Vehbi KARA Fetullah Gülen’i ABD Semirtti
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Fetullah Gülen’i ABD Semirtti
Vehbi KARA

Fetullah Gülen’i ABD Semirtti

Silahlı kuvvetlerde örgütlenme, finans, uluslararası ticaret, uluslararası eğitim, uluslararası sanayi, uluslararası diplomasi, medya, istihbarat ve daha birçok uzmanlık gerektiren alanda belli bir standardın üzerinde yapılanma gerçekleştiren F. Gülen’in bu "uluslararası holding" kültürü ABD ve Siyonist güçlerden alınmıştır. Yoksa bütün bu icraatları yapacak kapasite ne Gülen’de ne de çevresinde yoktur.

Eğer bu söylediklerimi inandırıcı bulmuyor iseniz lütfen bu fitne örgütü liderini vaaz verirken dinleyiverin. Sümüğüyle ağlayan, ne söylediği tam belli olmayan, çoğu cerbeze ve laf ebelikleri yapan bir zavallı bir insan karşınıza çıkacaktır. Kendisini dinleyenleri dolduruşa getirip naralar attıranlar aynı zamanda Fetullah’ı da gaza getiriyor ve sonuçta abuk sabuk laflar ortaya dökülüyor.

Bir keresinde İskenderun’da diğeri Anadolu’nun bir vilayetinde öyle hareketler yapıyor ki koruyucuları müdahale etmeseler halk bunu linç edecek duruma geliyor. Çünkü vaaz kürsüsünden Kuran-ı Kerim’i fırlatarak “buna uymuyorsunuz” diye bir kargaşaya yol açıyor.

Kuran-ı Kerim’e yapılan hürmetsizlik yüzünden bu coğrafyada çok kan akmıştır. Fetullah’ı cami cemaatinin elinden zor kurtarıyorlar. Fakat kafaya meşhur olmayı koymuş bir kere; aynı edepsizliği bir defa daha yapıyor. Yine bunu halkın linç etmesinden zor kurtarıyorlar.

İşte bu olağan dışı haller, Türkiye üzerinde her dönem planlar yapan CIA ve Siyonist örgütlerin gözünden kaçmıyor. İşte “aradığımız adam bu” diyerek kendisine hizmet etmekten hiç rahatsızlık duymayan Fetullah’ı desteklemeye başlıyorlar.

Bu durumu gören yakınları kendisini ikaz etmiş olsa da kendisine yakışan kibir ve enâniyet ile “asıl ben onları kullanıyorum” diyerek en sonunda bütün pisliklerinin ortaya çıktığı 15 Temmuz 2016 sürecine kadar geliyoruz.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir demiş atalarımız. İşte bu yüzden Fetullahçı Terör Örgütünün  (FETÖ) fenalıklarının anlaşılması ancak işte böylesine kanlı bir darbe sayesinde anlaşılabiliyor.

Kendi adıma Fetullah’ın mahiyetini yıllar önce anlattığım için içim rahat. Hatta öyle ki dostlarım beni bu FETÖ yüzünden cehennemle tehdit etmişlerdir. Çünkü onun hakkında söylediklerim kendilerini şaşırtıyor “yanlış yapıyorsun” diye beni ikaz ediyorlardı. Makalelerimi yayınlamıyorlar, yanlışlıkla yayınladıklarında ise siliyorlardı. Fakat Risaleantep isimli internet sitesi hepsini yayınladı. Öyle ki hala en fazla okunan yazı benim bu Fetullah’ın mahiyetini anlattığım yazıdır. İsteyenler yıllar önce yazmış olduğum bu yazıyı okuyabilirler.

Fakat gerçekten de tarafsız bir gözle bu adamın vaazlarını dinlemeye çalışmış ne demek istediğini, amacını anlamaya çalışmıştım. Gerçi askeri okulda iken dini emir ve yasakları pervasızca çiğneyip kendisine uyanları iğdiş ettiği için kendisine hiç güvenmiyordum. Fakat sırf bu kadar adam peşinden gittiğine göre “ne söylüyor da bu insanları etkiliyor?” sorusuna cevap arıyordum.

Epeyce bir zaman bu adamı dinlemeye başladım. Kendi yayın organı olan bir radyodan Feto’yu dinlemeye ve anlamaya çalıştım. Ne hikmetse sözleri muğlak ve anlaşılmaz geliyordu. Bir gün bazı arkadaşlarıma şu soruyu sordum. Yahu bu adamı o kadar dinliyorum hiçbir şey aklıma girmiyor ve hiç feyiz alamıyorum. Bu adam gerçekten konuşmasını bilmiyor mu? Yoksa benim kalbim kirlenmiş o yüzden hiçbir şeyi anlamıyor, bu yüzden mi? İstisnasız bütün arkadaşlarım bana “senin kalbin kötü” diyerek cevap verdiler.

Fakat bir arkadaşım şunu söyledi. Onu anlayabilmek için kasetlerini vaazlarını dinlemek yetmez. Peki ne yapacaksın? İlla Pensilvanya’ya gidip kendisini bizzat dinleyeceksin. İşte o zaman Fetullah’ı tanıyabilirsin.

İşte bu yanıt sayesinde insanlara nasıl bir tezgâh kurulduğunu ve Fetullah’ın sinsi çarklarının nasıl çalıştığını bir parça anlamaya başladım. Evet, bu masonlardan dahi daha sinsi örgüt, eleman devşirmek için yıllarca emek veriyor Feto’yu göklere çıkarıyor ve en sonunda da yanına götürerek insanları adeta büyülüyordu. Bu esnada kazanılmak istenen kişiye çeşitli rüşvetler veriliyor makamı yükseltilip parasal ayrıcalıklar veriliyordu. İşte İzmir’de meczup bir vaaz hocasının Pensilvanya’da nasıl dehşetli bir örgüt olmasının bir yönü budur. Fakat benim asıl anlatmak istediğim şey ABD’nin bu FETÖ’yü nasıl semirttiği ve bu günlere getirdiği hususudur.

Hiç kimse, bu örgütün ve kurumsallaşmış holdingin Fetullah tarafından üretildiğini, yönetildiğini, yönlendirildiğini iddia etmesin! Zira İzmir’de bir vaaz hocası iken dünya çapında bir örgüt haline gelmek Fetullah’ın tek başına yapabileceği bir iş değildir.

Peki, etrafındaki seçkin bir ekip ile yapabilir mi? Bu da mümkün değil zira Fetullah’ın mahiyetini anlayıp ayrılan insanların durumu az çok bellidir. Dünya çapında bir örgütü kurup yönetecek kabiliyette bir insan kitlesi veya süper yönetici asistanları pek görülmedi. Çünkü bu ekip, yerel alışkanlıkları olan insanlardan meydana gelmektedir. 

Bu düzeyde bir finansal hareketi, finansal gücü, diplomasi lobi faaliyetlerini, istihbarat yönlendirmelerini, halkla ilişkilerini bu insanların kendi başlarına yapması mümkün değildir. Perde gerisinde, duvarın arkasında, bizim hiç görmediğimiz ve göremeyeceğimiz bir yerde, bir büyük ekip; bu Uluslararası Holding'in bütün dünyadaki açık ve kapalı, açık ve gizli bütün işlerini koordine ediyor, konseptini tasarlıyor, bazı mühim ayrıntılara varıncaya kadar her aşamayı denetleyip ve güncellenmiş yönergeler veriyor. Başka türlüsü, bu çapta bir adam için mümkün değildir.

Bu konuda sadece fikir vermesi açısından bir örnekleme yapalım: Bazı geleneksel iş kollarında, çıraklık, kalfalık, ustalık süreçleri en az 10-15 yıl sürer. Bu süre boyunca, iştigal edilen iş alanının ustası olan zanaatkâr ve sanatkâr ustanın yanında, onun her istediğini yaparak, aslında işin doğası kavranır, işin incelikleri öğrenilir, o işin iyice aşama aşama içine girilir. Bu sayede zaman içerisinde kişi olgunlaşır, işi öğrenir, eli aşinalık geliştirir. Bazen bu mesleği öğrenmek için ebeveynler ustaların yanına çocuklarını verdikleri vakit parasını dahi verirler. Yeter ki mesleki tecrübesi artsın bir altın bilezik elde etsin. Bu süreç sonunda eğer istidadı varsa, o kişi kalfalık, ustalık seviyesine yükselir.

Örneğin, kuyumculuk mesleğinin birçok ince işi vardır. Altının bir hammadde olarak işlenmesi, bu değerli hammaddeye nasıl yaklaşılacağı, nasıl korunacağı, hangi ısılarda işlem yapılacağı gibi teknik aşamalar olduğu gibi, altına şekil verme gibi sanat ve tasarım gerektiren aşamaları da vardır. Hiç bir kimse, kuyumculuk işine girdiği ilk 10 gün içinde ustalık makamına çıkamaz! Çünkü bu durum işin doğasına aykırıdır!

Peki, diyelim ki, bir kişi, hiçbir kuyumcunun yanında çalışmadan, çıraklık bile etmeden bir kuyumcu dükkânı açtığını düşünelim. Üstelik bu kuyumcu dükkânı, tam bir marka bilinci ile logosu, amblemi, ambalajları, vitrin düzenlemeleri son derece klas ve birinci sınıf olsun. Bir sürü şubeler açmış olsun. Yerli altın pazarında kısa zamanda sözü geçen bir kişi olsun. Hatta uluslararası altın borsasında mühim bir aktör haline geldiğini görelim...

Ne kadar aykırı bir durum değil mi? Ya, perde gerisinden ona destek veren çok güçlü bir altın sarrafı ustalar grubu, bir pazarlama ekibi, bir araştırma-geliştirme, bir pazar manipülatörü, bir halkla ilişkiler, bir borsa uzmanı kısaca büyük bir ekip olmalıdır. Biz baktığımızda, patron masasında oturan kişiyi görürüz, fakat duvarın arkasında büyük bir ekip patron gibi çalışmaktadır. Ancak böyle mümkün olabilir.

Şimdi şu soruyu sormak icap ediyor. Hiçbir şekilde formel eğitim almayan Fetullah’ın 160 ülkede okul sahibi olması ve üstelik bu okulların bulundukları ülkenin iyi eğitim veren kurumları olarak işe başlaması nasıl olur?

Bu konu üzerine ciddi hiçbir çalışma ne yazık ki henüz yapılmamıştır. Bu okulların belli bir süreç içinde, aşama aşama iyi eğitim veren okullar haline gelmediği, işe en başından itibaren iyi eğitim veren okullar olarak başlamış oldukları bir gerçektir.

Sadece eğitim konusunda değil, örneğin meydana getirdikleri gazete, dergi, radyo ve televizyon da belirli bir standardın üzerinde çalışan kurumları görmek mümkündür. Mesela bir gazete, son 10 yılda üç defa uluslararası sayfa tasarımı ödülü aldı. Bu ödüller, dostlar alışverişte görsün kabilinden yalandan yere verilmiş ödüller değildir. Gerçekten de güzel sayfa tasarımları ve yarışmaya katılan diğer büyük gazetelerin güzel sayfaları arasından sıyrılarak, birincilik ödülü alabilmektedir. 

Bu gazetenin önceki dönemlerde gazetecilik ve habercilik açısından kayda değer özellikleri bulunmuyordu. Fakat adeta sihirli bir elin dokunması ile güzel tasarlanmış bir gazete, habercilikte uluslararası standartları tutturan bir dil ve sürekli ödüller olan haber-fotoğrafçıları ile büyük bir sıçrama görülmektedir. Siyonistlerin medyada ne kadar güçlü olduğu dünya çapındaki sahip oldukları medya kuruluşları ve gazetelerden anlaşılabilmektedir. Destek verdikleri çok açıktır.

Ayrıca bu sıçramayı yapan ekip, Türkiye'nin en yetenekli ve en tecrübeli ekibi de değildir. Gazetecilik alanında herkesin yeni gördüğü, daha önce bu işleri yapmamış insanlardan oluşan bir ekip bu başarıyı getirmişti. Halbuki bu tür bir sıçramayı bilinçli bir amaç ile yıllar yılı ilerleyen bir süreç içinde yapmak mümkündür. Tuğla tuğla örülerek, aşama aşama adım atılarak, iyileştirilerek yapılır. Bir anda olması yurt dışından özellikle de ABD kaynaklı ellerin bu işe el atmasından kaynaklandığını anlamak için çok zeki olmak gerekmiyor…

Fetullah’ın gizli ve dünya çapında büyük bir örgütün maşası olduğu son dönemde yapmış olduğu icraatlardan pekâlâ anlaşılabilir. Çünkü ABD ve Siyonist güçler; seçimle devrilemeyeceği ve halkın sevgisini kazanmış bir lideri yani Recep Tayyip Erdoğan’ı alt etmek için bu zavallıyı kullanmayı uygun gördüler. Şimdi 15 Temmuz 2016 darbesinde başarısız olduğu için aynı Abdullah Öcalan gibi paketleyip verirlerse şaşmamak gerekir. Zaten Apo’yu verdik Gülen’i aldık diyen Amerikan derin güçleri, yakında idam fermanını imzalamaktan geri durmaz. Ya Fetullah’ı hurdaya çevirip yada ağır hasta haline getirip Türkiye’ye teslim edeceklerini düşünüyorum. Zira onlar için bu zavallı, sadece bir maşadır Kullanım süresi dolunca da hemen hurda raporunu imzalayıp devreden çıkarırlar…

Son sözüm Allah, kimseyi F. Gülen gibi şaşırtmasın, şaşırtırsa süründürmesin, süründürürse çektirmesin, çektirirse rezil etmesin, rezil ederse perişan etmesin, perişan ederse sersem, âvâre etmesin…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert