Advert
Küresel Kapitalizmin Hedefi Türkiye
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Küresel Kapitalizmin Hedefi Türkiye
14.08.2018 09:18:08

 

Küresel Kapitalizmin Hedefi Türkiye

​Son günlerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a karşı ve onun şahsında aslında Türkiye’ye karşı uzun zamandan beri sessizce sürdürülen ekonomik savaşın büyük bir gürültü ve güç gösterisiyle yapıldığına şahit oluyoruz.

Aslında yapılanlar küresel kapitalizmin klasik uygulamalarından başka bir şey değil. Demokrasi getirmek(!) vaadiyle topraklarımıza asker gönder(e)meyince, ülkemizdeki terör onun desteğine rağmen başarısız olmaya başlayınca ve alçak piyonlar 15 Temmuz darbe teşebbüsünde başarısız olunca, uygulamaya konan strateji; ekonomik savaş oluyor.

Yakın geçmişte Rusya’ya yapılan da buydu, İran’a yapılmak istenen de bu. Küresel kapitalizm bu oyunu nasıl oynuyor?

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu ekonomik savaş, askeri savaşlar gibi bugünden yarına yapılmaz. Askeri savaşların, çarpışma öncesi, stratejik-taktik, istihbarat ve lojistik faaliyetleri gibi ekonomik savaşın da savaş öncesi plan ve hazırlıkları var. Bu plan ve hazırlıkları okumadan ve öğrenmeden bu ekonomik savaşı anlamak mümkün değildir. Bu plan 2002 öncesinde hazırlanmış bir plandır ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı (!) ile tamamlanmış ve tezgâha konmuştur.

SÖZDE SERBESTLEŞME

Bu ekonomik savaş öncelikle finansal serbestleşme ve merkez bankalarının tam bağımsızlığı(!) adıyla başlar. Finansal serbestleşme rahat para girişini sağlarken kendi ülkesine karşı tam bağımsız ama Dünya Bankası ve IMF’ye tam bağımlı Merkez bankaları da bu finansal girişin garantörü rolünü üstlenir. Finansal serbestleşme, sıcak paranın ülkeye girmesi demektir. Bu adım cepheye asker yığmaya ya da karşı cephede bir delik açmaya benzer. Bundan sonrası daha kolaydır.

Sıcak para, kutup ayılarına keskin bir bıçak üstünde et ikram etmeye, develere harese (hırs otu) yedirmeye benzer. Sıcak para yalnız gelmez, beraberinde sosyal medya üzerinden tüketim toplumu yapılma faaliyetini getirir. Bunun nişanesi aldatıcı büyüme rakamları ve devasa boyutlara ulaşan tüketim kredileridir. Bu eylem, ihtiyaçların manipülasyonu ve borçlandırma ile kolaylaştırılır. Tüketim kredilerinin artması, küresel yatırımcının vazgeçilmesi olan “maksimum kar” işinin zamanının geldiğini gösterir.

“ÜÇLÜ AÇMAZ”

Tam bu noktada, ülke daha sonra yaşayacağı ekonomik savaşı öngörür ve tedbir almaya kalkarsa önüne “üçlü açmaz” kısır döngüsü konur. Üçlü açmaz; Sermaye girişi yavaşlayan ülkenin, aynı anda hem sabit döviz kuruna hem bağımsız para politikasına hem de serbest sermaye hareketlerine sahip olmak istemesi durumudur. Üçlü açmaz, küresel emperyalizmin ekonomik savaş öncesi uyguladığı hain bir plandır. Küresel kapitalizm, bunu sermaye girişini yavaşlatarak uygulamaya sokar. Yani üçlü açmaz, çarenin değil çaresizliğin somut halidir. Ekonomik savaş için işaret fişeği atılmış, boru ötmüştür. Akbabalar’a “havalan ve saldırıya hazır ol” talimatı uçurulur. Bu durumda önünüze ya yüksek faiz ya da paranızın büyük oranda değer kaybı seçenekleri sunulur. Aslında bu seçenekler beyaz bayrağı kaldırın demektir. İşte Türkiye’ye yapılan ve yapılmak istenen budur.

“CELLÂDIMA GÜLÜMSERKEN”

Peki, Türkiye için bundan kurtuluş yolu yok mudur? Elbette vardır ve olacaktır. Burada hesaba katılmayan bir kötü ve bir iyi durum vardır.

Kötü durum şudur; benzer oyun Güney Kore’ye uygulandığında ulusal firmalar sonuna kadar dik durmuşlar ve milli bir duruştan asla vazgeçmemişlerdir. Bu küresel kapitalizmin işini çok zorlaştırmıştır. Türkiye’de maalesef bu olmamış hatta bunun tam tersi olmuştur. Bunu görmek için, (bu oyunu kolaylaştırmak ve hatta çabuklaştırmak için) ulusal firmaların son beş yıl içinde nerelere yatırım yaptıklarına ve sermayelerini hangi para cinsinden nereye götürdüklerine bakmak yeterlidir. Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, mevcut hâzirun karşısındaki son derece nazik ve inceliklere sahip son konuşması, İsmet Özel’in bir şiirinin ve kitabının başlığı gibidir: “Celladıma Gülümserken.” Albayrak bu oyunu en iyi görenlerdendir ve gereğini yapacaktır. Ulusal firmaların bu hali, bizim için bu savaşın en kötü yanıdır.

KÜRESEL EKONOMİK SAVAŞ

Bu savaşın iyi ve hesaba katılmayan yanı ise Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanımız ferasetiyle ve milli duruşuyla bu ekonomik savaşa karşı mağlup olmayacağımızın, boyun eğmeyeceğimizin tek güvencesidir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Küresel kapitalizmin hesaba kat(a)madığı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın varlığı ve milletimizin başında olmasıdır. Erdoğan, ekonomik savaşın aslında bağımsızlığımızın yok edilmesi için emperyal bir savaş olduğunu, 15 Temmuz’la başarılamayanın bu şekilde başarılmak istendiğini ve çarenin millete güvenmek olduğunu bilmektedir. Bu küresel ekonomik savaşa karşı hamleleri gelecektir. Geçmişte milletimize güvenmeyip küresel emperyalizmin yıkılmazlığını ve yenilmezliğini savunanlar, çareyi ciğeri kediye teslim etmek anlamında küresel emperyalizmin bekçisi Kemal Dervişlerde aramışlar ve kaybetmişlerdi.

KAZANAN TÜRKİYE OLACAK

Bu savaşı Türkiye kazanacaktır. Bu savaşı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan kazanacaktır. Bu savaşın galibi Türkiye olacaktır. Bu savaşın mağlubu ise küresel kapitalizm ve “Şahsi menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhid edenler” olacaktır.

“Karayel bir kıvılcım” biliyoruz ama hiç kimse ocağımızı simsiyah yapamayacaktır. Güçlü Türkiye küresel emperyalizme boyun eğmeyecektir.

Doç. Dr. Mustafa Hatipler / Diriliş Postası

ekonomik savaş Küresel kapitalizm Türkiye
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert