Mesnevi’den Seçmeler
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Mesnevi’den Seçmeler
29.03.2019 09:40:52

 

Mesnevi’den Seçmeler

Üç Kardeş

Bir padişahın üç oğlu vardı. Üçü de anlayışlı, edepli ve görgülüydü. Her biri, diğerinden daha cömert; yiğitlikte, savaş eri olmada diğerlerinden üstündü.

Bu üç kardeş, bir gün babalarının ülkesinde seyahate çıkmaya karar verdiler. Divan ve geçim işlerini düzene koymak üzere şehirleri, kaleleri gezip dolaşacaklardı.

Padişahın elini öpüp vedalaştılar. Padişah, oğulları ayrılmadan önce onlara şöyle nasihat etti:

- Gönlünüz nereye isterse oraya gidin. Allah’a emanet olun. Yalnız sakın “Hûşrübâ” (Akılkapan) derler bir kale vardır, orada nice erlerin kaftanı bedenine dar gelir, sakın oraya gitmeyin. Allah aşkına “Zatussuver” (Resimli) denen kaleye varmayın. Oradan uzak olun, tehlikeden çekinin.

Babaları bu sözleri söylemeseydi, o kaleden uzak durun demeseydi; o kaleye gitmek akıllarına bile gelmeyecekti. Çünkü orası, tanınmış ve bilinen bir kale değildi.

O kale, pek ıssız bir yerdeydi. Başka kalelerden, yollardan uzaktaydı. Ne var ki babaları; “Gitmeyin.” deyince, bu sözden hevese ve hayale düştüler. Kendi kendilerine;

- Oranın sırrını mutlaka öğrenmek gerekir, dediler.

Babalarına ise;

- Peki! Emrinden dışarı çıkmayız, dediler.

Ne var ki yine de o kaleye gitmek üzere yola koyuldular.

O Zatussuver kalesinin denize beş kapısı, karaya da beş kapısı vardı. Nihayet kaleye vardılar. Kalenin duvarlarında binlerce resim ve nakış vardı.

Bu resimlere bakarken gözleri bir resme takıldı. Bundan daha güzel kız görmüşlerdi; ama bu resmi görünce, sanki derin bir denize daldılar.

Bu resmin kime ait olduğunu bulmak için bir hayli arayıp sordular. Bir gün yolda bir ihtiyara rastladılar. İhtiyar, bu üç kardeşe şöyle dedi:

- Bu, Çin padişahının kızının resmidir. O, anne karnındaki bebek gibi gizlidir. Sarayında perdeler ardındadır. Yanına ne erkek çıkabilir ne kadın. Padişah, onu pek kıskanır. Bulunduğu yerin damının üstünde kuş bile uçamaz. Eyvah böyle bir sevdaya düşen gönle!

Bu sözler üzerine şehzadeler, birbirlerine baktılar. Üçünün de düşüncesi birdi. Her biri de, aynı sevdaya düşmüştü. Üçü de kızın resmini görüp âşık olmuşlardı.

Çaresiz Çin padişahına gidip kızını istediler. Çin padişahı, adamlarına şöyle emretti:

- Gidin, bunlara kesik başlarla dolu hendeği gösterin. Kim, kızımı isteyip de ona ait bir nişane, bir alamet gösteremediyse sonu ne oldu görsünler.

Adamlar, hendeği bu üç şehzadeye gösterdiler. Hendek, kesik adam başlarıyla doluydu. Büyük şehzade;

- Ben kızdan bir nişane getiririm, dedi.

Ne var ki büyük kardeş, kızdan bir nişane getirmeyi başaramadı. Bunun üzerine Çin padişahı, bu şehzadenin başını kestirdi. Ortanca şehzadenin akıbeti de aynı oldu.

Sonra küçük şehzade de padişahın huzuruna geldi. Padişah;

- Başkalarından ibret almıyorsun; bari ağabeylerinden ibret al da sabret, dedi; ama şehzade;

- Aşkla sabrın bir araya gelmesine imkan yoktur, dedi.

Sonra da nişane şartını kabul ederek kızı istedi. Bu sırada orada bulunan kızın dadısı, küçük şehzadenin aşkının ne denli büyük olduğunu anladı. Ona şöyle söyledi:

- Bir altın öküz yaptır. Onun içine gir. Bir yolunu bulup seni köşke sokarım. Her gece halk uykuya dalar; ama âşıkların uykusu olmaz.

Küçük şehzade, kızın dadısının söylediklerini aynen yaptı. Bir öküz yaptırdı. Öküz, süs olarak saraya götürüldü.

Böylece şehzade, gece olunca öküzün içinden çıkar, kızın odasına giderdi. Orada kızın saçlarını okşar, onları örer; sonra da örgülerini açardı. Kızın başucundaki mumlarla şerbetlerin yerlerini değiştirirdi.

Sabah olunca kız, ortalıktaki karışıklığı görür; fakat bunun sebebini bir türlü anlayamazdı. Nihayet bir gece şehzade, kızın kol bağını aldı. Padişahın huzuruna çıkıp;

- Nişane getirdim, dedi.

Padişah;

- Nişane nerede? diye sordu.

Şehzade, padişaha şöyle cevap verdi:

- Padişahım! Nişaneyi ancak sizinle ve vezirinizle yalnız kalırsak gösterebilirim.

Padişah, bu şartı kabul etti. Nihayet üçü yalnız kalınca; şehzade, kızın kol bağını gösterdi. Böylece en küçük şehzade, akıllıca davranarak Çin padişahının kızıyla evlenmeyi başardı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER