu hipnotize etmektedir. Bu son sınıf mensubu oldukları siyasi düşünceler istikametinde her zaman fetva verirler. Bu alimler istekleri yönünde ayet ve hadisleri de insafsızca kullanırlar.

Şaabi (r.a) şöyle diyor: “Kıyamet gününde cennet ehli olan bir kavim ateş ehlinin halini görünce sorar; ‘Allah’u teala sizin bize öğrettiğiniz edeb ve dini talimat sebebiyle, fazlı keremiyle bizi cennete koydu. Sizin ateşte olmanızın sebebi nedir?’ Ateşte olanlar cevaben şöyle diyorlar: Biz iyiliği emrediyorduk ama maalesef kendimiz o iyilikleri yaşamıyorduk. Kötülükten insanları men ediyorduk kendimiz de o kötülükleri yaşıyorduk.

Hatem-ül Esem (r.a) şöyle diyor: “İnsanlara ilim öğretip o ilmi ile insanlar amel ediyor kendisi de o ilmiyle amel etmiyor o insanlar ise ondan aldıkları ilminin sebebiyeti ile kurtuluyorlar kendisi ise helak olan bir alimden kıyamet gününde daha fazla zarar gören kimse yoktur.

Malik bin Dinar ise şöyle diyor: “Muhakkakki alim anlattığı ilmi ile amel etmezse anlattığı vaazları insanların kalbinden zail olur, gökten damlaların döküldüğü gibi. 

Ahmed bin Hanbel, Abdullah ibn Mübarek’den sahih senetle rivayet ettiği bir hadis de bu konuda çok isabetlidir: “Resulullah (s.a.s.) diyor ki; ümmetimin münafıklarının çoğu okumuşlarındandır.” (Müsned: 6747. Buhari 27/311.)

Nihayet, böylece kötü alim hakkında verilecek daha çok kaynak vardır.

Rabbimiz ümmetimizde rabbani alimlerin sayısını artırsın. Kötü alimleri de hidayet etsin.    

Mehmet FIRAT

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert