Erol AYDIN Radikal Düşünce Ve Bakış Açısı Üzerine Bir Deneme
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Radikal Düşünce Ve Bakış Açısı Üzerine Bir Deneme
Erol AYDIN

Radikal Düşünce Ve Bakış Açısı Üzerine Bir Deneme

Radikal kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiş ve kökten, köktenci anlamında bir kavramdır. Yüzeyde kalmayıp derine inen anlayış, radikalizm ise bir şeyi kökünden değiştirme anlayışı olarak tarif edilmektedir.

Birçok konuda insanlar, meselelere farklı bakış açısı ve perspektiften bakabilirler. Bu durum o kişinin aslında “kabın içinde ne varsa, dışarıya onun sızması” olarak değerlendirilir. Tarafsız ve objektif olacağım kaygısı ile ortaya düşünce koymak olası değildir. Her insan meşrebi ve ait olduğu değerler çerçevesinde aslında bir tarafı temsil etmektedir. O yüzdende bakış açısına göre bardağın boş/dolu kısmını görmesi genel eğilimdir. Herkes aynı şeyi düşünüp, aynı şekilde hareket etseydi hepimizin aynı tornadan çıkmış robotlar olması gerekirdi. Oysaki bu farklılıklar bir araya geldiği zaman bir zenginlik ve renklilik oluşturmaktadır. İnsanlar birbirine hakaret ve küfür etmediği sürece eleştiri yöneltmeleri sağlıklı bir yoldur. Fikir ve düşünce üreten insanı, bu tür eleştirilerden beslenerek yeni düşünceler ortaya koymaktadır. İnsanlar bir konudaki duygu ve düşüncelerini ifade ederken farklı disiplinlerden istifade ederler. Bunlar evrensel değerler olabileceği gibi dini referanslarda olabilir.

Muhafazakâr bir insanın besleneceği kaynaklar; sünnet, ayet, icma ve kıyastır. Bu değerler, hayatın her alanında çerçeveyi çizmiştir. Ortaya koyacağı düşünce ve eylemler bu çerçeve ile sınırlanmıştır. Buradaki referans değerleri kullanıyor diye hiç kimse de radikale kaymış değildir. Bunlar bizi biz yapan evrensel değerler olup kabımız bu minvalde şekil almıştır. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bunun tersi de mümkündür, seküler bir insanda, kendi frekansına uygun olarak kendisine değer olarak kabul ettiği süreçlerden beslenebilir. Bundan kimsede rahatsız olmaz, önemli olan tahammül ederek saygı çerçevesinde ortak paydada buluşabilmektir.

Sırf inancının gereği olarak yaşamaya çalışan insanları bu tutum ve davranışından dolayı radikalleşme ile itham etmek haksızlık olur. Özüne sahip çıkmak, köklerinden beslenmek ve inandığı değerlerin yozlaşmasına karşı çıkmak radikale kaymaksa, bu bir onur ve şereftir.

Hammaddesi aynı olan insanı birbirinden ayıran, düşünce yapısı ve inançlarıdır. Herkesin aynı şeyi düşünmesi ve yaşaması mümkün olmadığına göre farklılıklarımızın olması tabiidir. Yine kimseyi rahatsız etmediği, toplumsal değerleri yaralamadığı sürece de isteyen herkes istediği gibi yaşayabilir, buna da kimse zaten karışmaz, karışamaz.

Kişilerin zaman ve zemine göre “ne şiş yansın, ne kebap” babından tutum ortaya koymaları omurgasızlıktır. İnandığı değerleri sonucu ne olursa olsun savunması da “diklenmeden, dik durmak “olarak kabul göreceği için de bu duruş erdemdir, fazilettir.

Sonuç olarak; genel ahlaka, dini referanslara ve evrensel değerlere aykırı olmadığı sürece radikal olmak bir zafiyet değildir. Radikal, bizde hep olumsuz anlamda kullanıldığı için bilinçaltında algı olarak kötüdür.

Oysaki aynı zamanda devrim demektir; iyi, güzel ve mükemmele yelken açtığı sürece, kimsenin de itirazı olmaz diye düşünüyorum.

Esenlik dileklerimle,

Erol Aydın

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert