Vehbi KARA Hâlâ piyer lut’i ismini değiştiremedik!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Hâlâ piyer lut’i ismini değiştiremedik!
Vehbi KARA

Hâlâ piyer lut’i ismini değiştiremedik!

Kuran’da çok sapkın bir kavimden bahsedilir. Lut Peygamberin kavminden. Sapkınlıkta ve ahlaksızlıkta eşi benzeri olmayan bir topluluktur.

Araf Suresi 80-84, Hud Suresi 74-83, Hicr Suresi 77, Enbiya Suresi 74-75, Şuara Suresi160-175, Neml Suresi 54-58, Ankebut Suresi 28-35, Saffat Suresi 133-138, Kaf Suresi 31-37, Necm Suresi 49-54, Kamer Suresi 33-39 ve Tahrim Suresi 10. Ayetlerinde bu sapkın Lut kavmi anlatılmaktadır.

Her konuda rehberimiz olan Kuran’da bu denli çok yer aldığına göre Lut kavmine ve sapkınlıklarına yer vermek ve uyanık olmak; kendisine Müslüman diyen her insanın üzerine bir borçtur.

Mesele bu kadar açık ve net olduğu halde devlet yöneticilerinde akıl almaz bir uyuşukluk hali hatta körlük bulunmaktadır. Eşcinselliğin ve çeşitli ahlaksız tutumların yaygınlaştırılması maksadı ile yapılmış İstanbul Sözleşmesi imzalandığı yetmiyormuş gibi buna uygun çıkarılan birçok yönetmelikle karşı karşıya kalmış durumdayız. 

Evet, şu gerçeği artık görmek zorundayız. Toplumu yozlaştırmak için cinsiyetsiz bir nesil meydana getirmek ve güzel ahlaktan uzaklaştırmak için başta Siyonist kurum ve kuruluşlar olmak üzere gecesini gündüzüne katarak çalışmalar yapıyorlar. Dine düşman ve feminist örgütlerde; kendilerine en büyük katkıyı sağlamaktadır. Özellikle CHP’li kadınlar bu konuda başı çekmektedirler.     

Kimse doğru dürüst farkında değil. Örneğin bir Güney Koreli müzik grubu üzerinden bütün dünyada "Cinsiyetsiz toplum" projesi yürütülüyor. Kadın görünümlü erkek üyeleri aracılığıyla ülkemizin her yerinde bu dehşetli ahlaksızlık boy göstermektedir.

Anayasamız aile ve çocuklarımızı korumaktan devleti sorumlu tutmuştur. Buna karşılık bütün devlet kurumları uykuya dalmıştır. Biz ne kadar bağırsak çağırsak da sağır olup sesimizi işitmemektedirler.

Avrupa Konseyinin oluşturduğu uzmanlar grubu “Kadına Yönelik Şiddet ve Hane İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele” adını kullanarak Lut kavminin yeryüzünde çıkardığı sapkınlığa benzer şekilde Şeytanı dahi utandıran ahlaksızlık projesini yürürlüğe soktular.

Tekrar söylemek gerekir. Zararın neresinden dönülse kardır. Derhal bu ahlaksız gidişe bir son verilmelidir. Bu konuda yapılacak işlerin başında 80. Maddede belirtildiği gibi tek taraflı olarak bu aileyi yok etmeye çalışan sözleşmeden çekilmek gerekiyor. Çünkü eşcinsellik başta olmak üzere cinsi sapıklıkları önleyecek en önemli işlerden bir tanesi erkeklerin erkek gibi ve kadınların da kadın gibi görünmesi gelmektedir.

Bu konuda Kuran’da Lut kavminin başına gelenler zikredildiği gibi hadislerde eşcinsellik konusu üzerinde önemle durmamızı gerektirmektedir. Hadislerde “Resûlullah (asm), kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lânet etti." (Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22) buyurulmaktadır.

Bediüzzaman Said Nursi, Lemaat isimli eserinde “Erkekler heva ve hevesle kadınlaştıkça kadınlar da hayasızlıkla erkekleştiler” diyerek bu sapkınlığa dikkat çekmiştir.

Evet, erkek kadın gibi süslense muhannesliktir (kadınlaşmaktır) yakışmaz. Mert ve onurlu erkekler cilveli kadın gibi davranmamalıdır. Dinimizin bize kazandırdığı onur ve izzet,  Türk tarihinin gösterdiği kahramanlık ve şecaat bu çirkin görüntüye müsaade etmez. Devlet yöneticileri şimdiye kadar tedbir almadı ise hiç olmaz ise bundan sonra dikkatli olmalıdır.

Yapılan çalışmalar açıkça gençlerin unisex kişiliğe ve 3.cinsiyet adı verilen apaçık bir sapıklığa yönlendirmektedir. Lut kavminin başına gelen dehşetli eşcinsel sapıklık bugün hem Türkiye’de hem de bütün dünyada özellikle medya araçları ile sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Küresel ahlaksızlık odakları, cinsiyetsizliği yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Bu duruma seyirci kalan hükümetimiz müzik, sinema ve moda yoluyla yaygınlaştırmaya çalışılan nötr cinsiyet, unisex kişilik veya 3.cinsiyet faaliyetlerine karşı önlem almamaktadır. Bilakis seküler yaşamadı altında sapıklık devlet eliyle zorla dayatılmaktadır.

Ne üzücüdür ki İstanbul Sözleşmesi’nin maddelerinden bir çoğu: LGBT adı verilen sapık güruha karşı bunları koruma amaçlı maddelerdir. Sözleşmenin “Temel Haklar, Eşitlik ve Ayrımcılık Karşıtlığı” başlıklı 4. Maddesi’ne göre “Bu sözleşme hükümlerinin taraflarca uygulanışında, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği başka statüler temelinde hiçbir ayrımcılık yapılmayacaktır.” Denmektedir.

Ayrıca sözleşme, hane içi şiddetin tanımını yaparken “eş” kavramı ile birlikte “partner” kavramını da ele alarak LGBTİ+ (lezbiyen, gey, biseksüel, transeksüel ve interseks) bireylerin içerisinde olabileceği Medeni Kanunda tanınmayan ilişkileri de kapsamaktadır. Bu utanç verici sözleşmenin İstanbul gibi yüzyıllarca İslam’a başkentlik yapmış bir şehirde imzalanması affedilmez bir hatadır.

Türkiye gibi Güney Kore de proje ülkelerden bir tanesidir. Gelişmekte olan bu iki ülkeyi bu ve benzer ahlaksızlık ile çökertmeye çalışmaktadırlar. Türkiye’de bu işi sinsizce ve bilinçsiz kamu kurumları ve Sabetay medyası aracılığı ile sürdürürlerken Güney Kore’de apaçık sapıklığa gidilmektedir.  Örneğin bu ülkede son dönemde erkeklerinde makyaj yapması moda haline gelmiştir. Müzik Grupları aracılığı ile dehşetli ahlaksızlıklar planlanmaktadır.  ARMY adı altında açılımı “gençlik için tapınılası gençlik temsilcisi” adı altında faaliyetler düzenlemektedir.

Doğu toplumlarını dizayn etmek için gelişmekte olan ülkeler arasında teknolojik olarak ileri durumdaki Türkiye ve Güney Kore özellikle seçilmiştir. G. Kore’den gelen verilere göre bir 2011’de bir ara günde 40 gencin intihar ettiği haberleri basına yansımıştır.

Çok zeki olmaya gerek yok. İstanbul Sözleşmesinin değiştirilmesini istediğimiz maddeleri ve bu sözleşmeye dayalı olarak çıkarılan 6284 sayılı yasa, çok tehlikeli ve uygulamada kaldığı müddetçe, yaygınlaşan cinayetler süratle artacaktır. Daha nice aile faciaları yaşanacaktır. Çünkü ateşe körükle gidilmektedir. Böyle giderse bu dehşetli cinayetler devam edecek işin içinden çıkılmaz hale gelecektir.

Ülkemizde eşcinselliğin meşhur şahıslarını önemli mekanlara ismini vermek sureti ile meşrulaştırmak işin başka bir boyutudur. Nereye baksanız ahlaksızlık diz boyunu geçmiştir. Mesela İstanbul'un en güzel yerine ismi verilen Pierre Loti bunlardan sadece bir tanesidir.

65 Yaşında olmasına rağmen "Osmanlı öldürmek istiyorum" diye savaşa katılan, Osmanlının kaybetmesinden sonra İstanbul'a yerleşen, Osmanlı eserlerini talan edip Fransa'ya kaçıran casusun tekidir bu sapık kişi. Kadınlara değil; daha çok erkeklere ilgi duyuyordu.

Böyle bir casusun, böyle bir sapığın, böyle bir Türk düşmanının, nasıl oluyor da İstanbul'un en güzel yerlerinden birine ismi veriliyor ?

İdris-i Bitlisi ülkemize çok yararları olmuş bir zattır. Fakat bu isim kaldırılıp bir Fransız olan Piyer Loti'nin ismi verilmiş. Üstelik İdris-i Bitlisi'nin hem çeşmesi hem de köşkü o bölgede bulunuyor. Eşiyle birlikte kabristanları ile birlikte...

Peki bu isim değiştirmeler sadece bu kadar mı? Sadece birkaç tanesini yazayım:

Manisa'nın gerçek ismi Manisa değil Saruhan’dır. Yozgat'ın gerçek ismi Bozok’tur. Samsun gerçek ismi Ladik’tir. Adana'nın gerçek ismi Kozan’dır. Adana İlçe iken il yapılmış Kozan il iken ilçe yapılmıştır.

Ağrı'ya Ermeniler Ağrı ismini kullanırlardı. Türkler, Beyazıt derler fakat Ermenilerin isteği üzerine Ağrı adı verilmiştir. Bursa'nın gerçek ismi Hüdavendigar’dır. Bilecik'in gerçek ismi Ertuğrul’dur. Keza Diyarbakır’ın ismi Dıyar-ı Bekir’dir.

Ciddi bir araştırmaya girsek bu illerden başka nice Türk ve Müslüman isimlerin Rum ve Ermeni isimleri ile değiştirildiğini görürüz. Maksat şanlı geçmişimizle olan bağları koparmaktan başka ne olabilir ki?

Okuduğum 4 yıl boyunca Deniz Harp Okulunda bir defa dahi Cuma namazı kılmak nasip olmadı. Lakin hala Sabetay Yahudilerinin ritüellerine karşı çok saygı duyulmaktadır ve her yıl aksatılmadan yürütülür. Ne yazık ki Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzeyen bu çirkin işler hala devam etmektedir. Örneğin “Kuzu Günü” bunlardan sadece bir tanesidir. Bir çok denizcilik okullarında benzer şekilde ziyafetler verilmektedir. Öyle ki denetlemelerde dahi çıkmayan yemekler bu gece hazırlanır; Yahudilerin kutsal saydıkları bu günün anısına her nevi eğlence tertip edilir.

Kuzu gününün önemi şudur. 22 Martta Sabetay ayini yani “Mum söndü” yapılmasıdır. Lakin köpeklerden farksız olarak zina yapılır ve bu gece doğan çocuklar kendilerince “kutsal!” sayılırlar. Bu iğrenç adet birçok Batı ülkesine yayılmış olup türlü türlü adlarla partilere devam etmektedirler.

Heybeliada’da 3 yıl ve Tuzla’da ise bir yıl boyunca Deniz Harp Okulunda okudum. Kara Harp Okulunda cami olmasına rağmen bizim okulumuzda yoktur. Halbuki Annapolis’teki Amerikan Deniz Harp Okulu’nun birebir kopyası olan bu okulda nedense kilise yerine cami yaptırmak, hiçbir okul yöneticisinin aklına gelmemiştir.

Buna karşılık Yahudi ritüelleri her yıl muntazam olarak uygulanır. Benim gibi namaz kılan öğrencilere ise hiç acınmaz. Ne kadar başarılı olursa olsun derhal okuldan atılırlar. Sonra milletimiz biraz da safça şu soruyu sorar: “Yahu niye askeri okullarda dindar öğrenci kıyımı yapılıyor?”

Lut kavminin ahlaksızlığından farksız olarak ahirzaman adı verilen dehşetli bir asırda yaşıyoruz. Bu duruma sessiz kalmak Piyer Lut-i gibi eşcinsellerden hiç olmaz ise isimlerinden kurtulmamız gerekiyor.

Akla şu soru gelebilir. Niçin bu eşcinsel sapıklıklar genellikle Sabetay dönmelerinde ve Yahudiler arasında çıkıyor? Fakat bunu yazılarımın uzun olmasından şikayet eden okuyucular nedeniyle başka bir yazıya erteleyelim, vesselam…

Vehbi KARA

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert