Abdullah BİR Etki, Tepki, Süreç, Sonuç…
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Etki, Tepki, Süreç, Sonuç…
Abdullah BİR

Etki, Tepki, Süreç, Sonuç…

Bir takım söylemlerin eylemlerin, beklenmeyen, istenmeyen veya kötü şekilde sonuçlanan olayların yaşanmasında direkt ve dolaylı şekilde etkisi, hatası, suçu olanların veya yaşanmış bir olayı kendi lehine kullanmak isteyenlerin, yani “Algı operasyonu ve manipülasyon” peşinde koşanların en çok kullandığı yöntemdir o mevcut olayı başlangıcından itibaren değil de belli bir noktasından ele almak ve gündeme taşımak.

Tıpkı mahalle arasında top oynarken kendisine çalım attıktan sonra gol atan, karizmasını çizen arkadaşı Hasan’a kızan Metin’in Hasan’ın arkasından attığı taşın o sokak da oturan huysuz Ahmet amcanın camını kırdığında Ahmet amcadan korkan bütün çocukların hızla oradan uzaklaştığı halde attığı taşla camın kırılmasına sebep olan asıl suçlu Metin’in diğer çocuklar gibi hızla koşarak sokaktan kaçmayıp olay yerinde kalarak camının kırılmasının sesine pencereye çıkan huysuz Ahmet amcanın hışımla “kim kırdı lan bu camı” sorusuna Metin’in golü atan arkadaşını kast ederek “Hasan kırdı Ahmet amca” yalanı ile hem kendisini kurtarması hem de camın kırılmasında en ufak bir dahli ve kabahati olmayan masum Hasanı huysuz Ahmet amcanın ve babasının kucağına atarak kendisini camı kırmasının maddi ve manevi zararından kurtarması örneğinde olduğu gibi.

Veya PKK’lı bir itin polise attığı demir sandalye sonucu polisin yaralanmasını görmezden gelen, yok sayan veya gizleyen gazeteci veya insan maskeli vatan haini şerefsiz O.. Çocuklarının “Kayyım atanmasına demokratik tepki gösteren protestoculara polis çok sert davranıyor, orantısız güç kullanıyor, hatta işkence yapıyor” yalanıyla faili ve destekçisi oldukları hainlik sürecini kendi lehlerine çevirme, suçluyken masum ve mağduru oynama algı operasyonunda olduğu gibi.

Veya Aile bakanlığının 2012 de, eski aile bakanı Fatma Şahin’in çıkmasını sağladığı 6284 sayılı yasanın, Cedaw’ın ve İstanbul Sözleşmesinin, Süresiz nafakanın, kendisine pas ve yüz vermeyen namuslu bir adama “bu adam bana tecavüz etti” şeklinde attığı bir iftira ile o masum erkeğin hayatını karartan, kadınların, hatta bir fahişenin bile tek bir sözünü delil aranmaksızın mutlak gerçek kabul ederek masum erkeklerin namuslarının ve geleceklerinin perişan olmasına sebep olan şirret kadınların, kadın cinayetlerinde ki tetikleyici etkisini, gözlerden saklayarak “Aile Bakanlığı olarak Emine Bulut cinayetinde davaya müdahil olacağız ve cani eski kocanın en ağır cezayı almasını sağlayacağız” sözleriyle kendilerini suçsuz gösterme çabalarında olduğu gibi.

Yukarıda örnek olarak verdiğim üç olay ilk bakış da birbirinden farklı olaylarmış gibi görünse de mantıksal örgü, amaç, süreç ve sonuç ( algı operasyonu ve manipülasyon) anlamında birebir aynıdır.

Ancak milletimizin daha önceki kadın cinayetlerine ve yaşanan Emine Bulut olayına verdiği tepkilere, bu olayları değerlendirme şekline baktığımızda toplumsal olayları doğru ve adaletli bir şekilde değerlendirmek için lazım olan zekâdan, basiretten, muhakeme, analiz yeteneğinden mahrum; olayları “etki, tepki, sebep, süreç ve sonuç” ilişkisi bağlamında bir bütün olarak değerlendirmeyen bir koyun sürüsü yetiştirmek için uzun süredir uğraşan şeytani akla sahip küresel yapının-zihniyetin bu konuda çok başarılı olduğunu ve amacına ulaştığını görüyoruz.

Nitekim, devletin kurumu olan TÜİK’in açıkladığı rakamlarına baktığımızda Nisan 2012 de eski Aile Bakanı Fatma Şahin döneminde sözde kadınları erkeklerin şiddetinden korumak üzere çıkartıldığı söylenen 6284 sayılı yasanın kadınları erkek şiddetinden koruma konusunda işe yaramadığı gibi aile içi şiddetin çok hızlı ve yüksek bir oranda artmasına sebep olduğu inkar edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

6284 sayılı yasa çıkmadan hemen önceki yıl olan 2011 yılında aile içi şiddet sonucu öldürülen kadın sayısı 121 iken bu yasa çıktıktan sonra ki yıllarda aynı sebeple gerçekleşen kadın ölümleri hızlı bir şekilde yükselerek 2019 yılında yaklaşık % 400 lük bir artış ile 490 a ulaşmış durumda.

Yasanın çıkmasından önceki süreçte ülkemizde ki aklı başında insanların “bu yasayı bu haliyle çıkartmayın, bu yasa kadın cinayetlerini önleyemediği gibi artışına sebep olur, siz kaş yapayım derken göz çıkartıyorsunuz” vb sözlerle yaptıkları bütün uyarılara rağmen bu yasanın meclisten geçmesini sağlayan Ak Parti’li Aile Bakanı Fatma Şahin ve bu yasanın çıkması yönünde oy kullanan bütün M.Vekilleri yasanın çıktığı günden bu güne kadar geçen sürede her yıl için 122’nci kadından itibaren öldürülen her kadının katilinin suç ortağı ve manevi olarak da birinci dereceden sorumlusudur.

Güncel olan Emine Bulut cinayetini ve önceki bütün kadın ölümlerini sadece olayın sonucuna bakarak değerlendiren, yargılayan ve bu değerlendirmeler üzerinden bütün erkekleri cani ve katil olarak yaftalayan herkes de bu cinayetlerin 2. dereceden suç ortağıdır.

Olmayan analiz yeteneği ile bizi yargılamaya, kadın düşmanı olarak pazarlamaya çalışan global çetenin yetiştirdiği sazanlara da “bizim, ne bu yazımızda ne önceki yazılarımızda  "ÇOCUĞUMUN VELAYETİ konusunda konuşurken bana hakaret edince sinirlenip yanımda gezdirdiğim bıçakla vurdum" diyen katil eski kocanın işlediği cinayeti savunmak, meşru, kabul edilebilir veya bütün kadınları zalim, iftiracı ve şeytanın iş ortağı göstermek gibi bir niyetimiz ve amacımız olmadığını” da peşin peşin söyleyelim.

Biz sadece, Emine Bulut’un eski kocasının yukarıya alıntıladığımız sözünün arkasında yatan çaresizliği ve o eski kocayı bir insanın, nasıl olur da eski karısının, çocuğunun annesinin hayatına kastedecek seviyeye geldiğini, onu bu aşamaya getiren sebeplerin, boşanma sürecinde yaşadığı travmaların ve Emine Bulut’un, sözleriyle, eski kocası olan adama yaptıklarıyla ve yasadığı boşanma olayının bu boyuta gelmesine sebep olan sürece yaptığı katkılarının Aile ve Adalet Baklanlıkları tarafından bütün boyutlarıyla (etki, tepki, sebep, süreç ve sonuç) ve adil bir şekilde değerlendirilerek bundan sonra ki boşanma olaylarında benzer olayların yaşanmaması için ülkemizin insan profiline ve toplumsal şartlarımıza uygun gerekli sosyal ve yasal tedbirleri almasını istiyoruz.

Aksi takdir de bu ve bezeri cinayetleri sadece sonucu baz alarak değerlendirmek daha fazla kadının ölmesine, AB fonlarından ve kadın cinayetlerinden beslenen MOR ÇATI vb. FEMİNİST derneklerinin semirmesine, azgınlaşmasına, normal hayatında karıncayı bile incitmediği halde boşandığı veya boşanmak üzere olduğu kadının 6284 vb yasalardan aldığı cesaret ile şirretleşerek, azgınlaşarak eski kocasına uyguladığı psikolojik baskı, tahrik, taciz, iftira ve hakaretlerle cinnet geçirmesine sebep olduğu erkeklerin kana susamış bir caniye dönüştüğü olaylara, haberlere millet olarak şahit olamaya daha çok devam ederiz.

Özetle olayları sebep, süreç ve sonuç olarak birlikte değerlendirmeyen herkes ortaya çıkan her kötülüğün, toplumsal felaketin, ailenin parçalanmasının ve bu konuda işlenen her suçun nedenlerinden birisi ve suçlunun da suç ortağıdır.

Unutmayın ki 

“Her sonuç sürecinin ürünü ve esiridir”

Selam ve Muhabbetle…

Abdullah BİR

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert