Zuhal KURTYEMEZ Selam millet ben İstanbul sözleşmesi!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Selam millet ben İstanbul sözleşmesi!
Zuhal KURTYEMEZ

Selam millet ben İstanbul sözleşmesi!

Namı Diyar Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender ve İnterseks oluşumların kankisi…

Cinsiyetsizleşmiş yeni bir ırkın mimarı…

Kadın hakları adı altında sizin en değerlilerinize dokunmaya, depreminiz olup temelinizi sarsamaya biraz ilerde sizi yok etmeye geldim...!!! Duydum ki bize özenip aileyi, ahlaki değerleri yok saymayı modernizme kadını korumaya eş etmişsiniz, duydum ki erkeği yok sayıp kadın egemenliğini kadın hakkı diye görmüşsünüz bunları bildim ve sizin için tüm bunlara hukuksal koruma sağlayım diye geldim anlayacağınız dersimi çalışıp da geldim.

Eh biraz da size daha hoş görüneyim diye alımı pulumu sürdüm en şarıltılı elbiselerimi giydim de geldim... Ooo sanmayın ki geçiciyim yatılı yatılı misafir gibi gelip aslında ben ev sahibi sizleri evinizden etmeye geldim... (Ah! Biraz önce söylediklerimi dışımdan söylemedim değil mi? İç ses dış ses karışıyor bu ara bende de malum içim ayrı dışım ayrı olunca en iyisi mi iç ses dış ses diye belirteyim arada tabii bunların hepsi aramızda.) Şimdi gören çağ dışılar olur atlarlar boş boş konuşup aramıza girerler diye ses etmeden gece herkes mışıl mışıl uyurken geldim. (Tüm bu çabalarıma rağmen uyanık, ferasetli olanlarınız beni fark etti yazıp çizdiler de… Hele biri vardı aranızda Sema Maraşlı mıydı adı ne kadının işi gücü yok bana sarmıştı. Toplumu benim tehlikelerime karşı uyarmak için sayfalarca yazdı etti katıldığı her televizyon programında benim kadını korumadığımı aksine kadını koruma adı altında çok büyük zararlar verdiğimi, ailenizi yok etmeye geldiğimi, erkekleri potansiyel suçlu görüp onları başkaca hiçbir delile gerek kalmadan kadının bir beyanı ile yıllarca hapse mahkûm ettiğimi ve daha birçok kötülüğümü anlattı durdu… Bir de kapamamış mı başını bu çağda! Sinir testi inanın. O ve onun gibilerinin sesini gündeme başka şeyler sokarak bastırdım. Olmadı toplumu benim tehlikelerime karşı uyaran bu samimi duyarlı insanlarınızın ailelerinizi yok edeceğim konusunda toplumu uyaran yazıları topluma ışık tutar da yapacaklarıma engel olmaya kalkarlar tüm emeklerim boşa gider diye hemen harekete geçtim. Bunların bu yazıları beni korkutuyor ben iyi niyetimle geldim sırf kadınlarınızın haklarını koruyayım diye! Ama bakın onlar kadın haklarını savunmuyorlar bana saldırıyorlar görüyorsunuz değil mi? Görüyorsunuz çok mağdurum ilgililer ilgililer gereğini yapın, kurtarın beni diye çığlığı basıp ortalığı yaygaraya verdim. Siz bunlarla uğraşırken aradan hop girdim içeri.

Hem biliyor musunuz benim kısa adımda nerden geliyor? Beni ilk siz imzalayıp parlamentonuz da (TBMM) onaylayarak bana ilk taraf olan ülke olduğunuz için sizin o bakmaya kıyamadığınız, Peygamberinizin “ mutlaka fetholunacağını onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel asker dediği dünyanın gözdesi evliyalar şehri diye belirttiğiniz inciniz İstanbul’dan geliyor. Evet, Peygamberinizin dediği gibi oldu fetholundu fethettiniz yani bizler başarısız olduk, biz zaten savaş meydanında ne zaman sizi yenebildik ki sizden sayıca kat kat üstün olduğumuz hallerde dahi o askeri dehanızla her zaman bizi yerle bir ettiniz ama biz vazgeçmedik o yenilgiler öyle oturdu ki içimize halen ilk gün ki diridir acısı. Baktık sizi kılıçla yenemiyoruz bu sefer başka başka metotlar geliştirdik biz de; toplumunuzun temel taşı olan Aile kurumunuzu yok edip neslinizin kökünü kurutma sizi içerden yıkma projelerimizi filmler, diziler vs. için de önünüze çok sempatik şekillerde sunduk. Bunların hepsine güzel güzel adlarda koyduk ki onların aleyhine konuştuğunuz da hemen koyduğumuz o güzel adlar üzerinden savunma yapalım sizi haklıyken haksız gösterelim diye. Tüm bunların bir parçasıyım elbet ben de.

Uzun adım Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi. Adımın böyle olduğuna bakmayın siz içimi görseniz adımla alakasız ee uluslararası arena da yer yapmak için algı önemli tabii. İçim demişken size gelmeden içime “cinsel eşitlik” “toplumsal cinsiyet” adları altında öyle maddeler koyduk ki görseniz akıllara zarar! Elinize pimi çekilmiş bir bombayı verdik desem inanın abartmış olmam. (iç ses)

 “Toplumsal cinsiyet” “ diye bir şey uydurduk önce madde 3. De tanımını da yaptık güzelce. Buna göre; c)Toplumsal cinsiyet belli bir toplumun kadınlar ve erkekler için uygun gördüğü sosyal olarak inşa edilen roller, davranışlar, etkinlikler ve yaklaşımlar anlamına gelir.” Bunun anlamını biliyorsunuz değil mi yoksa bilmiyor musunuz? Söyleyeyim hemen ben size o zaman bundan sonra kişi cinsel kimliğine kendisi karar verecek. Uydurmuşken kendimizi alamadık eşcinselliği koruyup yaymak için insan haklarına ilişkin uluslararası metinlerde bulunmayan “cinsel tercih hakkı” diye bir hak da uydurduk. Biliyorsunuz gerçek adı ile değil, hak özgürlük adı altında sunarsak sonunda mağduriyete dayandırmak daha kolay oluyor. (iç ses) Dediğim gibi o zamanlar bazı ferasetli duyarlı sivil toplum örgütleriniz beni yakından takip ettikleri asıl amacımı bildikleri için karşı çıktılar bu hak uydurmalarıma. Sapkın topluma ciddi zararlı, neslin sağlığını bozup en sonunda bitmesine sebep olacak “cinsel yönelim tercih hakkı” diye bir hak olamaz dediler. Dediler ne oldu zaten yanımızda olanların dışında sizin dindarlıkla geçinen, engin manevi değerlere sahip olduklarını iddia eden sivil toplum örgütlerinizde de bir grup koşup hemen bize destek oldu. Sağ olsunlar sizde ayrıca düşmana gerek kalmadan da halledebiliyoruz bazı şeyleri. Biz de onların desteği ile devam ettik.

Şimdi bu uydurduğum hak diye belirttiklerimin uygulaması nasıl olacak anlatayım; Kişiler ister karşı cinsini, ister kendi cinsini isterse de her ikisini seçebilecek. Bunlardan birini seçti diyelim ömür boyu bununla bağlı olmak zorunda değil elbet, zaten birini de seçmek zorunda değil aynı anda ikisini de seçebilir. Yani bugün erkek erkekle, yarın aynı erkek hem erkek hem kadınla, diğer gün sadece kadınla, bir diğer gün sadece erkekle ve diğer günler yine hepsiyle… Vs. beraber olabilecek. Ne güzel değil mi? Toplumun asırlardır size öğretip dayatmaya çalıştığı yaratılışınızdan gelen kadın erkek modellerini çöpe atılıp cinsiyet eşitliği adı altında LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transgender ve İnterseks) bu sapkınlıkları sizin içinize de hukuksal koruma ile sokalım ki çıkmasın iyice bir yerleşsin yayılsın dedik ay yani sizi de özgürlükçü daha da modern bir ülke yapıp mutlu mesut yaşayacağız dedik.

Bununla da kaldık mı? Kalmadık tabii ki seslerini duyurup daha da yayılsınlar diye her yıl Haziran aynının sonunda çeşitli ülkelerde onur yürüşü adı altında -biliriz severiz algıya oynamayı şimdi onursuzların yürüyüşü falan desek hoş gelmez kulağa ondan onursuzluğun adını onur koyduk!  Üstüne temel hak ve özgürlükler korunuyormuş görüntüsü veren sahte bir cila ile kadim değerlerinize linç girişimi başlatan, ailenizi neslinizi yok eden LGBTİ oluşumlarını bunlar onur yürüyüşündeler diye saldık ülkelerin- ülkenizin çayırlarına pardon sokaklarına. Özellikle Müslüman Türk ülkelerini seçtik bunun için de. Sizin ülkenizde de işte bunlar Taksim İstiklal Caddesinde yürüme başlayınca siz fark ettiniz beni. Ondan işte bu aralar bir hayli gündem de olmam. Yoksa beni imzalayalı bir hayli oluyor.

 Daha anlatmaya kalmadan özgürlük deyince akan suları durduran siz 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açıldığımda ilk imzayı atıp Parlamentonuzda harika bir uzlaşıyla sıfır retle 14 Mart 2012 de onayladınız. 11 Ağustos 2014 tarihinde de yürürlüğe girdim. Üstüne beni imzaladığınız için bana dayalı Ailenizin altına koyduğum bu dinamiti patlatan 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu (AKKŞÖDK) 8 Mart 2012 tarihinde Dünya Kadınlar gününde kabul ettiniz. İşte o günden sonra oh değmeyin benim keyfime!

Kalkıp size geldim dedim de bahsedemedim öyle çok asıl geliş nedenlerimden. Kadınlar kadın haklarını korumak falan değil elbet derdim. Onu bir kamuflaj olarak kullanarak geldim… Peki, benim evim rahat değil miydi?  Alkol, kumar, uyuşturucu, fuhuş kadına şiddet cinsel taciz tavan mı yapmıştı?  Tabii ki hayır nerden çıkarıyorsunuz siz bunları! Hayal gücünüz bir hayli geniş olsa gerek...!!! Günlük gülistanlıktı her şey (iç ses; bu sözü de sizinkilerden öğrendimdi. Malum sizi fethetmek için sizi bilmek gerek.) mutlu mesut yaşayıp gidiyorduk... Yine de mutluluğumuza mutluluk katalım diye Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 30 Nisan 20012 tarihli “ Kadınların Şiddete Karşı Korunmasına ilişkin tavsiye kararını daha bir inceledik ayrıntılanırdık bir sözleşme haline getirilmiş beni 7 Nisan 2011 tarihinde Strazburg’da onayladık. Dedik ki sonra kendimize bu mutluluğumu huzurumuzu siz sevgili dostlarımızla paylaşalım malum dertler konuşuldukça azalır yok o öyle değildi, mutluluğumuzu sizinle paylaşalım hatta fedakâr cefakâr biz ondan size de bir koli de yaptıralım dedik. Sonra gönlümüz razı olmadı ne o öyle bir gıdım insan dostuna daha bonker olmalı dedik kalktık evinize kadar geldik.

Neye baktınız? Valizlerimize mi? E demiştim size kalıcıyız ondan bayağı hazırlandık gelmeden önce valizlerimizi doldurduk tıka basa... Bizi mutlu eden, huzura eriştiren sözde kadına karşı şiddeti yok eden ne var ne yok sizin toplumsal değerlerinize, ailenize, kültürünüze ihtiyaçlarınıza uyar mı uymaz mı, size fayda yerine zarar mı verir (ki biliyorduk zarar vereceğini amacımız zaten buydu) demeden aldık geldik. Siz de demediniz zaten kadına karşı şiddete karşıyız elbette ama bu konu ile ilgili düzenlemelerin toplumsal yapımıza uygun olması gerekir, getirdiğiniz bu hükümler kadınlarımızın haklarını korumuyor bilakis onları yalnız bırakıp mağdur olmalarına sebebiyet verir demediniz. Baktık ses çıkmıyor sizden gelmişken Cinsiyetsizleşmiş yeni bir ırk üretme projemiz olan ve diğer küresel kardeşlerimizin çeşitli kaynaklar sağlayarak destek olduğu LGBTİ oluşumlarını da araya sıkıştırıp (asıl geliş nedenlerimden) onları da hukuki koruma altına alalım dedik.(iç ses tabii ki bu.)

Şimdi sizin eviniz de doluymuş bayağı sizin için emek verip günlerce çalışıp didinerek ürettiğimiz yıkım pardon gelişim, neslinizi tüketme pardon kadını koruma projelerinin hepsi bu eve sığamayacak görünüyor o zaman boşaltmak gerek sizin evin bir kısmını... Kalanını da sizin Anayasa 90.Maddeniz korur zaten. Neydi o maddeniz -Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 90.Madde/5 uyarınca; Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” Evet, o maddeniz bir de Anayasa 11.maddeniz vardı o korur beni. Anlayacağınız artık ben kanun hükmündeyim. Benim hakkımda Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ne başvuramaz, benimle kanunlarınızın aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde çıkabilecek uyuşmazlıklarda, benim hükümlerim esas alınır. Anayasanızın 11.maddesi de bu korumamı artırıyor ona göre de benim hükümlerim yasama, yürütme ve yargı organlarınızı ve diğer kuruluş ve kişilerinizi bağlayan temel kurallardan sayılmakta. Hem benim “Taraf devletler, GREVIO tarafından hazırlanan bir sualnameye dayanarak Sözleşme’nin hükümlerini yürürlüğe sokan hukuki ve diğer önlemler hakkında, GREVIO tarafından değerlendirilmek üzere, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne rapor sunar.” (Md. 68/1) hükmüm, “Kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin, kalıp uygulamaların değiştirilmesine yönelik tedbirlerin alınması” taraf ülkelerin görevi sayılır.”(Md.12/1) hükmüm de var Ohh! Süper çifte hukuksal koruma ile ülkenizdeyim.

Birçok ülke beni aileyi sağlıklı nesilleri yok ettiğim için ya tamamen reddetti ya da o hükümlerime çekinceler koyarak imzaladı. Bu ülkeler öyle Müslüman ülkeler falan da değil yanlış anlaşılmayın. (iç ses) Avrupa ülkelerinden olan Macaristan Başbakanı Victor Urban “İnsanlar ya erkek ya dişi doğarlar. Toplumsal olarak kurgulanmış cinsiyetten söz etmeyi uygun bulmuyoruz” diyerek beni reddetti. Rusya zaten aile bizim için çok önemlidir eş cinsellik nesil bozukluğuna yol açar diyerek onursuz pardon onur yürüyüşümüze dahi izin vermedi. Aynı şekilde Bulgaristan da “ilke olarak kadınları şiddetten koruma taraftarıyız. Bunu tartışmıyoruz ama İstanbul Sözleşmesi yani beni zehir içeren güzel bir meyve gibi detaylarında tehlike barındırıyor.” diyerek reddetti. İslam ülkesi olan siz ise sonu pedofili, ensesten tutun türlü sapkınlığa giden beni tamamen kabul ettiniz.(iç ses) Çekince de koymadınız yani toplumsal değerlerimizle bağdaşmıyor, ailemizi yok eden, neslimizin devamını sağlığını dinamitleyen medeni kanunumuz da tanımı dahi yapılmamış bir grup sapkının özgürlük adı altında yayılmasını meşrulaştıran bu hükümlerimin kadın hakları ile alakası olmadığını bunların sizin için kabul edilemez olmadığını söylemediniz. Sahi halkının geneli Müslüman bir ülke olarak neden demediniz hatta çoğunuz desteklediniz adım mı cazip geldi size kadınları korumak için mi geldiğimi düşündünüz gerçekten, okumadınız mı hükümlerimi? Bunları anlamak için sizin tabirinizle âlim olmaya gerek de yoktu ha! Aman bana ne sonuç önemli benim için yine de itiraf edeyim bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim o ayrı.(iç ses)

Şimdi ne yapıyorduk? Evet, eviniz çok doluydu evi boşaltacaktık. En gereksizlerden başlayalım önce boşuna zaten yük size de.. Gözü de yoruyor atalarımızdan yadigâr değerlerimiz önemlilerimiz dedikleriniz... Onca kullanılmayan çağ dışı şeyler üst üste nefes alacak yer kalmamış evde size nefes açmaya geldik… Ne iyiyiz biz değil mi! Neyse çok konuştuk asıl işimize dönelim çekilin bakayım önümüzden siz hele... Çöp poşeti var mı çöp poşeti ama doğa dönüşümlü olanlardan değil para veriyorsak doğayı kirletme hakkımız olup günlerce bunun bağırış çığırışını yaptıklarınızdan olsun (sahi o ara yağmur çamur demeden sorunlarına dikkat çekmek için günlerce farkındalık yürüyüşü yapan kendi öz kardeşleriniz Türkmenlerin yürüyüşünü de unutmuştunuz, Uygurlu Türk kardeşlerinize yaptığınız gibi. Siz kardeşleriniz arasında ayırım mı yapıyorsunuz ne -bak yine konu dağıldı. Asıl konuya dönelim.) paralı olanlardan olsun yani paramız var sonuç da, olanı gizleyelim harcamayalım mı? Açın açın… Şu evin kapısını! Ben poşetliyorum (iş bölümü yapmak gerek!) siz kendi ellerinizle özgür iradenizle! Çıkarıyorsunuz bu poşetleri şimdi anlaştık tamam.

Yatak odanız neredeydi? - Koridorun sonunda ki o da. Tamam, ilk oraya gidelim yatak odası önemli. Yatak odanıza karışır gibi olacağım ama biz aldık bundan kullandık memnun kaldık. Hızlıca gelince buraya direkt kendimizinkini getirdik yanlış anlamayın tamamen tok gözlü kişiliğimizle sizi düşündüğümüzden. Bize iyi geldiyse neden size veriyoruz mu? Bizim evin içine ettik de ay pardon dilim sürçtü bizim ev çok güzel oldu da sizin ki de öyle olsun şeysi bağlamında. Birden bu kadar iyilik yapmamız size dikkatinizi mi çekti... Yok, canım takılmayın şimdi bunlara siz. Biz her zaman sizin iyi olmanızı istiyoruz kesinlikle başka ne amacımız başka ne kaygımız olsun. Amaç asırlardır yenemediğimiz yok edemediğimiz o asil Türkün soyunu kurutmak değil kesinlikle… Hiç!

Yatak odanızdayım… Aa ne varmış odanın tam girişinde özenip bezenip pamuklara sarıp sarmaladığınız mis gibi çiçeklerle donattığınız “AİLE” bu hemen gitsin, şurada ki “AHLAK” mı evet ahlakmış bu da gitsin, “İnsanı değerler”, “Kültür” ilerde ki ne dur bakayım ha “DİN” tabii ki gitsin, “Gelenek Görenek”, “NAMUS” bu gitsin, erkeklere değer gitsin, kadın erkekle evlenecek beraber olacak diye dayatılan toplumca öğretilen o yobaz fikirler gitsin, kadının toplumsal rolü gitsin yanında erkeğin rolü de gitsin mi? Yok o kalsın. (Erkek her şeyden sorumlu yapmak zorunda biz buraya kadını korumaya geldik. Erkeğe ne olduğu umurumuz da değil, hoş kadında değil zaten de…)

O da gitti, bu da gitti. Tamammm bayağı yer açıldı.. Neydi o öyle ev insanın üstüne üstüne geliyordu... Durun bakayım sanki şimdi de çok mu boş kaldı ne? Kadın hakları adlı yatak odasının yanına rengine uygun kadın erkeği birbirine düşürme şifonyerini mi koysak? Evet, şuraya yakıştı değil mi? Yanına da Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz.(6284-Md.8-1/3) yani kadının bir beyanı ile başkaca delile gerek kalmadan potansiyel şiddetin gerçekliği tespit edilmeden erkeklerin 18 yıla kadar tecavüzden mahkûm etme gardolabını koyalım. Şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişiler yatak örtüsü (6284-Md. 2-1/g ) çok yakıştı. Fiziksel, psikolojik şiddete cinsel şiddeti de ekledik. Cinsel şiddet ne mi mesela evli bir erkek nikâhlı olduğu eşi ile birlikte olmak ister ama eşi istemezse bunu da tecavüz olarak değerlendirip kadının tek bir beyanı ile yıllarca eşini -erkekleri hapse mahkûm ettik amacımız tabii ki kadını korumak. Bizim için bir kişinin erkek olması başkaca bir sebep e gerek kalmadan potansiyel şiddetçi sapık tecavüzcü olması için yeterli. Masumiyet karinesine aykırı mı bu durum kim düşünür onu boş verin gitsin. Biz yalnızca kendi menfaatimize yönelik şeyler olunca hukukun genel ilkelerine hassasiyet gösteririz unutmayın bunu ne diyorum ben kafam karıştı tabii ki unutun gitsin. (iç ses).

Aile kurma niyetinde ki 18 yaş altında ki erkekleri tecavüzcüler koğuşuna gönderme lambasını da tavana takalım. Onlar hapisteyken kadınlarına çocuklarına kim mi bakacak, bu kadınları koruma değil düpez düz ortada savunmasız bırakma değil mi diye soracağınızı bildiğimizden ona da bahanemizi hazırlayıp geldik. Çocuk gelinlere engel olmak istiyoruz da biz. Nasıl çok akla yatkın geldi değil mi? Kim kiminle yatacak kalkacak evlenecek evlenmeyecek (ki evlenmesinler evlendiklerine zaten hükümlerimle pişman ediyorum) umurumuzda değil, hatta onları her türlü sapkın ilişkiye davet edip bunu meşrulaştırıp adına cinsel tercihleri dedik, babaları hapse attırarak çocukları babasız, babaları çocuksuz bıraktık (iç ses) ama çocuk gelinleri umursadık inandınız değil mi evet inandınız ki imzaladınız beni!

 Yatağınız küçükmüş sığmazsınız siz ondan erkek sokak da kalsın uzaklaştıralım sebebin içeriğine bakmadan böylece rahat eder geniş geniş yatarsınız. Çocuklarının gözü önünde kendi evinden atılmak onurunu mu kırar, çocuklarını mı özler? Arabuluculuğu uzlaşmayı da yasaklayalım. Konuşmadan sorunlarınızı çözemez misiniz? Olur, mu öyle şey bakın biz nasıl bu kadar modern olduk hep bu iletişimimizle eve gelmemiş ise ne olmuş dumanla anlaşıverin! Sevgi, aile, ailenin devamı dediğin nedir ki kaçıncı yüz yıldayız bırakın bu krişe şeyleri! Yatağın yanına boşanmak zorunda kalan babalar için de bir sürpriz yapıp öldürme süründür adlı tablomuzu koyalım. Böylelikle babalara kendi çocuklarını haczettiren kendi çocuğunu görebilmesi için defalarca harç ödettiren bir sisteme yardımcı olduk. Erkek olduklarına pişman etmenin yanında evlenip aile kurup baba olduklarına da pişman edelim çocuklarını onlara düşman edelim süresiz nafaka ile de bunu taçlandıralım dedik. Zinadan kaçınıp evlenen insanlar en sevmediğim o nedenle nikâhsız ilişkilerin yolunu açmak için bir sürü hüküm koyduk içime.(iç ses)

Durun şuradan “Aile İçi” ifadesi yastıklarını alalım yerine “Ev içi” ifadesi yastıklarını koyalım. Ev içi ne mi? Oda benim uydurduklarımdan evlilik ilişkisi dışındaki partnerler, sevgililer cinsel eğilimi farklı olan yani LGBTİ oluşumları içindeki kişiler. (iç ses) Sus! LGBTİ demek yok ama şimdi öyle dersek gözü tırmalar, zihni kurcalar falan o nedenle tanımı yapıp adlarını söylemedik. Toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği dâhil hiçbir ayrıma yer vermeksizin bütün gruplara sağlanması gerektiğini belirtip (Md.4/3) böylece LGBTİ oluşumlarını buraya alıp ev içi şiddet mağduru LGBTİ oluşumlarını da yararlandırdık bu korumadan.(ki zaten asıl amacımız buydu.)  LGBTİ oluşumları medeni kanununuz da tanınmayan kişiler mi bunlar? Duymadınız mı? Bana dayanak alan 6284 sayılı yasanız Md. 2-1/a ile Ev İçi Şiddet kavramını kabullenerek aynı evde yaşayan veya aynı aileye mensup olan kişiler arasında şiddete tedbir getirdi. Hem getirmeseydi de ne olacak sözleşmeyim ben ondan üstünüm. Yıllardır anayasanıza kanunlarınıza sokamadığımızı her türlü sapkın ilişki biçimini tek bir sözleşme yani ben ile sokup meşrulaştırdık işte.

Biz hep sizi düşünüyoruz bakın kadınları koruma diye girip (kadın erkek, erkek kadın vs. karışımlarını koruma ile) nerden çıktık! E giren çıkana dikkat etmek gerek! Sonra kalırsınız böyle karanlık da gözüne far tutulmuş tavşan gibi (dedim ya seviyorum sizin bu olaylara oturan tabirlerinizi.) Koruyoruz sizi eşlerinizden!!! Evden haksız yere uzaklaştırılıp çoluk çocuğunu göremeyen babasız bırakılan çocuklar, çocuksuz babaların korunması ne mi olacak? Haksız falan nedir nerden uyduruyorsunuz siz bunları! Hakkı kanunla tanıyoruz biz size rahat olun haklısınız siz her hâlükârda, kadın olmanız yeterli haklı olmak için, haksız olmak için de onların erkek olması yeterli. –Yazık. Yazık mı? Ne yazık olacak seçmeselermiş erkek olmayı hem kim demiş onlara erkek olun diye korkmayın canınız sıkılmaz! Biz size kadın karışımı erkekler erkek karışımı kadınlar da getirdik. Takılırsınız artık onlarla ne olacak zaten bizim istediğimiz de bu erkekleri erkek olduklarına evlenip aile kurduklarına pişman edip, evlilik dışı birliktelikleri cinsel özgürlük adı altında sunup neslinizi tüketmek değil mi? (iç ses) Onlar kötü olursa fiziksel ruhsal sağlıklarını kaybederlerse mi onların adı yok burada “erkeğin adı yok” anlamıyor musun onlar değil konumuz sensin senin özgürlüğün adı altında bizim sizden alacaklarımız (iç ses)  pardon size vereceklerimiz (dış ses) Senin özgürlüğünü kısıtlayamaz hiçbir şekilde o karışamaz sana... Sen özgür bir bireysin... Fiziksel değil sadece psikolojik, cinsel, ekonomik olarak da şiddete gelme. Şiddetim her türlüsünden koruyoruz gibi gösteriyoruz seni pardon koruyoruz seni. Dilediğini yapabilirsin. Mesela eşin seni merak edip nereye gidiyorsun diye sorduğunda kendini kötü hissettin baktın büyük çöküntü oluşturdu bu sende hemen ara sana verdiğim telefon numarasını yaka paça atsınlar onu kendi evden. Kimse sana karışamaz siz diye bir şey yok sen varsın sadece sen. Benim amacım birkaç koruyucu hükmümle göz boyayıp sonrasında sizi birbirinize düşürüp sonunda aile kurumunuzu yok etmek değil kesinlikle. (iç ses)

Aşama aşma gidip ciddi bir titizlik içinde gece gündüz çalıştık. Çoğunuz neden karşı çıkmadınız önceleri bana biliyor musunuz? Her zaman algıya oynadığımız için cinsiyet eşitliğini de yanlış lanse ettik çünkü sizlere. Bahsettiğimizin kadın erkek eşitliği olmadığını iki kadın evlenirse aile, iki erkek evlenirse aile anlamına geldiğini söyleseydik eğer tepki alırdık bazı kendini bilmez cahil, yobaz kafalardan! Medya da özellikle soru kalıplarını buna göre ayarladık. Sorularımızı hep; -Kadının kadınla evlenmesine bakışınız nasıl diye değil, Cinsiyet eşitliğine bakışınız nasıl diye sorduk. Siz de saf saf destekliyoruz tabii ki dediniz. Sandınız ki biz size kadın erkek eşitliğini soruyoruz ama o değil buydu asıl sorduğumuz. Asıl soruyu anladığınız da ise üzgünüm size ayrılan sürenin sonuydu geçmiş ola!

Haliyle bayağı yoruldum -yorulduk tüm bu anlattıklarımı yaparken o nedenle tatildeyiz şimdi. Deniz, kum, güneş, müzik… Tatilin tadını çıkarıyoruz… Uzanmışım şezlonga ben de bir elimde buzlu meyve suyu kokteylim (neden alkol değil? Alkol sağlığa zararlı cınım onu siz için) bir elimde sizin gazete ve dergileriniz bana kibarca sayan yazılarınızı okurken güneşleniyorum. Çok eğlencelisiniz siz hep sonradan gelir aklınız başınıza ya hep sonradan sonradan…!!! Müsaadenizle denize girmem gerek… Deniz bugün bir harika tıpkı bir gök kuşağı gibi…

Size kolay gelsin…!!! Hadi şimdi uğraşın durun benimle ve mağdur ettiklerimle!

“SEVGİLER CINLARIM…”

Zuhal KURTYEMEZ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert