Hülya Bulut Ermeni Mezalimi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ermeni Mezalimi
Hülya Bulut

Ermeni Mezalimi

   Kazıkları hazırlayın Erzurum’lular Acılarımızı paylaşmak isteyenler var.... Malum “Kızıl Hafta”yaklaşıyor.Yine kızılca kıyameti koparacaklar dünya kamuoyunun önünde.Onlara fırsat vermeden ben koparayım yaygarayı istedim. NATO ve AGİT!İlk sözüm size desemde gülümsüyorum kendime.İlahi bende kimi kime şikayet ediyorum ki hadsizce.İtin iti ısırdığı nerde görülmüş yer yüzünde.Yaladıkları kemiğin sahibi onlar neticede.Yine de sizin sözlerinizi hatırlatmak isterim size:   “Temeli Helsinki Nihai Senedinin getirdiği taahütlere uygun olarak,her hangi bir ülkenin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı kuvvet kullanmak ve tehdidinde bulunmak,uluslararası kabul görmüş bu belgelerin ilke ve amaçlarıyla bağdaşmayan tarzda eylemlerde bulunmak uluslararası hukukun ihlalidir.”Bunlar benim değil sizin sözleriniz.Türkiye topraklarında tüm dünyanın gözü önünde geçmişte yaşanan ve halen yaşanmakta olan ihlalleri bildiriyorum bende suç duyurusunda bulunuyorum.Bunu “Devletler Hukuku”na göre devletimin yapması gerektiğini bile bile yapıyorum!Madem ihlalde sınır tanımıyorsunuz ben de sizin kurallarınızı es geçiyorum...Kuraldı,ihlaldi uğraşamam deyip kısaca sizi tanımıyorum kendimce.... Ve siz millet olabilmek için kendimize tarih yazıyoruz diyen umutsuz milletler,Soysuzluğun tarihi yazılmaz,bilin istedim! Topraklarımıza kan kusturdunuz, şimdi neyi bekliyorsunuz,takdir edilmeyi ? İçimize sızdınız sinsi yılanlar gibi.Toprağımızı,ocağımızı açtık sizlere siz ne dediniz karşılığında: “Kurtulmak istiyorsan önce komşunu öldür.” Öldürdünüz,hiç acımadan.Katlettiniz.İnsanüstü işkencelere maruz bıraktınız Türk Halkını.Akla zarar katliamlar yaptınız.Unutmuş olamazsınız.Biz unutmadık.Önce kendinizle yüzleşin.Ruhani papazlarınızla,10.gün hesaplaşması yapın günah çıkartın.Ya da yardımcı olalım gelin beraber çıkaralım boynunuzun borcu günahları! Kendinizle yüz yüze geldiğinizde bakalım insanlığınıza  katlanabilecek misiniz?Siz daha çok bağırıyorsunuz diye kendinizi haklı gösteremezsiniz...  Bir yerden başlamak gerek konuya dedim,Maraş vakasından girdim olayın tarihi seyrine... Maraş’ta o gün,görünürde hiç bir aykırılık yoktur.Şehir halkı,Fransız askerleri tarafından işgal günlerinin çaresizliğinde, alışageldiği günlük yaşam seyrini sürdürmektedir.Şehrin merkezindeki hamamda kadınlar günüdür.Hamam sonu dışarı çıkan kadınları bekleyen vukuat bir bakıma tarihi bir sürecin ilk fitilini yakacaktır. Fransız ordusunda görevli bir “Ermeni”asker,Uzunoluk hamamından çıkan kadınlara sarkıntılık yaparak,kadınlardan birisinin peçesini yırtar.Uzunoluk camii imamı “sütçü İmam”Ermeniyi kurşunlayarak öldürür.Arkadaşlarına yardıma gelen diğer ermeniler halkın direnişi ve öfkesi karşısında şu sözleri haykırarak uzaklaşırlar. “Geri döneceğiz,Müslümanların tümünü öldüreceğiz.Kadınlarınız bize kalacak,camiilerinize çan takacağız.” Müslüman Türk Kadınlar üzerindeki düşman vahşeti bu olayla başlar.Sade kadınlar değil tabiki ,Müslüman Türk erkekleri ve çocuklarının tüyler ürperten sonlarınında bilinen ilk başlangıcı olur bu olay.  Evveliyatı da şüphesiz vardır.Dünya Siyasi tarihine not düşülen ilk belgeler bu olaydan çok önce zaten ortaya konmuştur. 1885 yılında,Armenakon Komitesi “Portakalyan Propagandası”adıyla bir bildirge yayınlar ve izleyecekleri yolu tüm dünyaya ilan eder;“Kan dökmeden hürriyet elde edilemez.”Kendilerini yalanlamazlar o günden sonra.İnsanlıkdışı millet olma mücadelelerini tarihin sayfalarına insan kanıyla yazarlar.... Ermeni Komiteciler,Erzincan,Erzurum,Bayburt,Kars,Ardahan,Iğdır ve Van’da katliam faaliyetlerini sistematik olarak uygularlar.Anadolu köylüsü buğdayını biçer,onlar insanları biçer acımasızca. Türk katili Antranik ve çetesi de,Van Gölündeki Akdamar Adasındaki kilisede diğer adıyla kan kalesinde kurulan “Savaş Meclisi”nde yaparlar katliam planlarını.Çanlar,papazlar,kiliseler,İşhanlar,Aram’lar ve Danieller....Esrarengiz manastırların ilahi mabetlerinin duvarları arasında gelişir,güçlenir ve sinsice planlarını uygulamaya koyacakları güne hazırlık yaparlar. Ruhani ayinlerinin ana teması,Müslüman,Hristiyan düşmanlığını körükleyip din düşmanlığı çerçevesinde ve çıkar birleşmesi yoluyla arkalarını daha bir sağlama almaktır. Alırlarda.... Osmanlı İmparatorluğu üzerinde planları olan Rusya’nın,Türklere rağmen güneye inmek amaçıyla,Batı’da Slav,Romen,Bulgarlar’ı örğütlerken doğu’da Ermeni ve Nasturileri örğütleme çabaları vardır.Bu noktada çıkarlar birleşir. Arkalarına aldıkları en büyük güç Rusya’dır.Her kesin kendine göre menfaati vardır bu birleşmeden.Rusya’nın güneye sıcak denizlere açılma politikasında,Ermeniler geçiş yolunu temizlemekle görevlendirilecektir. Daha açık anlatımla, Ermeniler o günden bu güne Emperyalist güçlerin yayılmacı dünya politikalarında bir araç olarak kullandıkları milletlerden biri olmuştur.artık. Ermeni tezgahları,hile hurda tarttıp dünya kamuoyuna satmaya devam etmekte.Ermeni soykırımı şarkısıyla kendileri çalıp kendileri oynamaya devam etmekteler... Maraş’ta fitili yakılan Türk siyasi ve toplumsal tarihi seyrinin en acı gerçeklerinden, Ermeni mezalimi kısa sürede Van’a sıçrar.1912’de Ermeni Van belediye başkanı,Bedros Kapamayacıyan’nın Ermeni Taşnak örğütü tarafından öldürülmesiyle olaylar çığrından çıkar.1912’den başlayıp 1918’e kadar sürer. Ersinek köyü imamı o günleri şu sözlerle aktarır: “Küffar eline düşenin hali nice olurmuş.Devri alemden beri olan zulümler ne ki,dil ile vasolunmaz,anca halka ayandır.Sabiler ve avratların avazı arşı alaya çıktı,felekleri ağlaştı.Düşmanımız cesim bir düşman olsaydı insana efkar olmazdı...boynu eğri,gözü yaşlı büyük ezalarla katolunmaklığımız bizi ölmeden evvel öldürdü.Her şeyden vaz geçtik namus kalmadı.” Siz duydunuz mu ey dünya insanı !o günlerin arşı alaya çıkan feryatlarını? Duymazsınız,çığlık duyma işi bizim değil tarihçilerin dediniz sıyrıldınız işin içinden.  Yeterince duymadınız,duyuramadık!Aynı çığlıkları atabilmemiz zaten imkan dahilinde değil.Yinede ben aksinin yansımasını kulaklarınıza ulaştırmak için kalemimin ucunda kan damlalarıyla size o sesleri ulaştırmaya çabalayacağım... Allah’ım diyorum ne ile sınadın bu insanları?Yaşanan acıların konu tekrarı nasıl yapılabilir ki?Ellerim titriyor yazarken,onlar nasıl dayandılar yaşarken?Kendi hayatımızın bir parçası yapabilir miyiz o acıları ve acılar üzerine söz söyleme hadsizliğiyle ulaşılabilir mi o anların çaresizliğine? Belki,belki dedim şunu yapabilirim,bir kadın olarak kadın duyarlılığı ile yakınlaşabilirim onlara...O da belki....Geçmişimizi geçmişle yürümeye cüret etsemde anlıyorum ki bu yol çok  meşakatliymiş. Derin çok derin acılar.Derin kuyulara atılan acılar.Gözlerden yaş akmasına fırsat oldu mu bilinmez,o akamayan yaşlarda gizli ölü bedenlerin ıstırapları..Su gibi,tertemiz,sicim gibi yaşlarda...Sayısız ölü insan gözyaşının acısı var içimize akıttığımız.Her damlası bizim acımız,bizim sancılı,ağrılı yadigarımız. Olayların fitilinin artık ateşe verildiği felaket ve acılar diyarıdır Van.Savaşa girilmiştir bir kez.Suçsuz insanların bedelini ödediği savaşların yıkım süreci başlar.Yedi bölğe dört iklim Türk Milletinin erleri cepheye gider.Geride kalan yaşlılar,kadınlar ve çocuklardır. O kadınlar ki erini ,atasını cepheye gönderip,kimi cephane taşıdı gerisinde,kimi toprağı ekmeğe,tarlayı sürmeye devam etti cepheye azık yetiştirdi yine.Orduya sırtlarında obüs sandıkları taşıdılar,er kişi hadli işlerde biz de varız vatan savunmasında dediler.Kışla önlerinde kimi donarak öldü,kimi cephanenin üzerine örttü örtüsünü yavrusu donarak öldü.Şerife Bacılar,Erzurumlu Gül Hanımlar,Kara Fatmalar,Emir Ayşeler,Ayşe Çavuşlar,Asker Saimeler....Bu toprakların etekli savaşçı kadınlarının da memleket davasıydı davaları. Cepheye ulaşamayanlar da şöyle seslendi erlerine:“Topraklara gömerek paslanan silahları çıkarın yerinden biz kendimizi koruruz,siz gidin vatanı kurtarın.”Kadınlarımız,bizim kadınlarımızın sesleri.Başı beyaz yaşmaklı,çicekli basma entarili tertemiz yüzlü çilekeş Anadolu kadınlarımız.İddia ediyoruz ki hiç bir dünya kadını,Anadolu’mun kadını kadar çile çekmemiştir. Topraktan gelen kadın,çocuk,erkek inlemeleri kulaklarımda.Yüreğime akıyor inlemeler.Harap edilmiş köyler,bitap düşmüş halk! Bir ses geliyor arkamdan ansızın.Dönüp bakıyorum,elinde silahı yetmişlik bir yaşlı son kez bakıyor daha on beşine gelmemiş su misali torunu Elif kızın suratına.Ama ne bakış.Affet diler gibi.Sonra elindeki silahı ateşliyor kızın bağrına.Ermeni köpeklerinin eline geçmesindense diyor ölsün,ölsün ki yaşamasın o zulmü.Zaman haklı çıkarıyor ihtiyarı,ölmesi yaşamasından yeğmiş Elif kızın.O öldü kurtuldu.Ya geride kalanların hali nice oldu? Viraneye çevrilmiş köyler,evler harabe,samanlıklar yıkık taş duvar.Köylerin bağları,bahçeleri,evlerin içleri,avluları,parçalanmış ölü insan bedenleriyle dolu kuyular.Ölü insan bedenleri arasında kaynaşan yılanlar ve ölü bedenlere saldıran köpekler.Su almak için kuyulara sarkıtılan içi insan kanıyla dolan kovalar.Kırlarda,etrafa saçılmış taş misali insan kafatasları,insan kemikleri...Diri diri gözleri oyulan,uzuvları tek tek kesilen insan çığlıkları geldi mi kulaklarınıza. Ölü bedenlere dahi tecavüz eden meşrepsizler,öldürmekle de kalmayıp ölülelere de işkence etmeye devam ederler gaddarca.Nasıl bir kindir bu,nasıl bir insanlık suçudur? Sesler gittikçe artıyor etrafımda....Bacakları ikiye ayrılarak parçalan çocukların seslerini duydunuz mu sizde? Ya hamile kadınların karınları dipçikle deşilip içinden çıkan daha doğmamış bebeği dipçiğin ucuna geçirip dolaştırdıkları bebelerin ağlama seslerini? Bunu da duymamış olamazsınız ey dünya insanı,olamazsınız...Çarıksır köyünden acı bir çığlık geliyor,irkiliyorum olduğum yerde.Vücudunun ortasından şişe takılıp diri diri kızartılan çocuğun çığlığı!Ya Zeliha Ananın feryadını duyabilir misiniz;Bebeği ateşte pişirilip zorla kendisine yedirilmeye çalışılan Zeliha Ana’nın çığlığını.Yedi kat semada felekleri ağlaşıyor. Benim yüreğim buz kesti,siz halen okuyabiliyor musunuz?Ya Gülnaz kızın sesi geldi mi?Daha yedi yaşında hunharca toplu tecavüze uğratılıp,sırf acı çekişini seyretmek için sağ bırakılan Gülnaz kızın çığlıklarını.Şimdi o çığlıklara inleme seslerini de ekleyin.Kocalarının,çocuklarının gözleri önünde tecavüz edilen kadınların sessiz inlemelerini,başları taşla ezilen ihtiyarların seslerini,erkeklik uzuvları kesilip ağızlarına tıkanmışların inlemelerini ekleyin.Hala mı duymuyorsunuz? Duymazsınız,bu sesler öyle kulakla duyulacak seslerden değil,yürek sızlamadıkça! Van’a gelmeden Kazım Karabekir’in Erzuruma girişini anlatan canlı tanıklığı geliyor aklıma.Dur diyorum dur burada sakın kaçırma hiç bir sözünü.Sen anlat Paşam diyorum sen anlat.Ben anlatırsam adım ırkçıya çıkıyor. “Erzurum’a o kadar yaklaştık ki zaten biraz daha geç kalsaydık ortada kurtaracak can bulamayacaktık diye söze başlıyor.O kadar yaklaştık ki insanların dişlerini görebilecek mesafedeydik.Gülerek beni karşılıyorlar diye düşündüm.Anlayamadığım hiç biri kımıldamıyordu bu insanların.Daha da yaklaştığım zaman dehşetle gördüm ki her biri Ermeniler tarafından canlı canlı kazığa oturtulmuştu öyle can vermişlerdi.Allah benim gözümün gördüklerini dünya üzerinde kimseye göstermesin.”Şahidimizdir duysun dünya milletleri.Birileri de çıkmış acılar paylaşılmayınca yaralar kapanmaz diyor.Gelin,gelin ....paylaşalım aynı acıyı!Vicdani duruşum anca bu olur sözün muhataplarına. Biz devam edelim yolumuza,kan izlerine basa basa...İşgal günlerinin son vahşeti yaşanacaktır Van’da! Van,Ermeni ve Rus saldırılarıyla düşmüştür o gün.Sağ kalanlar Van Gölüne doğru kaçar.Ermeniler sıkıştırdıkları halkı orada katledip Van Gölüne atarlar.Göl insan kanıyla kızıla boyanır.Geriye bıraktıkları kadınları  teknelere bindirip Akdamar Adasındaki utanç kilisesine götürürken,Ermeni zulmunü yaşamaktansa ölmeyi seçen elliye yakın kadın kendini Van Gölüne atarak ölür.Ölmenin yaşamaya yeğ olduğu andır,o anlar!Kurtulurlar aslında...Geri kalanlar adaya götürülüp,işgal günleri bitene kadar Ermenilerin tecavüz ve işkencelerine maruz kalırlar...Kilise o günden sonra “Utanç kilisesi adıyla anılır! Takii....diyoruz bir ara not girip devam etmek üzere bu konudaki sözümüzü sona bırakıyoruz... Bu arada dünya tarihinde görülmemiş bir uygulama yürülüğe girer,savaş devam ederken. “Sevk ve İskan”ve ya diğer adıyla “Tehcir Kanunu” çıkartılır.Ermeniler, savaş alanlarının dışına diğer güvenli bölğelere nakl edilir.Tüm dünya kamuoyunun yanılsama odağı aslında bu vakadır.Tehcirde yaklaşık 1 milyon Ermeni göçe tabi tutulur.Anadoludan birden boşalan Ermeni nüfusu,daha sonra  “Ermeni soy kırım rakamları”olarak önümüze konur.İddia edildiği gibi,sunulan rakamlarla zaten o soyun!kırılması olanaksızdır.O dönem Osmanlı Devleti içinde toplam Ermeni sayısı:1 milyon 3yüz bin kadardır.Soyu kırıldığı iddia edilen  rakam:1 milyon 5 yüz bin Ermenidir...Mantıgınız yoksa eğer parmak hesabıyla bile sonuca ulaşabilirsiniz,bu kadar net bu kadar ayan hesap.Siz halen ayamadıysanız,aklınız yetmiyorsa buncacık hesabı yapmaya,sorun akıl hocalarınız büyük biraderlerinize.Arada kayan 3yüz bine takıldıysa hesabınız,eee o kadar kayıpta siz vermiş olun serde,savaş meydanı bu nihayetinde.Siz öldürürken kalleşce karşıdaki arduç toplamayacaktı elbette! Ben yazarken;Ürktüm!Korktum!Titredim! Hissedin,iliklerinize kadar hissedin.İşte o zaman titreyip döneyeceğiz kendimize.  Büyük Ermenistan hayaliyle,topraklarımızı vahşet meydanına çevirenlerin sözcüsü şöyle sesleniyor dünya kamuoyuna: “ 1915 Ermeni soykırımını asla unutmayacağız,soykırım cezasız kalmıştır,bunu tanıtacağız tüm dünyaya.” Unutmayın,unutmayın tabiki! Kınayın da üstüne, iyice kınayın! Fakat,kendinizi..... Bağdat Yolu da batının kırma memleketlerine ulaşmaz,bu kadar da hayalperest olmayın,eteğimin empirmeleri! Ey timsah gözyaşlarını saça saça kendini acındırarak ortalıkta gezinen millet;Ermeni 4 T planı işte o hiç tutmaz,dört maddesi de kafadan zillet! Neymiş efendim;Soy kırımı tüm dünya tanısın,Türkiye soykırım yaptığını kabul etsin,Soykırım kurbanlarının yakınlarına tazminat ödensin,Türkiye Ermenilere toprak versin....Aman eksik kalmasın bi de papa yapılanlara istinaden kutsasın.Sizde ki de nasıl bir keyfiyet... Kandırdılar sizi ey bahtsız millet !Büyük ağabeyler onlar sizin gibi küçük kardeşlerle oynamazlar.Ateşe maşalarıyla uzanırlar,ellerini yakmazlar! Bir kere “Kanunsuz suç olmaz bunu iyi belleyin.”Soykırımın suç sayılması zaten 1940,sizindeki tarih zaman aşımına kert!Destekli geleceksiniz,madem maruzatınız var bunca yaptığınız vahşete! Sözüm bitti dedim,durdum.Atladığım olmasın dedim tekrar okudum.Farkettim ki atlamışım bir şeyleri. Açılım açılım diye diye bu konuda da açılmışız baya! Oynamayın kelimelerle!Masal da anlatmayın artık bu millete! Kültürel Mirasımızdan ben hiç bir zaman, “ kilise ve haçı”anlamayacağım. “Komşularla proplem istemiyoruz.Azınlık haklarınızı sonuna kadar kullanın.Ruhban okulunuzu restore ettik,haçını da unutmadık taktık tepesine,ha bir de aferin size çok parlak bir geçmişiniz var ülkemizde biz de sizi ödüllendiriyoruz böylece deyip utanç kilisesini açanlara serzenişimiz,bunları duyduk kahrolduk milletçe! Dayanağınız çok inandırıcı gelmedi bize.Kızıl Sultan bile ruhbanlara destekçiymiş ya! meğerse.Sözde dayanak sağlam yere!Bak şimdi o da destek çıktıysa size bizim ses etmek ne haddimize milletçe.... Zemin güzel hazırlanmış.Hazırlanmış hazırlanmış olmasına da;Eeee...hani kızıl Sultan kesip biçmişti sizi,ortalık kan revan dı?Sultanın Kızılını siz hediye etmiştiniz kendisine.Bu da mı yalandı.Yazık olmuş öyleyse onca çabanıza.Devrimci Taşnaklarınız boşuna tahttan indirmek için uğraşmış,II.Abdülhamid Han’ı haksızca! Uğultulu çığlıklar geliyor Akdamar Adasından.Onlarca kadın,erkek,çocuk çığlığı...yıkın üstümüzdeki utanç abidesini,yıkın...Yaşanmışlıkların yükü altından binlerce çığlığa benim çığlığım karışıyor.Nefretin ateşini saklama gereği duymayan,benim çığlığım.. Bir çığlık son çığlık:Duyun,duymayanlara duyurun:Ermeni soy kırımı meselesi diye bir meselemiz yoktur.Zinhar konu kapanmıştır,Akdamar adasında kan gölünde! Son sözümüzde “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran kanı bozuk,soyu ...........karışık !vatansız akl_ı zaruretlilere: “Hadi ülkeniz savaşta cepheye!”

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert