Mesnevi’den Seçmeler
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Mesnevi’den Seçmeler
18.01.2019 08:47:04

 

Mesnevi’den Seçmeler

​Üç Kuruş

 Bir adam hastalandı. Ne yaptıysa iyileşmedi. Sonunda iyileşme umuduyla hekime (doktor) gitti. Hekim, adamı muayene etti. Ne var ki iyileşmesi pek de mümkün görünmüyordu. Adama şöyle dedi:

-Gönlün ne dilerse yap ki bedenindeki bu dert gitsin. Aklına ne gelirse yap. Sabır, sana eziyet vermesin. Zira sabır ve perhiz, bu hastalığı daha da artırır. İçinden ne gelirse onu yap.

Bu sözler hasta adamın hoşuna gitmişti. Demek gönlü ne dilerse yapacaktı. Adam, bu düşüncelerle hekimin yanından ayrıldı. Biraz ferahlamak amacıyla ırmak kıyısında gezinmek istiyordu. O, ırmak kenarına inerken, suyun kenarında bilge bir Allah dostu oturmuş, elini yüzünü yıkıyordu.

Hasta adam, o saf ve iyi niyetli Allah dostunu orada sırtı dönük vaziyette görünce, içinden ensesine şamar atmak geldi. Elini kaldırdı; tam vuracağı sırada vazgeçti. Ne var ki hekimin; “İçinden geleni yapmazsan sana dert olur.” sözlerini hatırlayınca silleyi “Şırrrak!” diye bilge Allah dostunun ensesine indirdi. O bilge Allah dostu, can havliyle;

- Hey kendini bilmez kaltaban! diye bağırdı.

O öfkeyle hasta adama iki üç yumruk atıp saçını başını yolmayı düşündü; ama sonra vazgeçti. İşin sonunu düşündüğü için bundan vazgeçmişti. Kendi kendine şöyle düşündü:

“Adam zaten iyi görünmüyor. Kim bilir bir yumruk vursam ne hâle gelecek? Belki de ölür! Padişah da benim canıma kasteder. Neredeyse ölmek üzere olan bu adam için kılıç altına girmek hiç de akıl kârı olmaz.”

Bununla birlikte adamı cezasız bırakmaya da niyeti yoktu. Adamın pantolonuna yapıştı. Çeke çeke adamı, kadının yanına götürdü ve kadıya şöyle dedi:

- Bu adamı ister eşeğe bindirip ibret olsun diye halka gösterirsin; ister döverek cezalandırırsın. Artık hangisini uygun görürsen onu yap. Senin verdiğin cezadan ölse bile, hesap soran olmaz.

Kadı ise adama şöyle cevap verdi:

Ben, diriler için hüküm veririm; mezarlıkta yatan ölüler için değil. Bu adam, zaten ölü gibi. Bunu eşeğe değil tabuta bindirmek daha uygun. Sen de onu lâyık olduğu yerden başka bir yere koyup zayi etme.

Bunun üzerine Allah dostu, kadıya;

- Peki ama hiçbir suçum ve günahım yokken bana vurmasını uygun mu görüyorsun? Yani bana yaptığı yanına kâr mı kalacak? diye sordu.

Kadı, baktı ki adam öyle pek kolay ikna olacak gibi değil. Çaresiz hasta adama döndü ve;

- Az çok paran var mı? diye sordu.

Hasta adam, kadının bu sorusuna;

- Dünyada yalnız altı kuruşum var, diye cevap verdi.

Bunun üzerine kadı, bir süre düşündü, taşındı. Sonra da şöyle bir hüküm verdi:

- O halde üç kuruşu sana kalsın. Sen harcarsın. Diğer üç kuruşu da bu Allah dostuna verirsin. O da pek fakir görünüyor. Bu parayla kendine ekmek katık alır.

Allah dostu olan bilge adam, bu karara itiraz ettiyse de kadıyı ikna edemedi. Bu arada hasta adamın gözü kadının ensesine takılmıştı. Kadının ensesi, Allah dostu olan adamın ensesinden daha güzeldi.

Kendi kendine; Nasılsa vurduğum sillenin cezası pek ucuz.” deyip kadının yanına yaklaştı. Kulağına bir şey diyecekmiş gibi yapıp kadının ensesine kuvvetli bir sille indirdi. Sonra da alaylı bir şekilde kadıya şöyle dedi:

- Altı kuruşu ikiniz bölüşürsünüz artık.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER