Tuğba IŞIK İğneyi De Fetöye Çuvaldızı Da Fetöye…
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
İğneyi De Fetöye Çuvaldızı Da Fetöye…
Tuğba IŞIK

İğneyi De Fetöye Çuvaldızı Da Fetöye…

Bu başlıktan kimse vatan haini satılmış bir kuklayı eleştirmeyin, manasını çıkarmasın. Bilakis, kuklanın sahibi olan bir takım sistemlerin bizim içimize bu dereceye kadar sızmasında bizim suçumuz nerede? Yanlış ve hata bize oynanan oyunlar da değil, oyun oynanmasına müsaade eden bizde

Kapitalist dünya var oldukça, emperyalist kafatasına sahip Batı tehlike olarak gördüğü, sömürmeye niyet ettiği ülkeleri tek tek yeme huyundan vazgeçmedi, geçmeyecek.

Madalyonu birde ters çevirip ben bize bakalım derim.

Yarım porsiyon olduk her şeyimizle.

Yarım porsiyon inanan, yarım porsiyon milliyetçi, yarım porsiyon Liberalistiz. Kabul edelim bunu. Bir hastalığın tanısını koymazsak, farkındalığımız eksik kalacağından tedavisine çözüm arayamayız.

Dedim ya yarım porsiyon olduk. Yarım porsiyonlaştırıldık. Okumaktan, soru sormaktan, sorgulamaktan uzak, körü körüne bir fikrin peşinden giden, gittiği fikri bile adam akıllı bilmeyen, yarım porsiyon bilen, yarım porsiyon inanan olduk.

Hadi biraz daha itiraf edelim mi? Fetö adlı vatan haini ülkesini sattı. Ama atladığımız bir şey var Fetöyle birlikte binlerce insan da vatanını sattı. Ve biz o insanlarla aynı toplumuz. O insanlar bu toplumdan çıktı. Kimisi bir yakınımız, kimi arkadaşımız, kimi tanıdığımız, kimi dostumuz vs. vs. Ama bir gerçek var o kadar büyük bir kitle vatan haini olarak etiketlendi etiketlenmesine ama biz onlarla aynı toplumu oluşturduk. Onlar bu toplumun bir parçası.

Biraz daha derine gidelim mi? Daha öğrenciyken bize çaktırmadan kopya çekersek zeki ve çok fena olduğumuz algısı aşılandı. Sandık ki çaktırmadan bilgi çalabilirsek becerikli, bunu yapamayıp yüzüne gözüne bulaştıranlar saf, salak olarak algılandı. Kendi hakkıyla alınacak düşük notun kıymetinin, haksız alınacak yüksek puanlardan değerli olduğu algısını çocuklarımıza vermedik.

Anne, babalar… Her şeyini çocuğuna feda eden kıymetli insanlar. Sorarım size kaç aile tanıyorsunuz, ya da siz hangisindensiniz? Size bir teklifte bulunsam ortalama bir zekâsı olan, asla hak etmediği halde bu çocuğuna soruları vereceğim, Fen Lisesin, bilmem ne üniversitesine gidecek desem kaçınız bu teklife hayır der? Hayır diyecek kaç insan tanıyorsunuz? Ben de dahil hadi bir soralım kendimize. Hak etmediğimiz güzel bir yer bize teklif edilince kaçımız idealist kalabildi bozulmuş yarım porsiyon bu toplumda.

Kandırmayı, aldatmayı, öyle gibi gözükmeyi öğrendik ta çocukluktan. Güçlüden korkan, güçlü görünce saygı duyan, konuşamayan, konuşsa da yalnız yalakalık yapan yarım porsiyon dürüst olduk.

Kapitalist dünya içinde parayı cebine fazla koyabilen erkek, ilk il olarak evde ona emek vermiş eşini sattı. Adına bişey buldu koyacağı. İyi ya vicdanını ve toplum içindeki yerini rahatlatmalıydı.

Zengin bir adam görünce kişiliğini, benliğini unutan, kuyruğunu en hasından sallayan, lüks araca, eve, hatta daha fenası bir yemeğe duygularını kiraya veren kadınlar ürettik. Hem de bunu öyle yaptık ki muhatabımızın evli ya da bekâr olması çok da mühim bir ayrıntı değildi. Gerekçemiz belliydi içimizde. Onunla mutlu değil. Beraber olduğumuz adamın ailesini, çocuklarını kandırdık.

Kız çocukları bunu yapmaz, kız çocukları şu olur diye tabular koyup, kibarca kız çocuklarına kandırmayı, güzel oynayabilmeyi öğrettik. Egon önde, en önde olsun dedik yeni nesile ve toplumdaki insanlara. Bunu öğrettik sistemimizle. Kurnazlık, şeytanlık akıllılık olarak algılandı.

Gündelik hayatta, vatan, millet, ülkü dedik, Atatürk dedik, vergi kaçırdık. Kazandığımızı hak edip etmediğimize bakmadık. Masa başında, ben gibi kalemle devlet kurtardık, icraata gelince sıfır aldık. Sınıfta kaldık.

Ülkesini milletini adam gibi seven idealist bir insan akşam mesai bitimi olan 5 ‘i beklemek yerine bir saat fazla çalışandır. O fazla iş yapanı bir şeye gebe diye düşündük. Ya da saflık gördük bu dürüst hallerini.

Bizi Fetö sattı. Bizi ordu içinde binlerce insan sattı. Bizi akademisyenler sattı. Bizi gazeteciler sattı. Bizi yer yer farklı statülerde birileri sattı. Hadi hep birlikte küfür edelim de acaba biz kimleri sattık?

Hiç düşündünüz mü? Nelerimizden taviz verdik. Kimleri bizler nasıl kandırdık ki kandırmak ve oynamayı bu kadar içselleştirmiş bir toplum olduk.

Yaşanan bu olayı tabi ki cesaretle tabi ki vatana sonuna kadar sahip bir duruşla atlatacağız inşallah ve fakat bu olayın suyun üstündeki yanı o suyun altından geçen, derinlerde var olan kirli, pisleşmiş karakterler bunları yıkayamazsak bu sorun tekrar tekrar devam edecek. Adı bugün FETÖ olan bozgunsu içimizdeki sızıntıyı, zaaflarımızı, kültürel yozlaşmalarımızı kullanacak sadece adı farklı olacak.

Önce kendimizden başlayıp bugün itibariyle, daha dürüst en azından yapmak zorundaysak daha az kandıran, daha açık ve şeffaf olmaya çalışan bir toplum olursak, biz birilerine bizi bozamazsınız ve zaafımız yok demiş olacağız.

İşte bunu yapmak eminim ki her çeşit savaştan daha zordur.

Kişinin en büyük savaşı kendisiyle olandır. En büyük galibiyeti ise kötü olan bir alışkanlığın farkına varıp ondan vazgeçebilmesidir.

Ayağı taşa takılınca dönüp kendini sorgulayan bir toplum olmamız dileğiyle, bu cennet vatanda özgür ölebilmek duasıyla…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert