Makarna!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Makarna!
22.04.2019 12:01:14

 

Makarna!

(Umarım bu yazıyı partilere ya da benzeri oluşumlara, yardım örgütlerine, insanlara makarna üzerinden ezber lafları roket gibi savuranlar okur.)

Dünya Makarna Günü her yıl 25 Ekim tarihinde farklı ülkelerde, öğrenci evlerinde, fakirhanelerde ve bilumum yardım paketlerinin açıldığı hanelerde kutlanır.

Hatta, öğrenci evleri, fakirhaneler ve yardım alanların meskenlerinde yılın birçok günü kutlanır. Sene ya 97 ya da 98 idi.

Sirkeci Garı'nın önünden geçerken Uğur Veli ve Muhammed garın demir parmaklıklarına aslı olan Dünya Makarna Günü Kutlu Olsun yazılı afişi bir güzel sökmüş, rulo yapıp vapura binmiş, Sultantepedeki Uğur Veli, Zübeyir ve diğer arkadaşların kaldığı öğrenci evine varmıştık. Sanırım beş altı paket makarnayı birleştirip günün anlam ve önemine binaen konuşmalar yaptığımız masaya servis ettik. Masanın ardına bir de bayrağımızı açtık. O zaman konuşmalar daha ciddi olur, dedik. Hatta kayıtlar da var ama burada yayınlamam. Bol salçalı öğrenci işi makarnayı afiyetle yedikten sonra masayı çekip halay çektik sloganlar eşliğinde: Bir güneş doğuyor...

Ötüken yolu yokuştur... İşçiler kardeş patronlar kalleş...Yök'e Hayır!... Valla çok dokunaklı ve de güzeldi.

Ya hu, makarnacıydık işte; tutup da iki ay sonra o eve polis baskını yapmanın manası neydi Allah aşkına! Ha, bir iki iftara insanın kalbine konuşan bir kaç büyüğümüzü davet etmiştik; sağ olsunlar vip iftarlar yerine Muhammed'in yaptığı güllacı yemek için bizim makarnalı iftarımıza gelmişlerdi.. Bir de kimlerden olduğu belirsiz bir delikanlı takılmaya başlamıştı bize. El Hamra'yı açtığımız zamanlardı... Eve bir hafta pusu atmış siviller, sonradan temizlik yaparken epey bira şişesi atmıştık...

Yıllar sonra evlenip barklandık. O zamanlar Ahmet Nurullah Güler yaşıyordu. Allah razı olsun; yaşatıyordu da. Konya'dan Selva Makarna sponsorluğuyla hanımlarımızın maharetiyle çeşit çeşit makarna yapıldı. Gelemeyenlere telefon edip çatlattık. Çocuklar fena mutluydu. Bizler ise biraz iş yorgunu, hayat yorgunu...

Hanımlar sağ olsunlar; İtalyan aşçıların papuçlarını dama atmışlardı ama bizim ağız tadımız bozuktu işte.

Bekar zamanların salçalı makarnalarındaydı gözümüz. Bu arada, Ahmet Nurullah genç yaşında vefat etti.

Makarna yerken hep bir hüzün. Hele ki Selva makarna göreyim, aç da olsam yiyemiyorum.

İlk hikayem bir üniversite dergisinde yayınlandığında Lise 2. sınıfa gidiyordum. Dünyalar benim olmuştu. Kırşehir'den bir çocuk tutmuş İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki bir dergide şiirini yayınlatmıştı. Aradan 29 yıl geçti. O gün bugündür kurşun kalemi, dolma kalemi ve en çokta yazı yazan ne varsa seviyorum. Fakirliğin kurşun kalemle, kurşun kalemin kanaat etmekle alakası olduğunu biliyorum. Hatta kurşun kalemin makarna ve menemen ile kardeş olduğuna inanıyorum. Dolma kalem her ne kadar burjuva gibi görünse de benim için aksakallıdır. Zira iktisatlıdır. Sözü yormaz, az ve öz yazmak için vardır. Vurucu cümlelerin şahıdır.

Knut Hamsun Açlık adlı romanında kahramanı olan yazarın aç kaldığında iyice küçülen kurşun kalemini satmak için eskiciye gidişini anlattığı bölümü ne zaman hatırlasam mideme bir sancı girer. Hikayeler yazdığı, tek güvencesi olan küçücük kalem onun hayatıdır; eskici için ise beş para etmez bir artıktır.

Mesela makarna da öyledir; makarnadan başka her moku yiyenler için makarna fakir yiyeceğidir, tuzaktır, oy toplama aracıdır; oysa makarnanın özü buğdaydır. Ekmeğin özü olan buğday makarnanın da özüdür. makarna nimettir. Makarnayı veren de alan da azizdir; ister açıktan versin ister göstermeden versin; makarnaya ihtiyacı olan için bunun o kadar önemi yoktur. Açlığı tatmin edemezsek ölürüz; utanç ise bizi her zaman güzelleştirir.

Kazancakis, 2. Dünya Savaşı sonrası Berline gider. Berlin sokaklarında gezerken bir kadın görür harabeler arasında yarı çıplak yatmakta ve dilenmektedir. Kadına: Utanmıyor musun? der, çıplaklığına bakıp.

Kadın Kazancakis'in şık giyimine, semiz halene bakar ve: Sen utanmıyor musun bu halinle, der. Tokların "makarnacılar" ve "makarna partilerine" karşı geliştirdikleri dil hiç bir zaman ahlaki olmayıp konformisttir. Yani aslında benim böyle kelimelere ihtiyacım yok. Züppeliktir. Hazırcılıktır. Açlığı bilmeyip internet önünde tost geveleyerek makarna alanı ve vereni aşağılaması insan olamamasından, insan taklidi dahi yapamamasındandır.

Size üç film hediye edeyim. İnanın vaktiniz boşa gitmeyecek.

Umudunu Yitirme,

Biutiful ve

I Daniel Black.

Her üç film de Avrupa'nın farklı ülkeleri ve Amerika'da sokakta kalmış ya da sosyal yardım alan insanlarla ilgili kareler barındırıyor. Bir tek bize barındığımız yerde rahatlık batıyor! Tanzim'e laf sokarken, makarnaya, kömüre laf atarken bile yarı tanrılar gibi dolaşıyoruz sokaklarda. Hiç insanlığımızdan utanmıyoruz. O yardımları alanlarla bir kere empati kurmuyoruz. Zira, tok, açın halinden anlamaz. Bunu Dar-üs selam Yetimhanesi'nde, Mezar-ı Şerif'in Fakirabad mahallesinde, küçücük kızlarını açlıktan ölmesin diye kuma olarak veren Ceyhun kenarındaki adamların yüzlerinde gördüm.

Ayıbımı örtsün diye bir elbise verenlere oy veren insan size göre onurunu vermiş olabilir; hayır! Malını kaybeden bulur; onurunu kaybeden zor da olsa kazanır ama cesaretini kaybeden bir hiçtir. Ha, hiç yoktan iyidir, diyebilirsiniz. Öyle ya lafla çalışır insan. Devam edin... Makarna, fakirin yaşama cesaretidir.

Ve bilmezsiniz ki bir paket makarna bin ayıp örter. Verenden de alandan da Allah razı olsun.

Gizli veya açık makarna vermekten korkmayın. Ekmeğimize kan doğrayanlara inat, hayatı kendisinden ve kendi gibi düşünenden başkasına zul görenlere inat bir paket makarnanız varsa bölüşün. Bırakın ideolojisi ergenlikten çıkamayanlar, ağzının tadı gevurun yağlı ketesine kurban gidenler nimete kurban olsunlar.

Allahın Garibi, Aisisili Françesko Fakirlik için kardeşim, derdi.

Hz Ömer'in öldüğünü ise fukaralar akşamları evlerinin önüne un çuvalı gelmediğinde anlamışlar. Bildiğim kadarıyla Hz Ömer'in omzunda çuval taşımaktan yara olmuş... Ne güzel yaradır o!

Sahi sizin hiç fakir bir dostunuz oldu mu?

Ya da fakirlere dost bir ahbabınız olmadı mı hiç?

Ömür vefa ederse, sıradaki yazı, Kara yazı: Kömür Karası

Zeki Bulduk

Dünya Makarna Günü Zeki Bulduk
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER