Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU Söz Doğru Da Olsa, Söyleyene Göre Anlam Kazanır
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Söz Doğru Da Olsa, Söyleyene Göre Anlam Kazanır
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU

Söz Doğru Da Olsa, Söyleyene Göre Anlam Kazanır

At izinin it izine karıştığı öylesine bir çağda yaşıyoruz ki, istisnaî durumlar hâriç artık söylenen sözün doğruluğuna ve yanlışlığına değil de sözü kimin söylediğine bakmak zorunda kalıyoruz. Çünkü fütursuzca bir bilgi kirliliğinin yaşandığı bu çağda söylenilen söz, maalesef sözü kimin söylediğine göre anlam kazanıyor.

 

Mesela, Tâ-Hâ Sûresi 120. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

 

Nihayet şeytan Adem’e vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?"
 

Gelin sizinle bu ayette yer alan sonsuzluk ağacı ve sonu gelmez bir saltanat ifadeleri üzerinde kısa bir süreliğine odaklanalım. Bu ifadeler aslında salt olarak kendi başlarına düşünüldüğünde insanın gönül dünyasında ılık mı ılık meltem rüzgârlarının esmesine vesile olacak ifadelerdir değil mi?

 

Oysa bu ifadeler şeytanın ağzından dökülmeye başladığı andan itibaren bu sözlerin muhatabı her kimse artık onun için hem maddi hem de manevi anlamda tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir.

 

Âl-i İmrân Sûresi 31. ayet-i kerimede ise Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır.

 

(Resulüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

 

Yukarıdaki satırlarda ortaya konulan bakış açısı eşliğinde gelin verilen ayet-i kerimeye yine kısa bir süreliğine odaklanalım.

 

Yüce Rabbimiz ne kadar da tatlı bir biçimde bizlere sesleniyor ve diyor ki:

 

“Ey Peygamberim! İnananlar Ben’i seviyorlarsa, böyle bir iddiaları varsa o zaman sana uyacaklar, senin yaptıklarını yapacaklar, senin dediklerini önceleyecekler, sana benzemenin mücadelesini verecekler, senin gösterdiğin yolu takip edecekler. Sözün özü Ben’i tanımayı ve sevmeyi öncelikle senden öğrenecekler, sonra seni sevecekler ve sana muhabbet duyacaklar. Böyle olunca da Ben de onları sevmiş olacağım. Onları sevince de günahlarını bağışlayacağım. Şüphesiz ki Ben son derece bağışlayıcı ve esirgeyiciyim.”

 

Sanırım bu ayet-i kerime Sevgili Peygamber Efendimiz (sav)’in Allah (c.c) katındaki değerini ve İslam Dini’ni anlama ve yaşamada O (sav)’nun değerini çok açık ve tartışmasız bir biçimde ortaya koymaktadır.

 

İnsanların içinde “Bize sadece ve sadece Kur’an yeter”, kendi özellerinde ise “Akıl ve Vahiy çeliştiğinde biz aklın tarafındayız”  diyenler, Sevgili Peygamber Efendimiz (sav)’i postacı konumuna düşürenler acaba yukarıda verilen ayet-i kerimeyi nasıl değerlendiriyorlar?

 

Bazı sözler vardır ki, en güvendiğiniz, en sevdiğiniz insan da söylese yanlıştır. İslam Dini adına söz söyleyen her insan, aslında öyle veya böyle yalnızca Allah (c.c)’ın değil aynı zamanda Peygamber Efendimiz (sav)’in adına da konuşmuş oluyor.

Başka bir söylemle, ortaya koyduğu fikir ve düşünce ile amiyane bir tabirle, Allah (c.c) ve Peygamber Efendimiz (sav) ile aramıza girmiş oluyor. Dile getirilen düşünce tevhidi bir düşünce ise o zaman bu söz tevhidi oluyor. Yok tevhidi değilse o zaman da şirk oluyor. Çünkü Vahiy ve Sünnet’te olmayanı varmış gibi gösterip, Allah (c.c) ve Peygamber Efendimiz (sav) adına hüküm vermiş oluyor.

 

Son günlerde birbirinden özel (!) ve güzel (!) meclislerde " Allah (c.c)'ın emri varken başka emirlere itibar edilmez " sözü çok duyulur olmaya başlandı.

 

Kur’an-ı Kerim'de söz konusu olan İslam’ın tebliği ve buna bağlı olarak da yaşanması olunca,          Allah (c.c)'ın emri ve Peygamberin bildirdikleri diye bir ayırım görebiliyor muyuz? Göremiyoruz.             

 

O zaman " Allahın emri varken, başka emirlere itibar edilmez " cümlesi yerine şöyle denilse daha güzel ve kapsayıcı olmaz mı?

"ALLAH (C.C)'IN EMRİ, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)'İN ÖNERİLERİ, UYGULAMALARI VE DAVRANIŞLARI KUR’AN VE SÜNNET ÇİZGİSİNDEN AYRILMAYANLARIN SÖZLERİ BİZİM İÇİN ÖNCELİKLİDİR. ONLARIN SÖZ SÖYLEDİĞİ YERDE VE KONUDA KİMSENİN SÖZÜNE İTİBAR EDİLMEMELİDİR."

Allah (c.c) Teala Kur’an-ı Kerim'de İslam Dini'nin anlaşılması noktasında Kendisi ve Peygamber diye bir ayırım mı yapmış ki son günlerde bu tür bir ayırıma şahit olmaktayız?

 

Sonra Allah (c.c)'ın zatını ve emirlerini bize Allah (c.c)'ın doğrudan kendisi mi tanıtmış yoksa bunu bir insan olan Peygamber (sav) Efendimiz aracılığı ile mi yapmış?

“ Eğer bize Kur’an yeter. Hadismiş, sahabe sözüymüş. Bizi ilgilendirmez.” diyenlerden değilsek, açıklayıcısının Peygamber Efendimiz (sav) olduğu Rehberimiz ve Hidayet Kaynağımız Kur’an-ı Kerim’e göre ne olur bir namaz kılalım, oruç tutalım, hac yapalım ve zekât verelim. Yapamayız ve yapamayacağız da.

Allah (c.c)’ın ayetlerini biz Efendimiz (sav)’ın ağzından öğrenmişiz. Kuran’ın Allah (c.c) tarafından korunacağını ve asla değişmeyeceğini de O (sav)’ndan duymuşuz. Efendimiz (sav)'in kendisine ne verilmişse onu bize aktardığını ve dosdoğru aktardığını biz yine Efendimiz (sav)'in ağzından duymadık mı? Bunun böyle olduğuna inanmak İMANIMIZIN gereği değil mi?

Kur’an’daki genel hükümleri açan, genişleten ve uygulayan O (sav) değil mi? Böylesine yetkilere sahip bir insanın aynı zamanda din adına hüküm ve emir  veremeyeceğini iddia etmek acaba hangi aklın ürünü olsa gerek?

Bu yazının başlangıcında verilen Âl-i İmrân Sûresi 31. Ayet-i Kerimesini dikkatle okuyup anladığımızda  " Allahın emri varken, başka emirlere itibar edilmez" sözünü tekrar gözden geçirmemiz gerekir diye düşünüyorum.

AYRICA BÖYLESİNE BİR SÖZ İYİNİYETLİ BİR BİÇİMDE DE SÖYLENSE ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK BİR SÖZ OLARAK ALGILIYORUM.

 

Burada yazılanları okuduktan sonra bana doğal olarak “Siz hangi sıfatla bu kadar sözü söyleyebiliyor ve böylesine eleştiriler yapabiliyorsunuz?” şeklinde bir soru sorabilirsiniz ve böylesine bir soru okuyucu olarak sizin en doğal hakkınız.

 

" Allah’ın emri varken, başka emirlere itibar edilmez" sözünü söyleyenler aynı zamanda    “ Akıl ve Vahiy çeliştiğinde hüccet olarak aklı kabul ederiz ” sözünü de çok sık bir biçimde kullanıyorlar. İŞTE BEN DE ONLARIN ORTAYA KOYDUKLARI GÖRÜŞLERE ONLARIN NEREDEYSE İLAHLAŞTIRDIKLARI AKLIM İLE KARŞIT GÖRÜŞLER ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞIYORUM.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert